ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, Kış 2007: Türkiye’de Çocuk Yoksulluğunun Önlenmesi

Çocuklar, Van, Türkiye’nin Doğusu

Çocuklar, Van, Türkiye’nin Doğusu. Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Küresel standartlara göre Türkiye yoksul bir ülke değildir; bununla birlikte Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2005 yılında nüfusun beşte birinin yoksulluk riski altında olduğunu belirlemiştir. Kamuoyundaki anlayış ise, genellikle böylesine yaygın bir sosyal güvenlik sisteminin eksikliğini gösterge olarak saymayıp kişilerin kendi sorunlarına bağlama yanlışlığını sürdürmektedir. Yoksulluğun çocukları nasıl etkilediğine, en savunmasız kesimi temel gerekliliklerden, korunmadan ve topluma katılma imkanlarından nasıl yoksun bıraktığına ilişkin genel bilgi ise daha da sınırlıdır.

Türkiye’nin küzeyinde Tekirdağ’da sokakta bir kız çocuğu

TÜİK’e göre 2004 yılında 15 yaşından küçük yaklaşık 5.7 milyon çocuk yoksulluk içindedir.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2006

Çocuk yoksulluğunun önlenmesi

Bu karmaşık konuya ilişkin genel tartışmaları canlandırmak ve aynı konusunun ivedi politika uzantılarını — özellikle çocuklara yönelik kamu harcamaları konusunda — tartışmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) tarafından 2006 yılı Haziran ayında Çocuk Yoksulluğunun Önlenmesi Konferansı düzenlenmiştir. Bu etkinlik, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu ve UNICEF tarafından da desteklenmiştir.

Bakanlıklardan, akademik çevrelerden, STK’lardan, medyadan ve özel sektörden temsilcilerin yanı sıra çocuklar ve aileleri de bu konferansa davet edilmiştir. İki gün süren konferans sırasında katılımcılar bir dizi panel izlemiştir. Bu panellerde mevcut durum ve eldeki istatistik verdiler değerlendirilmiş, gündemdeki başlıca görevler belirlenmiş ve aşağıdaki başlıkların politika uzantıları incelenmiştir:

  • çocuklar için bir bütçe;
  • çocuk işçiliği;
  • erken dönem çocukluk;
  • eğitim;
  • temel hizmetlere erişim;
  • çocuk koruma;
  • çocukların ve ailelerinin güçlendirilmesi ve katılımlarının sağlanması;
  • STK’ların ve akademisyenlerin çocuk yoksulluğu konusuna bakışları.

Konferanstan elde edilen sonuçlar, daha sonraki politikaların belirlenmesi açısından işlevsel olmuştur. Bu bakımdan özel olarak sözü edilmesi gereken, Türkiye’nin Avrupa Komisyonu ile birlikte hazırlayacağı Ortak İçerme Anlaşması’dır. Bu belge, yoksulluk ve toplumsal dışlanma üzerine en önemli olgular ve sorumluluklar gibi başlıca görevleri özetlemektedir.

Konferans delegeleri

Konferansta bulunan ergen yaşlardaki katılımcılar, yoksulluğun çocuk gözüyle kavranması gerekliliği üzerinde durdular.
Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Yoksulluğu azaltma stratejileri

Yetişkinler — özellikle de kadınlar — için istihdam olanaklarının geliştirilmesinin çocuk yoksulluğunun hafifletilmesi açısından da önemli bir katkı sağlayacağı konusunda genel bir mutabakat vardır. TÜİK’e göre Türkiye’de işgücüne katılım oranı 2006 yılında %46 ile hayli düşüktür ve kadınlar kayıtlı işgücünün %25’inden azını oluşturmaktadır. Ancak, çocuk yoksulluğu sorunu salt gelir meselelerine indirgenemeyecek kadar karmaşık bir konudur. Çocuk yoksulluğu söz konusu olduğunda, çocukların esenliği ve gelişimleri ile ilgili bir dizi konu gündeme gelmektedir. Örneğin:

  • sağlık hizmetlerine erişim;
  • kreş hizmetlerine erişim;
  • okul öncesi eğitim;
  • ilk, orta ve yüksek öğrenim olanaklarına erişim;
  • iyi beslenme ve fiziksel gelişme;
  • çocuk koruma;
  • bir aile ortamında yaşama hakkı.

Bağımlı kişiler olarak çocuklar bir ailenin geçiminde ek masraf oluştururlar ve bir ailenin yoksulluğu sahip olduğu çocuk sayısıyla doğru orantılı olarak artar — özellikle nakit gelirin daha sınırlı olduğu kırsal alanlarda.

Sağlık hizmetlerine maddi gücü yetmeyecek olanlara yönelik nakit destek çerçevesindeki Yeşil Kart uygulaması veya düşük gelirli ailelerin çocuklarını okula göndermeye özendirmek için geliştirilmiş Şartlı Nakit Transferi sistemi Türkiye’deki etkili yoksullukla mücadele stratejileridir. İmkanları sınırlı ailelere yönelik gelir desteği, düşük gelirliler içinde en güç durumda olanlar arasında çocuk yoksulluğunu azaltmada etkili olacaktır.

Bütçede sağlık ve eğitime ayrılan kaynakların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü, bugünkü dağılım temel hizmetlere erişimdeki eşitsizlikleri pekiştirmektedir. Gerek sağlık gerekse eğitim alanındaki toplam harcamaların üçte biri aile bütçelerinden kaynaklanmaktadır. Böylece birçok aile bu alanlarda artık harcama yapamayacak ölçüde düşük gelir gruplarına itilmektedir. Onsekiz yaşına kadar bütün çocukları sağlık sigortası kapsamına almayı öngören yeni yasa, yoksulluk içindeki çocukların sağlık durumlarında belirli bir iyileşmeye yol açabilecektir. Bunun gibi, kaliteli eğitime ulaşımda benzer bir yatırım, çocuklara yapılan yatırımların getirisini ikiye katlayacaktır.

Anne ve çocuk

UNICEF’in Dünya Çocuklarının Durumu 2007 raporu, kadının ailede,işyerinde ve siyasal alanda güçlendirilmesinin yoksullukla mücadelede doğrudan ve olumlu etkisi olacağını savunmaktadır. Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Bu alanda Türkiye’nin gerçekleştirebileceği belki de en kritik değişim, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nden üçüncüsüne ulaşarak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınları güçlendirmek olacaktır. Değişimin katalizörleri ve çocuk haklarının savunucuları olarak kadınların evlerindeki, işyerlerindeki ve siyasal alandaki süreçlere tam ve eşit katılımlarının, çocuk yoksulluğu sorununa en kalıcı çözümü getirebileceği tüm dünyada görülmüştür.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa