Koronavirüs hastalığı karşısında ailenizin zihinsel sağlığı nasıl korunur (COVID-19)

Ergen psikolojisi uzmanı Dr. Lisa Damour ile söyleşi

UNICEF
Ergen psikolojisi uzmanı Dr. Lisa Damour ile söyleşi
UNICEF/UN0312258/Sokol
19 Mayıs 2020

Koronavirüs (COVID-19) salgınının patlak vermesiyle ebeveynlerin ve çocukların hayatı altüst oldu. Okullar kapandı, fiziksel mesafe uygulaması başladı. Bütün aile bireyleri için uyum sağlaması zor koşullar ortaya çıktı. Çocuk ve ergen psikoloğu, çok satan kitapların yazarı, New York Times’da aylık köşe yazarı ve iki çocuk annesi Dr. Lisa Damour ile bir araya gelerek aile üyelerinin birbirlerini nasıl destekleyebilecekleri ve bu yeni (geçici) normalden en iyi şekilde nasıl faydalanabileceklerini konuştuk.

UNICEF: Koronavirüs (COVID-19) salgını sırasında gençler ve ebeveynler ruh sağlıklarını nasıl koruyabilirler?

Dr. Damour: Ebeveynler aslında ilk olarak gençlerin kaygılı hissetmelerinde bir anormallik olmadığını kabul ederek işe başlayabilirler. Birçok genç, kaygının her zaman akıl hastalığı işareti olduğuna dair bir yanılgı içerisinde. Fakat çok önceden beri psikologlar kaygının bizi tehditlere karşı uyaran ve kendimizi korumak için önlemler almamıza yardımcı olan normal ve sağlıklı bir duygu olduğunu kabul ediyorlar. Bu nedenle gençlere; “Çok haklı bir tepki gösteriyorsun. Şu anda biraz kaygılı olman anlaşılır, böyle hissetmen normal. Ayrıca bu kaygı, şu anda vermen gereken kararları vermene yardımcı olacak” demeniz oldukça faydalı olacaktır. Kaygı sosyal mesafeyi korumak, elleri sık sık yıkamak ve yüze dokunmamak gibi yapılması gerekenleri yapmanıza yardımcı olacak, böylece daha iyi hissedeceksiniz. Yapabileceğimiz şeylerden biri bu.

Bir başka şey ise onları başkalarının iyiliğini düşünmeye sevk etmek. Onlara şunu sıklıkla hatırlatmalıyız: “Hastalık kapmaktan gerçekten korktuğunu biliyorum ama toplumun diğer fertlerinin sağlığına da özen göstermeliyiz. Tam da bu yüzden senden elini ve yüzünü yıkamanı, evde kalmanı istiyoruz. Çünkü etrafımızdaki diğer insanları da düşünüyoruz.”

Onlara yardımcı olabilecek görevler de verebilirsiniz. Örneğin ihtiyacı olan insanlara yiyecek götürebilirler veya alışverişlerini yapabilirler ya da toplumun hangi alanlarda desteklenmesi gerektiği hakkında düşünebilirler. Sosyal mesafeyi korumak şartıyla çevrelerindeki insanları desteklemek için de bir şeyler yapabilirler. Başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmenin yollarını ararken gençler, kendilerini daha iyi hissedecektir.

Kaygının azaltılmasını sağlayacak üçüncü şey ise, gençlerin dikkatlerini başka yöne çevirmesine yardımcı olmaktır. Psikologlara göre, uzun bir süre boyunca zor koşullar altında yaşamaya devam ettiğimizde ve şu anki salgın da kesinlikle bir süre daha devam edeceği için, sorunu iki kategoriye ayırmak çok yararlıdır: Elimizden bir şeylerin gelebileceği durumlar ve elimizden hiçbir şeyin gelmeyeceği durumlar. Şu anda içinde bulunduğumuz durum en çok ikinci kategoriye uyuyor. Yani çocuklar bir süre oldukça zor bir durumla yaşamak zorunda kalacak.

Araştırmacılar, olumlu başa çıkma yöntemlerinin ikinci kategoriyle başa çıkmamıza yardımcı olabileceğini söylüyorlar: Ödevlerimizi yapıyoruz, en sevdiğimiz filmleri izliyoruz, elimize bir roman alıp yatağa giriyoruz. Bu şu an için çok uygun bir strateji. Elbette rahatlamak için koronavirüs ve kaygılarla ilgili söylemek istediğimiz muhtemelen çok şey var. Ama rahatlamanın bir başka yolu da bu konudan bahsetmemek. Çocukların bu konuda doğru dengeyi bulmasına yardımcı olmak büyük bir fark yaratacaktır.

UNICEF: Birçok genç için şu anda rahatlamak amacıyla ekranlara gömülmek cazip bir seçenek gibi duruyor. Ebeveynler ve gençler bununla en iyi nasıl başa çıkabilir?

Dr. Damour: Böyle bir durumda ben bir gencin karşısına geçer ve ona: “Anlıyorum, ikimiz de çok fazla zamanımızın olduğunu biliyoruz ama aynı zamanda kontrolsüzce ekranda ve/veya sosyal medyada vakit geçirmenin iyi bir fikir olmayacağını da biliyoruz. Bu ne sağlıklı ne de akıllıca bir seçim, aynı zamanda endişeni de arttırabilir. Hiçbir sınırlama olmadan sosyal medyada zaman geçirmenin gerçekten hiçbir koşulda iyi bir fikir olduğunu düşünmüyoruz. Dolayısıyla, okula gitmeyip derslere girmemen, kalan tüm bu zamanı sosyal medyada geçirmen gerektiği anlamına gelmez” derdim.  Bence böylece çok açık bir şekilde okulda geçirilen tüm zamanın çevrimiçi zamanla yer değiştiremeyeceğini söylemiş oluyorsunuz.

Sonra gence dönüp şu soruları sorabilirsiniz: “Bu durumun üstesinden nasıl gelmeliyiz? Ne tür planlar yapmalıyız? Bu yeni normal veya geçici yeni normal için ne yapmamızı öneriyorsun? Zamanımızı artık eskisi gibi düzenlemiyoruz. O yüzden gününü nasıl geçirebileceğine dair bir plan program yap ve bunu benimle paylaş, sonra oturup beraber üzerine düşünelim.”

UNICEF: Plan program yapmak, normallik duygusunu sürdürmenin anahtarı mıdır?

Dr. Damour: Çocuklar belirli bir düzene ihtiyaç duyar. Nokta. Hepimiz, çok hızlı bir şekilde günlerimizi planlamak için yeni düzenler oluşturmaya çalışmalıyız. Dolayısıyla, ebeveynlere günlük bir düzen oluşturup, zamanlarını nasıl harcayacaklarına dair bir plan oluşturmalarını önemle tavsiye ederim. Tabii bu plana çocukların can atarak telefonlarını alıp arkadaşlarıyla iletişim kurabileceği oyun süresini de dahil etmelisiniz. Ama aynı zamanda teknolojisiz bir zaman dilimi de düşünülmeli. Akşam yemeği hazırlıklarına yardımcı olmak, dışarı çıkmak için zaman ayırmalı. Dışarı çıkabiliyorsanız, çıkmalısınız. Neye değer verdiğimizi düşünüp bunu yansıtan bir düzen oluşturmalıyız. Çocuklar için de önlerinde öngörülebilir bir gün olduğu duygusu, ne zaman çalışacaklarını ve ne zaman oynayacaklarını bilmeleri rahatlama sağlayacaktır.

10 veya 11 yaşın altındaki çocuklar için ebeveynler bir program oluşturmalı ve daha sonra çocuklarıyla birlikte bu programın üzerinden geçerek, çocukların da görüşlerini almalılar.

10 ve 11 yaşında olan veya daha büyük çocuklar için ise, çocuklara programa nelerin dahil edilmesi gerektiği hakkında fikir vererek programlarını kendilerinin oluşturması istenmelidir. Sonra da oluşturdukları program üzerinde beraber çalışılabilir.

UNICEF: Küçük çocuklar için program oluşturan ebeveynlere ne gibi ipuçları verirsiniz?

Dr. Damour: Bence şunu kabul etmeliyiz: Küçük çocuklar günün belli bir döneminde sınıflarındaki veya etraflarındaki birçok çocuk tarafından ilgisinin dağıtılmasına ve birbirlerinin birtakım davranışlarına tahammül etmek zorunda kalıyorlar. Fakat evdeyken böyle şeylere tahammül etmeleri gerekmiyor. Demek istediğim, çocukların evde kaldıkları süre içerisinde odaklanarak çalışma kapasitelerini hafife almamamız gerekiyor.

Bununla birlikte, çocuğu en iyi ailesi tanır. Her ebeveynin evde çocuklarının başında olamayacağını biliyorum fakat çocuğun özelliklerine göre, herhangi bir bölünme olmadan yapılması gerekenleri ilk önce yapacak şekilde günü planlamak faydalı olabilir. Önce tamamlamaları gereken okul ödevleri, günlük işler ve diğer faaliyetler, sonra da diğer faaliyetler gelmelidir. Bazı ailelerde önemli ve temel faaliyetlerin günün başında gerçekleştirilmesi çocuklar için en iyi sonucu verecektir.

Bazı ailelerde de güne biraz geç başlamak, uyumak, birlikte uzun bir kahvaltının tadını çıkarmak ve daha sonra sabah 10-11 gibi işlerin başına geçmek işe yarayabilir. Her aile kendisine en uygun olacak şekilde günü planlayacaktır. Ayrıca bazı insanların dile getirmek istemeyebileceği bir şey de eklemek istiyorum: Biz bu durumun içinde sıkışıp kaldık, bu yüzden alabileceğiniz kadar zevk almaya çalışın. Örneğin, herkes mutlu oluyorsa, kahvaltıya normal bir okul gününde zaman kıstlılığı nedeniyle yapması mümkün olmayacak yiyecekler hazırlayıp hep beraber tadını çıkarabilirsiniz.  

Sonuç olarak, çocuklar böyle bir durumda sunabileceğiniz kadar öngörülebilirliğe ihtiyaç duyar. Bu yüzden günlerinizi uyandıktan hemen sonra günübirlik programlamaya çalışmayın. Bir programı bir süre deneyin ya da aile olarak bir hafta boyunca geçici bir program deneyin ve haftasonunda programı birlikte gözden geçirin.

“Onların bu yolda yolcu olduğunu ve arabayı bizim sürdüğümüzü hatırlamalıyız.”

UNICEF: Kriz anında bir ebeveynin kendi davranışı ne kadar önemlidir?

Dr. Damour: Elbette ebeveynler de endişeli ve çocuklarımız bizi sandığımızdan daha da iyi tanıyor. Bizden birtakım duygusal ipuçları alacaklardır. Ebeveynlere endişelerini kendilerine ait zamanda yönetmek için ellerinden geleni yapmalarını tavsiye ederim. Korkularını çocuklarıyla gereğinden fazla paylaşmasınlar. Bu, bir anlamda duyguları kontrol etmek anlamına gelebilir ve özellikle bu duyguları oldukça yoğun hissediyorlarsa, bu durum hiç de kolay olmayabilir. Ebeveynlere kaygılarını boşaltabilecekleri bir yöntem bulmalarını öneririm ama lütfen buna çocuklar dahil edilmesin. Onların bu yolda yolcu olduğunu ve arabayı bizim sürdüğümüzü hatırlamalıyız. Elbette kaygılı olabiliriz fakat bu durumun çocuklarımızın arabamızda güvende hissetmelerine engel olmasına izin veremeyiz.

UNICEF: Ebeveynler çocuklarına nasıl hissettiklerini düzenli olarak sormalı mı, yoksa bu daha fazla kaygıya mı yol açar?

Dr. Damour: Bunun çocuğa bağlı olduğunu düşünüyorum. Bazı çocuklar gerçekten içine kapanıktır ve bu durumda ebeveynin “Nasıl gidiyor?” veya “Yeni bir haber var mı?” şeklinde sorular yöneltmesi iyi olabilir. Bazı çocuklarsa durmaksızın bu konuda konuşacaktır. Kısacası bu durumda duyguları ifade etmekle sınırlandırmak arasındaki dengeyi tutturmamız şart. Özellikle çocukların son derece yoğun birtakım duygular yaşamasını beklediğimiz böyle bir zamanda bazı ifadeler ve duygular gereklidir fakat aynı zamanda bu duyguların sınırlı ölçüde de olması gerekir. Dolayısıyla, eğer çocuğunuz duygularını çok fazla ifade ediyorsa bunları sınırlandırmaya çalışmalısınız; eğer çocuğunuz duygularını çok fazla sınırlandırıyorsa kendilerini biraz daha fazla ifade etmeleri noktasında onlara yardımcı olmalısınız.

UNICEF: Çocuklar virüsü kapmaktan endişe etmelerine rağmen ebeveynleriyle bu konuda konuşmaktan rahatsız olabilirler. Ebeveynler bu konuda çocuklara nasıl yaklaşmalı?

Dr. Damour: Ebeveynler, çocuklarıyla koronavirüs hastalığı (COVID-19) hakkında sakin ve anlayışlı bir şekilde konuşmalı, ayrıca çocuğun kendi sağlığını korumak konusunda önemli bir rol oynadığından bahsetmelidir. Çocuklara bir noktada, sizin veya onların, hastalığın belirtilerini hissedebileceğinizi, bunların genellikle soğuk algınlığı ve griple çok benzer belirtiler olduğunu ve bu ihtimalden aşırı derecede korkmalarının gereksiz olduğunu söyleyin. Ebeveynler, çocuklarını, kendilerini iyi hissetmedikleri takdirde veya virüs konusunda endişeli hissetmeleri halinde bunu söylemeleri için teşvik etmelidirler. Böylece onlara yardımcı olabilirler.

Yetişkinler, çocukların COVID-19 konusunda kaygılı ve endişeli hissetmelerini anlayışla karşılamalıdır. COVID-19 enfeksiyonuna bağlı hastalığın özellikle çocuklar ve genç erişkinlerde genellikle hafif seyrettiği konusunda çocuklarınıza güvence verin. Ayrıca, COVID-19’un semptomlarının çoğunun tedavi edilebilir semptomlar olduğu da unutulmamalıdır. Kendimizi ve başkalarını korumak ve içinde bulunduğumuz koşullar üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduğumuzu hissedebilmek için yapabileceğimiz etkili pek çok şey olduğunu da çocuklarımıza hatırlatabiliriz: E llerimizi sık sık yıkamak, yüzümüze dokunmamak ve sosyal mesafe kurallarına uymak gibi.

UNICEF: Koronavirüs hastalığı (COVID-19) hakkında ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Ebeveynler bu yanlış bilgilerle mücadele etmek için neler yapabilir?

Dr. Damour: Çocukların konuyla ilgili neler duyduğunu ve nelere inandığını öğrenerek işe başlamak gerekir. Çocuklarınıza sadece doğru bilgileri vermek yeterli değildir. Şayet çocuğunuz yanlış bir şeyler veya doğru olmayan bazı haberler duymuşsa onlara yeni bilgi verdiğinizde çocuklar sahip oldukları eski bilgilerle bu yeni bilgileri birleştireceklerdir ve dolayısıyla neler olup bittiği hakkında akılları daha da fazla karışacaktır. O yüzden çocuklarınıza “En son neler duydun? Sosyal medyada veya parkta gördüğün çocuklar neler diyor?” diye sorun. Hâlihazırda neler bildiklerini öğrenin ve sahip oldukları bu bilgilerden başlayarak onlara doğru bilgileri iletin. Bu bağlamda, yetişkinlerin, bilgi alma konusunda güvenilir kaynaklara başvurmaları (UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’nün internet siteleri gibi), bu kaynakları kullanmaları ve daha az güvenilir kanallardan edindikleri bilgileri kontrol etmeleri konusunda çocuklarını teşvik etmeleri gerekmektedir.

>> Kendinizi ve ailenizi virüsten koruyabilmeniz için gerekli en güncel bilgi ve ipuçlarına ulaşın.

“Konu acı verici duygular olduğunda, bunlardan kurtulmanın tek yolu, onları sonuna kadar yaşamaktır.”

UNICEF: Ebeveynler, etkinliklerin ve faaliyetlerin iptal olması nedeniyle hayal kırıklığı yaşayan çocuklarına destek olmak için neler yapabilirler?

Dr. Damour: Bırakın üzülsünler, bunun için onları suçlamayın. “Senden daha kötü durumda insanlar var” demeyin. Yoksa çocuğunuzun üzüntüsünün üzerine bir de suçlu hissetmesine neden olursunuz! Bu, durumu iyileştirmez. Onlara şöyle deyin: “Böyle tepki vermekte haklısın. Gerçekten kötü bir durum. Arkadaşlarınla birlikte olamayacaksın. Baharı üniversite kampüsünde geçiremeyeceksin. Altı ay boyunca hazırlandığın o kongreye gidemeyeceksin.” Bir ergenin hayatında bunlar büyük kayıplardır. Yetişkinlerin hatırlaması gereken bir diğer konu ise oldukça uzun süredir bu dünyada olmamıza rağmen bizim bile daha önce böyle bir şey yaşamadığımız gerçeğidir. Onlar da ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorlar ve üstelik çok daha gençler. 14 yaşındaki birinin hayatının dört ay boyunca kesintiye uğraması, hayatta oldukları sürenin çok büyük bir yüzdesine tekabül eder. Dolayısıyla bu durum, bize kıyasla onlar için daha fazla önem teşkil etmektedir.

Ergenlik çağındaki bir kişinin yaşamındaki bir yıl, bir yetişkinin yaşamındaki yedi yıl gibidir. Bu nedenle, bu tarz kayıpların ne kadar büyük ve yoğun duygular hissettireceği konusunda empati kurmalıyız. Bütün hayatı boyunca yaşayabileceği tek bir mezuniyeti, ikinci sınıf öğrencisi olarak kampüste geçirebileceği tek bir baharı olacak. Bunlar büyük ölçekli diyebileceğimiz kayıplardır. Felaket olmasa bile, yine de son derece üzücü olaylardır ve gençler de haklı olarak bu süreci bu şekilde deneyimler. Bu yüzden ebeveynlerden ricamız şu: Bu tarz kayıplar karşısında yas tutan çocuklarınızın çok üzgün ve çok öfkeli olmasına şaşırmayın ve bu durumu normalleştirin. Bütün gençler artık kayıpları karşısında yas tutuyor. Daha dün, altı ergen gençle beraberdim. Hepsi okuldan ayrıldıkları için son derece üzgündü ve onlara, “Üzgün olmanın da nasıl bir his olduğunu deneyimleyin. Bu gerçekten kötü bir durum ve üzülmeye sonuna kadar hakkınız var” dedim. Konu acı verici duygular olduğunda, bunlardan kurtulmanın tek yolu, onları sonuna kadar yaşamaktır. İnsanların üzülmelerine müsaade ettiğimizde, genellikle daha hızlı bir şekilde iyi hissederler. Yani yapmamız gereken empati, empati, destek, destek. Çocuklarımız bunu hak ediyor. Yetişkin olarak bizim görevimiz çocuklarımıza bunu sağlamak. Onlar doğru olan tepkiyi gösteriyor. Bu, hiçbirimizin yaşamak istemeyeceği bir durum.              

UNICEF: Kendini yalnız hisseden ve arkadaşlarıyla, aktivitelerle olan bağlantısını kaybettiğini düşünen gençler için önerileriniz nedir?  

Dr. Damour: Tam da bu noktada belki sosyal medyayı yepyeni bir şekilde ele almaya başlayabiliriz! Yetişkinler; ergenler ve sosyal medya ile ilgili karamsar ve önyargılı düşünceler beslerken ergenler ve gençler sadece arkadaşlarıyla olmak istiyor. Üstelik sosyal mesafe koşulları altında olduğumuz şu günlerde dikkate alınırsa, gençler arkadaşlarıyla rahatlıkla beraber olabilir! Dahası, ben sizin yerinizde olsam, gençlerin yaratıcılığını asla küçümsemezdim. Bana öyle geliyor ki, gençler daha önce olduğundan çok daha farklı bir şekilde çevrimiçi ortamda birbirleriyle eğlenmenin/vakit geçrimenin bir yolunu bulacaktır. Ben şahsen sosyal medyaya eskisi gibi karamsar yaklaşmıyorum. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Sosyal medya deneyimi yalnızca birbirinin duvarına bir şeyler yazmaktan ibaret olmamalıdır çünkü bunun, kimseye bir yararı yoktur.       

