

Fotoğraf Oğuz Sağdıç © UNICEF Türkiye 2008
Ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü olarak bulunan 2.750 çocuk için hayat kolay değil. Ancak hükümet yetkilileri koşulları düzeltmekte ve bunda AB’nin mali desteği ile UNICEF’in de katkısı var. Evet Deyin, Ankara’daki bir tutukevinden bildiriyor …
Mehmet (gerçek adı değil) yeni çalışma masasının başında oturmakta. Her hafta bir buçuk saat geçirdiği kütüphaneden az önce dönmüş. Odasının sekiz yaşıtıyla paylaştığı ortak alana ve masa tenisi oynanan salona, kardan adamlar eridikten sonra tekrar voleybol oynayacakları bahçeye çıkan kapısı açık. Ailesini ve arkadaşlarını, gece havasını ve cam bardaktan çay içmeyi özlüyor. Ancak her gün katıldığı aktivitelerin dışında haftada bir kez spor salonunu ve açık hava sahasını kullanma imkanı var. Öfkesine hakim olmayı öğreniyor.
Dışarıdan bakıldığında, Ankara’nın batı ucundaki Sincan’da, Adalet Bakanlığı arazisinde bulunan Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, gözetleme kuleleri, projektörleri, jandarmaları ve betondan yapılma yüksek çevre duvarıyla herhangi bir hapishaneye benziyor. İçeri girildiğinde ise üç yıl önce bu amaç için inşa edilmiş tesisin pek çok sürprizi barındırdığı görülüyor. Spor tesisleri ve ziyaret alanları çoğu özel okulu kıskandıracak büyüklükte (kapalı bir kurumda bile açık alanlar olabiliyor!) Tam donanımlı seramik ve bakır, kaynak ve kumaş atölyelerinin yanı sıra bilgisayar odası ve sınav hazırlığı, hijyen ve sağlık seminerleri, görevli eğitim dersleri gibi çeşitli amaçlara hizmet eden toplantı odaları da mevcut.
Koridorlar geniş ama sade, pencereler demirli olmasına karşın, buranın sakinleri ve öğretmenleri kapılarının bazıları pırıl pırıl manzara resimleriyle renklendirmiş ve duvarları HIV/AIDS ve Çocuk Hakları gibi konuları olan posterlerle süslemişler.
Herkesin kendi odası var. Tesis 320 kişi düşünülerek inşa edilmiş ve şu anda 108’i onsekiz yaşın altında olan 285 kişiyi barındırmakta. Başka bir deyişle, fazla boş yatak yok. Zaman zaman 18–21 yaşları arasındaki gençlerin, öncelik verilen yeni tutuklanmış çocuklara yer açmak üzere başka kurumlara gönderilmesi gerekmiş. Yine de, tutuklular küçük gruplar halinde infaz ve koruma memurları ve dışarıdan gelen öğretmenler eşliğinde saç kesimi, ağaç dikimi ya da satranç öğrenirken, kalabalık hissi yaşanmıyor.
Fotoğraf Oğuz Sağdıç © UNICEF Türkiye 2008
Ankara’nın bu tutukevi ve Kayseri’de açılan küçük bir benzeri, Adalet Bakanlığı’nın gözetimindeki çocukların içinde bulundukları koşulları iyileştirmek, onları eğitmek, rehabilite etmek ve tekrar kanunla ihtilafa düşmelerini engellemek için gösterdiği çabalara tanıklık etmekte.
Hukuki altyapı, Ceza Yasası ve Ceza İnfaz Kanunu’na yapılan değişiklikler ve Çocuk Koruma Kanunu’nun kabulüyle 2005 yılında yenilendi. Bu değişiklikler arasında en önemlileri cezai ehliyet yaşının 11’den 12’ye yükseltilmesi ve çocuklar için ceza indiriminin arttırılması olarak sayılabilir.
Fiziksel altyapıya gelince, Ankara’daki kuruma benzer tutukevlerinin İstanbul ilinde 2–3 ay, İzmir ilinde ise 2–3 yıl içerisinde açılması öngörülüyor. Şu anda onsekiz yaşın altındakilerin önemli bir bölümü, ortamın stresli olduğu, kimi zaman dolup taşan ve çocuk ve gençler için özel tesisleri ve infaz ve koruma memurları olmayan yetişkin ceza evlerinin çocuk koğuşlarında tutulmakta. Bu durum eğitim ve boş zaman değerlendirme olanaklarını kısıtlamakta ve şiddet ile çocuklar arasında baskı ve cinsel istismar tehlikesini arttırmaktadır.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Kenan İpek Amacımız 50’den fazla çocuk olan yerlerde onlar için ayrı kurumlar bulunmasıdır. Ve bu yönde süratle ilerliyoruz.
diyor.
Fotoğraf Oğuz Sağdıç © UNICEF Türkiye 2008
Aslında Türkiye’nin adalet sistemi eskiden beri onsekiz yaş altındaki hükümlülerin ceza sürelerini, demir parmaklıkların ardında değil, Eğitimevi (7. sayfaya bakınız) adı verilen açık kurumlarında geçirmelerini öngörmüştür. Eğitimevleri gurur kaynağımızdır
diyor İpek.
Bunun dünyada fazla örneği yok. Çocuklar dışarıdaki akranları gibi yaşıyor. Normal okullara gidiyorlar. Görevliler onlara ana–baba gibi oluyorlar.
Halihazırda ülkenin batı, orta ve doğu kısımlarında bulunan İzmir, Ankara ve Elazığ’da olmak üzere üç Eğitimevi bulunuyor. Kanunla ihtilafa düşen tüm çocukların %5’ini oluşturan kız çocukları yalnızca İzmir’de barındırılmakta. Bakanlığın İstanbul’da dördüncü bir eğitimevi açma planları var.
İpek sözlerini şöyle sürdürüyor:
Bir sonraki adımda bu kişi tahliye edilecek. Dolayısıyla onun toplum içinde yaşamaya alışması, normal bir okula gitmesi gerektiğine inanıyoruz. Aslında o da bir mağdur, suçun mağduru, toplumun mağduru.
Ancak suça itilen çocukların eğitimevlerine gönderilebilmesi için haklarındaki hükmün kesinleşmesi gerekiyor. Yargılama ve temyiz sürecinin ortalama 18 ay sürmesi ise tutukevlerinde veya cezaevlerinde uzun süre kalınmasına neden oluyor. Ceza kurumlarındaki 2.750 çocuktan yalnızca küçük bir kısmının haklarındaki yasal işlemler tamamlanmış bulunuyor. Mehmet gibi, Sincan’daki çocuk ve gençlerin %90’ı halen haklarında verilecek kararı beklemekte. Bazıları daha Eğitimevine adım atmadan ceza sürelerini tamamlamış olacaklar.
Eğitimevlerinin sunduğu olanaklar çok daha iyi. Bir an önce Eğitimevlerine geçebilmeleri için davalarının Yargıtay’dan en kısa zamanda geçmesini istiyoruz. Ama tutukevlerinde geçirdikleri sürenin de iyi değerlendirilmesi için çabalıyoruz.
diyor İpek.
Kurumların yeterli sayıda ve nitelikte personele sahip olmaması durumunda ne ileri görüşlü yasaların ne de kaliteli binaların faydası olacaktır. Modern teknolojinin de yardımıyla, Ankara tutukevinde çalışan ve aralarında öğretmenlerin, psikologların ve sosyal hizmet uzmanlarının da bulunduğu 138 kişi, çok sayıda etkinliğin aynı anda gerçekleştirilmekte olduğu saatlerde bile tüm çocuk ve gençleri izleyip onlara destek olabilmektedir. Ancak Genel Müdür İpek için bu kadarı bile yeterli değil. Her ne kadar ceza sisteminin genelinde personel eksikliği olduğunu kabul etse de, çocuklardan sorumlu olan tesislerde çalışan personel sayısını en üst düzeye çıkarmakta kararlı. Çalışanların çocuklara oranının 1/1 olmasının ideal olacağını söylüyor.
Ankara’daki tutukevi ilk açıldığında Müdür Muammer Seyitoğlu’nun başını ağrıtan personelin sayısı değil, bilgi ve yetenek düzeyi olmuş. Bu kurum ve çalışanların %80’i de yeniydi. Hiç kimse bir şey bilmiyordu
diyor. Bu sözler gerçek bir soruna işaret ediyor. Ne var ki Adalet Bakanlığı, çalışanlarının kapasitelerini arttırmak için de büyük çabalara girmiş bulunmakta.
2000 yılından bu yana dört bölgesel eğitim merkezi açılmış ve beşincisi de yakında açılacak. Çocuk tutuklu ve hükümlülerle çalışanlar için en önemli eğitim programlarından birisi de, AB mali desteği ile Adalet Bakanlığı ve UNICEF işbirliğinde tasarlanan ve geliştirilen Ardıç Programı’dır.
Tutuklu çocuklar — yeni bir başlangıcın tohumları atılıyor (2) devam ediyor.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, KIŞ 2008
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 644KB]