

Haydi Kızlar Okula! kampanyası erkek çocukların okullulaşma oranını da belirgin bir şekilde artırmakta ve sonuçta Türkiye evrensel temel eğitim hedefine biraz daha yaklaşmaktadır. Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2005
İkinci ve üçüncü BKH’yi oluşturan tüm bireylerin temel eğitim alması ve kadınların güçlendirilmesi birbiriyle yakından ilişkilidir. Eğitimde cinsiyet eşitliği sağlanmadan herkesin ilköğretim görmesi hedefi gerçekleştirilemez ve kadınların güçlendirilmesi yolunda ileri adım atılamaz. Türkiye’deki birçok aile, özellikle düşük gelir düzeyinde geçim uğraşı verenler, kız çocukların eğitim görmelerinin sağlayacağı yararları net biçimde görememektedir. Kamusal, mesleksel ve aile yaşamlarında güçlü kadın rol modellerinin çok sınırlı olması, kız çocukların eğitim görmelerinin pek az getiri sağlayacağı düşüncesine yol açmaktadır.
Türkiye, ilköğretimdeki açığı kapatacak ve herkese temel eğitim sağlanmasını öngören BKH’ye 2015 yılına kadar ulaşacak gibi görünmektedir. Bununla birlikte UNICEF tarafından geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan en son Çocuklar için İlerleme Raporu’na göre, Türkiye’de bu alanda ilerleme, bölgedeki diğer ülkelere göre daha yavaş seyretmektedir.
Kız çocukların okullulaşması, ev işlerinde ve diğer kayıtsız işlerde çalışmaları nedeni ile ilköğretimden sonra belirgin bir azalma göstermektedir.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Türkiye, 1997 yılında zorunlu temel eğitimi 5 yıldan 8 yıla çıkararak herkesin temel eğitim görmesini sağlama yolunda önemli bir adım atmıştır. Bu adım sonucunda okullulaşma oranlarında genel bir artış görülmekle birlikte, kız çocukların okullulaşma oranı erkeklere göre daha düşüktür ve bu durum özellikle ülkenin doğusundaki ve güneydoğusundaki kırsal yörelerde belirgindir.
2003’de yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na (TNSA) göre ülkenin doğu illerindeki erkeklerin %85’i ile kadınların %61’i; batı illerinde ise erkeklerin %95’i ve kadınların %85’inin aynı eğitim düzeyine sahip olduğu görülmektedir. Yine aynı raporda kırsal alanda yaşayan kadınların %31’inin şehirde yaşayan kadınların ise %18’inin hiç bir eğitim almadığı ortaya konulmaktadır.
Medya eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği sağlaması hedefini diğer BKH’lere göre daha fazla ve daha olumlu olarak ele almaktadır. Bu konudaki başarılı bir örnek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile UNICEF’in birlikte yürüttüğü Haydi Kızlar Okula! kampanyasıdır. Medyanın da desteği ile kız çocuklarının eğitiminin önemi konusunda son iki yılda kamuoyu duyarlılığı artırılmış ve okullulaşma oranının artırılmasında önemli adımlar atılmıştır. Ayrıca, bu kampanyanın yürütüldüğü illerde erkek çocukların okullulaşmasında da artış sağlanmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gölgesi hala hissedilse bile, bu durum, herkesin temel eğitim görmesi hedefi açısından hayli umut vericidir.
| Göstergeler | Başlangıç yılı (1990) | Bugün (2004) | Nihai amaç (2015) |
|---|---|---|---|
| Amaç 3: 2015 yılına kadar dünyanın her yerindeki kız ve erkek çocukların ilköğretimi eksiksiz olarak tamamlamasını sağlamak | |||
| Gösterge 6: İlköğretimde net okullaşma oranı | %74.8 | %93.6 (geçici) | %100 |
| Gösterge 7: 1. sınıfa başlayan öğrenciler arasından 5. sınıfa ulaşanların oranı | -- | -- | %100 |
| Gösterge 8: 15-24 yaş grubunda okur-yazarlık oranı | %92.8 | %95.6 | %100 |
Büyük ölçüde yoksullukla ilgili olmak üzere birtakım karmaşık etmenler Türkiye’de kız çocukların ve onlardan daha az olmak üzere erkek çocukların okullulaşmasını engellemektedir. Bununla birlikte, Kız çocukların önündeki engellerden biri, Türkiye’de yaşamın birçok alanında gözlenen geleneksel kadın erkek eşitsizlikleridir. Düşük gelirli birçok ailede, kız çocukların tam eğitim görmelerinin getireceği yararlar hiç görülememekte veya somut olarak algılanamamaktadır. Kırsal yörelerde özellikle kız çocukların eğitime erişimi evde yapılacak işler ve erken evlilik yüzünden engellenmektedir. Üstelik bu etmenler, “okula ilgi duyulmaması” gibi sözde gerekçeler arkasında gizlenmektedir. Kentsel alanlarda ise okula gitmeyen kız çocukların bu durumlarının gerekçesi %30 sıklıkla çalışma zorunluluğu olarak dile getirilmektedir.
Eğitim ve istihdamda toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanamadığı sürece Türkiye kadın ve kız insan kaynaklarının büyük bir bölümünü geliştirme fırsatını kaçıracaktır
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Her durumda, kız çocukların okul dışı kalmaları, kadın nüfusun %50’sini eve hapseden bir yaşam tarzıdır. Böylece, Türkiye ekonomisi açısından kadınlar en az gelişmiş ve en az yararlanılan kaynak durumuna gelmektedir.
2005’de yayınlanan İnsani Kalkınma Raporu’na (İKR) göre Toplumsal Cinsiyet Güç Ölçüsü (TCGÖ) sıralamasında Türkiye 140 ülkede 76. sırada yer almıştır. Kadınların güçlendirilmesi; kadının iktisadi ve siyasi hayata katılımı ve bu iktisadi kaynaklara sahip olma ve kullanımı ile ilgili karar alma konumlarını içermektedir. Bu konumların zayıf olması modern toplumlar için kabul edilemez olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine işaret eder.
İKR’a göre, aynı işe katılım açısından erkeklerin geliri kadınlara göre %46 daha fazla olmakla birlikte eğitim düzeyinin artması kadınlar için daha fazla gelir sağlamaktadır. Toplumsal cinsiyet farklılığı dendiğinde gelir düzeyi açısından erkeklerin kadınlara göre her iş alanında daha fazla katılımı anlamına gelmekte, bu da açıkça Türkiye’nin insan kaynaklarından büyük ölçüde yararlanamaması demektir. Daha önemlisi, gelir düzeyi düştükçe kadınların eğitime erişimleri ve eğitimlerini sürdürmeleri olasılıkları da gerilemektedir.
Türkiye kız çocukların eğitimine daha yoğun yatırım yapıp; kadınlara daha eşit istihdam koşulları sağlayıncaya kadar, kız çocuklar kaliteli eğitim ve potansiyellerini tam olarak gerçekleştirme imkanlarından yoksun kalacaklardır.
Bu durumda, geleceğin anneleri ve çocuklarının birinci derecede bakıcıları olarak kadınlar sağlık ve beslenme alanında ileri standartlardan uzak kalacaklar ve ülke de ulaşması gereken kalkınmışlık düzeyinin gerilerine düşecektir.
| Göstergeler | Başlangıç yılı (1990) | Bugün (2004) | Nihai amaç (2015) |
|---|---|---|---|
| Amaç 4: Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ilk ve ortaöğretimde tercihen 2005 yılına kadar ve eğitimin her düzeyinde 2015 yılına kadar ortadan kaldırma | |||
| Gösterge 9a: İlköğretimde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre oranı | %84 | %95.1 (geçici) | %100 |
| Gösterge 9b: Ortaöğretimde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre oranı | 64.7% | 74.4% | 100% |
| Gösterge 9c: Yüksek öğretimde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre oranı | %52.9 | %74.5 (geçici 2003) | %100 |
| Gösterge 10: 15-24 yaş grubunda kadınların erkeklere göre okur yazarlık oranı | %91.4 | % 95.2 (geçici) | %100 |
| Gösterge 11: Tarım dışı sektörlerde ücretli olarak çalışan kadınların oranı | %15.8 | %19.9 | %35 |
| Gösterge 12: Parlamentoda kadın milletvekillerinin oranı | %1.8 | %4.4 | %17 |
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, SONBAHAR 2005
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 684KB]