

Ergenler Türkiye’de en geniş nüfus grubunu oluşturmaktadır -- erkek ve kız ergenler birlikte toplam nüfusun %20’ye yakın bir bölümünü oluşturmaktadır.
Kaynak: Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003
Son 50 yılda sanayileşmede sağlanan gelişmelerle birlikte ortaya çıkan cinsel olgunluğa daha erken erişme, daha geç evlenme ve eğitime daha fazla önem verme gibi sosyolojik değişiklikler, ergenlik döneminin, üç evreden oluşan ve çocuklukla yetişkinlik arasında köprü
oluşturan bir dönem olarak görülmesini sağlamıştır:
Yaş dilimi konusundaki kuramlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Ancak, DSÖ ergen kişiyi 10 ve 19 yaşlar arasındaki herhangi bir kişi olarak tanımlamaktadır. Bu standarda başvurulduğunda ergenler Türkiye’de toplam nüfusun %20’sini temsil etmektedirler. Ayrıca, bugün 10 yaşından küçük olanlar bir kuşak sonra ergen duruma geldiklerinde, biraz daha az olmakla birlikte nüfus içinde aşağı yukarı gene aynı paya sahip olacaklardır. Bu da, öngörülebilir gelecekte ergenlerin Türkiye’de en geniş nüfus kesimi olarak kalacağını göstermektedir.
Ergenlik, çocukların hızla değişen bedenlerinin farkına vardıkları ve kimlik sorunlarıyla boğuştukları hızlı süreçlerin damgasını taşıyan ve büyük bir potansiyel barındıran dönemdir. Ergenler genellikle yetişkinler gibi hissederler ve kendilerinden böyle davranmaları istenir. Ne var ki, ortada güç bir durum vardır: ergenlerin yetişkin kişiler olarak kendilerini ortaya koyma eğilimleri, sahip oldukları çocuk statüsüyle çelişki yaratır. Bunun tipik bir sonucu, gerek ergenler gerekse yetişkinler açısından sürtüşme ve umutsuzluktur. Bu durum, yetersiz iletişim, duygusal veya fiziksel çatışma ve uyum sağlamada isteksizlik gibi sorunlarla kendini ortaya koyar. Böylece, ergenler, aileleri ve toplum arasında aşılmaz gibi görünen engeller belirir.
Türkiye’de erkekler ergenlik dönemine özgü kabına sığmazlık, sevecenlik de içeren delikanlı
tanımıyla kabul edilmektedir. Buna karşılık aynı yaşlardaki kızlar için kullanılan sevecen ve olumlu terimlerin daha ölçülü ve metanetli olmayı içermesi tüm dünyada pek çok ülkede görülen bir çifte standarda işaret etmektedir.
Oysa, kız veya erkek olsun ergenlik çağındakilerin henüz çocuk oldukları hiç unutulmamalıdır. Bu insanlar yaşamlarının en zorlu yıllarını yaşamaktadırlar ve verdikleri kararlar -- ve kendileri hakkında verilen kararlar -- gelecekteki sağlıklarını, eğitimlerini ve mutluluklarını etkileyecektir.
Gerçek sorunlarla yüz yüze olmalarına karşın ergenler çoğu kez kendilerinden daha küçük veya daha büyük kişilere yönelik sunulan hizmetlerin dışında kalmaktadır. Başka bir deyişle, ergenler bir yandan kendilerinden daha küçükler için geliştirilen planların ve politikaların dışında bırakılırken, diğer yandan yer almak için özlem duydukları yetişkinler dünyasından da dışlanmaktadırlar.
Sonuçta ergenler halen çocukturlar ve küçük kardeşleri gibi onların da bilgilendirilmeleri, yönlendirilmeleri ve korunmaları gerekir. 2002 yılında yapılan BM Çocuk Özel Oturumu (BMÇÖO) sonuç belgesi bu gerçeği kabul etmekte ve şöyle demektedir:
Çocuklar için uygun bir dünya, ergenler dahil bütün çocukların kendi doğal kapasitelerini güvenli ve destekleyici bir ortamda geliştirme imkanlarına sahip oldukları bir dünyadır.
TC Hükümeti bu durumu gözeterek, UNICEF’in ve diğer kuruluşların da desteğiyle ergen nüfusun gereksinimlerini ele almak için çaba göstermektedir. Bu kapsamda,
Evet Deyin’in bu sayısı bugün Türkiye’de ergenlerin karşılaştıkları bazı sorunları ele almakta ve hızlı bir gelişim süreci içindeki ülkede bu nüfusun gereksinimlerinin karşılanması açısından başka neler yapılabileceğini değerlendirmektedir.
Daha fazla bilgi okuyabilirsiniz:
İnsanlarda görülen ilk kuş gribi vakalarının hepsi çocuk olmak üzere dört ölüme yol açması üzerine Türkiye’de Ocak ayında geniş çaplı bir kamuoyu duyarlılık kampanyası başlatıldı.
Doğal Bir Tehdit’i okuyabilirsiniz.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, İLKBAHAR 2006
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1.5MB]