

1980’li yıllarda UNICEF sokaklardaki çocuklar ile sokakların çocukları arasında bir ayrım gözetilmesini önermişti. Çünkü, bu iki durum arasında çocuk açısından önemli bir fark bulunuyordu.
Sokaklardaki çocuklar, ailelerinin kendilerine sağlayabileceği destek çok azaldığı için ailenin geçim sorumluluğunu kentlerin sokaklarında ve pazar yerlerinde çalışarak paylaşmak durumunda kalan çocuklardır. Bu çocuklar için evleri artık bir oyun, kültür ve gündelik yaşam merkezi olmaktan çıkar. Sokak, yaşamlarının bir parçası haline gelmiş olsa bile, bu çocukların çoğu gece evlerine dönerler. Aile ilişkileri bozulmuş olabilir; ama gene de yatacak bir yerleri vardır ve söz konusu çocuklar yaşamı aileleriyle aynı açıdan değerlendirmeyi sürdürürler.
Sokakların çocukları veya sokak çocukları ise ilkine göre sayıca daha az olan, aile desteği olmaksızın yaşam uğraşı veren çocuklardır. Genellikle ‘terk edilmiş’ olarak atıfta bulunulmakla birlikte, güvensizlik ve dışlanmadan bezmiş, şiddet yüzünden vaktinden önce yaşlanmış bu çocukların kendileri ailelerini terk etmiş olabilirler. Aile bağları fiilen kopmuş durumdadır.
Bana göre, ailelerini bir süreç içinde terk eden veya aileleriyle bağlarını koparan çocuklardan söz etmek daha yerinde olacaktır. Bunun çocuktan çocuğa değişen nedenleri olabilir. Ancak, doğrusunu söylemek gerekirse, bu nedenler genel kamuoyunun benimsediği ve medya tarafından öne çıkartılan olumsuz imgelerle pek örtüşmez. Göçmen işçiler gibi toplumsal olarak dışlanmış grupların, yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerin ve tek ebeveynli ailelerin çocukları kuşkusuz bu profile çok daha yakın durmaktadır.
UNICEF Türkiye açısından çocukların sokaklara düşmesini önlemede başvurulacak ilk araç eğitimdir -- yapılacak iş, çocukları okula göndermek ve okulda tutmaktır. Çocukların kurumlara yerleştirilmeleri ancak en son çare olarak düşünülmelidir. Aileler bilgilendirilerek, çocuklarının çalışmasına gerek bırakmayacak maddi destek imkanları onlara anlatılmalıdır. Aile içi çatışma ve sorunların çözümlenmesinde rehberlik ve danışmanlık hizmetleri devreye sokulmalıdır.
Sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuklara bakım ve koruma sağlamak için çok farklı bir yaklaşımın gerektiğini kavramak uzun zaman almıştır. Bunun için, en başta ailelerin profillerini anlamalıyız; oysa çoğu kez çocuğun kendisine odaklanılmıştır ve aileyle ilgili pek az çalışma yapılmıştır.
Türkiye’de yapılması gereken iş için gerekli bütün bileşenler hazırdır. UNICEF bir süredir Aile ve Çocuk Eğitimi Programı (AÇEP) aracılığıyla ana–babalara ulaşılmasında Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile SHÇEK’e destek sağlamaktadır. Tavsiyelerimizden biri de şudur: 8 yaşından küçük çocuğu olan AÇEP aile hedef grubu 18 yaşına kadar olan bütün çocukların kapsanabileceği biçimde genişletilmelidir. Aslında ailelerin kendileri de bunu önermişlerdir.
Çocuklara gelince; hiç okula gitmeyenlerin veya gidip de daha sonra ayrılanların okula devamlarına imkan tanıyacak özel bir ‘telafi’ eğitimi programı gerekmektedir. Dolayısıyla, eğitim, önleyici bir tepki olduğu kadar bir yeniden bütünleştirme tepkisidir.
Giderek büyüse bile sokak çocukları sorunu Türkiye için yeni değildir. Son dönemde medyanın sokaklarda işlenen suçlara odaklanmasıyla konu kamuoyuna olumsuz biçimde yansımıştır. Oysa, bu tür suçlara karışan çocuklar toplam içinde görece az bir yer tutmaktadır.
Halen gerek hükümet kuruluşları gerekse hükümet dışı kuruluşlar sorunu çok sektörlü temelde ele almaya çalışmaktadır. UNICEF, örneğin SHÇEK’in yeni hizmet modeli gibi modellerin uygulanmasına ve Sokak Çocukları Meclis Araştırma Komisyonu raporu doğrultusundaki önlemlerin alınmasına teknik destek ve izleme yardımı sağlayacaktır.
Kamuoyunun bu çocuklara bakış açısının değiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun için sergilenen çabalarda, bu çocukların bir tehdit oluşturmaktan çok kendilerinin tehdit altında olduğu vurgulanmalıdır. Aslında hiçbir çocuk sokaklarda çalışmak veya yaşamak istemez.
Hedef, bu olgunun nedenlerini ortaya çıkarmak, çocukları yeniden aile ortamlarına ve okullara yöneltmektir. Önleyici girişimler ve aileyi merkez alan bir yaklaşım, Meclis Araştırma Komisyonu tarafından ulaşılan sonuçların temelini oluşturmaktadır.
İnsanlar, bu çocukların karınlarını doyurup başlarını sokabilecekleri kurumlara yerleştirilmesinin çözüm olacağını düşünme eğilimindedirler. Oysa böyle bir yönelim işleri daha da olumsuz bir duruma getirebilir.
UNICEF, mümkün olan her durumda bu çocukların aileleriyle veya kendilerine bakan kişilerle yeniden bütünleştirilmelerine odaklanmaktadır. Kimseleri olmadığı için sokaklarda yaşamak zorunda kalan çocuk sayısı sınırlıdır. Genellikle sorun, aile içinden kaynaklanmaktadır. Bu çocukların nereden, hangi koşullardan geldiklerini, hangilerinin gerçekten sokakta yaşadıklarını, hangilerinin ise yalnızca sokakta çalıştıklarını vb. belirlemeye yarayacak veri profilleri olması gerekir. Tek tek her çocuğun sorununu kalıcı biçimde çözebilecek tek bir strateji olamaz. Ancak, ilgili stratejiler bir sistem içinde özel durumlara uyarlanabilir. Örneğin, yalnızca birkaç ay gibi kısa bir süredir sokaklarda olan çocuklar aracılık yoluyla aileleriyle yeniden bütünleştirilebilir. Buna karşılık, daha uzun süredir sokakta olanlar için alternatif modeller geliştirilmelidir.
Bu noktada çocuk eğitim sistemine de yöneltilmelidir. Bunu dikkate alan Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF tamamlayıcı nitelikteki ‘telafi eğitimi’ programını geliştirmektedir. Böylece, okula hiç gitmemiş veya başlayıp sonra bırakmış çocuklar eğitim sistemine dönme fırsatı bulacaklardır.
UNICEF, sokak çocuklarına ulaşmanın yanı sıra, önleyici önlemleri de hararetle tavsiye etmektedir. Tamamlayıcı nitelikte, aileyi merkez alan eğitim programları bu bağlamda geliştirilebilir ve böylece çocuklara daha sokağa yönelmeden daha kolay ulaşılabilir. Risk altındaki veya sorunlu ortamlardaki çocuklara ulaşılmasında rehber öğretmenler önemli rol oynayacaklardır. Dolayısıyla, rehber öğretmenlerin ve eğitimcilerin kapasitesinin geliştirilmesi gerekir.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EVET DEYİN, İLKBAHAR 2005
Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1.2MB]