ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, İlkbahar 2003: Savaş Oyunları

Antika oyuncak asker trampet çalıyor. Fotoğraf Clement Mok/Photodisc © 1999

Savaş hiç de eğlenceli değildir. Ne var ki, çocuk oyunlarının sanal dünyasında yüzyıllardır hep popüler bir konu olagelmiştir.
Fotoğraf Clement Mok/Photodisc © 1999

UNICEF’in kuruluş amacı, II. Dünya Savaşı sonrası ortamda çocukların toparlanmalarına yardımcı olmaktı. Çocukların silahlı çatışma ve doğal felaket gibi durumlarda korunmaları bugün de UNICEF’in en temel görevleri arasında yer almaktadır. Ne var ki, 21. yüzyıl başlarının medya doygunluğu yaşayan dünyasında çocukların savaştan korunmaları görevi, artık onları salt fiziksel tehlikelerden uzak tutmakla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda çocukların genel olarak savaş ve şiddete ilişkin algılamalarının da yönlendirilmesini gerektiriyor.

Hemen her gece ekranlarda onlarca, hatta yüzlerce kötü adamı saf dışı bırakan bir kahramanla (Hollywood ya da yerli yapım) karşılaşıyoruz. Kötü adamları teşhis etmek son derece kolaydır; çünkü bu adamlar görüşleri ve görünüşleriyle hep karanlık tiplerdir ve liderlerinin de baştan sona kötü oldukları hemen belli olur. Tabii, sonunda hak ettiğini bulur, kız da kahramana kalır.

Öteden beri hep bu tür şeylerle oyalanıp eğlenmişizdir. Eski ozanlar, destanlarında ve sahne oyunlarında birbiri ardına patlak veren ve kötü adamların bertaraf edildikleri savaşlardan söz ederler. Ellerinde işleyecekleri zengin bir malzeme vardır; çünkü, birçok ulus savaşın küllerinden ve getirdiği devrimci ortamlardan doğmuştur. O kadar ki, kutsal kitaplar bile yer yer savaşların tarihi olarak okunabilir.

Savaşın biyolojik bir gereklilik olmadığı gerçeği ortaya konmuş olsa bile, acı gerçek ortadadır: farklı kültürler ve uluslar arasındaki ihtilaflar hemen bir günde yok olmayacaktır.

O halde, duruma göre dinlerin, kültür tarihinin, dünya liderlerinin ve medyanın da onay verebildiği bir gerçek olarak savaşın kötü bir şey olduğunu çocuklara anlatmak güçtür. Bu konulara meraklı bir çocuk tarafından sorgulanan herkes, çelişkilerle dolu bir mayın tarlasında gezinmekte olduğunu kavrayacaktır.

Çocuklar kendi dünya görüşlerini oyuncaklarıyla oynayarak ve yaşıtlarıyla etkileşim içinde oluştururlar. Oyuncaklarından birçoğu (tanklar, jetler ve askeri cipler) silah ve savaş malzemesi niteliğinde şeylerdir. Savaşa özgü tutum ve davranışların acı verici bir gerçekçilikle yansıtıldığı silahlı müfrezeler de bu tabloyu tamamlar. Bu durumda, oyuncak silahların ve askeri malzemelerin satışının 1991 yılında patlak veren Körfez Savaşı sonrasında tüm dünyada ve Türkiye’de çarpıcı biçimde artması hiç de şaşırtıcı sayılmamalıdır. Benzer bir eğilim, günümüzdeki saldırı ortamında da gözlenmektedir.

Çocuklarımızın bu tür oyuncaklarla oynamalarına izin vererek silahlı çatışma kavramının yerleşmesine örtük biçimde göz yummuş oluyoruz. Bir çocuk oyun sırasında oyuncak bir askeri vurup öldürdüğünde ya da devreden çıkardığında sadece oyun oynuyorlar demek kolay, çünkü sadece oyun oynuyorlar. Bir çocuğun zihninde gerçek olanla oyun olan her zaman birbirine karışabilir ve belirsizlik tohumları da burada devreye girer: Bu tür oyunlar, bizi karşıt ulusları ve orduları, oyuncak asker ya da filmlerdeki kötü adamlar gibi yapay zeminlerde görmeye yönlendirir; oysa onlar da insandır.

Gerçekliğin bu biçimde çarpıtılması, son dönemlerde video oyunlarının yaygınlaşmasıyla daha da pekişmiştir. Günümüzde çocuklar sanal ortamlarda katliam ve yıkım gibi işlerle uğraşmaktadırlar ve bütün bunların ‘oyun’ diye geçiştirilmesi de herkese kolay gelmektedir.

Televizyonlarda her gün karşılaştığımız savaş görüntülerinin çocuklar üzerinde sahte kahraman etkileri yaratma olasılığı vardır. Irak’ta konuşlandırılan askeri donanıma ilişkin grafik sunuşlar video oyunlarından alınan klipleri andırmaktadır. Bu arada medya da, Bağdat’ın bombardımanını görüntülerken bu yeni savaşı uydu aracılığıyla ‘canlı olarak’ evlerimize getirdiği iddiasındadır. Gerçekte ne olup bittiği hakkında pek az bilgimiz var.

Geçen yıl yürütülen kampanyada her dört Türk vatandaşından biri Çocuklar için Küresel Hareket’inin (ÇKH) Çocuklar için Evet Deyin bildirgesine imza atmıştır. Bu kampanya sırasında çocukların savaştan korunmaları ve hiçbir çocuğun silahlı çatışmaların getirdiği dehşete tanık olmaması gerçekleştirilmesi gereken en ivedi on işten biri arasında yer almıştır.

Çocukların, patlak veren bu yeni savaşın bir video oyunu ya da Dünya Kupası gibi uluslararası bir turnuva olmadığını kavramaları gerekmektedir Çocuklar bilmelidirler ki, olup biten kahramanlarla ilgili bir iş değildir; bu işten en zararlı çıkacak olanlar, savaşan ülkenin sıradan aileleri, bu arada başta kendi yaşıtlarıdır.

Çocuklar için Evet Deyin’in Türkiye’de nasıl başarıya ulaştığını Evet Deyin, Şubat 2002 sayısında, okuyabilirsiniz.

Çocuklar için Evet Deyin’in on maddesinin tamamını okuyabilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa