

Haydi Kızlar Okula! bu yıl son 20 proje ilinin de dahil olmasıyla üçüncü evresine girerken, kampanyanın daha önce başlatıldığı illerin koordinatörleri ve danışmanları Nevşehir’de bu yılın eğitim toplantısına davet edilerek deneyimlerini yeni mesai arkadaşlarıyla paylaşmaları istendi. Katılımcılardan bazıları, bu güne dek elde ettikleri kazanımları Evet Deyin’e şöyle anlattı:
Okula gitmeyen çocukları belirlemek, durumlarına bakmak ve çözüm bulmak: kampanya boyunca yaptığımız iş buydu.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Adıyaman’ın yoksul yerleşimlerinden birinde çalışmalarımızı yürütürken 12 yaşında Emine adlı bir kızla karşılaştık. Emine okula ancak kısa bir süre devam edebilmişti. Babasının evde olacağı bir zaman seçmeye gayret ettik. Emine’nin babası yaşlı bir adamdı ve ikinci evliliğini yapmıştı. Karısı felçliydi, Emine’nin ağabeyi de menenjit geçirmişti; ikisinin de bakıma ihtiyacı vardı.
Yaşlı baba şunu söylüyordu:
Ben çalışmazsam aç kalırız, Emine okula giderse bunlara kim bakacak?
Emine’ye okula gitmek isteyip istemediğini sorduk ve olumlu yanıt aldık. Bunun üzerine Emine’nin haftada üç gün okula gitmesi bu günlerde de babasının evde kalması önerisini getirdik. Aynı şekilde haftanın diğer günleri Emine evde kalacak, babası işe gidecekti.
Baba bu fikri beğendi ve yaz tatiline kadar bu yolu denemeye karar verdi.
Okula gitmeyen çocukları belirlemek, durumlarına bakmak ve çözüm bulmak: kampanya boyunca yaptığımız iş buydu.
Ailelerin çoğu ikna edilerek çocukları okula yazdırıldı. Ancak işimiz daha yeni başlıyor. Bundan sonra, bu çocukları izlememiz, okula bitirinceye kadar okullarına devam etmelerini sağlamamız gerekiyor.
Haydi Kızlar Okula! cehalete karşı bir savaştır. Bütün çocuklar okula gitmek, okumayı yazmayı öğrenmek ister; onları cehalete terk edemeyiz.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Haydi Kızlar Okula! cehalete karşı bir savaştır. Bütün çocuklar okula gitmek, okumayı yazmayı öğrenmek ister; onları cehalete terk edemeyiz.
Gaziantep çok göç alan bir yer. Dolayısıyla şehre yeni gelenlerin izlenmesi güç oluyor. Buna rağmen ziyaret edilmedik ev bırakmadık.
Kızların okula gönderilmesine yönelik tarama ve tanıtım/savunu çalışmalarımıza bütün personel yardımcı oldu. Bütün psikolojik danışmanlara eğitim verdik, onlar da saha çalışanlarını iletişim teknikleri ve ana–babaları iknada kullanılacak teknikler konusunda eğittiler.
İl Eğitim Müdürlüğü’nden 24 psikolog çalışmalarımızda görev aldı; 821 toplum lideri ve 657 imam iki günlük eğitimden geçirilerek kampanyaya destek olmaları sağlandı. 22 STK, çok sayıda gönüllü ve okul aile birliği üyeleri tanıtım/savunu çalışmalarına katıldı.
Ayrıca bir izleme-değerlendirme ekibi oluşturduk ve daha önce tarama ve tanıtım/savunu çalışmalarının yapıldığı mahallelere yeniden giderek gelişmeleri tesbit etmeye çalıştık.
Bir ara Gaziantep’e henüz bir ay önce gelmiş bir aile ile karşılaştık. Bu ailenin okula gitmeyen üç kızı vardı.
Evlerini ziyaret ettiğimizde çok memnun oldular. Bu memnuniyet gözlerinden okunuyordu. Baba işsizdi. Bu sebeple, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’ndan (SYDTF) aile desteği aldık ve üç kız kardeşi okula kaydettirdik. Bununla gurur duyuyorum. Salt okuma yazma öğrenseler bile bu onların geleceği açısından çok şey ifade edecektir.
… insanların çocukken okula gönderilmediklerinde uğradıkları kayıp kalıcı oluyor.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Okula gidemeyen çocuklar okula giden arkadaşları kadar okumak istiyor. Sistem dışı kalmış olsalar bile, yaşları ne olursa olsun onlar da okuma yazma öğrenmek arzusu içindeler.
70 yaşında bir Ayten Teyze vardı. Merkezimizdeki okuma yazma kurslarında birinci ve ikinci seviye derslerini geçti ve sonunda okur-yazar belgesini aldı.
Bir gün elinde belgesiyle bana geldi ve
Bu yaşımda neden okuma yazma öğrenmek istediğimi biliyor musundiye sordu. Ben de ona bunun kendisi için taşıdığı anlamı sordum.
Gözleri yaşla doldu ve anlattı:
Bu belgeyi alıp annemin mezarına gideceğim ve diyeceğim kiSen beni okula göndermedin, ama ben sonunda başardım, okuma yazmayı öğrendim.
Demek ki, insanların çocukken okula gönderilmediklerinde uğradıkları kayıp kalıcı oluyor. Bu insanlar yaşamları boyunca bir şeylerin eksikliğini hissediyorlar ve bu eksikliklerini gidermek istiyorlar.
Ben de bir köy çocuğuyum ve köyde bir kız olarak büyümenin sorunlarını çok iyi bilirim.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2005
Ben de bir köy çocuğuyum ve köyde bir kız olarak büyümenin sorunlarını çok iyi bilirim. Bir kere, ailem okula gitmemi istememişti. Okula gidebilmem köydeki öğretmen sayesindedir; bugün bir öğretmensem bunu ona borçluyum.
Kampanya boyunca ekonomik güçlüklerin ötesinde cehalet ve vurdumduymazlıktan kaynaklanan sorunlarla da karşılaştık. Örneğin insanlar kız çocukların okula gitmesine
dini nedenlerebağlayarak karşı çıkıyorlardı. Ancak, bütün bu güçlüklerin sabırlı bir çalışmayla ve sıradan insanların sorunlarına anlayışla yaklaşma yoluyla aşılacağını öğrendik.
Aileler, özellikle de anneler kız çocuklarını benim görev yaptığım okula
ben okuyamadım, ama kızımın bir gün senin gibi öğretmen olmasını istiyorumgibi sözlerle gönderiyorlar. Bu elbette insanı çok duygulandırıyor. Ayrıca insanların önüne bir örnek figür ya da model konulduğunda sorunların daha kolay çözümlenebileceğini gösteriyor.
Bu metne ikinci bölümde devam edebilirsiniz.
Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF’in ilköğretimde cinsiyet farkının 2005’in sonuna kadar ortadan kaldırmayı amaçlayan Haydi Kızlar Okula! kampanyası ile ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, YAZ 2005
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 575KB]