UNICEF: Gençler bu zor duygularla baş edebilmek ve kendi ruh sağlıklarını korumak için neler yapabilir? 

Dr. Damour: Bence her çocuk kendi yolunu, yöntemini belirleyecektir. Bazı çocuklar sanatla uğraşır, bazıları arkadaşlarıyla konuşmak ister, bazılarıysa fiziksel olarak uzakta olsalar bile aynı anda olduklarını hissetmek için üzüntülerini paylaşmak ister. Sadece şunu söyleyebilirim: Çocuğunuzu tanıyın, çocuğunuzun size verdiği ipuçlarını görün ve çocuklarınız kendini daha iyi hissetmeye ihtiyaç duyduğunda, duygulardan bahsetmek ile rahatlamaları için dikkatlerini başka yöne çekmek arasındaki dengeyi iyi kurun.     

UNICEF: Bazı çocuklar okulda veya koronavirüs salgını döneminde çoğunlukla çevrimiçi ortamlarda istismara maruz kalıyor. Çocuk bir zorbalık yaşıyorsa ne yapmalı?

Dr. Damour: Bu zorbalığa şahit olan diğer insanları harekete geçirmek, zorbalıkla mücadelenin en iyi yoludur. Diğer bir deyişle bütün ebeveynler çocuklarına zorbalığa şahit olduklarında mağdur olan çocuğa ulaşmalarını veya yardımcı olabilecek bir yetişkine durumu iletmelerini söylemelidir.   

>> Siber zorbalık: Nedir ve nasıl durdurabilir?
>> Zorbalık hakkında çocuğunuzla nasıl konuşabilirsiniz?

UNICEF: Ebeveynler bu durumdan en iyi şekilde nasıl faydalanabilir? Çocuklarınızla beraberseniz, eve kapanıp kaldığımız bu günlerde birlikte nasıl eğlenebiliriz? 

Dr. Damour: Benim iki kızım var. Bizim evde her akşam bir akşam yemeği ekibi oluşturmaya karar verdik. Akşam yemeğinden kimin sorumlu olacağını gösteren bir program oluşturacağız ve bazen ben ve eşim bazen de ben ve kızlarımdan biri ekipte olacak. Herkes ekipte yer alsın diye çiftleri değiştirmeyi planladık. Büyük kızım şimdi ergenlik çağında ve küçük kızım da ilkokul çağında. Dolayısıyla, bazı günler bu sorumluluk iki kızıma ait olacak. Böylece, ailemiz için yemek hazırlama sorumluluğu sırasıyla herkese verilmiş olacak. Ailecek yemek hazırlayıp yemeye pek vaktimiz olmuyor. Her zaman gün içinde beraber yemek pişirme ve keyifli vakit geçirme fırsatımız olmuyor. O yüzden şimdi bunu yapmaya çalışıyoruz.         

Şu anda, kendi kendime yapmak istediğim şeylerin bir listesini hazırlıyorum: okumak istediğim kitaplar, yapmak istediğim aktiviteler… Küçük kızıma örgü örmeyi öğretmek istiyorum mesela, bir süredir öğrenmek istiyordu. Hala ilgisini çekiyorsa, beraber örgü örebiliriz! Üç-dört günde bir sinema gecesi yapmayı planlıyoruz. O gün yemekten sorumlu olan ekip kimse filme de onlar karar verecek. Her ailenin ritmi ve kültürü kendine özgü ve buradaki zorluk yeni şeyler icat etmekten kaynaklanıyor. Bu durum herkesi zorlayan bir süreç. Yine de bunu başarabiliriz çünkü her şeyden önce çocuklarımızın buna ihtiyacı var.