

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanı Profesör Talat Halman ve UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney. Fotoğraf Oğuz Sağdiç © UNICEF Türkiye 2007
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, çocuk yoksulluğu sorununa karşı bir strateji geliştirilmesinde öncü rol oynayacak. Bu konuda bir strateji geliştirme kararı 2006 yılı Haziran ayında Ankara’da yapılan Çocuk Yoksulluğu Konferansı’nda alınmıştı. Geliştirilecek bu strateji yalnızca milyonlarca kız ve erkek çocuk için yaşamı kıyas kabul etmez ölçüde iyileştirmekle kalmayacak, aynı zamanda ülke ekonominse de yarar sağlayacak, şiddeti, suçu, çocuk istismarını ve diğer toplumsal sorunları azaltacaktır.
İsmail Barış
SHÇEK Genel Müdürü.
Fotoğraf Oğuz Sağdiç
© UNICEF Türkiye 2007
Türkiye, çocuk yoksulluğunu azaltacak ve nihai olarak ortadan kaldıracak bir strateji geliştirecektir. Bu konudaki girişim, 23 Mayıs günü Ankara’da yapılan bir basın toplantısında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından açıklanmıştır. Bakanlık halen bu stratejinin geliştirilmesi ile ilgili temaslarını sürdürmektedir. Diğer hükümet kuruluşları, yerel yetkililer, sivil toplum, akademisyenler, AB, UNICEF, ana babalar ve çocukların da bu sürece katılmaları beklenmektedir. Stratejinin 2007–2014 dönemini kapsaması düşünülmektedir.
Sosyal Sigortalar Kurumu’nda yapılan basın toplantısının konuşmacıları arasında Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürü İsmail Barış, UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Ankara Ofisi Direktörü Gülay Aslantepe, Bakanlık AB Eşgüdüm Dairesi Başkanı Cafer Yılmaz ile Ankara il Çocuk Hakları Komitesinden Seda Ceylan ve Canser Karadaş da yer alıyordu. Basın toplantısı TV sunucusu ve yapımcısı Tayfun Talipoğlu tarafından yönetildi. UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanı Profesör Talat Halman, UNICEF Türkiye Ülke Ofisi çalışanları ve medya temsilcileri de izleyiciler arasında bulunuyordu.
Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2005 yılında Türkiye’de 15 yaşından küçük 5.6 milyon çocuk veya bu çağ nüfusunun %27.7’si gıda ve gıda dışı yoksulluk içindedir. Başka bir deyişle, bu çocukların aileleri, çocuklarına yeterli yiyecek, giyecek, barınak, eğitim ve koruma sağlama imkanlarından yoksundur.
Gülay Aslantepe
ILO Ankara Ofisi Direktörü.
Fotoğraf Oğuz Sağdiç
© UNICEF Türkiye 2007
Türkiye’de yoksul çocuklar çoğunlukla azgelişmiş illerde, kırsal yörelerde ve genellikle göçle gelip yerleşilen büyük kent varoşlarında yaşamaktadır. Çoğu durumda, bu çocukların ana babalarının eğitim düzeyleri düşüktür ve düzenli bir işleri de yoktur. Kalabalık ailelerdeki çocukların yoksulluk içinde yaşama olasılıkları, daha az nüfuslu ailelerin çocuklarına göre çok daha yüksektir.
Yoksulluğun çocukların yaşamları üzerinde sarsıcı etkileri vardır. Yoksulluk içindeki çocuklar çoğu durumda diğer çocukların yer alabildikleri kültürel, sosyal ve dinlence–eğlenceye yönelik etkinliklerden yoksun kalırlar. Yoksulluk aynı zamanda çocukların tarlalarda, sanayide, sokaklarda ve evlerde çalışmalarının başlıca nedenlerinden biridir ve aynı neden çocukları kurumlara yerleştirme zorunluluğunun da ardında yatmaktadır. Yoksulluk beslenme yetersizliklerine, bodurluğa ve aşırı kalabalık konut koşullarıyla ilişkili her tür sağlık ve güvenlik riskine yol açmaktadır. Üstelik, yoksul çocukların tam olarak bağışıklanma ve gerektiğinde sağlık hizmeti alabilme olasılıkları da diğerlerine göre daha düşüktür.
Yoksulluk, çocukları eğitim imkanlarından yoksun bırakmaktadır. Yoksul çocukların aileleri, önlük, ulaşım, beslenme ve okul malzemeleri gibi masraflar yüzünden çocuklarını okula gönderemeyebilirler. Özellikle kız çocuklar okula hiç gidemeyebilirler veya bir süre sonra okullarını bırakmak zorunda kalabilirler. Bu, ülke ekonomisi açısından ciddi bir insani sermaye kaybı anlamına gelmektedir.
Yeterli eğitim almadıkça yoksul çocukların çoğu ilerde yoksul yetişkinler olacaktır. Dahası, istatistiklerin de gösterdiği gibi, iyi eğitim alamamış yoksul kızlar küçük yaşlarda evlenmekte, çok sık gebe kalmaktadır. Bu da onların kendi sağlıklarını tehdit etmekte, kendi çocuklarının da yaşam boyu başarısızlık, sağlıksızlık ve maddi yoksunluk içinde kalmaları riskini arttırmaktadır.
Çocukken yoksulluğu yaşayan, her tür sömürü ve şiddete açık çocuklar, ilerde ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde suç teşkil eden veya anti–sosyal davranışlara yönelebilmektedir. Ancak, çocuklar adına gerçekleştirilecek bir müdahalenin bu sürekli yoksulluk döngüsünü kırması mümkündür.
Ankara il Çocuk Hakları Komitesinden Seda Ceylan ve Canser Karadaş.
Fotoğraf Oğuz Sağdiç © UNICEF Türkiye 2007
Bugüne dek yoksullukla mücadele çabalarında odak noktaları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu (SYDTF) tarafından sağlanan ve sağlık hizmetlerine erişim imkanı veren yeşil kart
uygulaması, kız çocuklarını okula gönderen veya temel sağlık hizmetlerine başvuran ailelere sağlanan şartlı nakit transferleri
ve sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocuklara yönelik yeni hizmet modeli oluşturmuştur. Şartlı nakit transferlerinin, kapsamlı bir sosyal politika çerçevesinde belirli koşullara bağlı olarak bütün çocukları kapsayacak biçimde yaygınlaştırılması, çocuk yoksulluğunu azaltmaya yönelik yeni ulusal strateji açısından önemli bir seçenek oluşturmaktadır.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, YAZ 2007
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 805KB]