Ev temelli erken çocukluk eğitimi Türkiye’deki mülteci çocuklara gelecek için eşit şans sağlıyor

Çatışmalardan etkilenen ve yerinden edilen çocuklar yoksulluk ve dil gibi engeller nedeni ile okul öncesi eğitim imkanlarından yararlanma açısından en riskli grupta yer alıyorlar.

UNICEF
Bereket ailesi, evlerinden ayrılmak orunda kalıp, başka bir ülkede yeni bir hayata başlamak zorunda kalan Suriyeli ailelerden biri.
UNICEF/Rich
26 Şubat 2020

Bereket ailesiyle buluşmak için Ankara’dan Hatay’a doğru yola çıktığımızda son yılların en soğuk kışıyla karşılaşacağımızı hayal bile etmemiştik. Sabahın erken saatlerinde ev temelli erken çocukluk dönemi eğitmeni Nurdan Hanım ile buluştuğumuzda artık iliklerimize kadar donmuştuk ama Bereket ailesinin sımsıcak karşılaması bir anda içimizi ısıttı.

Suriye’deki savaşın başlangıcından bu yana yüz binlerce aile Türkiye’ye gelerek burada yeni bir hayata başladı. Bunlardan biri de Bereket ailesi. Amara ve Ahmed, Aralık 2015’te tek çocuklarıyla birlikte Suriye’nin İdlib şehrinden gelerek Hatay’a yerleşmişler. Amara’nın oldukça stresli geçen hamileliği sonucunda ilk çocukları Tertil (6) tansiyon da dahil olmak üzere bir takım göz problemleriyle doğmuş.  Her ne kadar küçük Tertil Suriye’de ameliyat geçirmiş olsa da aile savaş yüzünden sağlık hizmetlerine ulaşmakta ve ilaç bulmakta büyük sıkıntılar yaşamış. 4 yaşındaki Nasha Türkiye - Suriye sınırını daha annesinin karnındayken geçmiş. Ailenin en genç üyesi ise henüz 4 aylık olan ve gözlerini Türkiye’de dünyaya açan Muhammed Malik.

Çatışmalardan etkilenen ve yerinden edilen çocuklar yoksulluk ve dil gibi engeller nedeni ile okul öncesi eğitim imkanlarından yararlanma açısından en riskli grupta yer alıyorlar. Aslında bu çocuklar okul öncesi eğitimin faydalarına en çok ihtiyaç duyan grubu oluşturuyor.

Çünkü bu eğitim, söz konusu çocukların henüz çok küçük yaşta tecrübe ettikleri travmalarla başa çıkabilmelerini ve eğitim hayatları boyunca gerek duyacakları sosyal, bilişsel ve dilsel becerilerinin gelişmesini sağlıyor.

Ev Temelli Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) programı, UNICEF ve GAP İdaresi ortaklığında, Japonya Hükümeti’nin de aralarına olduğu bağışçılarının finansal katkılarıyla hayata geçiriliyor. Program, özellikle evin ağır sorumluluklarını üstlenmek veya sosyal ve kültürel kısıtlamalardan dolayı dışarıya çıkmakta zorlanan mülteci ebeveynlerin, özellikle annelerin, çocuklarının okul öncesi eğitim programlarından yararlanmasını hedefliyor.

EÇE programı UNICEF tarafından GAP işbirliğinde ve Japonya Hükümeti gibi donörlerinin finansal desteği ile hayata geçiriliyor.
UNICEF/Rich
EÇE programı UNICEF tarafından GAP işbirliğinde ve Japonya Hükümeti gibi bağışçıların finansal desteği ile hayata geçiriliyor.
2-	Tertil ve Nasha ev yapımı oyun hamuruyla oynuyorlar. Amara hamuru eğitim materyallerindeki tarife göre yapmış.
UNICEF/Rich
Tertil ve Nasha ev yapımı oyun hamuruyla oynuyorlar. Amara hamuru eğitim materyallerindeki tarife göre yapmış.

11 haftalık olarak düzenlenen EÇE programları kapsamında, okul öncesi eğitmenleri her aile ile haftada bir kez görüşme gerçekleştiriyor. Ailenin evinde gerçekleştirilen bu görüşmelerde anneler faaliyet temelli eğitim materyallerinin nasıl uygulanacağını öğrenip, bir sonraki derse kadar çocuklarının eğitimlerine kendileri devam edebiliyorlar. Bu mateyallerin hem Türkçe hem de Arapça versiyonları mevcut. Anneler ayrıca gerçekleştirilen bu ev ziyaretleri sırasında eğitmenlerle çocuk gelişimi ile ilgili olarak beslenmeden hijyene ve ev güvenliğinden cinsiyet ayrımcılığı, şiddet gibi toplumsal konulara kadar uzanan geniş bir yelpazede görüş alışverişi yapma imkanı buluyorlar.

“Havalar soğuyunca çocukları evde oyalayabilmek bazen gerçekten çok zor oluyor” diye anlatmaya başlıyor evin annesi Amara Bereket (31) biz daha kapıda ayakkabılarımızı çıkartırken. Ve gülerek ekliyor:

“Açıkçası Nurdan öğretmenin ziyaretlerini hepimiz dört gözle bekliyoruz. Çünkü bu ziyaretler benim ve çocuklarım için öğretici olduğu kadar eğlenceli de geçiyor.”

Aile programdan komşuları aracılığı ile haberdar olmuş ve saha ekiplerinin alan taraması sonucunda programa dahil edilmiş.

Japon hükümeti ve diğer bağışçıların destekleriyle, 2019 yılından bu yana 3-5 yaş aralığındaki 20,880’den fazla mülteci ve dezavantajlı Türk çocuk ev temelli EÇE programı da dahil olmak üzere okul öncesi eğitim hizmetlerinden yararlandı. Bu hizmetler 335 okul öncesi eğitmenleri tarafından sağlandı.

“Bu program kapsamında çalışmaya başlamadan önce de anaokulu öğretmenliği yapıyordum,” diyor Nurdan Hanım. “Çocukları çok seviyorum ve onların gelişimlerini, değişimlerini görmekten ve bunda küçük de olsa bir katkımın olduğunu bilmekten büyük mutluluk duyuyorum.”

Ev temelli programların faydaları

Programın en temel bileşenlerinden biri de, aile ziyaretlerini gerçekleştiren eğitmenlerin ailelerin eğitim, sağlık ve diğer servislere erişimde karşılaştıkları zorlukları tespit edebilmeleri. Böylece ailelere ihtiyaç duydukları rehberlik ve yönlendirilme hizmetleri de sağlanmış oluyor. En dezavantajlı veya sosyal olarak ötekileştirilmiş ailelerin ihtiyaçlarına göre adapte edilen ev temelli programlar, özellikle krizlerden etkilenen ebeveynlere ve çocuklara evlerinden ayrılmadan güvenli bir ortamda öğrenme ve oyun oynama imkanı sunuyor.

5-	Küçük Mohamed Malik, annesi ve Nurdan haftalık bilgilendirme görüşmelerini yaparken huzurlu bir şekilde uyumaya devam ediyor
UNICEF/Rich
Küçük Mohamed Malik, annesi ve Nurdan haftalık bilgilendirme görüşmelerini yaparken huzurlu bir şekilde uyumaya devam ediyor

Ebeveynlerin bakış açısı

Suriye’de gazetecilik yapan Ahmed (38), Türkiye’ye geldikten sonra bir araba lastiği fabrikasında işe girmiş. Bir süre sonra fabrikanın kapanmasıyla işini kaybetmiş. Şimdi kısa süreli işler bularak ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyor.

Gözleri dolan Ahmed anlatmaya başlıyor: “Hangi anne baba çocuklarının sağlığını, eğitimini, ihtiyaçlarını düşünmez ki? Buraya geldiğimizde karşılaştığımız en büyük sıkıntıyı dil konusunda yaşadık.  Ama çocuklarımın bu erken yaşlarda Türkçe öğreniyor olmasından dolayı çok mutluyum. Özellikle Tertil için bu programda öğrendikleri Eylül ayında okula başladığında ona büyük kolaylık sağlayacak.” Tertil de bu programın yardımıyla yaşadığı travmayı atlatmada büyük ilerleme kaydetmiş.

“Ben de bir öğretmenim” diyor Amara. “Çocuklara müzik dersi veriyordum. Çocukların eğitiminin daha okula gitmeden önce başladığını çok iyi biliyorum. Bu ziyaretler bana okulda ders verdiğim zamanları hatırlatıyor. Ama tekrar öğreci olmak da güzel, çünkü öğrenmenin asla sonu yok.”

4-	Her baba gibi Ahmed’te çocuklarının eğitimlerine devam etmelerini istiyor.
UNICEF/Rich
Her baba gibi Ahmed’te çocuklarının eğitimlerine devam etmelerini istiyor.

Bereket ailesi ile vedalaşırken Ahmed içimize dokunan ama yine de umut veren şu sözlerle bizi uğurluyor:

“Çocukken geleceğimizin böyle olacağını, ülkemin bu hale geleceğini hiç ama hiç düşünmemiştim. Her çocuk gibi güzel günler hayal ediyordum. Ama bu savaştan etkilenen binlerce çocuk belki artık hayal bile kuramıyor."

Hayatta ne yaşayacağımızı Allah’tan başka hiç kimse bilemez tabi ama, yine de, bu durumu tecrübe etmiş biri olarak ben çocuklarımın hayal kurmaya devam edebilmesi için elimden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğimi biliyorum.”

Bereket ailesi
UNICEF/Rich