Abdurrahman’ın Umuda Yolculuğu
Kırıkhan’da güneşin kavurduğu, bir konteyner kentte yaşamını sürdüren Abdurrahman El Muhammed, bedensel sınırlarının ötesinde bir dünya hayali kuruyor.
- Türkçe
- English
Kırıkhan’da, mütevazı bir konteynerin içinde 13 yaşındaki Abdurrahman El Muhammed, yumuşak yastıklardan oluşan yatağında uzanıyordu. Yastıkların bir kısmı başını ve sırtını desteklerken, diğerleri koltuk altlarından onu daha dik oturmaya yardımcı olacak şekilde yerleştirilmişti. Odadaki sadelik, ailenin yaşadığı tüm zorlukları sessizce fısıldıyordu.
Abdurrahman’ın yanı başında oturan annesi Suphiye, yaşadıklarını anlatırken gözlerindeki derin bakışlar sözlerine eşlik ediyordu. Dışarıda hayat ne kadar zor olursa olsun, içlerinde kurdukları bu küçük, sıcacık dünyada aile bağları her şeyden güçlüydü. Onların azmi, geleceğe umutla bakmalarını sağlıyordu.
Suriye’de dünyaya geldiğinde, daha bebekken serebral palsi teşhisi konmuştu Abdurrahman’a. Bu rahatsızlık, hareket etmesini neredeyse imkânsız hale getiriyordu. Savaşın ve daha sonra yaşadıkları depremin getirdiği yıkım, aileyi önce yurtlarını bırakmaya zorlamış, sonra da bu konteyner kente taşımıştı. Düzenli gelirleri yoktu; babalarının kalp rahatsızlığı nedeniyle çalışamaması, hayatlarını daha da zorlaştırıyordu. Aile ellerine geçen kısıtlı yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyordu.
Dört kardeşin üçüncüsü olan Abdurrahman, ağabeyleri ve kız kardeşiyle oyun oynamaktan büyük keyif alıyordu. Bedensel ve zihinsel kısıtlamalarına rağmen içindeki yaşam sevinci öylesine güçlüydü ki, bu enerjiyi görmek için uzun uzun bakmanıza gerek yoktu. Müzik duyduğunda heyecanla başını melodinin geldiği yöne çeviriyor, annesinin anlattığı masallarda ise çocukluğunu geçirdikleri Hama’daki o güzel günleri hatırlıyordu; keçilerin, koyunların arasında özgürce dolaştıkları günleri…
Ama bir süre öncesine kadar dışarı çıkmak Abdurrahman için neredeyse imkânsızdı. Çünkü kullandığı tekerlekli sandalye iyice eskimişti. Ne otururken rahat edebiliyordu, ne de sürülmesi kolaydı. Bu yüzden çoğu zaman günlerini küçücük konteynerde geçirmek zorunda kalıyordu.
Hatay Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin sorun ve ihtiyaçları tespit etmek amacıyla konteyner kentlerdeki ailelerle görüşmeye başlaması, Abdurrahman’ın yaşamında büyük bir değişime sebep oldu. Bu ziyaretlerden birinde saha ekibi, Atış Alanı konteyner kentinde yaşayan El Muhammed ailesiyle tanıştı. Azimli duruşlarına rağmen mücadele ettikleri zorlu koşullar, ekip üyelerinin dikkatinden kaçmadı.
Hemen ailenin yaşadığı konteynere giderek hızlı bir değerlendirme çalışması gerçekleştiren ekip, Abdurrahman’ın günlük yaşamda karşılaştığı güçlükleri yakından gözlemleme fırsatı buldu. Uygun bir tekerlekli sandalye temin edilmesi halinde, Abdurrahman’ın hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesinde önemli bir artış sağlanabilirdi. Suphiye Hanım’a UNICEF’in Erken Çocukluk Müdahalesi destek programı hakkında bilgi veren ekip üyeleri, Abdurrahman’a yardımcı ekipman sağlanması konusunda destek sunabileceklerini ifade ettiler.
KfW Kalkınma Bankası aracılığıyla BMZ'nin mali desteği ve Hatay Belediyesi’nin iş birliğiyle Kırıkhan’da yürütülen Erken Çocukluk Müdahalesi programı kapsamında UNICEF, Abdurrahman’a yeni ve rahat bir tekerlekli sandalye temin etti. Daha kapsamlı destek sunan ve yatma özelliği de bulunan bu sandalye, Abdurrahman’ın ihtiyaçlarını çok daha iyi karşılıyor ve kullanım kolaylığı sağlıyordu. Abdurrahman kendi başına oturamadığı için annesi onu kucakladığında, yüzündeki mutluluk içini ısıtıyordu. Suphiye Hanım gülümseyerek şunları söyledi:
“Bu sandalye çok daha sağlam, sürmesi çok kolay. Artık sabah yürüyüşlerimiz daha kolay olacak.”
Bu sandalye, yalnızca dışarı çıkabilmesini değil, arkadaşlar edinmesini, kendini bir topluluğun parçası hissetmesini de sağlayacaktı.
Ailenin karşılaştığı güçlükler devam etse de bu tekerlekli sandalye onlara yeni kapılar açtı. Konteynerin önünden yeni sandalyesiyle dışarıya doğru ilerleyen Abdurrahman, sadece kendi yolunu açmıyordu; umudun, direncin ve insan ruhunun asla yenilmeyeceğinin de simgesi oluyordu. Tekerleklerin her dönüşü, onu hem topluma hem de hayalini kurduğu yaşama biraz daha yaklaştırıyordu.