

Yaşama en iyi başlangıç -- bir kadının fiziksel olarak çocuğunu emziremeyecek olması çok az görülen bir durumdur.
Fotoğraf Sumru Kutlu © UNICEF Türkiye 2003
İçinde bulunduğumuz yılın sonbahar ayları, Türkiye’deki çocukların sağlığı ve esenliği alanında önemli birtakım gelişmelere tanıklık edecek. Bu yılın sonlarında, çocukların belirli bir dönem yalnızca anne sütüyle beslenmeleri yönünde yoğun bir hamle başlatılacak, böylece yeni doğan her çocuğun üstünlükleri tartışılmaz olan bu besinden yararlanması sağlanacaktır.
Çocukların belirli bir dönem yalnızca anne sütüyle beslenmelerinin sağlayacağı yararlar iyi bilinmektedir ve söz konusu yararlar bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Anne sütüyle beslemenin herhangi bir maliyeti olmadığı gibi, anne sütü ile beslenen çocukların yetersiz beslenme, mide-bağırsak rahatsızlıkları, zatürree, kulak enfeksiyonu, bazı kanser türleri, şeker hastalığı gibi sorunlarla ya da uykuda ölüm’le karşılaşma olasılıkları azalmaktadır. Bebeklerini emziren annelerin rahim kanserine yakalanma riskleri de azalmaktadır.
Çocukların mamalarla şişe ve biberondan beslenmeleri, ishal, sıvı kaybı ve yetersiz beslenmeyi ölümcül biçimde bir araya getirmektedir.
Bu gerçeklere karşın, çocuklarını belirli bir dönem sadece kendi sütleriyle besleyen anne sayısı Türkiye’nin her yerinde giderek azalmaktadır. Anne sütünün yararlarından habersiz olan anneler, ilk fırsatta bebeklerini sütten keserek katı besinlere başlamakta; bu arada zamanı kısıtlı olan, şu ya da bu işi yapması gereken ya da mamaların anne sütü kadar iyi ve besleyici olduğuna inanan anneler de aynı yolu tercih etmektedirler.
Ekim ayının başında gerçekleştirilecek ‘Dünya Emzirme Haftası’ dolayısıyla ulusal ve yerel ölçekte kapsamlı bir medya kampanyası başlatılacak, kamuoyu bu kampanya aracılığıyla bilgilendirilecektir. ‘Dünyaya Hoş Geldin’ broşürleri ve afişleri yaygın biçimde dağıtılacak, bu etkinlik ayrıca bir dizi kısa film ve televizyon spotu ile desteklenecektir.
2002 yılında Türkiye’de anne sütünün yararlarını aktif biçimde tanıtan ve uygulamalarını bu yönde gerçekleştiren 141 ‘Bebek Dostu Hastane’ (BDH) bulunmaktaydı. Sağlık Bakanı Doktor Recep Akdağ bu yıl verdiği bir talimatla ülkedeki bütün hastanelerin 2003 yılı sonuna kadar ‘Bebek Dostu’ olmasını istemiştir.
Ne var ki, yeni doğum yapan annelerin çoğu doğum yaptıkları kuruluşu doğumun ardından yirmi dört saat içinde terk etmektedir. Dolayısıyla, hastane personelinin yönlendirme ve uygulamalarının etkisi doğal olarak sınırlı kalmaktadır.
Eksikliği kapatmak amacıyla tüm Türkiye’de ‘Anne Destek Grupları’ (ADG) oluşturulacaktır. Bu çerçevedeki pilot gruplar İstanbul ve Diyarbakır illerinde oluşmuş olup, ve programın on ili daha kapsayacak biçimde genişletilmesiyle birlikte yıllık doğumların %40’ını oluşturan yörelere ulaşılmış olacaktır. Hazırlanan planlarda 2005 yılı sonuna kadar 500 ADG oluşturulması öngörülmektedir.
Geçtiğimizi yıl Konya ‘Bebek Dostu İl’ unvanı için aday gösterilmiş; kentteki hastaneler, sağlık ocakları, eczaneler ve marketler anne sütünün yararlarını tanıtmak için yoğun bir kampanya yürütmüşlerdi. Bu kampanyanın başarısı üzerine yapılan çalışmaların ardından, bu yıl yedi il daha aynı unvanı almıştır.
UNICEF ve Sağlık Bakanlığı (SB) anne sütüyle beslemeyi teşvik ve yaygınlaştırma çalışmalarını şu yollardan sürdürmektedir:
Emzirmeyi Destekleme Programının başarısı, nihai olarak, temel sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine ve böylece anne sütüyle beslemenin hastane dışında da sürdürülmesine bağlıdır.
‘İlk Altı Ay Sadece Anne Sütüyle Beslenmeye Destek’ hakkında daha fazla bilgiyi UNICEF Türkiye Basın Merkezi ve Programlar bölümünde okuyabilirsiniz.
‘Evet Deyin’, İlkbahar 2003 sayımızda yeni bir annenin bebeğini emzirme kararlılığını ve Avustralya, Queensland Üniversitesi’nin anne sütü ile idrak gelişimi arasındaki bağlantı üzerine ilginç bir araştırması hakkında bilgileri okuyabilirsiniz.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, SONBAHAR 2003
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 671KB]