1946 - 2006 ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİNUNICEF

Evet Deyin, 60. Yıl Kutlama Sayısı: Çocuklara Gelecek Sağlama Çabasında 60 Yil

Konuk Başyazar Prof. Dr. İhsan Doğramacı

Aralık ayında Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) kuruluşunun 60. yılı kutlandı. Bu 60 yıl boyunca, üstlendiğim çeşitli görevlerle, uluslararası topluluğun insani amaçlı çabalarında yer aldım. Gene 1946 yılında kurulan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) anayasasını imzalayanlar arasında bugün hayatta kalan tek kişi benim.

UNICEF’in çalışmalarından daha en başından haberdardım. İyi bilindiği gibi, UNICEF İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’daki çocuklara yardım amacıyla kurulmuştu. UNICEF’in ilk direktörü Maurice Pate bu görevi, savaştan galip çıkan ülkeler kadar yenik ülkelerin de çocuklarına yardım edilmesi koşuluyla kabul etmişti. Pate UNICEF’in başına geçmesinden kısa bir süre sonra Ankara’ya geldi. O sıralarda Ankara’da bir çocuk hastanesi ve çocuk sağlığı enstitüsü kurulması çabaları içindeydim. Bu kuruluşlara gerekli ekipmanın sağlanması için UNICEF’ten yardım talep ettim. Bu talebim üzerine Pate bana New York’taki UNICEF binasında bir oda ve sekreter tahsis etti; bana verilen bir katalogdan tesisler için gerekli malzemeleri seçme imkanım oldu.

UNICEF Türkiye Milli Komitesi başkanlığını 2003 yılına kadar sürdürdüm. Bundan sonraki görevi Prof. Talat Halman’a teklif ettim. Şu anda görevimi onursal Başkan olarak sürdürmekteyim. Bu arada, uluslararası planda, üç dönem UNICEF Yönetim Kurulu başkan yardımcılığında bulundum ve Program Komitesi başkanlığını üstlendim. Ardından, iki dönem için Yönetim Kurulu başkanlığı yaptım.

Ayrıca, 1968 yılından itibaren Uluslararası Pediatri Derneği’nde başkanlık, genel direktörlük ve son olarak da onursal başkanlık görevlerinde bulundum. Bu görevlerim sırasında kuruluşun üyelerini bütün çocukların haklarının ve sağlıklarının korunması yönündeki çalışmalara katılmaya özendirdim. Derneğin 500 bin üyesi, politikaları belirleyenleri etkilemeyi ve böylece çocukların sağlık ve gelişim haklarını yerine getirilmesini hedefleyen ‘Sağlıklı bir Dünya için Sağlıklı Çocuklar’ girişimi doğrultusunda çalışmaya koyuldu. 2002 yılı Mayıs ayında gerçekleşen Birleşmiş Milletler Çocuk Özel Oturumu (BMÇÖO) bu misyonu daha da ileriye götürmemizi mümkün kıldı.

1938 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, özellikle kırsal alanlarda çocuk ölümlerinin fazlalığı ve çocukların içinde bulundukları sağlıksız koşullar hemen dikkatimi çekmişti. O zamanlar, yeni doğan bebeklerin üçte biri daha bir yaşına gelmeden ölmekteydi. Bu gerçek karşısında durumun iyileştirilmesine katkım olabileceğini düşündüm. Sonuçta, bu alandaki çarpıcı ilerlemelere tanıklık etme şansım oldu. 1980’lerin başında UNICEF tarafından başlatılan ‘Çocuk Yaşatma Devrimi’ gibi etkinlikler sayesinde bebek ölüm hızı az önce sözünü ettiğim dönemdekinin onda birine indi; başka bir deyişle bin canlı doğumda yaklaşık 26’ya düştü.

60 yıl önce köylerimizin çoğunda şebeke suyu yoktu. Şimdi durum değişmiştir. Okur yazarlık da büyük oranda artmıştır. Ancak gene de yapılması gereken pek çok şey var. Avrupa’da bebek ölüm hızı bir canlı doğamda 8–10; Japonya ve Finlandiya gibi ülkelerde daha da düşük. Bugün elimizde bu ülkeleri yakalamak için gerekli altyapı var. Ne yazık ki, doğumu izleyen ilk altı ay içinde yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin oranı halen düşük. Bebek mamalarını hastanelerimizden ve doğum evlerimizden uzak tutmak için daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor.

Bunlar benim uzmanlık alanım olan küçük çocukların yaşaması ve beslenmesi ile ilgili örnekler ki, bu aynı zamanda UNICEF’in de asıl çalışma alanını oluşturuyor. Bununla birlikte, başka konuların da ele alınması gerekiyor: bugün çocukların çoğu birtakım artı risklerle karşılaştıkları ve tam potansiyellerini gerçekleştirmek için çaba gösterdikleri kentsel ortamlarda yaşıyor. Çocuk yoksulluğu bugün de bir sorun. Bütün çocuklara iyi bir eğitim verilmesi yalnızca çocukların kendi esenlikleri açısından değil daha iyi bir dünya yaratmak açısından da büyük önem taşıyor.

Küresel ölçekte, zenginler ile yoksullar arasındaki fark büyüdü. Bugün eğer dünya nüfusunun %20’si dünyadaki toplam gelirin %80’ine sahipse ortada yanlış bir şey var demektir. Barış için aşırı yoksulluğu ortadan kaldırmamız gerekiyor. Mali açıdan gelmiş ülkeler, sömürünün uzun erimde kendi zararlarına olacağını görmek zorundalar. Ayrıca, sömürüye, yolsuzluğa, ilhakçılığa, yabancı düşmanlığına ve farklı inançlara ve uluslara yönelik hoşgörüsüzlüğe de karşı çıkmamız gerekiyor. Daha küçük yaşlarda onlara hoşgörüyü öğretmek yerine çocukları asker olmaları için yetiştiriyoruz ve savaşlarda ölmelerine yol açıyoruz.

UNICEF’in 60. yılını kutlarken, UNICEF ile tüm dünyadaki ülkeler arasında daha yararlı ortaklıklar için ileriye bakıyoruz. Haklı olarak, çocukların doğal haklarından yararlanabilmelerini sağlayacak girişimlere uluslararası topluluğun ve hükümetlerin azami desteğini bekliyoruz. Bu arada, tüm kariyerim boyunca beni hiç bırakmayan bir soruyu sürekli yinelemeliyiz: Bu konuda ne yapabilirim? Özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve nerede olurlarsa olsunlar tek tek kişiler, Birleşmiş Milletler’in çocuklar için uygun bir dünya vizyonunun gerçekleşmesinde giderek artan önemde rol oynayacaklardır.

Prof. Dr. İhsan Doğramacı:

  • Ankara Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı;
  • UNICEF Türkiye Milli Komitesi Onursal Başkanı;
  • Uluslararası Pediatri Derneği Onursal Başkanı;
  • Uluslararası Çocuk Merkezi Başkanı, Ankara;
  • UNICEF İcra Kurulu eski başkanı’dır.
 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa