BM raporu: Küresel krizler derinleşirken açlığa ilişkin rakamların üç yıl üst üste yüksek çıkması dikkat çekiyor

2023 yılında dünya genelinde her 11 kişiden 1'i, Afrika'da ise her 5 kişiden 1'i açlıkla mücadele etmek zorunda kaldı

24 Temmuz 2024
UNI519950
UNICEF/UNI519950/El Baba

RIO DE JANEIRO, 24 Temmuz 2024 – Birleşmiş Milletler'in alanında uzman beş farklı kuruluşu tarafından bugün yayımlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) raporuna göre, 2023 yılında yaklaşık 733 milyon insan, diğer bir deyişle dünya genelinde her on bir kişiden biri ve Afrika'da her beş kişiden biri açlıkla mücadele etmek zorunda kaldı.

Bu yıl Brezilya'da düzenlenen G20 Açlık ve Yoksulluğa Karşı Küresel İttifak Görev Gücü Bakanlar Toplantısı kapsamında açıklanan yıllık raporda, 2030 yılına kadar SKA 2 Açlığa Son hedefine ulaşılması konusunda dünyanın önemli ölçüde geride kaldığı uyarısı yer alıyor.  Rapor, dünyanın bu konuda 15 yıl geriye gittiğini ve yetersiz beslenme seviyelerinin 2008-2009 yıllarında kaydedilen rakamlara yaklaştığına işaret ediyor.

Bodurluk ve bebeklerin yalnızca anne sütüyle beslenmesi gibi belirli alanlarda bir miktar ilerleme kaydedilmiş olsa da, küresel açlık düzeylerinin art arda üç yıl boyunca değişiklik göstermemesi nedeniyle gıda güvensizliği ve kötü beslenmeyle karşı karşıya kalmaya devam eden insanların sayısı endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. 2023 yılında 713 ila 757 milyon insanın yetersiz beslendiği tahmin ediliyor. Hesaplamaların ortalaması (733 milyon) dikkate alındığında elde edilen sayı, 2019 yılında kaydedilen sayıya yaklaşık 152 milyon kişinin daha eklendiğini gösteriyor.

Bölgesel eğilimlerde önemli farklılıklar bulunuyor: açlıkla karşı karşıya kalan nüfus oranının Afrika'da artmaya devam ettiği (%20,4), Asya'da sabit kaldığı (%8,1) (bu bölge dünya genelinde açlıkla karşı karşıya kalanların yarısından fazlasına ev sahipliği yaptığı için halen önemli bir sorun teşkil ediyor), Latin Amerika'da (yüzde 6,2) ise bu alanda ilerleme kaydedildiği görülüyor. 2022 ile 2023 yılları arasında Batı Asya, Karayipler ve Afrika’daki alt bölgelerin çoğunluğunda açlık düzeyinde artış meydana geldiği ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mevcut gidişatın devam etmesi halinde 2030 yılında yarısı Afrika'da olmak üzere yaklaşık 582 milyon kişinin kronik olarak yetersiz beslenme sorunu yaşayacağı uyarısında bulunuyor. Bu öngörünün Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) kabul edildiği 2015 yılında kaydedilen seviyelerle büyük benzerlik göstermesi, ilerlemede endişe verici bir duraksama yaşandığına işaret ediyor. 

Açlık dışındaki temel bulgular

Rapor, yeterli gıdaya erişimin milyarlarca insan için halen son derece güç olduğunun altını çiziyor. 2023 yılında tüm dünyada yaklaşık 2,33 milyar insanın orta veya şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya kaldığı, 2020 yılında COVID-19 salgını sırasında kaydedilen keskin yükselişten bu yana bu sayıda önemli bir değişiklik meydana gelmediği ifade ediliyor. Bu rakam içinde şiddetli gıda güvensizliği yaşayan 864 milyondan fazla insanın bulunduğu ve bunların kimi zaman bir gün ya da daha uzun süre yiyeceksiz kaldıkları belirtiliyor. Bu muazzam rakam 2020'den bu yana ısrarla sabit kalmaya devam ediyor. Latin Amerika'da iyileşme gözlemlense de, özellikle nüfusunun yüzde 58'i orta veya şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya olan Afrika daha büyük ölçekli güçlüklerle mücadele ediyor.

Sağlıklı beslenmeye ekonomik erişimin yetersiz olması da küresel nüfusun üçte birinden fazlasını etkileyen ciddi bir sorun olarak gündemdeki yerini koruyor. Gıda fiyatlarına ilişkin yeni veriler ışığında ve metodolojide sağlanan iyileşmeler çerçevesinde rapor, 2022 yılında 2,8 milyardan fazla insanın ekonomik nedenlerle sağlıklı beslenemediğini ortaya koyuyor. Söz konusu eşitsizliğin en çok düşük gelirli ülkelerde hissedildiği, bu ülkelerde sağlıklı beslenmeye gücü yetmeyen insanların nüfusun %71,5'ini oluşturduğu, oysa yüksek gelirli ülkelerde bu oranın %6,3 olduğu belirtiliyor. Özellikle bu sayının Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa'da pandemiden önceki dönemde kaydedilen seviyelerin bile altına düşmesi, buna karşın Afrika'da önemli ölçüde artması dikkat çekici bir bulgudur.

Bebeklerin yalnızca anne sütü ile beslenme oranının %48'e çıkarılması bu alanda önemli bir ilerlemeye işaret etse de, küresel beslenme hedeflerine ulaşmanın kolay olmayacağı açıkça görülüyor. Düşük doğum ağırlığının görülme sıklığının %15 civarında seyrettiği, 5 yaş altı çocuklar arasında bodurluğun %22,3'e gerilediği ancak yine de hedeflerin gerisinde kalındığı ifade ediliyor. Ayrıca, çocuklar arasında aşırı zayıflığın görülme sıklığında kayda değer bir iyileşme görülmezken, 15-49 yaş aralığındaki kadınlar arasında aneminin yaygınlaştığı belirtiliyor.

Benzer şekilde, yeni tahminlere göre yetişkin obezitesinin son on yılda istikrarlı bir artış göstererek yüzde 12,1'den (2012) yüzde 15,8'e (2022) yükseldiğine dikkat çekiliyor. Tahminler, 2030 yılına kadar dünya genelindeki obez yetişkin sayısının 1,2 milyarı aşacağına işaret ediyor. Kötü beslenmenin çifte yükü, yani yetersiz beslenme ile aşırı kilo ve obezitenin bir arada bulunması, dünya genelinde tüm yaş gruplarında artış gösterdi. Son yirmi yılda zayıflık ve düşük kilo oranları azalırken, obezitede keskin bir tırmanış yaşandı.

Beş BM kuruluşuna göre, dünyada 2030 yılına kadar yedi küresel beslenme hedefinden hiçbirine ulaşma konusunda ilerleme kaydedilmediği dikkate alındığında, bu eğilimler kötü beslenmenin tüm biçimlerinde rastlanan karmaşık güçlüklerin yanı sıra, hedefe yönelik müdahalelere duyulan acil ihtiyacın da altını çiziyor.

Pek çok ülkede insanların büyük bir bölümünün elde ettiği ekonomik kazanımları erozyona uğratmaya devam eden gıda fiyatları enflasyonu gibi çeşitli faktörlerin bir araya gelmesi nedeniyle gıda güvensizliği ve kötü beslenme giderek daha vahim bir hal alıyor. Savaş, iklim değişikliği ve ekonomik krizler gibi başlıca etkenler daha yaygın ve şiddetli hale geliyor. İnsanların sağlıklı beslenmeye ayıracak bütçesinin olmaması, sağlıksız gıda ortamları ve süregelen eşitsizlik gibi altta yatan faktörlerle birlikte bu sorunların artık eş zamanlı olarak ortaya çıktığı ve münferit etkilerinin arttığı görülüyor.

“Açlığa son” için finansman

Bu yılki raporun teması olan "Açlığa, gıda güvensizliğine ve her türlü kötü beslenmeye son vermek için yürütülen faaliyetlerin finansmanı"; Açlığa Son başlıklı SKA 2'ye ulaşabilmek için tarımsal gıda sistemlerinin dönüştürülmesi ve güçlendirilmesi, eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ve herkes için uygun fiyatlı ve erişilebilir sağlıklı beslenmenin temin edilmesi gibi çok yönlü bir yaklaşım benimsemek gerektiğini vurguluyor. Rapor aynı zamanda, gıda güvenliği ve beslenmeye yönelik finansmanın açık ve standart bir tanımının yapılmasıyla birlikte finansmanın arttırılması ve daha uygun maliyetli hale getirilmesi için çağrıda bulunuyor.

Beş BM kuruluşunun başkanları, FAO Genel Direktörü QU Dongyu; IFAD Başkanı Alvaro Lario; UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell; WFP Genel Direktörü Cindy McCain ve DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus raporun Önsözünde şu ifadelere yer veriyor: “Gıda güvenliği ve beslenme alanındaki finansman açığına ilişkin tahminlerde bulunmak ve bu açığı kapatmak için yenilikçi finansman yöntemlerini devreye sokmak en önemli önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Açlığa son vermek, tüm insanların güvenli, besleyici ve yeterli gıdaya erişimini temin etmek (SKA Hedef 2.1) ve her türlü kötü beslenmeye son vermek (SKA Hedef 2.2) için politika, mevzuat ve müdahale faaliyetlerinin hayata geçirilmesi önemli ölçüde kaynak seferberliği gerektirmektedir. Bunlar yalnızca geleceğe yapılan bir yatırım değil, bizlerin yükümlülüğüdür. Mevcut ve gelecek nesillerin yeterli gıdaya ve beslenmeye erişim hakkını güvence altına almak için gayret gösteriyoruz."

Geçtiğimiz günlerde BM'nin New York'ta bulunan Genel Merkezinde düzenlenen Üst Düzey Siyasi Forum'da da vurgulandığı üzere rapor, özellikle açlık ve kötü beslenme düzeyleri iklimin etkileri nedeniyle giderek artan ülkelere yönelik olarak, finansman açığı konusunda yenilikçi ve hakkaniyetli çözümler üretilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Finansman artışına en çok ihtiyaç duyan ülkeler erişim konusunda önemli güçlüklerle karşılaşıyor. İnceleme kapsamına dahil edilen 119 düşük ve orta gelirli ülkenin yaklaşık yüzde 63'ünde finansmana erişimin kısıtlı veya orta düzeyde olduğu görülüyor. Ayrıca bu ülkelerin çoğu (yüzde 74) gıda güvensizliği ve kötü beslenmeye yol açan bir veya daha fazla temel faktörden etkileniyor. Bu açığı kapatmak ve küresel gıda güvenliği ve beslenme çerçevelerini güçlendirmek için verilerin uyumlaştırılması, risk toleransının yükseltilmesi ve şeffaflığın arttırılmasına yönelik çalışmaların eşgüdüm içerisinde yürütülmesi hayati önem arz ediyor.

Neler söylediler?

FAO Genel Direktörü QU Dongyu: "Altı yıl gibi kısa bir süre içerisinde SKA'lara ulaşma mecburiyeti dikkate alındığında, tarımsal gıda sistemlerini dönüştürmek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. FAO, açlığı ortadan kaldırmak ve herkes için gıda güvenliğini güvence altına almak için yürüttükleri çalışmalarda ülkeleri destekleme taahhüdünü muhafaza etmektedir. İhtiyaç duyulan değişime ivme kazandırmak için G20 Açlık ve Yoksulluğa Karşı Küresel İttifakı da dahil olmak üzere tüm ortaklarla ve tüm yaklaşımlarla uyum içinde çalışacağız. Daha iyi bir dünya inşa etmek için gelecekte karşılaşılacak güçlükler karşısında daha dayanıklı, daha verimli, kapsayıcı, dirençli ve sürdürülebilir tarımsal gıda sistemleri kurmak amacıyla yeniliklere kapı açmalı ve işbirliği içinde hareket etmeliyiz."

IFAD Başkanı Alvaro Lario: "Açlık ve yoksulluğu ortadan kaldırmanın en hızlı yolunun kırsal alanlarda tarıma yapılan yatırımlardan geçtiği kanıtlanmıştır. Ancak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın kabul edildiği 2015 yılından bu yana küresel ve finansal şartlar çok daha karmaşık bir hal almıştır. Açlık ve kötü beslenmeye son vermek için daha fazla ve daha akıllıca yatırım yapmamız gerekiyor. Sisteme, özel sektörden yeni kaynaklar aktarmalı ve en çok ihtiyacı olan ülkelere daha ucuz finansman sağlayan azimli bir küresel mali reform için pandemi döneminde gösterdiğimiz motivasyonu yeniden yakalamalıyız.”

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell: “Kötü beslenme çocukların sağkalımı, fiziksel büyümesi ve beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Son yirmi yılda dünya genelinde çocuklarda bodurluk vakalarında üçte bir oranında (55 milyon) düşüş yaşanması, anne ve çocuk beslenmesine yapılan yatırımların sonuç verdiğini gösteriyor. Ancak küresel ölçekte 5 yaşından küçük her dört çocuktan birinin uzun vadeli hasara yol açabilecek şekilde yetersiz beslendiği görülüyor. Çocuklarda kötü beslenmeyi ortadan kaldırabilmek için finansmanı acilen arttırmamız gerekiyor. Dünya bunu başarabilir ve başarmak zorundadır. Bu sadece ahlaki bir zorunluluk değil, aynı zamanda geleceğe yapılacak sağlam bir yatırımdır."

WFP Genel Direktörü Cindy McCain: "Kanıtlanmış uzun vadeli çözümlere yatırım yapmak için gereken kaynakları ve siyasi iradeyi bir araya getirebilirsek, açlığın olmadığı bir gelecek inşa etmemiz mümkün. G20 liderlerine Brezilya örneğini benimseme, açlık ve yoksulluk konusunda iddialı küresel eylemlere öncelik verme çağrısında bulunuyorum. Gıda güvensizliğini ortadan kaldıracak teknoloji ve bilgi birikimine sahibiz, ancak bunlara kapsamlı şekilde yatırım yapabilmek için acilen finansman bulmamız gerekiyor. WFP, açlığa yol açan temel nedenlerle mücadele etmek, sosyal güvenlik ağlarını güçlendirmek ve her ailenin onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek üzere hükümetler ve ortaklarla işbirliğini arttırmaya hazırdır."

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus: "Bodurluk oranlarının azaltılması ve yalnızca anne sütüyle beslenme konusunda kaydettiğimiz ilerleme, karşılaştığımız güçlüklerin aşılamaz olmadığını gösteriyor. Elde edilen bu kazanımları, dünya genelinde milyonlarca insanın her gün açlık, gıda güvensizliği, sağlıksız beslenme ve kötü beslenme nedeniyle yaşadığı sıkıntıları hafifletmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirmeliyiz. Sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde üretilen gıdaya yapılması gereken önemli yatırım, hiçbir şey yapmadığımız takdirde ekonomiler ve toplumlar için ortaya çıkacak maliyetin çok altındadır."

Editöre notlar: SOFI raporu

Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu raporu; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ortaklığında hazırlanan ve yıllık olarak yayımlanan bir rapordur.

1999 yılından bu yana açlığa son verme, gıda güvenliğini tesis etme ve beslenmeyi iyileştirme alanlarında dünya genelinde kaydedilen ilerlemeyi izlemekte ve analiz etmektedir. Raporda ayrıca 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi bağlamında bu hedeflere ulaşma sürecinde karşılaşılan temel güçlüklere ilişkin derinlemesine bir analiz de yer almaktadır. Raporun politika yapıcılar, uluslararası kuruluşlar, akademik kurumlar ve genel kamuoyu da dahil olmak üzere geniş bir hedef kitlesi bulunmaktadır.

Geleceğin Zirvesi ve 2025 Dördüncü Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı öncesinde, bu yıl için belirlenen temanın son derece güncel ve yerinde olduğu görülmektedir.

Terimce

Beslenme kalitesi (veya sağlıklı beslenme): Dört temel unsurdan oluşur: çeşitlilik (gıda grupları içinde ve arasında), yeterlilik (gereksinimlere göre tüm temel besin maddelerinin yeterli olması), ölçülülük (olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirilen gıdalar ve besin maddeleri) ve denge (enerji ve makro besin maddesi alımı). Tüketilen gıdalar güvenli olmalıdır.

Gıda ortamı: Gıdanın elde edilmesi, hazırlanması ve tüketilmesi ile ilgili kararları alırken tüketicilerin tarımsal gıda sistemleri ile etkileşime girdiği fiziksel, ekonomik, siyasi ve sosyokültürel bağlam.

Açlık: Beslenmeden yetersiz enerji alınması nedeniyle ortaya çıkan rahatsız edici veya acı verici bir his. Bu raporda açlık terimi kronik yetersiz beslenme ile eşanlamlı olarak kullanılmıştır ve ölçümünde yetersiz beslenme oranları (PoU) esas alınmıştır.

Kötü beslenme: Makro ve/veya mikro besin maddelerinin yetersiz, dengesiz veya aşırı alımından ve/veya kilo kaybına neden olan hastalıklardan kaynaklanan anormal fizyolojik durum. Yetersiz beslenme (çocuklarda bodurluk ve aşırı zayıflık), vitamin ve mineral eksiklikleri (mikro besin eksiklikleri) ile aşırı kilo ve obezite, kötü beslenme kapsamında yer alır.

Orta dereceli gıda güvensizliği: İnsanların gıda elde etme imkanları konusunda belirsizliklerle karşı karşıya kaldıkları ve para ya da diğer kaynakların yetersiz olması nedeniyle yıl içinde zaman zaman tükettikleri gıdanın kalitesini ve/veya miktarını düşürmek zorunda kaldıkları gıda güvensizliği düzeyidir. Gıdaya tutarlı erişimin bulunmaması, beslenme kalitesinin düşmesine ve normal yeme düzeninin bozulmasına neden olur. Ölçümünde Gıda Güvensizliği Deneyim Ölçeği kullanılır ve SKA Hedef 2.1'e yönelik ilerlemenin izlenmesine katkıda bulunur (Gösterge 2.1.2).

Şiddetli gıda güvensizliği: Yılın herhangi bir döneminde insanların yiyeceklerinin tükendiği, açlık yaşadıkları ve en aşırı örneklerde, bir tam gün veya daha uzun süre yiyeceksiz kaldıkları gıda güvensizliği düzeyi. Ölçümünde Gıda Güvensizliği Deneyim Ölçeği kullanılır ve SKA Hedef 2.1'e yönelik ilerlemenin izlenmesine katkıda bulunur (Gösterge 2.1.2).

Yetersiz beslenme: Bir bireyin düzenli gıda tüketiminin normal, aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için gereken besin enerjisi miktarını sağlamak için yeterli olmaması. Yetersiz beslenmenin görülme sıklığı, açlığın ve SKA Hedef 2.1'e yönelik ilerlemenin ölçülmesinde kullanılmaktadır (Gösterge 2.1.1).

İrtibat Kişileri

Sema Hosta
Chief of Communication
UNICEF in Türkiye
Telefon: + 90 312 454 10 10

UNICEF hakkında

UNICEF dünyanın en dezavantajlı çocuklarına ulaşmak için dünyanın en zorlayıcı koşullarının var olduğu bölgelerde faaliyette bulunuyor. 190'dan fazla ülke ve bölgede her çocuk için çalışıyor, herkes için daha iyi bir dünya inşa etmeyi amaçlıyoruz.

UNICEF ve faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi için: www.unicef.org

UNICEF’in Twitter, Facebook, Instagram ve YouTube hesaplarını takip edebilirsiniz.