Paylaşan ana-babalık (“sharenting”) hakkında bilmeniz gerekenler

Dijital çağda çocuğunuzun mahremiyetini ve gizliliğini korumak için uzman tavsiyeleri

UNICEF
Smiling emojis
AdobeStock/336913734
25 Haziran 2024

Dijital çağda ebeveyn olmak hiç de kolay değil. Sosyal medya, akıllı telefonlar ve diğer teknolojiler çocuğunuzdan hızlı bir şekilde gelişirken, tüm iyi niyetinize rağmen, bunları güvenli bir şekilde nasıl kullanacağınızı bilemeyebilirsiniz.   

Çok sayıda ebeveyn, çocuklarının fotoğraflarını paylaşıyor çünkü akrabalarını ve arkadaşlarını hayatlarının en neşeli günlerine dahil etmek istiyor. Bununla birlikte, çocuklarınızla ilgili içeriğin internette paylaşımından ya da diğer bir paylaşan ana-babalıktan (“sharenting”) doğabilecek risklerden haberdar olmanız gerekir.

Bu konuda uzman olan Stacey Steinberg ile görüştük ve ona, internette çocuğunuzun mahremiyetini nasıl koruyacağınızı, görüşlerine nasıl saygı göstereceğinizi ve çocuğunuza rıza ile ilgili önemli noktaları nasıl öğretebileceğinizi sorduk.

Paylaşan ana-babalık (Sharenting) nedir?

Stacey Steinberg, bu kelimeyi şöyle tanımlıyor: “Paylaşan ana-babalık (sharenting), ebeveynlerin, aile ortamı dışında çocukları hakkında paylaşımda bulunması olarak tanımlıyorum. Örneğin sosyal medyada bir fotoğraf paylaşmak, çocuk hakkında bir blog yazısı yazmak ve WhatsApp gibi mesajlaşma platformu üzerinden video göndermek buna örnek olabilir”.  

“Çocuklarımıza danışmadan onlar hakkında bir şeyler paylaştığımızda, onlara örnek olma ve rıza kavramını öğretme fırsatını kaçırıyoruz.”

Çocukları hakkında paylaşımda bulunmayı düşünen ailelerin dikkat etmeleri gereken şeyler nelerdir?

Çocuklar hakkında herhangi bir içeriği paylaşmadan önce göz önünde bulundurulması gereken iki önemli husus var.

İlk olarak, ebeveynler, bir paylaşımda bulunmadan önce, çocuklarının bu paylaşım nedeniyle karşı karşıya kalabileceği somut ve fiili zararı hesaba katmalıdır. Örneğin internette gördükleri içerik nedeniyle çocukla iletişim kurmaya ya da ona zarar vermeye çalışacak kötü niyetli yetişkinler olabilir. Bazı ülkelerde, paylaştığımız bilgileri kullanarak çocuklarla ilgili dijital dosyalar oluşturan ve bunları satan veri tüccarları olduğunu biliyoruz. Bu kişiler, paylaştığımız bilgiler doğrultusunda, çocuklarımızın gelecekte neler söyleyeceği ya da yapacağı veya ne gibi sağlık sorunları yaşayabileceği hakkında tahminlerde bulunuyor olabilirler.  

Sahte fotoğraflar da kaygı verici olabilir. Kötü niyetli kişilerin çocuğumuzun fotoğraflarıyla oynaması çocuğumuza zarar verebilir ya da kötü niyetli olmasa bile bir kişinin, çocuğumuzu olumsuz bir durumda gösterdiği bir paylaşımı internette yayılabilir. Neyse ki bu tür durumlar çok yaygın değil, fakat geleceğin neler getireceğini veya yapay zekâ gibi teknolojilerdeki ilerlemelerin neleri değiştireceğini henüz bilmiyoruz. 

Önemli olan ikinci husus ise, çocuklarımıza danışmaktır. Çocuklarımıza danışmadan onlar hakkında bir şeyler paylaştığımızda, onlara örnek olma, rıza kavramını öğretme ve mahremiyetlerine önem verdiğimizi gösterme fırsatını kaçırırız.

Çocuklarımız sosyal medya araçlarını kullanma yaşına geldiğinde, onların mahremiyetimize saygı göstereceğini ve istemediğimiz fotoğrafları paylaşmayacağını umuyoruz. Aynı zamanda onların, akranlarının mahremiyetine de saygı göstermelerini ve rızaları olmadan diğer çocukların ve yetişkinlerin fotoğraflarını paylaşmamalarını istiyoruz.

Çocuklar, ebeveyn paylaşımları hakkında ne hissediyorlar?

Kaç yaşında olursak olalım, hepimiz kendi irademizle hareket etmek isteriz. İster dört ya da beş yaşında mor değil pembe elbiseyi giymek isteyelim, ister 12 ya da 14 yaşında büyükannemizin elini tutarken görünmek istemeyelim, hepimiz bireysel görünümümüze değer veririz. Bunlar yetişkinlere önemsiz şeyler gibi görünebilir ama çocuklarımız için gerçekten önemlidir. Çocuklar, duygularını çok yoğun olarak yaşarlar; onlara bu duygularını ifade etmelerini sağlayacak alanı sağlamalıyız. Çok küçük yaştaki çocuklar, paylaşım konusunda görüşlerini ifade edemeyebilirler. Kendimize şu soruyu sormalıyız: “Onlarla derin sohbetler edebilseydik ve kendi görüşlerini ifade edebilselerdi, bize nasıl hissettikleri konusunda neler söylerlerdi?”.    

Bunun yanı sıra, önemli anlarda paylaşımda bulunmamız ve çocuklarımıza çektiğimiz fotoğrafları ve videoları göstermemiz, çocukluk anıları ilk kez o anda yaşanıyormuş yanılsamasını yaratabilir. Dolayısıyla paylaşımda bulunduğumuz zamana da dikkat etmemiz gerekir. Çocuklarımızla birlikteyken dijital cihazlardan uzak durmayı tercih ederiz çünkü o anda, ekrandaki görüntüler arasında değil, anın kendisinde yaşamak isteriz. Böylece çocuklarımız, çektiğimiz fotoğraflardan ve videolardan ayrı olan anları hafızalarında özel hatıralara dönüştürebilirler.

Dijital bir dünyada ebeveynler çocuklarının mahremiyetini nasıl koruyabilir?

Ebeveynler, komik bulsalar bile çocukları hakkında utandırıcı hikayeler veya fotoğraflar gibi özel ve kişisel bilgileri paylaşmaktan kaçınmalıdır. Durumu çocuğunuzun bakış açısından görmeye çalışmanız önemlidir. Aileler, çocuklarının giyinik olmayan herhangi bir fotoğrafını da paylaşmamalıdır, çünkü ne yazık ki bu fotoğrafları farklı amaçlar için kullanabilecek kötü niyetli insanların varlığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek.

Ebeveynler, çocuklarıyla paylaşmak istedikleri şeyler hakkında konuşabilir ve bir şeyi paylaşmanın uygun olup olmadığına karar verme sürecine çocuklarını dahil edebilir. Bir matematik problemi çözerken sadece hesap makinesinin bize cevabı vermesini istemeyiz, aynı zamanda tüm çalışmamızı da göstermek isteriz. Aynı şekilde çocuğumuzu karar alma sürecine dahil etmek, paylaşımlarımız hakkında tüm düşünme sürecimizi çocuğumuza göstermemiz için iyi bir fırsattır. 

Bununla birlikte, ailelerin tek başlarına çocuklarını tüm zararlardan koruması her zaman mümkün olmamaktadır. Çocukların korunması konusunda dijital platformlarda aileler için daha güvenli alanlar yaratılması başta olmak üzere politika yapıcılara düşen çok sayıda görev bulunmaktadır. Ailelerin bu hızlı gelişen teknolojileri ve platformları anlamalarını beklemek, adil olmaz.  

Ebeveynler, diğer insanlardan çocuklarının fotoğraflarını paylaşmamalarını nasıl isteyebilir?

Akrabalarınızla ve arkadaşlarınızla paylaşım tercihleriniz hakkında açıkça konuşun. Sosyal medyada çocuklar hakkında bilgi paylaşımının nispeten yeni bir konu olduğunu ve herkesin bu konudan haberdar olmadığını unutmayın. Bu görüşmelerde, daha az değil, daha fazla iletişimin faydalı olacağı varsayımıyla hareket edin. Daha fazla iletişim kurarak, çocuklarınızın hayatındaki insanların, sizin isteklerinizi saygıyla karşılamasına yardım edebilirsiniz.

Okullara ve diğer kuruluşlara sosyal medya paylaşımı konusunda bir politikaları olup olmadığını sorabilirsiniz. Böyle bir politika bulunmuyorsa, aileler bunun oluşturulması konusunda yardım etmeyi teklif edebilirler. Kuruluştaki veya okuldaki diğer aileler de çocuklarının fotoğrafları ve bilgi akışı üzerinde kontrol sahibi olmak isteyebilirler.

Aileler çocuklarının fotoğraflarını ve videolarını güvenli bir şekilde nasıl paylaşabilir?

Paylaşım hiçbir zaman yüzde yüz güvenli değildir. Ebeveynler, paylaşımın riski ve algılanan faydası arasında bir denge kurmaya çalışmalıdır.

Çocukları hakkında paylaşımda bulunmayı planlayan aileler, paylaşımda bulundukları hedef kitleyi iyi tanımalıdır (sosyal medya profillerindeki gizlilik ayarlarınız nelerdir, arkadaş veya takipçi olarak eklediğiniz kişileri ne kadar iyi tanıyorsunuz, vb.). Ne kadar bilgi paylaştıklarını [konumlar ve okul logoları gibi tanımlanabilir özellikler] ve bu bilgilerin çocukları için şu anda ya da ileride utanç verici veya zararlı olup olmayacağını göz önünde bulundurmalıdır.

Çocuklarımızı kimliklerimizin bir parçası olarak görürüz, ancak nihayetinde çocuklarımız kendi duyguları olan bireylerdir. Kendimiz hakkında paylaşımda bulunmak ile aile üyelerimiz hakkında paylaşımda bulunmak birbirinden farklı şeylerdir.

Çocuklarımız, fotoğrafları paylaşılarak büyüyen ilk nesil. Biz de sosyal medyanın bulunduğu bir ortamda çocuk yetiştiren ilk nesiliz  ve bu gerçekten de çok zor.

Çocuklarınız hakkında çok şey paylaştıysanız ve şimdi bu konuda endişeleriniz varsa ne yapabilirsiniz?

Derin bir nefes alın! Çoğu ebeveyn, kötü niyetli olduğu için paylaşımda bulunmaz. Aşırı paylaşımda bulunan aileler çoğu zaman, çocuklarının dijital ayak izinin öneminin farkında değildir.

Şimdiye kadar ne paylaştığı ve nasıl paylaştığı hakkında düşünmeye başlayan bir ebeveyn, ilk olarak geçmişte paylaştıklarını gözden geçirebilir ve isterse silinmesi mümkün olanları paylaşımdan kaldırabilir. [Bazı platformlarda, kendiniz yapamıyorsanız bir görüntünün kaldırılmasını isteyebilirsiniz.]

Ebeveynler, 9-10 yaşlarından itibaren çocuklarını sosyal medya akışlarını gözden geçirme ve artık kendileri için önem taşımayan şeyleri silme sürecine dahil edebilir. Bunu birkaç ayda bir düzenli olarak yapacağınıza dair kendinize söz verin. Paylaşımlarınızı düzenli olarak gözden geçirin ve isterseniz eski bilgileri silin.

Çocuklarımızın, onları bu sürece dahil etmemizden mutlu olacağını düşünüyorum. Bu onlar için de kolay bir süreç değil. Çocuklarımız, fotoğrafları paylaşılarak büyüyen ilk nesil. Biz de sosyal medyanın bulunduğu bir ortamda çocuk yetiştiren ilk nesiliz ve bu gerçekten de zor.


Bir anne ve hukuk profesörü olan Stacey Steinberg, aynı zamanda Florida Üniversitesi’nin Çocuk ve Aile Merkezi Direktörü olarak görev yapmaktadır. Ebeveynlik hakkında çok satanlar listesine giren bir de kitabı bulunmaktadır: “Growing up shared: How parents can share smarter on social media and what you can do to keep your family safe in a no privacy world.”

 (Paylaşılan büyüme: Ebeveynler, sosyal medyada dikkatli paylaşımlarda bulunmak ve mahremiyetin olmadığı bir dünyada ailelerini güvende tutmak için neler yapabilir?" )