ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Türkiye’de UNICEF: Ülke Profili

Türkiye haritası © UNICEF Türkiye 2004

Bu haritada bulunan herhangi bir ülkenin veya toprakların kanuni durumdaki sınırlandırılmaları ve sınırlarının yansıtılması UNICEF’in yetkisinde değildir.

Özet

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923 yılında politik ve ekonomik yapısı itibarı ile batı ülkeleri, özellikle komşu Avrupa ülkeleri ile uyumlu bir reform programı geliştiren Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur. Türkiye 1949 yılında Avrupa Konseyi’ne, 1952 yılında ise Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’ne (NATO) üye olmuştur. Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 1961 yılındaki kuruluşundan itibaren üyesidir ve 1966 yılında henüz Avrupa Topluluğu adı altındayken Avrupa Birliği (AB) ile ortaklık anlaşması imzalamıştır. AB ile Gümrük Birliği 1996 yılında gerçekleşmiş ve devam eden AB üyelik müzakereleri Ekim 2005’te başlatılmıştır.

Türkiye, dünyanın en büyük nüfusuna sahip 20 ülkesinden biridir. 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında toplam 13,8 milyonluk nüfus kaydı yapılmış ve 2000 yılındaki son nüfus sayımında toplam nüfus 67,8 milyon olarak belirlenmiştir.1 Nüfus artış oranı düşmekle birlikte, OECD’ye üye diğer ülkelere, gelişmiş ve geçiş dönemindeki ülkelere göre çok daha yüksektir.2 2007 yılında toplam nüfusun 74 milyon olması beklenmektedir. Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (BKH) ulaşma yılı olan 2015 yılına kadar ise 80 milyonu geçmesi beklenmektedir.3

Son seksen yılda nüfusun coğrafi dağılımı değişime uğramıştır. 1927’deki kırsal nüfusun 4’te 3’ü şu andaki şehir nüfusunun 3’te 2’si olmuştur. Köylerden kente giderek artan göç 1950’lerde Türkiye’nin Kuzeybatı ve Batı bölgelerindeki sanayinin gelişmesine dayanmaktadır. Ancak, kırdan kente göç 1970’li yıllarda kayda değer bir artış göstermiş ve kır/kent dengesinin bozulduğu 1980–1985 arasında zirveye ulaşmıştır. Kırsal kesimin gerçek nüfusu o zamandan bu yana ciddi bir değişiklik göstermemiş ve 24 milyonun biraz altında seyretmeye devam etmiştir.4

Göç olgusu kalkınma üzerinde önemli etkilere neden olmuştur. Kırsal kesimde, özellikle Güneydoğu Anadolu’da temel hizmetlerin sağlanması ve erişiminde bazı sorunlar ile karşılaşılmaktadır. Kent merkezlerine artan göç belediye meclislerine giderek artan bir baskı getirmekte ve sosyal hizmetler ve konutla ilgili kaynakları zorlamaktadır.

Ekonomi Cumhuriyetin kısa tarihi boyunca istikrarsız seyretmiş, 2001 yılında son on yılın üçüncü ve en önemli mali krizi yaşanmış, bu bir gecede Türk lirasının bir gecede %40 değer kaybetmesine neden olmuştur. IMF destekli reformlar istikrarın yeniden sağlanmasına yardımcı olmuş ve ekonomi krizden bu yana üçte bir oranında büyümüştür.5 Ekonomik istikrarın korunması, AB üyeliği için hazırlık sürecinde siyasi, sosyal, ekonomik ve kurumsal reformlar paketi ile birlikte ulusal öncelik olmuştur.

Kadın ve Çocukların Durumu

Çocuklar, ülkenin en büyük demografik grubudur. 19 yaşın altında tahmin edilen 27 milyon kişi toplam nüfusun %36’sını temsil etmektedir. On beş yaş altı ve beş yaş altı nüfus ise sırasıyla %28 ve %9 oranındadır. 2015 yılına kadar çocuk nüfus oranının %33’e gerilemesi beklenmektedir. 6

AB üyelik süreci ile teşvik edilen bir dizi reform, geniş coğrafi, ekonomik ve kültürel farkların zorluklarına kadın ve çocuklar için çok sayıda olumlu değişiklik sağlamıştır.

Yoksulluk oranları 2002 yılından bu yana düşmüş ve AB üyelik standardı olan günde 4,30 dolar baz alındığında oran %30’dan %16’ya düşmüştür. 7 Çocuk yoksulluk oranları da aynı dönem içerisinde düşmüştür. Ancak, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede olduğu gibi çocuklar yetişkinlere oranla çok daha yüksek bir yoksulluk riski ile yaşamaktadır. On beş yaş altı çocukların yaklaşık %35’i 2002 yılında yoksulluk içinde yaşarken, bu oran 2005 yılında %28’e gerilemiştir. Kırsal kesimdeki çocukların yoksulluk oranının %40 olması, 2002 yılıyla karşılaştırıldığında çok küçük bir düşüşü göstermektedir. 8 Aynı dönemde, 15–24 yaş arası gençler arasındaki yıllık işsizlik oranı yaklaşık %19 gibi yüksek bir oranda seyretmeye devam etmiştir.9

1998 ve 2003 yılları arasında, canlı doğumlarda beş yaş altı ölüm oranı (5YAÖO) binde 52’den binde 37’ye düşmüş ve bebek ölüm oranı (BÖO) binde 43’ten binde 29’a düşmüştür.10 BÖO daha da düşerek canlı doğumlarda binde 26’ya gerilemiştir.11 Ancak, 5YAÖO batıda binde 30 ile doğuda binde 49 gibi bir farklılık göstermektedir. 14 yaş altı çocuklar için tam bağışıklama oranı Batıda binde 64 iken doğuda binde 38’dir. Aynı bölgeler için sırasıyla 1,9 ile 3,7’dir. Hem rutin hem de ulusal Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) kapsama oranları artmıştır ancak daha da iyileşmelidir. Bağışıklama oranları; kızamık için binde 84, difteri ve ağızdan çocuk felci aşısı binde 78 ve tetanos toksoid için binde 37’dir.12

Göstergeler kırsal bölgelerde genellikle daha yüksek çıkmaktadır — özellikle de ülkenin doğusunda — ve benzer farklılıklar kırsal ve kentsel kesim arasında yoksulluk oranlarında da görülmektedir: kent nüfusunun %10’u 2005 yılında günde 4,30$’a yaşarken kırsal nüfusta bu oran %26’dır.13 Sırasıyla, beş milyon ve altı milyon insan için bu karşılaştırma daha küçük olan kırsal kesim açısından temel hizmetlere erişimin ve yaşam standardının daha düşük olduğunu göstermektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı muhafazakar tutumlar Türkiye’nin kültürel ve geleneksel yaşamını yoğun bir biçimde belirlediği için kadınların kamusal ve özel yaşamdan dışlanmaları neredeyse alışılagelmiş bir konu olarak kabul görmektedir. Hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde, bu dışlanma, kızların erkek kardeşlerine ve diğer erkek akranlarına göre eğitim olanaklarından daha az yararlandığı çocukluk döneminde başlamaktadır. 2007 yılında kız ve erkek çocuklarının yaklaşık %20’si okul öncesi eğitime katılırken, aynı yıl kız ve erkek çocuklar arasında ilköğretimde %5, orta öğrenimde ise %17 oranında bir fark görülmüştür.14

Ülke verileri, ilkokul bitirme oranının 1991 ve 2004 yılları arasında %89,7’den %87,8’e düştüğünü göstermektedir. Birinci sınıfa başlayan ve beşinci sınıfa gelen öğrencilerdeki tahmini %3’lük terk oranı her iki cinste de az çok aynı seyretmiştir (2003 yılında erkek çocuklar için %98,1 ile tahmini %94,9 ve yine 2003 yılında kızlar için %97,1 ile tahmini %94,3). Ancak, 1991 ve 2004 yılları arasında sorunlu eğitimin sekiz yılının tamamlanmasındaki düşüş oranı daha büyük bir cinsiyet farkı göstermektedir: erkek çocuklar için %0,1; kız çocuklar için %3,7.15 1998 yılında zorunlu eğitim süresinin beş yıldan sekiz yıla çıkarıldığı, bundan önce 5+3 yıllık iki ayrı dönem olduğu dikkate alınmalıdır. Yine de, farklılık nedeniyle kız çocuklarının ergenlik döneminin başlangıcında eğitim sisteminden çekilmesi gibi yaygın bir eğilimi yansıtmaktadır.

İlköğretimdeki cinsiyet eşitsizliği, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yoğun çalışmaları sayesinde o zamandan bu yana %15 oranında azalmıştır ancak yüzde yüz ilköğretim ve toplumsal cinsiyet eşitliği binyıl hedeflerine ulaşılacaksa halen yapılması gereken pekçok iş bulunmaktadır.16 Üç eğitim düzeyinde de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi (TCEE) karşılaştırmasına göre, yüksek öğrenimde cinsiyet farkı çok daha belirgin hale gelmektedir: ilköğretime kayıtta TCEE 2004 yılında 0,94 iken aynı yıl ortaöğrenim ve yüksek öğrenim için sırasıyla 0,75 ve 0,73’e düşmüştür.17

Kaliteli bir temel eğitim olmaksızın, ortaöğrenim ve yüksek öğrenime erişim bir kenara, kadınlara aileleri içinde ikincil roller biçilmekte, iş piyasasından dışlanmakta ve siyasi yaşama katılamamaktadır. 2006 yılında kadınlar kayıtlı işgücünün ancak %26’sını oluşturmaktaydı,18 ancak bu oran istikrarlı bir şekilde son yıllarda iyileşmeye doğru gitmiş ve 1991’de %15’ten 2004’te %20’ye kadar yükselmiştir.19 Kadınların merkezi ve yerel yönetime katılımları kötü durumdadır: ulusal mecliste 550 koltuktan 24’ü 2006 yılında kadınlara aittir20 ve 2004 yılında 3,225 meclis başkanlarından ancak 18’i ve 34.447 meclis üyesinden 834’ü kadındır.21 2007 genel seçimlerinde kadın milletvekilli sayısı 50’ye ulaşmıştır. Bu da yüzde olarak %9.1’i temsil etmektedir.

Düşük eğitim seviyesi, alışılmış sosyal tutumlar ve gelenekler aynı zamanda her iki cinsten çocuklar için koruyucu ortamı etkilemektedir, özellikle de en savunmasız olanları. Bugüne kadar durumla ilgili sistematik bir izleme yapılmamış olsa da, mevcut araştırmalar ve anlatılanlar çocuk istismarının ve ihmalinin, ebeveyn bakımından yoksunluğun artmakta olduğunu göstermektedir. Önleyici tedbirlerin olmayışı, politikalar ve mevzuatın yetersiz bir biçimde uygulanması bu anlamda zayıf bir kurumsal tepki olduğunu yansıtmaktadır.

Kayıt dışı kent ekonomisinde, mevsimlik tarım işçiliğinde ve ev işlerinde çocuk işçiliği olgusu aşikardır – son durum özellikle kız çocukları için geçerlidir. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (TÜİK) ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1999 yılında çocuk işçiliğiyle ilgili son anketi 6 ila 17 yaşlar arasındaki 1,6 milyon çocuğun ekonomik olarak aktif olduğunu göstermiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Nisan 2007 ayında yapılan açıklamaya göre, 2006 yılında 6–17 yaş grubundan 958.000 çocuk bir tür ekonomik faaliyette yer almaktadır. Bu rakam, söz konusu yaş grubundaki toplam çocuk sayısının %5.9’unu oluşturmaktadır. 6–14 yaş grubunda ise çalışan çocuk sayısı 320.0000 veya bu yaş grubundaki toplam nüfusun %2.6’sıdır. Bu çocuklardan 124.000’i okula gitmemektedir.22

Giderek artan sayıda çocuk, ya ailelerini geçindirmek için ya da evde yoksulluğun stresli etkilerinden kaçmak için sokak yaşamına yönlenmektedir. Zaten savunmasız ve kanunla ihtilafa düşme riski taşıyan bu çocuklar için sokak yaşamındaki istismar ve sömürü tehlikeleri uygun rehberlik ve sorumlu bir yetişkin bakımı olmaksızın iki katına çıkmaktadır. Çocukların çoğu daha yüksek yaşam kalitesi peşinde şehir merkezlerine taşınan ancak iyi ücretli iş ve temel hizmetlere daha iyi erişim olanaklarının son derece sınırlı olduğunu gören kırsal kesimden ailelerden gelmektedir.23 Sokaklarda çalışan çocuklar genellikle eğitim sistemini terk etmektedir. Bu hiç bir şekilde kaçınılmaz bir sonuç olmasa da, öğrenimine devam edenler kendi kendilerini gerçekleştirme konusunda ciddi sıkıntılar çekmektedir.

Bugüne kadar sadece 1.802 HIV/AIDS vakası bildirilmiştir. Ancak hastalık dünyanın başka yerlerine oranla ODA/BDT bölgesinde daha hızlı ilerlediği için potansiyel risk hafife alınmamalıdır. Türkiye 2006 Ocak–Eylül ayları arasında 18,5 milyon seyahat eden yabancı çekmiştir.24 Bunların çoğu, enfeksiyonun en yüksek olduğu Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna gibi komşu ülkelerden gelen kadınlardır.

Yetersiz izleme ve vaka bildirimi nedeniyle HIV/AIDS enfeksiyonu gerçek vaka sayısının çok daha fazla olduğu düşünülmektedir, özellikle de kırılgan gruplar arasında. Enfeksiyonların %62’si erkeklere aittir. Ancak cinsiyet dağılımında bir kayma gerçekleşmektedir. 15 ila 19 yaş arası enfekte olmuş kişilerin %63’ü kadındır. Anneden çocuğa bulaşma oranı HIV enfeksiyonlarında %1,7’dir. Bu konu geleneksel olarak eğitim müfredatı tarafından kapsanmamakta veya ebeveynler tarafından ele alınmamaktadır. Bunun sonucunda, ergenler korunmasız cinsel ilişkinin ve HIV/AIDS enfeksiyonunun getirdiği risklere karşı yeterince donanımlı değildir.

Çocuk ve kadın hakları

Türkiye Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’sini (ÇHS) 14 Eylül 1990’da imzaladı ve 4 Nisan 1995’te onayladı. Çocuk satışı, çocuk fahişeliği, çocuk pornografisi ve silahlı çatışmalarda çocuklarla ilgili Ek Protokoller de Türkiye tarafından 8 Eylül 2000 tarihinde kabul edildi.25 2002 ve 2004 yılları arasında bir dizi mevzuat paketi aile kanununu ÇHS’nin standartlarına daha da yaklaştırdı. Bu düzenlemeler arasında:

  • Ceza Kanunundaki (Kanun No. 5237) ve CMUK’taki (Kanun No. 5271) değişiklikler 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve aşağıdakileri düzenlemektedir:
    • Cezai sorumluluk asgari yaşı 11’den 12’ye çıkarılmıştır;
    • Özgürlükten mahrum bırakmaya alternatif olarak denetimli serbestlik sistemi;
    • Çocuklar için cezaların daha fazla hafifletilmesi;
  • Çocuk Koruma Kanunu (Kanun No. 5395) 3 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve uluslararası standartların korumaya muhtaç çocuklara ilişkin süreç ve ilkelere dahil edilmesini amaçlamaktadır. Bu düzenlemeler arasında:
    • Çocuk mağdurlarının hassas bir şekilde muamele görmeleri ve korunmaları için özel düzenlemeler;
    • Çocuk mahkemelerinin sayısında artış;
    • Çocukların sivil toplum kuruluşları tarafından korunmasına olanak verilmesi.26

Türkiye Avrupa Çocuk Haklarının Kullanılması Sözleşmesini 7 Mayıs 1999 tarihinde imzalamıştır ve 10 Haziran 2002’de onaylamıştır.27 Sözleşmeye taraf devletler, 1. madde 4. paragrafa göre, yetkili bir yargı makamı önünde Sözleşmenin uygulanacağı aile hukukuna dair en az 3 kategoride belirlemekle yükümlüdür. Türkiye Sözleşmeyi aşağıdaki alanlarda uygulamaktadır:

  • boşanma;
  • ayrılık;
  • çocukların velayeti;
  • çocukla görüşme konusunda ebeveyn hakları;
  • mahkeme kararıyla babalık tespitinin yapılması.28

Türkiye aynı zamanda Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesini (CEDAW) 20 Aralık 1985 tarihinde onaylamış ve CEDAW komitesinin yetkisini tanıyan Ek Protokolü de 8 Eylül 2000’de imzalamış ve 29 Ekim 2002 tarihinde onaylamıştır.29

Ek Protokolün onaylanması, Komiteye bireysel başvuru hakkını da getirdiği için önemli bir adım teşkil etmektedir. CEDAW’a paralel olarak en önemli yasal reformlar arasında, Mayıs 2004 tarihinde Anayasanın 10. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre, devlet sadece kadınlarla erkekler arasında ayrımcılığın önlenmesinden sorumlu olmakla kalmayıp aynı zamanda kadınlar için her alanda eşit hak ve fırsat sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.30

Kadınların statüsünü iyileştiren diğer değişiklikler Medeni Kanunda yapılmış ancak kadınların sosyal statüsünün halen arzu edilen toplumsal cinsiyet eşitliği seviyesine gelmesi gerekmektedir.

Türkiye, 1992 yılında Uluslararası Çocuk İşçiliğini Önleme Programı (IPEC) aracılığıyla çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için eyleme geçen ilk altı ülkeden biridir ve 1999 en Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Önlenmesi Sözleşmesi de dahil olmak üzere çocuklarla doğrudan ilişkili altı ILO sözleşmesine taraftır.31

Ancak, çocuk işçiliğinin başarılı bir şekilde ortadan kaldırılması, hükümet, sivil toplum ve özel sektör — özellikle kayıtdışı istihdam eden işverenler — arasında uyumlu bir çabanın olmasını gerektirmektedir.

Referanslar

1 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türkiye İstatistic Kurumu (TÜİK), Şehir ve köy nüfusu, 1927–2000, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

2 TÜİK, Nüfus, yıllık nüfus artış hızı ve yıl ortası tahmini, 1927–2000, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

3 TÜİK, Yaş grubuna göre yıl ortası nüfus projeksiyonları, 2000–2020, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

4 TÜİK, Şehir ve köy nüfusu, 1927–2000, op. cit.

5 Organisation for Economic Cooperation and Development (OECD), Economic survey of Turkey 2006 (Türkiye’nin Ekonomik Araştırması 2006), <www.oecd.org/eco/surveys/turkey>, Mart 2007 girilmiştir.

6 TÜİK, Yaş grubuna göre yıl ortası nüfus projeksiyonları, 2000–2020, op cit.

7 TÜİK, Yoksulluk sınırı yöntemlere göre yoksulluk oranı, 2002–2005, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

8 TÜİK, Hanehalkı fertlerinin çalıştığı sektöre göre yoksulluk oranları, 2001–2005, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

9 TÜİK, 15–24 yaş grubundaki nüfusun yıllar ve cinsiyete göre işgücü durumu, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

10 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003, Ankara, 2003.

11 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Programı, 2005 Yılı Programı, II. Bölüm: İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi, <ekutup.dpt,gov,tr/program/2005/nufus.html>, Ekim 2007 girilmiştir.

12 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003, op. cit.

13 TÜİK, Yoksulluk sınırı yöntemlere göre yoksulluk oranı, 2002–2005, op. cit.

14 Otoran, Dr N., Sayın, A., Güven, F., Gürkaynak, Dr İ., ve Atakul, S., Eğitimin Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi, Türkiye 2003, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), <www.unicef.org/turkey/gr/ge21b.html>, Mart 2007 girilmiştir.

15 United Nations Statistics Division, Department of Economic and Social Affairs, Millennium Development Goals Indicators, <mdgs.un.org/unsd/mdg/Data.aspx?cr=792>, Mart 2007 girilmiştir.

16 Pfaffe, J. F. ve Smulders, A. E. M., Kız Çocukların Eğitimi Kampanyası, Türkiye: son değerlendirme raporu, UNICEF, Ankara 2007.

17 UN Statistics Division, Millennium Development Goals Indicators, op. cit.

18 TÜİK, Kurumsal olmayan sivil nüfusun ve cinsiyete göre işgücü durumu, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

19 UN Statistics Division, Millennium Development Goals Indicators, op. cit.

20 Ibidem.

21 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSSGM), Temel çalışma alanları: karar mekanizmaları, <www.kssgm.gov.tr/karar.html>, Mart 2007 girilmiştir.

22 TÜİK, Çocuk İşgücü İstatistikleri, 2006, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Nisan 2007 girilmiştir.

23 Akşit, B., Karancı, N. ve Gündüz–Hoşgör, A., Turkey, Working Street Children in Three metropolitan Cities: a rapid assessment, International Labour Organisation (ILO) and the International Programme on the Elimination of Child Labour (IPEC), Cenevre, 2001.

24 TÜİK, Aylık turizm geliri ve gideri, 2006, <www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do>, Mart 2007 girilmiştir.

25 Office of the High Commissioner for Human Rights, Convention on the Rights of the Child (Çocuk Haklarına Dair Sözleşme), <www.ohchr.org>, Mart 2007 girilmiştir.

26 Committee on the Rights of the Child, Forty–second session, CRC/C/OPSC/TUR/CO/1, <www.unhchr.ch>, Mart 2007 girilmiştir.

27 Council of Europe, Convention on the Exercise of Children’s Rights, <www.conventions.coe.int>, Mart 2007 girilmiştir.

28 Ibidem.

29 United Nations Division for the Advancement of Women, Department of Economic and Social Affairs (Womenwatch), <www.un.org/womenwatch/daw/cedaw/>, Mart 2007 girilmiştir.

30 Committee on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women, Thirty–second session, CEDAW/C/TUR/CC/4–5, <www.unhchr.ch>, Mart 2007 girilmiştir.

31 ILO, Cenevre <www.ilo.org/public/english/region/eurpro/ankara/conv/ratified.htm>, Mart 2007 girilmiştir.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa