ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, Sonbahar 2005: Yoksulluk Çocukların Sorunu

Bahçede yaşlı bir kadın ve bir erkek çocuk

Yoksulluk yaşlı aile bireyleri ve en çok da çocuklar arasında yaygındır.
Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2005

Düşük gelir düzeyindeki aileler açısından yoksullukla mücadele, kişi başına günde 1 dolar gelir elde etmekten çok daha karmaşık bir meseledir. Ailenin bütçesi hayatta kalmaya ucu ucuna yetecek durumda olduğunda, sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik alanlarında olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. UNICEF açısından, Türkiye’de yoksullukla aile üyelerinin yaş dağılımı arasındaki ilişki kritik önemdedir: çok çocuklu aileler ortalamaya göre daha yoksul durumdadırlar ve ailedeki küçük çocuk sayısı ne kadar fazlaysa yoksulluk da o kadar artmaktadır.

Gece sokakta oyuncak satan bir çocuk

Türkiye’de sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocukların sayısı son yıllarda çarpıcı bir artış göstermiştir.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005

Türkiye’nin, birinci BKH’yi oluşturan mutlak yoksulluğu ve açlığı ortadan kaldırma yolundaki mücadelesi düşük ve orta gelir düzeyindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha başarılıdır. Ancak BKH Türkiye Raporu’na göre 2003 yılı itibarı ile nüfusun %28.1 gıda ve gıda dışı yoksulluğu içindedir. Bu genel oran, Türkiye’yi orta gelir düzeyi ülkeler arasında ortalama bir konuma yerleştirmektedir.

Satın alma gücü paritesi (SGP) olarak günde 1 dolarlık kazançla belirlenen yoksulluk sınırı, mutlak yoksulluğun uluslararası tanımı, birçok kişinin ağır ve uzun kışlar geçirmek zorunda olduğu Türkiye’den çok tropik kuşaktaki ülkeler için geçerlidir. Buna karşılık Avrupa ve Orta Asya ülkeleri gıda yoksulluğu sınırı olarak 2.15 ve 4.30 dolar eşiklerini kullanmaktadırlar. İnsani Kalkınma Raporu (İKR) 2005’e göre Türkiye nüfusunun %24’ü günde 4.30$ altında yaşamaktadır.

Nüfusun yaklaşık üçte birlik bölümünün koşullarının daha da kötüleşmesi sonucunda, ortada yirmi yıldan bu yana azalmayan ileri düzeyde bir eşitsizlik olduğunu göstermektedir. İKR’ye göre, 2000 yılında Türk nüfusunun en zengin %20’lik kısımının tüketim payı %46.7 iken en yoksul %20’nin payı sadece %6.7’dir.

Yaz ortasında tarlada çalışan bir kız çocuk

Çok sayıda çocuk mevsimlik tarım işlerinde ve kayıtsız işlerde çalışmaya devam etmektedir.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005

Kent/kır eşitsizliği çocukların gelişimi önünde ciddi engeller oluşturmaktadır ve bu engeller şöyle belirginleşmektedir:

  • görece yoksul kırsal alanlarda annelere ve çocuklara yönelik sağlık hizmetlerinin yetersizliği;
  • gerek zenginler ve yoksullar gerekse cinsiyetler arasında eğitim eşitsizlikleri;
  • sosyal güvenlik ve sağlık sigortası sistemlerinin dağınıklığı.

Yoksulluk, Türkiye’de yaşla ve aile bireylerinin sayısıyla yakından bağlantılıdır. Yaşça büyük aile bireylerinin yoksulluk oranı yüksek olup, ancak çocukların yoksulluk oranı daha da yüksektir. Yoksulluğun artması haneye katılan bireyle -- genellikle çocuklar -- daha da belirginleşmektedir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2003’e göre nüfusun %29’u 15 yaş altındadır. Bu da yoksulluğu önemli bir çocuk sorunu haline getirmektedir.

Yılda 1.4 milyon olan yüksek doğum sayısı giderek düşmektedir. Ancak yine de çocuk nüfusunun artışı Türkiye’nin kalkınması açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Türkiye’de yoksulluğun bu kadar çok sayıda çocuğu tehdit etmesi şu anlamlara gelir:

  • her yıl önlenebilir nedenlerden dolayı meydana gelen binlerce çocuk ölümü;
  • ilköğretim çağında olup okula gitmeyen bir milyon çocuk;
  • çeşitli işlerde çalışan 1.6 milyon çocuk;
  • sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocuk sayısında artış.

Düşük gelir düzeyindeki aileler çoğunlukla çocuklarının enformel nitelikte, düşük ücretli işlerde çalışmalarını istemektedir. Bu ise çocukların eğitim durumlarını olumsuz yönde etkilemektedir. En kötüsü ise, çocukların çalışma zorunluluğu nedeniyle hiç okula gidememeleridir. Çocuklarını bir süre sonra okula göndermeyen veya hiç göndermeyen aileler, gerekçe olarak genellikle maddi imkansızlıkları göstermektedir.

Çok küçük bir erkek çocuk sokakta dileniyor

Türkiye’nin, birinci BKH olan mutlak yoksulluğu ve açlığı ortadan kaldırma konusunda yapılacak çok şey vardır.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005

Konu medya tarafından ele alındığında ise, düşük gelir düzeyindeki ailelerin iyi beslenme, sağlık hizmetleri, eğitim ve iyi bir yaşam standartına ulaşma gibi yerleşik hakları olduğu gerçeğine pek az vurgu yapılmaktadır. Bunun yerine yoksulluk, ailelerin kendilerinin baş etmesi gereken bir sorun gibi ele alınmakta, böylesine yaygın bir sorunun ülke ve insanları üzerindeki büyük etkisi genellikle göz ardı edilmektedir.

Türkiye’de yoksullukla mücadele stratejileri büyük ölçüde ‘hayır işleri’ biçiminde yapılandırılmıştır ve bu da yoksullar üzerinde damgalayıcı bir etki yaratmaktadır. Böylece kamuoyunun, medyanın kendi açısı ile başka yerlere götürülen konuyu daha iyi kavraması mümkün olmamaktadır. Benzer biçimde, konuya ilişkin resmi tepkiler de yaygın önyargıları yansıtmakta ve yapılan çalışmalar bir bağımlılık kültürü yaratılmasına yönelik sıkça dile getirilen isteksizlik nedeniyle engellenmektedir.

Ne var ki, yoksullukla mücadele Binyıl Bildirgesi’ni (BB) imzalayan ülkeler için hukuksal olarak bağlayıcı bir zorunluluktur ve bu mücadele Türkiye’nin önünde duran en önemli görevlerden biridir. Bu görev, ilgili fonların tahsisi veya kaynakların eşit biçimde dağılımı kadar, tutum değişikliğini de gerektirmektedir.

UNICEF açısından bakıldığında ise, çocukların esenliğini, büyümelerini ve gelişmelerini bu kadar derinden etkileyen bir sorun karşısında tek çözüm çocuklara yatırım yapılmasıdır.

Hedef 1: Mutlak yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırmak
Göstergeler Başlangıç yılı (1994) Bugün (2003) Nihai amaç (2015)
Amaç 1: 1990 ile 2015 yılları arasında günlük geliri bir doların altında olan nüfusu yarıya indirmek
Gösterge 1a: Günlük geliri 1 doların (SGP) altında olan nüfusun oranı %1.1 %0.01 %0.1
Gösterge 1b: Gıda ve gıda-dışı yoksulluk sınırının altında olan nüfusun oranı %28.3 %28.1 %13.5
Gösterge 2: Yoksulluk açığı oranı (YAO) %1.5 %0.3 %0.1
Gösterge 3: En yoksul %20’lik nüfusun toplam tüketimden aldığı pay %8.5 %8.8 %11
Amaç 2: 1990 ile 2015 yılları arasında açlıkla yaşayan nüfusun oranını yarıya indirmek
Gösterge 4: Beş yaş altındaki çocuklar arasında düşük ağırlıklı çocuk oranı %8.3
(başlangıç yılı 1998)
%3.9 %4.2
Gösterge 5: Asgari enerji tüketimini karşılayamayan nüfusun oranı (gıda yoksulluğu) %2.9 %1.3 %0.7

Bu web sitesinde çocukluk ve yoksulluk konusunda daha fazla bilgiyi UNICEF’in Dünya Çocuklarının Durumu 2005 Raporu’nda okuyabilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 684KB]

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …