ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Türkiye’de UNICEF: Çocuklar için Sağlanan İlerlemeler 2006

Sekiz yaşındaki kız çocuğu bir yaşındaki bir erkek çocuğuna sarılıyor

Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2007

Çocukların Yaşatılması

Türkiye’de çocukların yaşatılması ile ilgili olarak 21 Haziran 2002 tarihi çok önemli bir kilometre taşıdır. Bu tarihte Türkiye; Kasım 1998 tarihinden itibaren hiç bir çocuk felci vakası görülmediği için DSÖ Avrupa Bölgesinin bir parçası olarak “Çocuk Felcinden Arındırılmış Ülke” sertifikasını almıştır. Kızamığa karşı bağışıklama, 2003 ve 2004 yılları kış aylarında yapılan iki başarılı ulusal bağışıklama kampanyasının ardından %97 oranına ulaştı.

Bebek (BÖO) ve beş yaş altı ölüm oranlarının (5YAÖO) azaltılması konusunda çok önemli bir ilerleme kaydedilmiştir. BÖO ve 5YAÖO azaltılması stratejisi; yoksulluk oranının yüksek ve temel hizmetlere erişimin düşük olduğu coğrafi bölgeler hedef alınarak geliştirildi. Özellikle düşük gelir grubundaki ailerin temel hizmetlere ulaşımındaki bölgelere, illere göre farklılaşan sorunlarına yerel çözümler getiren yaklaşım büyük başarılara hedeflenerek planlandı. Örneğin, BÖO yüksek olduğu illerdeki sağlık çalışanlarına yeni doğumlarda hayat kurtarma eğitimi verildi.

2003 yılında yayımlanan en son Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na (TNSA) göre BÖO 1998 yılında her bin canlı doğumda binde 43’ten son beş yıl boyunca her bin canlı doğumda binde 29’a düşmüştür. BÖO, o tarihten bu yana 2007 yılında canlı doğumlarda binde 26’ya düşerek, 5YAÖO da 2003’e kadar binde 52’den binde 37’ye düşmesiyle birlikte ele alındığında çocuk sağlığında olumlu bir genel iyileşmeye işaret etmektedir. TNSA aynı zamanda orta derece veya aşırı zayıf beş yaş altı çocuk oranının %8,3’ten %3,9’a düştüğünü göstermiştir. Aşırı zayıf beş yaş altı çocukların oranı %1,4’ten %0,6’ya gerilemiştir.

Bebek Dostu Hastane Girişimi (BDHG), tüm hastane doğumlarının %70’ini kapsayacak şekilde genişletilerek bebeklerin ilk altı ay boyunca emzirilmesine ve enfeksiyona karşı korunmasına yardımcı olunmuştur.

Genel olarak sonuçlar, düşük maliyetli yüksek etkili müdahalelerden oluşan sürekli bir yatırımın, çocuk ölüm oranlarının azaltmasında azaltmada olumlu etkisinin olduğunu teyit etmektedir. TNSA aynı zamanda, annenin eğitimiyle çocuğun yaşatılması arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir.

Kız Çocukların Eğitimi

UNICEF destekli Haydi Kızlar Okula! kampanyası, 2003 yılındaki başlangıcından sonraki ilk yılın içinde okula gitmeyen kız çocuklarının oranını %15 oranında azaltmayı başardı. Kampanya aynı zamanda erkek çocuklarının da okullulaşma oranında artış sağladı. Dünya Bankası tarafından finanse edilen ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu (SYDTF) tarafından yürütülen Şartlı Nakit Transferi şeklindeki nakit desteği, düşük gelirli aileleri çocuklarını okula gönderme konusunda teşvik ederek okullulaşma oranında artış sağladı. Şartlı Nakit Transferi, kız çocuklar için daha yüksek oranlarda bir teşvik getirmiştir.

Haydi Kızlar Okula! çocukların karşılaştığı sorunlar ile ilgili genel farkındalığın artırılması konusunda da büyük başarılar kazanmıştır; özellikle okur yazarlık konusunda yaygın olarak kadınların geride kalışının kalkınma üzerindeki olumsuz etkileri ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusundaki tartışmalara katkıda bulunmuş ve Türk toplumunun her kesiminde toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki acil ihtiyacı vurgulamıştır.

Devlet, içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılara rağmen eğitim için ayrılan bütçeyi artırmayı taahhüt etmiştir.

Ergen Gelişimi

UNICEF, mevcut gençlik merkezleri aracılığıyla ergenlerin sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında yardımcı olmuştur. Eğitim müfredatında uyuşturucu, HIV/AIDS gibi konulara ve bunların zorluk ve riskleri gibi başlıklara çok az yer verilmiştir. Ayrıca aile içinde de bu gibi konular pek tartışılmadığı için Türk gençleri “yaşam becerileri” konusunda az bilgi alabilmektedir.

Yaşam becerileri eğitimini desteklemek ve ilgili konularda ergen farkındalığını geliştirmek için tasarlanan bir dizi strateji Ülke Programı Eylem Planı (ÜPEP) ile 33 ilde uygulanacaktır.

EÇG ve Etkili Ebeveynlik

Türkiye’de EÇG programının önemli bir unsuru olan Anne Çocuk Eğitimi Programı (AÇEP) AB tarafından finanse edilen Önce Çocuklar projesi kapsamında Benim Ailem olarak yeniden düzenlenmiştir. Altı yaş altı çocuklara karşı ebeveynlerin davranışlarını olumlu etkilemek üzere tasarlanan program 2006 yılında yapılan eğitimlerle 25.000 ebeveyne ve etkili ebeveynlik mesajlarıyla 50.000 aileye ulaşmıştır.

AÇEP/Benim Ailem programının uygulanmasından alınan geri bildirimler, ailelerin ergenlerle ilgili eğitime ihtiyacı ve talebi olduğunu göstermiştir. Benim Ailem paketinin bir versiyonu da 7–19 yaş çocuğu olan aileler için geliştirilmektedir. Bu paket, çocuklar ve aileler için iletişim ve yaşam becerileri eğitimine odaklanacaktır.

Çocuk Hakları

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Türkiye’de Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’sinin (ÇHS) izlenmesi ve yürütülmesinden sorumlu kurumdur. Türkiye, 1995 yılında ÇHS’nin onayladıktan sonra SHÇEK çocuk hakları ve güç durumdaki çocuklar konusunda farkındalığı artırma konusunda başarılı olmuştur.

UNICEF 2000 yılında ÇHS ile ilgili farkındalığın artırılması için SHÇEK’e bir yıllık bir kampanyanın yürütülmesi konusunda destek vermiştir. Kampanya İlk Çocuk Forumu’yla sonuçlandırılmıştır. Burada, delegeler kampanyayı gözden geçirmiş ve çocuk haklarının hayata geçirilmesi için yapılması gerekenleri tartışmışlardır.

Çocuk Forumu, Birleşmiş Milletlerin ÇHS’nin kabulünün yıl dönümünde çocuk hakları gündeminin yıllık vurgusu haline gelmiştir. Farklı sosyal çevrelerden ve ülkenin farklı yerlerinden gelen temsilcilere, kendilerini en çok ilgilendiren konular hakkında tartışma ve bir sonraki yılın Çocuk Hakları Komitesinin kalkınma gündemine katkıda bulunma fırsatı verilmektedir. 2006 yılındaki Yedinci Çocuk Forumu’nda, çocukların liderliğinde, 25 ilde çocuk haklarının desteklenmesi için yeni bir kampanya başlatılmıştır.

Çocuk Koruma

Bir önceki Ülke Programı Eylem Planı süresince UNICEF, mevzuatın ÇHS’ye ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’ne (CEDAW) uygun olması için Türkiye’nin çabalarına destek vermiştir. Geniş çaplı çocuk hakları ihlalleri ile ilgili olarak politikacı ve karar vericiler tarafından açılan bir meclis soruşturması da bu çabalara dahildir. Sonuçlar arasında, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar hakkında bir rapor, çocukların korunması için daha fazla kaynak ve Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen yeni çocuk koruma kanunu yer almaktadır.

Çocuk Koruma Kanununun hazırlanmasında UNICEF, Adalet Bakanlığı ile yakın işbirliği halinde çalışmıştır. Ceza Kanunundaki reformlar ile birlikte bu kanun çocuk adaleti sisteminde belli başlı iyileşmelere neden olmuştur. Bunlar arasında:

  • Cezai sorumluluk için asgari yaş 11’den 12’ye çıkarılmış
  • Ücretsiz avukat yardımı getirilmiş;
  • Özgürlükten mahrum bırakmaya alternatif olarak denetimli serbestlik sistemi geliştirilmiş;
  • Çocuklar için cezaların hafifletilmesi sağlanmış;
  • Çocuk mağdurlara yapılan muamele ve koruma daha hassaslaştırılmış;
  • Çocuk mahkemelerinin sayısı artırılmış;
  • Çocukların sivil toplum tarafından korunması için hükümler getirilmiştir.

Yeni Aile Kanunu, çocuk haklarının korunması için çok sayıda değişiklik içermektedir. Bunlar arasında:

  • Asgari evlilik yaşı hem kızlar hem erkekler için 18’e çıkarılmış;
  • Evlilik dışı doğan çocuklara, evlilikten doğan çocuklarla aynı haklar getirilmiştir.

25 Yaşam Kalitesi Göstergesi (25YKG) İçişleri Bakanlığının ve Türk İstatistik Enstitüsü (TÜİK) liderliğinde geliştirilmiştir. 25YKG, veri toplama ve derleme için geliştirilen DevInfo sisteminin Türk versiyonu (DevInfoTürk) kullanılarak il bazında çocuk gelişimini izleyecektir. Sistem, 2008 yılına kadar 81 ilin tamamında uygulanacaktır.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa