

Not: Bu bölümdeki sayfalar tamamen arşiv amaçlı dosyalanmıştır. 2001–2005 ÜPEP’ye ait bilgi içermektedir. Türkiye’de UNICEF hakkında bugünkü detaylar için bu bağlantıyı izleyiniz.
Bu haritada bulunan herhangi bir ülkenin veya toprakların kanuni durumdaki sınırlandırılmaları ve sınırlarının yansıtılması UNICEF’in yetkisinde değildir.
Yapılan en son TNSA’na (2003) göre Türkiye nüfusunun yüzde 29’u 15, yüzde 9’u da 5 yaşından küçüktür. Ülke nüfusunun beşte üçü kent merkezlerinde, geri kalanı ise genellikle yoksul kırsal alanlarda yaşamaktadır.
Türkiye depremlere açık bir coğrafi konumdadır. Nüfusun hemen hemen yüzde 70’i bu bakımdan riskli yörelerde yaşamaktadır 1950 yılından bugüne ülkede RÖ’ne göre 7 şiddetinden büyük 19 deprem meydana gelmiştir.
Son dönemlerde sağlanan iyileşmelere karşın ülkede kadınların ve çocukların durumunu etkileyen önemli sorunlar vardır. Bu sorunlar, toplumdaki genel coğrafi, ekonomik ve kültürel eşitsizliklerden kaynaklanmaktadır.
Temel hizmetlerin bölgesel düzeyde sağlanması, özellikle güneydoğu söz konusu olduğunda erişim ve güvenlik gibi engellerle karşılaşmaktadır. Hükümetin yoksul yörelerdeki girişimlerinde kaynak sıkıntısı çekilmektedir ve yoğun göçlerin sosyal hizmetler ve konut açısından sıkıntı yarattığı kentsel yerleşimlerde işsizlik artmaya devam etmektedir.
Genel olarak Türkiye’de çocuklarla ilgili hedefler artık yaşamdan, gelişme ve korumaya, programlara yönelik hakları temel alan bir yaklaşıma kaymaya başlamıştır.
Türkiye’de her sekiz kız çocuktan biri okula gitmemektedir. Başta kentlerdeki yoksul aileler ve kırsal kesimdekiler olmak üzere kız çocuklara ve kadınlara geleneksel olarak az değer verilmesi ve okuma yazma bilmeyenlerin oranının görece yüksekliği bu durumun başlıca nedenleridir.
Kız çocukların eğitimi UNICEF’in Türkiye’deki birinci öncelikleri arasındadır. MEB ile UNICEF’in ortak girişimleri sonucunda Haydi Kızlar Okula! sloganıyla yürütülen eğitim kampanyası 2003 yılı yazında UNICEF Genel Direktörü Carol Bellamy’nin de katılımıyla başlatılmıştır. Kampanyanın hedefi 2005 yılı sonuna kadar okullulaşmada cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır.
Kampanya başlatıldığı sırada ilkokul çağında olan 640.000 kız çocuk okula gitmiyordu. Yeni ders yılının başladığı ilk aylarda ilk hedef olarak belirlenen 10 ilde 40.000 kız çocuğun okula kaydolması sonucunda bu sayı 600 bine inmiştir. Haydi Kızlar Okula! kampanyasının kapsamı, 2004-2005 ders yılında 23 yeni ili daha kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Kampanyanın amacı, 2005 yılında 20 ilin daha kapsama alınmasıyla ilköğretimdeki cinsiyet açığının kapatılmasıdır. .
6-14 yaş grubundaki çocukların gelişme potansiyellerini tam olarak gerçekleştirebilmeleri için ilkokullardaki eğitimin kalitesinin de iyileştirilmesi gerekmektedir. Böyle bir iyileştirme, ayrıca aileleri özellikle kız çocuklarını okula göndermeye de özendirecektir. UNICEF buna yönelik olarak 2005 yılı sonuna kadar her ilde en az 20 çocuk dostu okul bulunmasını hedeflemektedir.
AÇEP, EÇG programının önemli bir öğesidir. AÇEP, aile birimi üzerinde odaklanarak bir yandan çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimine bütüncül bir yaklaşım izlemekte, diğer yandan da çocuk bakım hizmetlerinin sağlanmasına sektörler arası bir yaklaşımı öne çıkarmaktadır. AÇEP programı 2005 yılı sonuna kadar 3 milyon aileyi kapsayacak biçimde genişletilecektir.
Ana babaların ve çocuklara bakanların bilgilerini, becerilerini ve tutumlarını geliştirmeye yönelik bir kampanya 2004 yılı yazında başlatılmıştır. SB ile UNICEF’in işbirliği temelinde, özel sektörün de desteğiyle uygulanan ve Bilinçli Ana-babalar, Sağlıklı Bebekler başlığını taşıyan bu proje, yeni doğan bebekleri olan 600 bini aşkın aileye ulaşmayı hedeflemektedir.
Türkiye’nin ÇHS’yi onayladığı 1994 yılından bu yana güç durumdaki çocuk sayısındaki artışla ilgili genel duyarlılık da güçlenmiştir. UNICEF Türkiye’deki yasal düzenlemelerin hem ÇHS hem de CEDAW ile tam uyumlu hale gelmesi için aktif çabalar göstermektedir. UNICEF’in bu amaç doğrultusunda Adalet Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü çalışmada çocuk ceza adaleti sisteminde reform yapılması ve gene çocuklarla ilgili bir yasa çıkartılması öngörülmektedir.
UNICEF ve SHÇEK 2000 yılından bu yana her yıl, ÇHS’nin yıldönümlerinde Çocuk Forumu düzenlemektedir. Bu forumlarda, ülkenin farklı bölgelerinden ve farklı sosyal kesimlere mensup çocuklar bir sonraki yıl çocuklarla ilgili olarak yapılacak işler konusundaki görüşlerini dile getirmektedirler.
Çocuklar ve kadınlar temel sosyal hizmetlerden eşit biçimde yararlanamamaktadırlar. Bunun başlıca nedeni, yerel yetkililerin ve hizmetleri sağlayanların kadın ve çocukların gereksinimleri konusunda yeterince bilgili olmamalarıdır. UNICEF, çocuklara ve kadınlara yönelik etkili bir sosyal izleme ve planlamanın iller bazında yürütülen politikaların ayrılmaz bir parçası haline gelmesi için çalışmaktadır.
Türkiye 2002 yılında çocuk felcinden tamamen kurtulan ülke statüsü kazanmıştır. Bununla birlikte gerek rutin, gerekse GBP kapsamının genişletilmesi için henüz yapılacak işler vardır. Halen kapsam, kızamıkta yüzde 84, difteri ve ağızdan çocuk felci aşısında yüzde 78, tetanozta ise yüzde 37 düzeyindedir. En son TNSA’na göre 1998 yılında bin canlı doğumda 43.1 olan BÖO 2003 yılında bin canlı doğumda 29’a indirilmiştir. 5YAÖO’da gene aynı dönemde binde 52’den binde 37’ye düşmüştür. Bunlar, çocuk sağlığı alanında genel olarak olumlu gelişmeler olduğuna işaret etmektedir. Ne var ki, bu hızlar ülkenin doğusunda ortalamadan yüzde 15 daha fazla çıkabilmektedir. Ayrıca, bebek ölümlerinin yüzde 56’sı doğumu izleyen ilk dört hafta içinde meydana gelmektedir.
Yeni doğan çocukların belirli bir süre yalnızca anne sütüyle beslenmelerinin yararı giderek daha çok kavranmaktadır. BDHG çerçevesinde 141 hastaneye ‘bebek dostu’ belgesi verilmiştir ve Başarılı bir Emzirme için On Adım, yeni çocuk sahibi olan annelere hastaneden ayrıldıktan sonra verilen ek yardımlarla titizlikle uygulanmaktadır.
Ne var ki, ülkenin doğusunda yetersiz beslenme oranları batı ve güney bölgelerine göre neredeyse üç kat daha yüksektir. Nitekim, ülkenin doğusundaki çocukların hemen hemen yarısında büyüme yetersizliğine işaret eden özellikler görülmektedir. Türkiye’deki çocukların yaklaşık yüzde 8’i düşük kiloludur.
İYB ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Guatr ülke nüfusunun yüzde 30.5’ini etkilemektedir ve bu oran yüksek riskli bölgelerde yüzde 68.5’e kadar çıkabilmektedir. UNICEF Türkiye’de üretilen bütün tuzun iyotlanmasını sağlamaya çalışmakta ve sofra tuzunun iyotlanma zorunluluğunu güçlendiren yasaların çıkması için savunu çalışmaları yapmaktadır.
TNSA’na göre ortalama iyotlu tuz tüketimi oranının yüzde 70’in biraz altında olduğunu göstermektedir. Geçen yıl fazladan 15 bin ton iyotlu tuz üretilerek piyasaya sürülmüştür.
2004 yılı Haziran ayında çıkartılan yeni yasa perakendecilerde iyotsuz sofra tuzu satılmasını yasaklamaktadır. Böylece hanelerde iyotsuz tuz kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
AÖO 100 bin canlı doğumda 46 ile halen yüksektir. Bu durum, eğitim ile doğum öncesi ve doğum sırasındaki bakımda sorunlar olduğunu göstermektedir. Anne ölümleriyle neonatal ölümlerin azaltılması için doğum öncesi muayenelerin artırılması ve bu artışa istikrar kazandırılması gerekmektedir.
Olağanüstü durumlara ve felaketlere hazırlıklılık, çocukların ve kadınların bu tür durumlar sırasındaki ve sonrasındaki özel gereksinimlerini dikkate almaktadır. UNICEF bu alanda hükümet kuruluşları ve BM’nin diğer kuruluşları ile yakın işbirliği içinde, deprem gibi felaketlerin kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkilerini hafifletecek önlemleri öngören çalışmalar yapmaktadır. Geçmişte, yardım malzemelerinin gerektiği gibi dağıtılamaması, felaketlerden etkilenen yörelere ulaşımda güçlük ve arama-kurtarma ekiplerinin geç oluşturulması gibi birtakım sorunlar yaşanmıştır. Çalışmalar bu tür sorunların giderilmesine yöneliktir.
UNICEF çeşitli bakanlıklar ve hükümet dışı kuruluşların yanı sıra, Ortak Ülke Değerlendirmesi (CCA) ve BM Kalkınma Yardımları Çerçevesi (UNDAF) belgeleri temelinde diğer BM kuruluşlarıyla yakın işbirliği içinde çalışmaktadır.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa