

2002 yılında 310,806 kişi MEB tarafından başlatılan Kızların Mesleki Eğitimi programının bir parçası olarak ana–baba eğitimine katılmıştır. Babalar çağrılmasına karşın katılımcıların yalnızca %27.4’ünü onlar oluşturmaktaydı.
Kaynak: MEB 2003.
Evin ve aile ortamının bir çocuğun öğrenmesi açısından en rahat mekan olması gerekir; oysa, kız çocuklarının ikinci sınıf yurttaşlar olarak koşullandırılmaları da gene bu mekanda başlamaktadır. Tüm dünyadaki kadın ve çocuk hakları savunucularının iyi bildikleri gibi bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değildir. Ancak, yaygın, durum örneğin ülkenin doğu illerinde görülen türde bir cinsiyet ayrımcılığı için mazeret olamaz. Okuma yazma oranlarının düşüklüğü ile yetişkin erkekler ve erkek çocuklarının gereksinimlerine odaklı değerler sistemi, kızları ve kadınları ikinci plana itmektedir.
Kız çocuğun dersleriyle değil ev işleriyle uğraşması, evde ve sokakta küçük kardeşlerine bakması ve daha küçük yaşlardan başlayarak özel birtakım işleri üstlenmesi, genellikle pek çok aile açısından daha değerli bulunmaktadır. Ev işlerine bakmak kız çocuğun doğal sorumluluğu sayılmakta; bu işleri gerektiği gibi yapan bir kız çocuğa da öğrenmesi gereken ne varsa zaten öğrenmiş kişi olarak bakılmaktadır.
Kız çocuk, yaygın bakış açısıyla, kendi başına bir birey olarak değil, önce kendi ailesinin, ardından gelin gittiği ailenin mülkü olarak görülmektedir. Kız çocuk ve kadın, ilerde nasıl gelişeceğine değil, şu an ailesi için neler yapabileceğine önem veren sistemin içindedir. Bu koşullarda, eğitim de doğal olarak ihmal edilmektedir.
Ekonomik engeller, sorunu daha karmaşık hale getirmektedir. Yoksul aileler, kız çocuklarının kitap, ulaşım, yiyecek ve okul önlüğü gibi masraflarını rahatlıkla kaçınılabilir masraflar olarak görebilmektedir. Bu önyargılar, aşağıdaki güvencelere karşın sürmektedir:
İlköğretimde net okullulaşma oranları bin yılın başında artmıştır. Ancak, kızların okullulaşma oranları görece hala düşüktür.
Kaynak: Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE).
Yoksul pek çok aile, çocuklarının, özellikle kızlarının okula gitmek yerine çalışmalarını tercih etmektedir. Bu aileler, çocuklarının çalışarak kazanacakları gelirden ya da evdeki işlerin karşılıksız değerinden vazgeçip onları eğitime yönlendirmekle sağlayacakları yararlardan habersizdirler.
Aileler, eğitimin, hem geleceğin birinci plandaki bakıcıları hem de kendi başlarına bireyler olarak kız çocukları açısından taşıdığı önemi kavramak zorundadırlar. İleri sürülen bir teze göre, günümüzde çeşitli işlerde çalışanların cinsiyete göre dökümlerinin de gösterdiği gibi, kızlar eğitim görmüş olsalar bile ev dışında bu eğitimden yararlanma fırsatlarına yeterince sahip olamayacaklardır. Bu savın özünde yatan bir tür demagojidir; çünkü kadınlara karşı ayrımcılığın sonuçları istismar edilerek, aynı ayrımcılığın yarın da sürmesinin zemini oluşturulmaktadır.
| Meslekler | Kadın Oranı |
|---|---|
| Parlamenterler | %4 |
| Kamu Çalışanları | %33 |
| Akademisyenler | %36 |
| Hukukçular | %19.7 |
| Doktorlar | %33.8 |
| Okul Müdürleri | %4 |
Kaynak: Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 2002.
Kız çocuklarının okula gittikleri örneklerde ise, okula geç başlama ve erken ayrılma gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Okulu erken bırakmanın altında genellikle erken evlilik yatmaktadır ve bu durumun değiştirilmesi gerekmektedir. Kız çocuklarının ergenlik dönemine geldikleri için okuldan alınmaları da yaygın bir uygulamadır. Kars’ta kendisiyle görüşülen bir kız çocuğu, ergenlik dönemine gelmiş bir kişi olarak okulun artık kendi geleceği için bir anlam ifade etmediğini ima etmiştir.
Başta yoksul aile çocukları olmak üzere çocuklar ücretli işçiliği öğrencilikten daha çekici bir tercih saymaktadır. Bu sayede aile içindeki prestijleri artmaktadır. Böylece çocuklar da tüm masumiyetlerine karşın kendilerini eğitimden uzaklaştıracak eğilimlere yatkın olabilmektedirler.
3. bölüm, Okullar’a devam ediniz.
Eğitimin Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi, Türkiye 2003 tam metnini web sitesinde okuyabilirsiniz veya raporu pdf formatında indirebilirsiniz.
[PDF 979KB]
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, YAZ 2003
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 701KB]