ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, Yaz 2003: Geleceğe Sahip Çıkmak

Dr Nur Otaran, Ankara, Yaz 2003

Dr Nur Otaran: Bugünkü durumu değiştirip okullaşma oranlarını yükseltmek elimizde.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2003

Dr Nur Otaran, kızların eğitimi konusunda UNICEF Türkiye Temsilciliği’ne danışmanlık yapan bir araştırmacıdır. Kadın haklarının kararlı bir savunucusu olan Dr Otaran kadın hareketiyle 70’li yıllarda ABD’de öğrenim görürken tanıştı. Kuşkusuz bu tanışıklık hareketin değişim için ciddi bir güç olarak gelişmekte olduğu Türkiye’de de sürdü. Kendisi en başta bir öğretmen olarak sürekli eğitim ve öğretim alanında çalışmalar yaptı, kamu ve özel kesimde çeşitli yöneticilik görevleri de üstlendi. Dr Otaran bu arada Ankara Eğitim Bilimleri Fakültesinde bir süre araştırmacı olarak görev yaptı ve doktorasını Eğitim Psikolojisi alanında tamamladı.

Dr Otaran’ın çalışmaları sürekli olarak kız çocuklarla genç kadınların eğitimiyle ilgili konularda yoğunlaştı (Tezi de Cinsiyet Rolleri Gelişimi üzerineydi). Böylece, kadınların eğitimi kendisi için özel bir konu haline geldi.

UNICEF, MEB tarafından başlatılan kız çocuklarının okullaşmasına destek kampanyası çerçevesinde, Dr Otaran’dan bir kitapçık hazırlamasını istedi. Bu kitapçık konunun önemini vurgulayacak, çeşitli kuruluşların ve STK’ların kız çocuklarının okullaşmasını artırmak için çalışma yapabilecekleri alanları belirleyecekti. Dr Otaran gözlemlerini daha da pekiştirebilmek için, Türkiye’nin doğu illerinden Kars’ta kız çocuklarının eğitimiyle ilgili bir pilot araştırma gerçekleştirdi:

Ekonomik olarak yoksulluk çeken bu ilde insanlar sekiz ay kadar sürebilen ağır kış koşullarına da maruz kalıyorlar. Kars’ın merkezi dışında, çevredeki köylerin pek azında şebeke suyu var. Dolayısıyla, suyu uzak mesafelerden getirmek gerekiyor. Yaşam hayli güç.

İlginç olan, Karslı kadınların, komşu illerdeki kadınlara göre yaşamın çeşitli alanlarına erkeklerle daha eşit temellerde katılmaları. Ne var ki, okumaya ve yazmaya hemen hiç zamanları olmuyor. Herkes, eğer deyim yerindeyse başlarını ‘suyun üstünde’ tutabilmek için sıkı çalışmak zorunda. Kuşkusuz bu insanların evlerinde televizyon var; dolayısıyla dünyada neler olup bittiğinden haberdarlar. Ama gazete ve kitap okumuyorlar.

Yine de, bu insanların hallerinden memnun oldukları söylenemez. Nelerden mahrum olduklarını biliyorlar ve bu da başlangıç için iyi bir nokta.

Öğrenme edimi, bir şey yapma, başkalarıyla hareket etme bu kadınlar için çok önemli şeyler. Eğitimin olumlu bir bakış açısı için gerekli olduğunu ve davranışları daha iyi yönde değiştirebileceğini kavrıyorlar. Bu, gözlerde bir kıvılcım yaratıyor. Kendileri için, konu ne olursa olsun bir şey üzerinde çalışmak bir zevk. Kısıtlı yaşam tarzları, öğrendikleri için hemen bir uygulama alanı yaratmasa bile bu böyle.

Ayrıca, annelerin eğitimi de çocukların sağlığı ve gelişmesi açısından kuşkusuz büyük önem taşıyor. Bunun öyle bir etkisi var ki, annelerde eğitimin temelleri atılınca, bir sonraki kuşağın eğitimi de bir üst düzeyden başlıyor.

Dr Otaran 1991 yılına ait bir rapora* atıfta bulunarak eğitime ilişkin tutumlar son on yılda pek değişmemiş diyor.

Burada yerel adetlerle geleneklerin aşırı yoksullukla buluşması konunun özünü oluşturuyor: “Bu insanların çoğu, kız çocuklar söz konusu olduğunda eğitimi bir öncelik saymıyorlar. Ayrıca, okulların durumu daha iyi olsa, okullar daha iyi donatılsa, insanların bu tesislerden daha fazla yararlanma yönelimi içine girecekleri de açık.

Yöredeki okulların koşulları genellikle iyi değil. Bu okullarda yeterince öğretmen bulunmuyor; tesisler ve materyaller de yetersiz. Örneğin Çerme’de ziyaret ettiğimiz okul iki kez sele maruz kalıp hasar görmesine karşın okulda şebeke suyu yok. Ortaokullara ulaşmak da hayli güç. Bu okullardan kimileri o kadar uzak düşüyor ki birçok aile salt ulaşım masraflarını bile karşılayamıyor. Ağır ve karlı kış koşullarında aileler çocuklarını evde tutmayı tercih ediyor.

Yerel eğitim görevlilerinin ve öğretmenlerin bütün bu eksiklikleri yürekleri yanarak gördükleri ve bildikleri ortada. Bu insanlar, durumu iyileştirebilmek için sorumluluk almaya hazırlar. Gelgelelim, bunu yapacak imkanları sınırlı; devletten daha fazla destek gerekiyor. Bu ise başlı başına ayrı bir konu. Okul çağında 10 milyonu aşkın çocuğun bulunduğu bir ülkede eğitime ayrılan bütçe yetersiz kalıyor.

Yöredeki okullar, okulun sabit masrafları için katkı payı olarak beş milyon TL (üç dolar) gibi küçük bir miktar istiyorlar; ama bu bile birçok aileye ağır geliyor. Kırsal kesimdeki bu ailelerin birçoğunun yedi-sekiz çocuğu var. Kendisiyle konuştuğumuz dokuz çocuk sahibi bir baba çocuklarından ancak beşini okutmaya gücünün yettiğini söylüyor (bu, güçlüğü anlaşılabilir bir ikilem; ama hemen ardından, bu ikilemin dört kız çocuğu okula göndermeyerek aşıldığını öğreniyorsunuz). Bu insanlar için eğitim hayli titiz olunması gereken bir masraf, hatta bir lüks. Dolayısıyla, ailenin adını sürdüreceklerine göre bu alanda önceliğin erkek çocuklarda olması gerekir, diye düşünüyorlar. Gene diyorlar ki, kızlar evlenip başka ailelerin yanına yerleşeceklerinden bu işin bir geleceği de yok.

Bu soğuk gerçek, kız çocuklarının eğitimi açısından büyük bir ekonomik ve sosyal engel oluşturmaktadır.

Kendileriyle konuştuğumuz bir grup kız, neden okula gitmedikleri konusundaki sorularımıza yanıt verirken hayli tutuktu. Bu tutukluğun nedeni de, muhtemelen, o sırada yanlarında aileden kişilerin ve komşuların bulunmasıydı. Kızlardan biri okul için ‘çok uzun’ olduğunu söyleyince kafam karıştı (çünkü, yaşına göre iri biri değildi). Sonra kavradım ki, kastettiği artık ergen, yani evlenecek yaşa gelmiş olmasıydı.

Ülkenin bu yöresindeki kızlar açısından bir başka engel de ortada rol modellerinin bulunmayışı. Gerçekten de, bu kızların yakın çevrelerinde yüksek öğrenim bir yana lise mezunu ya da bir meslekte çalışan kadın son derece sınırlı. Dolayısıyla, eğitimin kendi gelecekleri açısından neler getirebileceğini de somut olarak görme imkanlarından yoksunlar.

Dr Otaran her şeye karşın kızların eğitimi konusunda iyimser:

Bütün bu engeller bir yana, durumu değiştirmek bizim gücümüz dahilinde. Kızların okullaşma oranlarını yükseltip her kızın ileri standartlarda eğitim görmesini sağlayabiliriz. Konu hiç kuşkusuz daha fazla dikkat ve kaynak gerektirmektedir. Bu da, gerek ulusal gerekse yerel ölçeklerde MEB gibi resmi kuruluşların işidir. Ancak, sektörler arası düzeyde de çok daha fazla şey yapabiliriz. Yoksulluk söz konusu olduğunda, muhtaç ailelere maddi destek verilmelidir. STK’ların, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’nun (SYDTF) ve özel sektörün harekete geçirilmesi bu cephede önemli katkılar sağlayacaktır.

Hükümet tarafından başlatılan kız çocuklarının okullaşmasına destek kampanyası bu alanda önemli bir girişimdir. Yine de, UNICEF açısından mesele kız çocuklara sağlanan eğitim imkanlarının genişletilmesinin ötesindedir. Bu, bir başlangıç noktasıdır. Ama asıl önemlisi, kız çocuklarının okula yönelmelerinin ve okulda başarılı olmalarının önündeki engellerin sistematik biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Daha basiti, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına son verilmesinden söz ediyorum. Erkeklerin ve kızların eşit fırsatlara sahip olmaları gerekiyor.

Hepsinden önce, bugünkü durumu değiştirme iradesine sahip olmamız gerekiyor. Maddi durumu çok kötü olanlar bile, istedikleri taktirde bu sorunu aşacak yollar bulabilmişlerdir. Örneğin Hakime’nin durumunu ele alalım. Ücra bir köyden olan Hakime sekiz yıllık temel eğitimini tamamlama şansını yakalayabilmiştir. Hakime eğitimine devam edip bir meslek sahibi olmak istiyordu, ama ailesinin maddi koşulları buna elvermiyordu. Hakime’nin durumu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne iletildi ve dernek de Hakime’nin okula ulaşım ve diğer eğitim masraflarını karşıladı. Böylece Hakime kendi yöresinde bir ‘örnek vaka’ haline geldi; şimdi herkes onun bundan sonra yapacaklarını izliyor.

Kendi yörelerinden bir kızın başarısını görmek onlara çok şey ifade edecek.

* Özel Olarak Kızların Katılımı Açısından Türkiye’de Temel Eğitime Devamlılığı Etkileyen Faktörler, Dr Niyazi Karaşar, Dünya Bankası, 1991. Dr Otaran bu çalışmada Koordinatör Yardımcısı olarak görev yapmıştır.

Kızların eğitimi hakkında önerileriniz ve ayrıntılı bilgi için Dr Otaran’a ulaşabilirsiniz.

Bu sayıda Eğitimde Toplumsal Cinsiyetle İlgili Durum’u okuyabilirsiniz. Eğitimin Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi, Türkiye 2003 tam metnini web sitesinde okuyabilirsiniz veya raporu pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 979KB]

MEB ve UNICEF’in kız çocuklarının okullulaşmasına destek kampanyası Haydi Kızlar Okula! hakkında daha fazla bilgi okuyabilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa