ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, Sonbahar 2004: Kampanya Notları -- Günlükten Seçmeler

Edmond McLoughney’nin Türkiye’nin doğusunda, Erzurum’a yakın bir yerde bir grup televizyon muhabiriyle buluşması.

Hem yerel hem de ulusal medya kampanyaya büyük destek verdi.
Fotoğraf Sema Hosta UNICEF Türkiye 2004

UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney, UNICEF tarafından desteklenen Haydi Kızlar Okula! kampanyası çerçevesinde meslektaşları ve hükümet yetkilileri ile 2004 yılı Ağustos ve Eylül ayları arasında 16 ili ziyaret etti. McLoughney’in bu geziler sırasında tuttuğu notlardan bazı bölümler aşağıda yer alıyor.

3 Eylül, Erzurum

İki arabadan oluşan konvoyumuz Ağrı’dan Erzurum’a doğru yol alırken, önde giden araba karşı yönden gelen bir otobüsü karşılamak üzere hemen kenara çekti. Arabanın sürücüsü otobüsten kahverengi ambalajlı büyükçe bir paket aldı. Yolumuza devam ederken öğrendik ki, öndeki arabanın sürücüsünün aldığı pakette ‘Evet Deyin’ bültenleri varmış. Bültenin yaz sonu çıkan bu son sayısına bir saat sonra, saat 10’da Erzurum’da yapacağımız toplantıda ihtiyacımız olacaktı. Bültenler gece Ankara’dan yola çıkarılmıştı ve biz de pakete Ankara’dan 800 kilometre uzakta, Türkiye’nin doğu ucunda ulaşıyorduk. Eğer işler böyle bir zamanlama ve titizlikle yürütülebiliyorsa, kampanyadan umutlu olmak için her tür gerekçe var demekti.

Erzurum’da Yürütme Kurulu’nun yaptığı toplantıda Erzurum Vali Yardımcısı yapılması gerekenleri açık biçimde ortaya koydu. Kaymakamlar da tam destek verdiler. Kaymakamlardan biri kadındı. Valiler ve kaymakamlar genellikle erkek olduklarından bu pek alışılmış bir durum değildi.

Elif ve Edmond McLoughney, Elif’in evinde.

Evine yaptığımız ziyarette çekilen resimde görülen Elif okula devam etmekte ısrarlıydı ve bu ısrarıyla sonunda babasını ikna etti.
Fotoğraf Sema Hosta
© UNICEF Türkiye 2004

Ziyaret ettiğimiz köylerden birinin muhtarı, halen 14 yaşında olan kızı Elif’i 5’inci sınıftan sonra okula göndermemişti ve gerekçe olarak da köy ‘geleneklerini’ ileri sürüyordu. Ancak Elif bu işin peşini bırakmamıştı. Bir yıl boyunca her sabah babası işe giderken nüfus cüzdanını babasının cebine koyuyordu. Bu aslında bir hatırlatmaydı:

Böyle sürdükçe her gece ağlayacağım ve sana hiç huzur vermeyeceğim.

Sonunda babası razı olmuş ve Elif okula başlamıştı.

Elif, 6’ıncı sınıftaki diğer çocuklardan 2 yaş daha büyük, ama bunu dert etmiyor; çünkü ilerde öğretmen olma düşlerini gerçekleştirme fırsatı artık elinde. Köyün muhtarı, bu olaydan sonra köydeki bütün ailelerle konuşup kız çocuklarını okula göndermelerini istediğini bize anlattı. Umarız diğerleri de muhtarın sözünü dinlerler.

Erzurum’a doğru yol alırken, daha çok kız çocuğun okula kaydolması konusu gündeme getirildiğinde yetkililerin sık sık ama yerimiz yok dediklerini, ailelerin de maddi gücümüz yetmiyor gerekçesini ileri sürdüklerini konuşuyorduk. Nedense erkek çocuklar için yer ve para sorunu hiç olmuyordu! Kısacası, kızlara erkeklere tanınan haklar verilmiyordu. Kampanya, bu yerleşik tutumların ev ev dolaşılması yoluyla değiştirilmesi sonucunda hayli yol alabilirdi. Ailelerin her sabah kız çocuklarını okula yolcu etme alışkanlığını kazanmaları, kuşaklar boyu süren uygulamalara son verebilirdi. Belki ana–babaların tutumları fazla değişmeyecekti, ama onların eğitim görmüş kız çocukları kendi kız çocuklarını okula göndermekte tereddüt etmeyeceklerdi -- hem de zorlama olmadan.

Eğitim görmüş kızlar daha geç yaşlarda evlenerek öz güvenlerini ve saygınlıklarını kazanacaklar, evliliğe eşit koşullarda girecekler ve daha az çocuk yapacaklardır. Üstelik bu çocuklar AB üyesi Türkiye’de dünyaya geleceklerdir. Okur yazarlık insanlara refah fırsatları tanır -- okumaz yazmazlık ise yoksulluk ve umutsuzluk demektir ve bu da yoksulluğun yükünü ağırlaştıracaktır.

Kars’ta çamaşır taşıyan bir kız

Aileler genellikle kız çocuklarının kapasitelerini eğitimle geliştirmeleri yerine onların iş gücünden ev işlerinde yararlanıyorlar.
Fotoğraf Sema Hosta
© UNICEF Türkiye 2004

5 Eylül, Gaziantep

Gaziantep’e akşam 7 sularında ulaştık. Burada, henüz 11 yaşında gözlerindeki bir rahatsızlık nedeniyle okula gitmeyen bir kızın evini ziyaret ettik. Ailesi kızlarının okursa kör olacağını düşünüyordu. Kendilerine, kızlarını hiç olmazsa okulun rehber öğretmenine götürmelerini tavsiye ettik; belki de orada kendilerine, okumanın kızcağızın gözleri açısından bir tehlike taşımadığı söylenecekti.

Özürlülük, kız çocukların okula gitmelerinin önündeki engellerden biri. Gittiğimiz yerlerin hemen hepsinde, küçük birtakım özürlülük durumları nedeniyle okula gönderilmeyen kızlar olduğunu duyduk, gördük. Ayrıca, evdeki büyüklerden birinin özürlü ya da hasta olması durumunda da kız çocuk ev işleri ya da küçük kardeşlerine bakması için evde tutuluyordu.

Akşam yürüttüğümüz tartışmalarda, Haydi Kızlar Okula!’nın daha çok kız çocuğu okula yöneltmenin ötesinde, kalkınma sürecinde bir katalizör rolü de oynadığı üzerinde durduk. Kampanya, en yoksul, en uzak noktalardaki çocuklar ve aileler arasında gelişim hareketi yaratıyordu.

13 Eylül, Şanlıurfa

Şanlıurfa’da 2002 Vakıflar İlköğretim Okulu’nun bahçesinde yeni okul yılının açılışı büyük bir olaydı. Başbakan törende yaptığı konuşmada kız çocukların eğitimi önünde engel oluşturdu-ğu belirlenen iki konu üzerinde durdu. Bunlardan birincisi, çocuklarını okula kaydettiren ailelerden talep edilen ‘kural dışı’ ödemelerdi. Başbakan hiçbir okulun bu tür isteklerde bulunamayacağını, bulunsa da ailelerin böyle ödemeler yapmamaları gerektiğini belirtti. Ailelerin de Okul-Aile Birlikleri kanalıyla bu konuyu denetlemeleri gerekiyordu. Başbakan, resmi nitelik taşımayan bu tür ödeme taleplerinde bulunan okulların müdürlerinin de soruşturulacağını sözlerine ekledi. Başbakan ikinci olarak okullarda çocuklara fiziksel ceza uygulanmaması gerektiğini belirtti.

Edmond McLoughney ve Sayın Kemal Unakıtan

Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’la eğitimin finansmanı konusu görüşülürken.
Fotoğraf Sinem Akay
© UNICEF Türkiye 2004

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ında açılış töreninde bulunması önemliydi. Başbakan ve eşinin gelişini beklerken, kendisine daha fazla okul inşa edilmesi, ücra yerlerde görev yapan öğretmenlere özendirici imkânlar tanınması, ücretsiz ders kitabı dağıtımı ve diğer girişimlerin sürdürülmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na daha fazla kaynak aktarılması ile ilgili fikrini sordum. Sayın Bakan’ın yanıtı hayli umut vericiydi. Bütçeden en fazla pay eğitim sektörüne ayrılıyordu, özellikle bu yılın bütçesinde savunma harcamaları artık ilk sırada yer almıyordu.

Nitekim, daha sonra yaptığı konuşmada Başbakan da bu noktaya değindi: Eğitim, en iyi savunmadır.

Maliye Bakanı Sayın Unakıtan’ın belirttiğine göre Başbakan, Bakanlar Kurulu’na eğitimin ulusal bir öncelik olduğunu ve bundan böyle yıllık bütçe tahsislerinde eğitimin listenin başında yer alacağını söylemişti. Sayın Unakıtan da, eğitimi ulusal kalkınma ve ilerleme çabalarının anahtarı olarak gördüğünü, bu bakımdan Sayın Başbakanın aynı doğrultudaki yol göstericiliğinden büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

16 Eylül, Diyarbakır

Diyarbakır’daki toplantımız okullar açıldıktan üç gün sonra gerçekleşti ve toplantıda önümüzdeki aylarda kız çocuklarının okula kayıtlarında büyük artışlar yaşanacağı ortaya çıktı. Yeni ders yılının başlamasından önce okula kaydolacak kızlarla, olmayacakları birbirinden ayırt etmek güçtü. Ancak okullar açıldığında, okul saatleri dahilinde yoksul mahalleleri gezerek okula gitmeyen kız çocukları belirlemek kolaydı. Sonuçta, böyle durumlarda 6 yaşından büyük her kız çocuğu kampanya hedefinde yer alacaktı.

şanlıurfa’da çocuklar

Yaşça büyük çok sayıda kız çocuğu evde küçüklere bakmak için kendi eğitimlerinden vazgeçmek zorunda kalıyor.
Fotoğraf Sema Hosta © UNICEF Türkiye 2004

Bu varsayımı sınamak için kalabalık bir mahallede öğleden sonra dolaşmaya çıktık. Sokaklarda oynayan çok sayıda çocuğu görünce paniğe kapıldık -- ancak sonra çocuklarla konuşunca öğrendik ki bu çocuklardan ikisi hariç diğerleri sabah okullarına gitmişlerdi. Derslik sorununun çözümü için ikili öğretim yapılmaktaydı. Sonuçta, ilk konuştuğumuz iki kızın kardeşi dört kızla birlikte 20 dakika içinde okula gitmeyen 6 çocuk belirlemiş olduk.

Willows Foundation çalışanları, daha sonra aileleriyle görüşmek için, bu çocuklardan adres bilgilerini aldı.

İkinci bölümü Ek Kazanımlar’a devam edebilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa