ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, İlkbahar 2004: Acımasız Bir Yol

İlistrasyon iki otoriter figür tarafından bir çocuğun gölgelenişini gösteriyor.

Gençlerin davranış ya da yönelimlerinin genel toplum kurallarına ve değerlerine uygun olmaması, çoğu kez, büyüme ve olgunlaşma sürecinin bir parçasıdır ve bu tür davranış ve yönelimler yetişkinliğe geçişle birlikte kendiliğinden kaybolma eğilimi gösterir. Riyad İlkeleri

Kanunla ihtilafa düşen çocukların, yaptıkları yanlışları anlamaları ve iyi bir yola girmeleri için yardıma gereksinimleri vardır. Gerçi henüz reşit olmamış kişiler de yaptıklarının sorumluluğunu taşımalıdırlar; ancak yapılması gereken bu kişilere misillemede bulunmak değil, onları topluma yeniden kazandırmaktır. Yasaları ihlal eden gençleri kollamak ve korumak, kendileri için anlamlı bir yaşam kurmalarında onlara yardımcı olmak, devletin ve toplumun yükümlülükleridir.

Toplumun kendilerine yol göstermemesi ve korumaması yüzünden kanunla ihtilafa düşmüş üç çocuğun öyküsünü burada kendi ağızlarından dinleyelim. Bunlardan Ahmet ve Semih, toplumla yeniden bütünleşmek için halen yardım almaktadır. Hasan ise, küçük kardeşinin sözleriyle kayan yıldızlardan biridir. Çocukların kimliklerini saklı tutmak amacıyla adlar değiştirilmiştir.

Ahmet

Adım Ahmet. 16 yaşındayım ve bir hata yaptım. Kötü arkadaşlar edindim. Kendilerine, fazla ileri gitmeyelim demiştim. İçimde bu kez yakalanacağıma dair bir his vardı. Zaten Mehmet’e bunun son olacağını söylemiştim. Ama her zamanki gibi cebimizde metelik yoktu ve Osman’ın kız arkadaşına hediye alması gerekiyordu. Neyse, bir adamın cep telefonunu çalmaya karar verdik. Ama adam akıllı çıktı. Galibe cep telefonu onun için çok değerliydi. Her şey ters gitti ve biz de ters yönlere kaçıştık.

Adam peşimden koştu ve beni yakaladı. Dedikleri gibi, çekirge bir sıçrar, iki sıçrar … Kendimi karakolda buldum, ardından beni nezarethaneye götürdüler.

Bana çıktığımda ne yapacağımı soruyorsunuz. Ama başım iyice belada, öyle değil mi? Ne yapacağımı ben de bilmiyorum; ama bana bu tür işleri bir daha yapar mısın, diye soruyorsanız, kesinlikle yapmam.

Ailem beni kabul edecek mi, merak ediyorum. Benim böyle aptalca bir işe kalkışacağımı hiç tahmin etmezlerdi. Onları üzdüm. Ama en azından dürüst davrandım ve onlara işin doğrusunu söyledim.

Bakın söylüyorum, herkesin burada bir süre kalması gerekir. Kalsın ki, yaşama ilişkin bir şeyler öğrensin. Kimse bir yanlışı iki kere yapmak istemez.

Semih

18 yaşındayım. Son üç yılım hapishanede geçti. Her gün, her an aynı yerleri ve aynı yüzleri görmek … Bir süre sonra, neden ve ne kadar süredir burada olduğun önemini kaybediyor. Yalnızca tahliye olacağın günü bekliyorsun.

Artık ne anlama geliyorsa, şimdi dışarıdayım. Evdekiler onlarla kalmamı istediler, ama yapamadım. Kalsaydım, her işime burunlarını sokacaklardı. Böylece, arkadaşlarımın da yardımıyla aylık 40 milyon kirası olan bir ev tuttum ve iş aramaya başladım.

Nereye gitsem aynı şeyi söylüyorlardı: iş yok. Dövmelerimi görenler benim bir tür sapık olduğumu düşünüyorlardı. İşin tuhaf yanı, ben de kendimi böyle hissediyordum. Sonunda bir iş buldum ama ancak iki ay sürdü. İş pek fena sayılmazdı, ama patronun beni ikide bir azarlamasına, şunu yap bunu yap demesine dayanamadım.

İş bulma kurumu sayesinde bir başka iş buldum. Bu iş de iyiydi, ama kız arkadaşımla ilişkilerim ters gelişti. Evlilikten konuşuyorduk, ama arkamdan dedikodular yaymaya başladı ve bir ay içinde yeni işimi de kaybettim.

Bir sonraki işim biraz uzaktaydı ve patron yol paramı da vermiyordu. Ben de yürüyerek gidiyordum ve bu yüzden işe geç kalıyordum. Patron bu nedenle beni uyarmaya başladığında boş ver dedim ve amca oğlunun büfesinde çalışmaya başladım. Ama büfenin geliri ikimize yetmiyordu, böylece başka bir iş aramaya başladım.

Temizlik işlerini denedim, ama beni perişan edecek kadar zordu bu iş. Fırında çalışmak istedim, ama iş sabah o kadar erken başlıyordu ki, geceleri orada uyumam gerekecekti.

En son araba yıkama işinde çalıştım.

Bütün bunlar hep bir yıl içinde oldu. Peki şimdi ben ne yapacağım? Yaz geliyor, ben de amca oğluyla birlikte Antalya ya da Alanya taraflarına gitmeyi düşünüyorum. Oralarda iş arayacağız, bakalım ne olacak?

Hüseyin’in ağabeyi

Ağabeyim Hasan öldüğünde 17 yaşındaydı. Onu çok severdim. Çok iyi kalpliydi, karıncayı bile ezmezdi.

Her neyse, bir ara garip davranmaya başladı. Gece eve geç geliyor, etrafa sert sert bakıyordu. Annem ise sen hiçbir işe yaramazsın diye bağırırdı. O sıralar babam da işsizdi ve Hasan’a ‘artık eve ekmek getirmesi gerektiğini’ söylüyordu.

Bir keresinde eve müzik seti ve teyp getirdi. Bize, bunların bir arkadaşının olduğunu ve kendisinin gelip sonra alacağını söyledi. İşin içinden ne çıktığını tahmin etmişsinizdir.

Sonra onu yakaladılar; ama okula devam ettiğinden cezasını ertelediler.

Bundan sonra da dışarıda epey kaldı. Eve geliyor, ortalıkta dolaşıp biraz da televizyon izliyordu. Dışarıda zorlu bir yaşam sürdürdüğünü ancak daha sonraları anladım. Sonra evdekilerle sert bir kavga etti ve bir daha eve hiç dönmedi. Karanlık birtakım kişilerle arkadaşlık ediyordu.

Öldükten sonra, uyuşturucu pazarladığı ortaya çıktı. Kesin konuşamam, ama arkadaşlarının söylediğine göre bir kez oltaya düşmüştü ve borç batağına gittikçe daha derin gömülüyordu.

E-5’te karşıdan karşıya geçmeye çalışırken bir kamyonun altında kaldı. Tanıkların söylediklerine göre kendisini kovalayanlar varmış.

Alacaklılarından mı,yoksa yaşamın kendisinden mi kaçıyordu? Bunu bilemem. İşin özeti, kayan yıldızlardan biri de oydu.

İlistrasyonda düşünceli genç bir insan anlatılıyor.

Uzmanlar arasında egemen olan görüşe göre, bir genci ‘yoldan çıkmış’, ‘suçlu’ ya da ‘suç işleme eğiliminde’ biçiminde niteleme, çoğu durumda, bu tür istenmeyen davranışların sistematik biçimde gelişmesine yardımcı olmaktadır.
Riyad İlkeleri

En iyi çare önlemedir

Çocukları ve gençleri özgürlüklerinden yoksun bırakmanın istenilen sonuçları vermediği, tersine daha olumsuz sonuçlara yol açtığı, giderek daha fazla anlaşılmaktadır. Çocukların tutuldukları yerlerde görev yapan meslekten çok sayıda kişi, bu çocukların tümünün olmasa bile çoğunun içeriye hiç alınmaması gerektiğini hemen kabul edecektir.

Nezarette Tutulan Çocuklarla ilgili UNICEF İlkeleri şöyle demektedir:

Çocuk ceza adaletine uygun yaklaşım, öncellikle çocukların kanunla ihtilafa düşmelerrini önleyecek çabaları gerektirir. Bu, yalnızca hükümet değil, bütün düzeylerde geçerli bir yükümlülüktür.

Çocuklar tarafından işlenen suçların etkin biçimde azaltılması, böyle bir riske en yakın konumdaki çocuklara ve gençlere yol göstericilik yapılmasını ve bu çocukların kollanmalarını gerektirir.

UNICEF’in Türkiye’deki çocuk koruma programı, kanunla ihtilafa düşen çocuklarla sokarlarda yaşayan ve çalışan çocuklarla yapılan çalışmalar üzerinde odaklanmakta, çocuk adaleti sisteminde yapılması gereken reformlarla ilgili tanıtım savunu çalışmaları yürütmekte, Hükümetin çocuklar ve gençler için daha koruyucu ortamlar oluşturması için aktif rol üstlenmektedir. Program, yasalar çerçevesinde suça itilme riski altında olan çocukların ve gençlerin korunmaları alanında çalışmalar yapan hükümet kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarına bu alanda destek vermektedir.

Özgürlüklerini Kaybeden Çocuklar ve Çocuk Ceza Adaleti üzerine UNICEF Gerçekleri pdf formatında İngilizce olarak bulunmaktadır. [PDF 823KB]

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1.52MB]

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …