15 Aralık 2023

Impact of the Earthquakes on Seasonal Migratory Agricultural Workers and Their Children

The purpose of this assessment is to gain insight into how the recent earthquakes have affected one of the most vulnerable and underserved communities, i.e. seasonal agricultural labourers. While natural disasters like earthquakes have a significant impact on the socioeconomic profile of all members of society, certain groups, such as seasonal migratory agricultural workers, are more vulnerable than others to these effects. This report attempts to shed light on the changes in the economic, social, and psychological well-being of society in the immediate aftermath of the earthquakes. Our research revealed an influx of new households moving into agricultural tent settlement areas and taking on seasonal agricultural work as a result of the earthquakes and their aftershocks. Despite being familiar with agricultural living and working conditions through their extended familial networks, these newly emerging households had neither previously lived in agricultural tent settlements nor relied solely on agricultural labour as a source of livelihood. Following the earthquakes, while their non-agricultural sources of income have declined, their debt and their reliance on agricultural income have increased, and our study has found that these households have thus become extremely vulnerable and economically fragile. As a result of the loss of employment and the dramatic decline in earnings, they have been forced to rely on an agricultural income in the aftermath of the earthquakes. Furthermore, the children in these households are driven into agricultural work and are at risk of becoming lost to the education system. Though their arrival has increased the supply of labour for agriculture, it is currently unknown to what degree and for how long their presence will last.
15 Aralık 2023

Mevsimlik Gezici Tarım İşçileri ve Çocuklar için Acil Müdahale Kılavuzu

Afetler ve acil durumlarda, mevcut afet yönetim sistemlerinin toplumun her kesimi için kapsayıcılığı; sistemlerin ve yaklaşımların kırılgan grupların kendine özgü koşullarını dikkate alan özelliklere sahip olması önemli bir gerekliliktir. Mevsimlik gezici tarım işçileri ve çocukları; yaşam ve çalışma ortamlarının iç içe olması, aile ile birlikte göç sürecini içeren bir çalışma biçimine dahil olmaları ve riskli yaşam ve çalışma koşulları sebebiyle toplumsal yapı içerisindeki en kırılgan ve görünmez gruplardan birisidir. Türkiye’deki mevcut afet yönetim sisteminin mevsimlik gezici tarım işçiliğinin kendine özgü yaşam koşullarını dikkate alan bir işleyişe sahip olmasına etki edecek öneriler geliştirmek bu kılavuzun temel amacıdır. Bu temel amaç çerçevesinde kılavuzun cevap vermeyi amaçladığı sorular aşağıdaki gibidir: 1) Acil durumlarda kırılgan gruplara yönelik temel yaklaşımlar, standartlar ve prensiplerin genel çerçevesi nasıl olmalıdır? 2) Bir kırılgan grup olarak mevsimlik gezici tarım işçileri için afet ve acil durumlarda derinleşen riskler nelerdir? 3) Mevsimlik gezici tarım işçileri özelinde afet ve acil durumlarda kurumların paylaşılan sorumlulukları nasıl olmalıdır? 4) Çocuk koruma ve mevsimlik gezici tarım işçileri perspektifinden acil durumda yapılması gerekenler nelerdir? Yukarıda belirtilen temel amaç ve sorulara cevap verecek kılavuz bir doküman hazırlayabilmek için, öncelikli olarak mevcut afet yönetimi sistemini anlamak hedeflenmiş ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) detaylı olarak incelenmiştir. Sonrasında, bir kırılgan grup olarak mevsimlik gezici tarım işçileri ve çocuklarının afet ve acil durumlarda yüz yüze kaldıkları riskleri ve mevcut afet yönetimi sürecindeki durumlarını ortaya koymak amacıyla, mevsimlik gezici tarım işçileri özelinde deneyimleri olan kurumlar ve kilit kişilerle görüşmeler gerçekleştirilerek sahadaki mevcut durum anlaşılmaya çalışılmıştır. Kılavuzun son bölümünde ise, genel değerlendirme ile birlikte uygulamaya yönelik somut önerilere yer verilmiştir. Öneriler, afet yönetimi döngüsünün farklı aşamaları için faaliyetler şeklinde oluşturulmuştur.
17 Nisan 2020

COVID-19 Bağlamında Aile Dostu Politikalar Ve Diğer İyi İşyeri Uygulamaları

Koronavirüs (COVID-19) salgınının daha önce eşi benzeri görülmemiş ve bütün dünyada hissedilen sonuçları olmuştur. Salgın; tedarik zincirleri de dâhil olmak üzere işgücü piyasalarını ve ekonomileri yoğun bir biçimde etkilemekte, iş faaliyetlerinde yaygın kesintilere neden olmaktadır. Bir yanda çok sayıda işletme ayakta kalma mücadelesi verirken, öte yanda pek çok çalışan için işinden ve gelirinden olmak, artan çalışan kişilerin yoksulluğu birer gerçek olmuştur. Kendi adına çalışanlar, ev hizmetlerinde ve bakım hizmetlerinde çalışanlar ile gündelik işlerde veya geçici işlerde çalışanlar özellikle risk altındadır. Yeterli sosyal koruma sistemlerinin olmayışı çalışan ailelerin kriz karşısındaki savunmasızlığını arttırmaktadır. Pek çok çocuk ve aile açısından bakıldığında, hızla değişen bu durum eğitimin ve çocuk bakımının kesintiye uğraması, ailede hastalık ve hane gelirinin potansiyel kaybı anlamına gelmektedir. Serbest dolaşıma getirilen kısıtlamalar ile krizin sosyoekonomik etkileri çocukların istismara, ihmâl ve şiddete uğrama riskini daha da arttırmaktadır. Okul ve çocuk bakım evlerinin kapanması nedeniyle çalışan ebeveynlerin, özellikle de kadınların, evde bakım    sorumlulukları kriz sırasında önemli ölçüde artmıştır. Çalışan ebeveynlere bu krizle başa çıkabilmeleri için ihtiyaç duydukları zaman, bilgi, hizmet ve kaynakların verilmesi, aile dostu politikalar ve uygulamalar kritik bir fark yaratabilir. Bu politika ve uygulamalar ayrıca daha geniş çapta sosyal koruma tesis edilmesine de önemli katkı sağlar. İstihdam ve gelir koruması, aile mensuplarının bakımı için ücretli izin, esnek çalışma düzenlemeleri ve kaliteli, acil durum çocuk bakımı hizmetlerine erişim çalışanların kendilerini, çocuklarını ve yakınlarını koruyabilmelerini sağlayacak önemli tedbirlerdir. Mevcut durumun özellikle kadınları nasıl etkilediğine dair, cinsiyete göre ayrılmış verilerin toplanması ve bildirimi hususunda işverenler de önemli bir rol oynayabilir. Bu belge, işverenlerin COVID-19’dan kaynaklanan olumsuz sonuçları nasıl hafifletebileceğine ilişkin (ara dönem) tavsiyelerini ortaya koymaktadır.