

Deprem sonrası anlara ilişkin anımsayabildiğim tek şey duyduğum derin acıydı.
Fotoğraf Sema Hosta © UNICEF Türkiye 2003
27 yaşındaki Gülsüm Geçimli dört yıldır Bingöl’deki Çeltiksuyu Yatılı Bölge Okulunda öğretmenlik yapıyordu. 1 Mayıs, 2003, günü sabahın erken saatlerinde Richter Ölçeği’ne göre 6.4 büyüklüğünde bir deprem Bingöl ilini sarstı. Yüz yetmiş yedi kişi ölürken beş yüz yirmi kişi de yaralandı. Ölenlerden seksen beş’i, deprem sonucu yerle bir olan yatılı bölge okulunda bulunan öğrencilerdi. Ölenler arasında Gülsüm’ün arkadaşı bir başka öğretmen de bulunuyordu.
Okula koşup öğrencilerime yardım etmek istedim, ama donup kalmıştım. Vücudum beynimin emirlerine uymuyordu. Kendimi toparlayıp çocukların yanına gitmem ne kadar zaman aldı, anımsamıyorum.
Depremden sonraki o anlara ilişkin olarak anımsayabildiğim tek şey duyduğum derin acıydı.
Onlara nasıl yardımcı olabilirimdiye soruyordum kendime.
Bu felakette o kadar çok öğrencimi yitirdim ki … Şu an kendimi o Türkünün sözlerinde olduğu gibi hissediyorum:
Bir yanım deryada çalkanır şimdi.
Depremin üzerinden üç gün geçtikten sonra Gülsüm öğretmen halâ enkaz altında kalan çocuklardan haber bekliyordu. Enkaz altından kurtarılan öğrencileri ise şimdi öğretmenlerini teselli etmeye çalışıyordu. Ama, diğer bütün öğretmenler gibi Gülsüm öğretmen de biliyordu ki, böyle durumlarda metin olmalı, hayatta kalan çocuklara gerekli desteği sağlamalıydı.
Bize umudumuzu yitirmememizi söylediler. Umudumuzu yitirirsek, az bir yaşama şansı olanlar da bu şanslarını yitirirlermiş. Ama, enkaz altından başkalarının da sağ çıkması ihtimali giderek azalıyor, bunu biliyorum.
İlin kuzeyindeki Karlıova’dan Mehmet Dayı felaketi duyar duymaz koşup gelmiş. Öfke içinde Biz çocuklarımızı buraya okusunlar diye gönderdik, ölüme değil!
diyor.
Yakın birinin ani ölümü bir insanın yaşayabileceği en büyük travmalardan biridir. Yitirilenlerden duyulan acı ve üzüntünün kaynağında deprem gibi çok ani gelen bir olay varsa, travmanın etkilerinden kurtulmak da güçleşmektedir. Çünkü, üzüntümüz belirli bir noktaya odaklanamamaktadır ve bütün bu acılara neyin sebep olduğu konusunda elde hazır bir yanıt da yoktur.
Felaketin hemen ardından UNICEF görevlileri ve uzmanlarından oluşan bir ekip gereksinimleri saptamak için bölgeyi ziyaret etti. UNICEF’in ilk değerlendirmelerinin ardından sağlanan yardım malzemeleri arasında yüz çadır, yirmi beş oyun çantası, yirmi beş boyama malzemesinden oluşan bir psikososyal destek çantası, yaratıcılığı teşvik edici diğer malzemeler ve okul araç gereçleri bulunuyordu. Önemli olan, okul etkinliklerinin yeniden başlayabilmesi ve çocukların okul bitimine az bir zaman kala derslerini tamamlayabilmeleriydi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve UNICEF’in psiko-sosyal yardım uzmanlarından oluşan bir ekip hiç gecikmeden bu konuda bir destek programı hazırladı. Bingöl’deki çocukların özel gereksinimleri gözetilerek psiko-sosyal eğitim paketine güvenlik örtüsü, güvenli yer ve gevşeme teknikleri ile ilgili malzemeler de eklendi. Okul müdürleri, öğretmenler ve öğrencilerden oluşan beş yüz kişilik bir hedef gruba, travma sonuçları, bununla bağlantılı reaksiyonlar ve önerilen Psikososyal Destek Projesi ile ilgili bilgiler verildi.
Deprem 2002-2003 ders yılının bitimine kısa bir süre kala meydana geldiğinden, öncelik 8. ile 11. sınıflarda olan çocuklarla ailelerine tanındı. Sonuçta Psikososyal Eğitim Programı 738 öğrenci, 316 veli ve 83 öğretmeni kapsadı.
Gönderilen ekip yöredeki çalışmaları sırasında elli beş öğretmeni kapsayacak şekilde psikolojik bilgi toplama ve yorum seansları da gerçekleştirdi. Ayrıca, MEB’le işbirliği yapılarak, otuz altı okul danışmanını ilgili konularda bilgilendirmek üzere üç günlük bir seminer düzenlendi.
UNICEF bu yöredeki etkinliklerini 2003-2004 ders yılında da sürdürecektir. Bu etkinliklerle, gerek Bingöl’de gerekse çevresindeki illerde toplam 100,000 öğrenci, veli ve öğretmene ulaşılması hedeflenmektedir.
Nüfusun %70’inin riskli yörelerde yaşadığı Türkiye’de depremler yaşamın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Ülke Avrupa, Afrika ve Asya kıtasal kalkanları ortasında kendine özgü bir konuma sahip olduğundan deprem riski de fazladır.
UNICEF Türkiye’deki ilgili kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu tür afetlerin özellikle kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkilerini çeşitli yönetim planlarıyla hafifletme çabası içindedir.
Geçmişte, yardım malzemelerinin gerektiği gibi dağıtılamaması ve afetlerden etkilenen yörelere erişim güçlüğü gibi sorunlar yardımlarda yeterince etkili olunmasını engellemiştir. Dolayısıyla, en başta, bu tür afetlerin sonuçlarına karşı korunmamızı sağlayacak önlemlerin alınması gerekmektedir. Kadınlarla çocukların özel gereksinimlerinin dikkate alınmaması ise, bu kesimlerin afetlerden daha olumsuz biçimde etkilenmeleri sonucunu getirmiştir.
Çocuklar, bu tür jeolojik olguların yol açtığı stres düzeyleriyle baş edebilecek fiziksel ya da zihinsel dirence henüz sahip değillerdir. Bunun gibi, başta hamile olanlar, doğum sonrası bakım dönemini geçirenler ve emzikliler olmak üzere kadınlar da özellikle duyarlı olunması gereken bir kesimi oluşturmaktadır.
UNICEF’nin felaket sonrası faaliyetleriyle ilgili detaylar için UNICEF Türkiye Basın Merkezi’ni ziyaret edin.
Olağanüstü Durumlar ve Afetlere Hazırlıklı Olma programı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.
Felaketin ardından UNICEF Türkiye acil finansal yardım çağrısında bulundu. Daha fazla bilgi için:
UNICEF Türkiye Temsilcisi
Telefon: +90 (0)312 454 1000
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, SONBAHAR 2003
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 671KB]