ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, Yaz 2003: Çeltiksuyu Okulu -- Bir Ses Ver!

Hacer (ortada) Çeltiksuyu Yatılı Okulu yıkıntısında kurtarma ekibinin aradığı oğlu Doğan’dan haber bekliyor

Hacer hanım, yanında kızı Emine, oğlu Doğan’ın haberini bekliyor.
Fotoğraf Sema Hosta © UNICEF Türkiye 2003

1 Mayıs Perşembe günü sabaha karşı Türkiye’nin doğusundaki Bingöl ili Richter Ölçeğine () göre 6.4 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Pazartesi günü yapılan tespitlerde depremde 177 kişinin öldüğü, 520 kişinin de yaralandığı ortaya çıkıyordu. Depremden en fazla hasar gören yapı, Bingöl kent merkezinin 15 km doğusundaki Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu idi. Depremde bu okulda 85 öğrenci ile bir öğretmen yaşamını yitirmişti. Kurtarma ekipleri enkazı araştırırken, yakınlardaki Güzeller köyünden gelenler okulun bir köşesinde bekleşiyordu. Kimse uyumuyor, kimse bir şey yemiyordu. Hepsi, kendi köylerinden olan diğer 50 öğrencinin sağ kurtarılması için dua ediyordu.

Enkaz altında bulunan 14 yaşındaki Doğan’ın annesi Hacer hanım da oradaydı ve oğlunun kurtarılmasını bekliyordu. Bina oğlumun üzerine çöktü, ama asıl parçalanan benim yüreğimdi diyor ve devam ediyor, Doğan! Oğlum konuş, bir ses ver! Kurtarma çalışmalarını umutla izleyen Hacer hanım, yedi çocuğundan en küçüğü olan Doğan’dan gururla söz ediyor:

Doğan her hafta sonu eve gelirdi. 14 yaşında olmasına karşın dizime oturur, kendine anasının kuzusu denmesini isterdi. Köyden herkes burada. Hepimiz bekliyoruz, dua ediyoruz ve çocukların kurtulmasını diliyoruz. Köyümüzde okul yok, bu nedenle çocuklarımızı buraya yatılı okumaya gönderiyoruz. Ama bakın ne diyorum; okula gönderiyoruz, mezara değil …

Türkiye’de Çeltiksuyu gibi yatılı bölge okullarına devam eden altı yaş ve üzeri yaklaşık 130,000 kadar öğrenci vardır. Bunun nedeni, ücra yörelerdeki küçük nüfuslu köylerde okul bulunmamasıdır. Bu okullara yerleştirilen öğrenciler Pazartesiden Cumaya kadar yatılı olarak okullarında kalmaktadırlar. Bunun ideal bir çözüm olduğu söylenemez. Ana-babalar ve çocuklar birbirlerini çok özlemektedirler; ancak bugün elde olan budur. 14 yaşına gelen Doğan bile Pazartesi günü gelip okula dönmesi gerektiğinde hiç mutlu değildir. Annesi Hacer hanımın dediğine göre, Doğan okuluna dönerken ağlamaktadır.

Kurtarma operasyonu, baharın ilk günlerine özgü parlaklık ve canlılıkla yaşanan felaketin oluşturduğu hüzünlü ortamın garip bir bileşiminde sürüyordu. 8. sınıfa giden gündüzcü öğrenciler Ayşe ve Bahar, ölen arkadaşlarının resimlerine bakıp sessizce ağlıyorlardı. Ayşe, yaşına özgü ruh halini yansıtır biçimde soruyor: Şimdi biz Haziran’da diplomalarımızı alamayacak mıyız?

Ancak bunu Ayşe’nin bencilliğine vermemek gerekir. Türkiye’nin en yoksul illerinden biri olan Bingöl’de pek çok kız çocuk okula gidememektedir. Ayşe de iyi bilmektedir ki, kendi büyüklerine göre daha iyi bir yaşama sahip olmasının yolu eğitimden geçmektedir.

Felaketin hemen ardından resmi yetkililer, eğitim faaliyetlerini yeniden başlatarak çocukların ve ailelerin yaşamlarına bir devamlılık ve istikrar katmaya karar verdiler. Ne var ki, birçok okul depremden ve onu izleyen sarsıntılardan büyük hasar görmüş, kullanılamaz hale gelmişti. Yapılan temasların hemen ardından UNICEF elindeki ihtiyat stoklarından 100 okul çadırını bölgeye sevk etti. Böylece eğitim faaliyetleri 15 gün içinde bu çadırlarda yeniden başlayabilecekti. Hasarlı binalara girip karatahta ve ders kitabı almak riskli olduğundan bu tür malzemeler de sağlandı. Bu yardımlarda öncelik, yaşanan zorluklardan dolayı Çeltiksuyu’na tanındı.

Çeltiksuyu’na giden UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney şöyle diyor:

Bu şiddette bir depremin ardından gelen travmanın atlatılması uzun zaman alır. İnsanlar evlerinde ya da başka herhangi bir yapıda korku içinde olacaklarından, temin edilen çadırlar psikolojik açıdan da yararlıdır. Çadırda kimse bu tür endişeler duymayacağından, bu imkan eğitim faaliyetlerinin kısa sürede yeniden başlatılabilmesi açısından idealdir. Eğitim faaliyetleri, çocukların, öğretmenlerin ve ailelerin yaşanan felaketin sarsıntılarını atlatabilmeleri için geliştirilen psiko-sosyal programların uygulanabilmesi açısından da önemlidir. Bu konuda 1999 Marmara Depremi dolayısıyla hayli deneyimliyiz. Bu depremin ardından da, ailelerin normal yaşamlarına dönmelerine yardım amacıyla psikososyal Programlar geliştirip uygulamıştık.

UNICEF Türkiye Temsilciliğinden bir ekip, depremi izleyen 15 saat içinde bölgeye ulaşmıştı. Yapılan ilk değerlendirmenin ardından psikologlardan oluşan ekipler Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve diğer kuruluşlarla birlikte psikososyal program çerçevesinde çalışmalar yapmak üzere bölgeye gönderildi.

Psiko-Sosyal Program, travmanın etkisi altındaki çocuklar için bir platform oluşturmakta, çocuklar yoksunluk, ilgi yitimi ve travma gibi sorunları aşmaya çalışmaktadır. Çocuklar, başlarına ne geldiği konusundaki duygularını ve tepkilerini ifade ederek, aksi halde normalliğe dönüşü engelleyebilecek birtakım karmaşık konuları çözebilecek duruma gelmektedirler.

Ne yazık ki, depremde yaşamını yitiren Doğan ve diğer çocuklar için artık çok geçtir. Ancak hayatta kalan Bingöllü çocuklara iletmek isteriz ki, sizlerin eğitim ve daha iyi bir gelecek hakkınızı gerçekleştirmenize yardımcı olmak UNICEF’in asli görevidir.

UNICEF Türkiye’nin felaket sonrası faaliyetleriyle ilgili detaylar için Basın Merkezi’ni ziyaret ediniz.

Olağanüstü Durumlar ve Afetlere Hazırlıklı Olma programı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Felaketin ardından UNICEF Türkiye acil finansal yardım çağrısında bulundu. Daha fazla bilgi için: UNICEF Türkiye Temsilciliği:
+90 (0)312 454 1000

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa