Umutla Dolu Bir Oyun Parkında Hayata Yeniden Başlamak
Hatay’daki konteyner kentin içinden çocukların kahkahaları ve oyun sesleri yükseliyor.
- Türkçe
- English
Hatay’daki konteyner kentin içinden çocukların kahkahaları ve oyun sesleri yükseliyor. Kaymaz basamaklara sahip, standartların iki katı genişliğinde, rengârenk kaydıraklar; geniş emniyet kemerleri ve güvenli tokalarla desteklenmiş salıncaklar; tekerlekli sandalyeyle erişime uygun, yumuşak zeminli bir çocuk parkından geliyor bu sesler. Burası, her çocuğun kendini özgürce ifade edebildiği, oyun oynayarak iyileştiği bir alan. Bu oyun parkı, bedeni ya da kalbi yara almış çocuklara yeniden yaşama sevinci aşılıyor; oyunu umuda, dayanıklılığa ve yeniden doğuşa dönüştürüyor.
Parkın ortasında, üç kardeş — Ahmet (11), Zehra (8) ve Ala (6) — yeşil motosiklete doğru kahkahalar eşliğinde koşuyor. Her biri farklı zorluklarla baş etmek zorunda kalmış üç kardeş. Babaları Muhammed’le el ele vererek hayatın en sert fırtınalarına birlikte direnmişler. Hayal bile edilemeyecek acıları yaşarken, birbirlerine duydukları sarsılmaz bağ sayesinde en karanlık günleri geride bırakmışlar.
Hikâyeleri, baba Muhammed’in 2015 yılında Suriye'deki iç savaştan kaçarak, eşi ve henüz bir yaşını bile doldurmamış oğlu Ahmet ile Türkiye’ye sığınmasıyla başlamış. Aile Hatay’a ulaştığında, geride bıraktıkları savaşın izleri hâlâ üzerlerindeymiş; ama burada onlar için yeni bir başlangıç için bir umut doğmuş. Zehra ve Ala, Türkiye’de dünyaya gelmişler ve aile daha da büyüyerek burada yeni bir hayat kurmuş. Aile için her şey tekrar yolunda gitmeye başlamış. Ta ki 6 Şubat 2023 sabahına kadar.
Deprem, etkilenen her aile gibi, onların aileleri için de yeni ve zorlu bir sınavın başlangıcı olmuş. Beş katlı bir apartmanın enkazı altında, karanlık ve soğukta hayata tutunarak kurtarılmayı beklemişler. Üçüncü günün sonunda yardım ulaştığında, yıkım çoktan derin izler bırakmış. Anneleri depremde hayatını kaybederken, Ahmet ağır yaralanmış ve acilen Ankara’ya sevk edilmiş; burada sağ elinin dört parmağını kaybetmiş. Zehra, Hatay’ın İskenderun ilçesindeki bir hastaneye nakledilmiş ve sağ bacağı diz altından ampute edilmiş. Ala ise kız kardeşiyle birlikte enkazdan çıkarılmış ve mucizevi bir şekilde kalıcı fiziksel bir yara almadan kurtulmuş.
“Enkazın arasında eşimin -cansız- bedenini ararken çocuklarımın yanında olamadım. Günler sonra, internette paylaşılan hastane isim listeleri sayesinde onlara yeniden kavuşabildim.” diye anlatıyor Muhammed.
Yeniden bir araya gelmiş olsalar da, ailenin hayatı sonsuza dek değişmiş. Yeniden inşa etmek zorunda oldukları hayatın yükü omuzlarında, konu komşunun desteğiyle iyileşme yolunda ilk adımlarını atmışlar. Çocuklar, depremde kaybettikleri annelerinin anısını yaşatırken birbirlerinden güç almışlar. Her yeni gün yeni engeller getirse de, birlikte, geride bıraktıkları zor günlerin külleri arasından yeniden doğmayı başarmışlar.
Her öğleden sonra okul çıkışı, babaları Muhammet çocuklarını evlerinin kapısında karşılıyor. Çocuklar hızla önlüklerini çıkarıyor, masayı hazırlamaya yardım ediyor ve ödevlerini yapıyorlar. Sonra, günün en sevilen anı başlıyor: Ailecek parka gitmek. Ahmet, Zehra ve Ala için park, çocukluğun kapısını aralayan; engelsizce koşup oynayabildikleri, kendilerini özgürce ifade edebildikleri özel bir alan.
Güvenli oturaklar ve tutacaklar Ahmet’e salıncakta korkusuzca sallanma özgürlüğü sağlıyor. Zehra, rampalar sayesinde kaydıraklara kolayca tırmanabiliyor. Ala’nın favorisi ise kardeşleriyle birlikte tahterevalliye binip çıkabildiği en yüksek noktaya ulaşmak.
“Çocuklarım burada oynamayı çok seviyor,” diyor Muhammed. “Ve ben de onların güvenliği için endişelenmiyorum çünkü oyuncaklar onların ihtiyaçları gözetilerek, güvenli ve erişilebilir şekilde tasarlanmış.”
Park, sadece Muhammed ve çocukları için değil, konteyner kentte yaşayan herkes için değerli bir buluşma noktası haline gelmiş. Aileler burada çardakta bir araya gelip dinleniyor, sohbet ediyor ve dertlerini paylaşıyor; çocuklar ise evlerinin hemen yanında, yaşıtlarıyla güvenle oynayabiliyor.
Yıldız Hanım ve Aybüke Hanım, çocuklarını her gün bu parka getiren pek çok ebeveyn arasında yer alıyor. “Bu parkta tüm çocuklar birbirlerine karşı daha duyarlı ve saygılı olmayı öğrendi. Park onları daha şefkatli, bilinçli ve duyarlı çocuklar yaptı” diye anlatıyor Aybüke Hanım.
“Çocuklarımızın yeniden mutlu ve hayat dolu olduğunu görmek bizlere güç veriyor. Çocuklarımız oynarken biz de burada bir araya gelip sohbet ediyor, dertlerimizi paylaşabiliyoruz,” diye ekliyor Yıldız Hanım.
Gün sona ererken, çocukların neşeli sesleri yavaş yavaş azalıyor ve park sessizliğe bürünüyor. Gönüllerince oynayan üç kardeş de babalarının elinden tutarak, günün biraz da yorgunluğu ile evlerine doğru yol alıyor.
Bazıları için, depremin ardından küllerinden yeniden doğan bu şehirdeki oyun parkı küçük veya önemsiz görünebilir. Ancak buraya gelenler için bu alan; iyileşmenin, yeniden ayağa kalkmanın ve hayata sıkı sıkıya tutunmanın güçlü bir simgesi olmuş. Çünkü bazen geçmişin yaralarını sarmanın ilk adımı, sadece bir oyun oynamak, salıncağın güvenli ritmine kendini bırakmak ya da kaydıraktan kahkahalarla kaymak kadar basit şeylerle başlar.
UNICEF, Hatay Belediyesi’nin desteğiyle Hatay’ın kalbinde bu özel oyun parkını pilot proje olarak hayata geçirdi. Bugüne kadar binlerce çocuk ve aileye hizmet veren bu alan, çocukların yaşadıkları travmalara ve zorluklara rağmen umutla geleceğe bakabilmelerini sağlıyor; kendi hikayelerini yazmaya devam etmeleri için onlara güç veriyor ve güzel anılar biriktirip doyasıya oynayabilecekleri özel anlar sunuyor. En önemlisi, bu park herkese hatırlatıyor ki; her çocuk, engeller olmadan özgürce ve güvenle oynama hakkına sahiptir.