Acil Durumda Çocuğunuza Yardım Etmek için Önce Kendi Maskenizi Takın

UNICEF ve paydaşları, psikososyal desteğe öncelik vererek her oturumda depremzedelerin ümitlerini tazelemelerine ve hayatlarının yeniden istikrara kavuşmalarına yardım ediyor.

UNICEF
Anneler oturuma katılıyor.
UNICEF/İşçi
23 Eylül 2024

Uçaklarda, acil bir durumda diğer insanlara, özellikle de çocuklarımıza yardım etmeden önce oksijen maskesini kendimize takmamız gerektiği bize söylenir. Bu kural benmerkezci bir yaklaşım gibi görünse de aslında hayat kurtarıcıdır. Bu yöntem, UNICEF tarafından desteklenen ve TARDE (Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği) tarafından uygulanan özelleşmiş zihin sağlığı ve psikososyal destek etkinliklerinde de yararlanıcılarla paylaşılan bir metod.

2023’ün Şubat ayında yaşanan depremler, Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. Depremden etkilenen kadınlar, erkekler, aileler, çocuklar, yaşlılar ve gençler ciddi bir travma yaşadı. Her ne kadar bu süreçte çeşitli destekler sağlanmış olsa da, iyileşme yolculuğu herkesin kendi başına tamamlaması gereken bir süreçti.

İki çocuk annesi Şükran oturuma katılıyor.
UNICEF/İşçi
İki çocuk annesi Şükran diğer annelerle birlikte oturuma katılıyor.
UNICEF/İşçi

İki çocuk annesi Şükran, TARDE tarafından UNICEF’in desteğiyle İskenderun’da düzenlenen özelleşmiş zihin sağlığı ve psikososyal destek oturumunda kendi iyileşme sürecindeki deneyimlerini bizlerle paylaştı. 

“Depremden önce panik atağın ne olduğunu bilmezdim. Panik atak sırasında kalp krizi geçirdiğimi sandım. Depremde kız kardeşimi kaybettim ama onun yasını tutacak zamanım dahi olmadı. Bir anne olarak kendimi toplamak zorundaydım. Duygularımı ifade edemedim ve deneyimlerimi dile getiremedim. Hiçbir şey yapmak istemesem de kendimi yemek yapmak için zorladığım zamanlar oldu”.

Şükran, kednini ifade edebilme imkanı bulduğu bu psikolojik destek oturumlarını komşusundan duymuş ve oturumlarda nihayet kendi deneyimlerinden bahsedebilmiş. 

“Bu toplantılara katılmaya devam ettikçe kendimi tekrar eskisi gibi hissetmeye başladım. Çocuklarım ve kocam da bu depremden etkilendi ama ben depremde en yakınlarımı, kardeşimi kaybettim. Yine de sanki eski evimizdeymişiz gibi benden evin düzenini muhafaza etmem bekleniyordu. Duygularımı paylaşana kadar ne ben onlara neen onlar bana faydalı olabildi bu süreçte. Sonra onlara şöyle dedim; ‘Hepimiz aynı acıyı ve güçlükleri yaşadık. Bunu hep birlikte aşabilmemiz için bana yardım edin.’ Kendimi ifade ettiğimde onlar da aslında ne hissettiğimi daha iyi anladılar ve tutumlarını değiştirdiler. Daha önce onlardan hiç yardım istememiş olduğumu fark ettim.”

Anneler TARDE oturumuna katılıyorlar.
UNICEF/İşçi

Depremden en çok etkilenen yerlerden biri de İskenderun oldu. İskenderunlu depremzedelerin çoğu şu anda konteynerlerde yaşıyorlar. Bir yandan eski gündelik yaşamlarına benzer bir düzen sürdürmeye çabalarken diğer yandan kayıplarının yasını tutmaya ve travmalarını iyileştirmeye çalışıyorlar. 

Kısa bir süre önce kurulan sivil toplum kuruluşu TARDE, deprem bölgesinde UNICEF’in desteğiyle ailelere özelleşmiş zihin sağlığı ve psikososyal destek sağlıyor ve ailelerin yeni yaşamlarına ayak uydurmalarına yardım ediyor. Bu girişim, deprem bölgesinde şu ana kadar yaklaşık 46.000 kişiye ulaştı. 

İskenderun’daki konteyner kentine ziyaretimiz sırasında, kadınların verdikleri mücadelelerini paylaştığı ve yaşadıkları zorluklarla başa çıkmak için yeni stratejiler öğrendikleri bir oturuma katıldık. Bu kadınların çoğu, bir buçuk yıldan uzun bir süredir bu geçici yerleşim yerinde yaşıyor. Bir yandan kişisel kayıplarının üstesinden gelmeye çalışırken diğer yandan ailelerine bakma yükümlülüklerini yerine getirmeye çabalıyorlar. 

Katılımcılardan biri olan Güler, ilk başta yaşadığı sıkıntılardan ve  özelleşmiş zihin sağlığı ve psikososyal destek oturumlarının onu hayata tekrar nasıl bağladığından bahsediyor konuşma sırasında ve ekliyor: 

Katılımcılardan Güler anlatıyor.
UNICEF/İşçi

“Kendimi iyi hissetmediğim zamanlarda, çocuklarıma bile hayır demeyi öğrendim. Bu, psikolojimi korumama ve daha iyi bir anne olmama yardım etti.”  

Kadınlar, psikolojik destek oturumlarında, kendi ruh sağlıklarına nasıl öncelik vereceklerini öğreniyorlar. Bu benzetme, katılımcıları derinden etkilemiş. Zira katılımcılar oturum esnasında; hem depremzede hem de bakımveren kişiler olarak yükümlülükleri altında kendilerini çoğu zaman ezilmiş hissettiklerinden sıklıkla bahsediyorlar. 

Oturumda ele alınan önemli konulardan biri de depremin çocuklar üzerindeki psikolojik etkisi. Çok sayıda çocuk, depremden sonra travma belirtileri göstermeye başlamış. Bazıları içlerine kapanıp toplumsal hayattan uzaklaşırken bazıları da sıkıntılarını öfke ve hayal kırıklığıyla ifade ediyormuş. Normallik duygusunun eksikliği ve alan yetersizliği, bu sıkıntılarını daha da arttırarak çocukların okuldaki konsantrasyonlarını ve genel olarak psikolojilerini etkilemiş.   

Anneler bu oturumlar sırasında, bir yandan kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan çocuklarını desteklemek için başvurabilecekleri yeni stratejiler geliştirdme konusunda uzman desteği alabiliyorlar. Çocuklarıyla açık bir şekilde iletişim kurmayı, gerektiğinde onlara sınırlar koymayı ve ihtiyaç duyduklarında yardım istemeyi de öğreniyorlar. Bunların sonucunda, annelerin çoğu artık daha güçlü hissediyor ve gündelik hayatın zorluklarıyla daha iyi başa çıktıklarını düşünüyor. 

Anneler oturumda masada oturuyorlar.
UNICEF/İşçi

Güler, bu oturumların dönüştürücü gücünü şöyle anlatıyor: 

"Oturumlar, bana hayata devam etme gücü verdi. Perşembe günlerini iple çekiyorum çünkü içimdekileri paylaştıktan ve diğer insanları dinledikten sonra kendimi daha iyi hissedeceğimi biliyorum.”

Erkekler için de oturumlar düzenlense de kültürel normlar erkeklerin açıkça yardım istemesini zorlaştırıyor. Birçok erkek, desteğe ihtiyaç duyduğunu kabul etmeye çekiniyor ve erkeklerin her zaman güçlü durması gerektiği yönündeki toplumsal beklentiye uymaya çalışıyor. Buna rağmen, erkeklerin aile dinamiğindeki önemli rolü nedeniyle, erkeklerin de oturumlara katılımını teşvik etmeye yönelik çabalar devam ediyor.

Bu çalışmalar, kısa vadede bir rahatlama sağlamanın yanı sıra, katılımcılar arasında toplumsal birlik ve dayanışma duygusunu da güçlendiriyor. İskenderun’da karşılaştığımız kadınlar artık seslerinin duyulduğunu ve anlaşıldıklarını hissetmenin ve hemcinsleriyle kurdukları bu iletişimin dayanıklılıklarını daha da arttırdığını düşünüyor.   

Bir anne grubu oturumu dinliyor.
UNICEF/İşçi

Bu çalışmalar, kısa vadede bir rahatlama sağlamanın yanı sıra, katılımcılar arasında toplumsal birlik ve dayanışma duygusunu da güçlendiriyor. İskenderun’da karşılaştığımız kadınlar artık seslerinin duyulduğunu ve anlaşıldıklarını hissetmenin ve hemcinsleriyle kurdukları bu iletişimin dayanıklılıklarını daha da arttırdığını düşünüyor.   

Toparlanma ve iyileşme süreci devam ederken, ABD Hükümeti'nin finansal desteği ve UNICEF’in süregiden yardımları son derece önemli olmaya devam ediyor. UNICEF tarafından desteklenen bu faaliyetler, şu ana kadar kaydedilen ilerlemelerin sürdürülebilmesine büyük katkılar sağlamış Bununla birlikte, iyileşme yolculuğunun uzun bir süreç olduğu, ve çok sayıda ailenin, hayatlarını yeniden inşa edebilmek için halen yardıma ihtiyaç duyduğuda bir gerçek.

Bu yardım ve dayanışma hikayesi, afet sonrası toparlanma faaliyetleri kapsamında psikososyal desteğin önemine dikkat çekiyor. UNICEF ve paydaşları, psikososyal desteğe öncelik vererek her oturumda depremzedelerin ümitlerini tazelemelerine ve hayatlarının yeniden istikrara kavuşmalarına yardım ediyor.