ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Evet Deyin, İlkbahar 2004: Her Çocuk Önemlidir

Demir parmaklıklar arkasında bir çocuk.

Yasaları ihlal eden çocukların şiddetle cezalandırılmaları gerektiği düşüncesi, çocuklara toplumda yapıcı rol oynayabilecekleri biçimde davranılması gerektiğini belirten Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.
Gözetim Altında Tutulan Çocuklarla ilgili UNICEF İlkeleri

Yoksulluk, evsizlik, çalışılan işte sömürülme, cinsel istismara uğrama, yerinden yurdundan olma ve hatta dayanılmaz aile koşullarından kaçış, tüm dünyada çocukların gerektiği gibi büyüyüp gelişmelerini olumsuz etkileyen olgulardır. Bütün bunlar, çocukları suç işlemeye yöneltebilir.

Hemen hemen her örnekte, kanunla ihtilafa düşen giren çocukların eğitim düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir. Bu çocukların, karşılaştıkları dezavantajlar nedeniyle yardıma gereksinimi vardır ve bu çocuklara gerekli yardımın ve korumanın sağlanması da hem devletin, hem de genel olarak toplumun yükümlülüğüdür.

Çocukların korunmasıyla ilgili konular başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de öncelik taşımaktadır. Son dönemlerde Türkiye’de özel koruma gereksinimi olan çocuklarla ilgili olarak politika geliştirme, yasal düzenlemeler yapma ve gerekli hizmetleri götürme anlamında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Bu arada, aynı konulara ilişkin kamuoyu duyarlılığı da artmıştır.

Ne var ki, özel koruma gereksinimi içinde olan çocuklara yeterince koruyucu ortamlar sağlanmasında bir takım eksiklikler vardır. Eğer bu çocukların da Türkiye’deki diğer çocuklar gibi yaşama, gelişme ve topluma tam olarak katılma haklarından yararlanmaları isteniyorsa, bu alanda alınacak önlemleri ivedilikle gündeme getirmek gerekmektedir.

Çocukları hedef alan şiddet, hiç kuşkusuz, çocukları gerek fiziksel gerekse psikolojik anlamda sarsan en önemli nedendir. Böylece çocuklar toplumdaki normların dışında davranmaya başlamakta, ardından bu çocuklar kurban, tanık ya da sanık olarak yasalara karşı karşıya gelmektedir.

Çocuklara yönelik ev içi şiddet belirli kültürel alışkanlıklar yüzünden daha da karmaşık bir hale gelmektedir. Kültürel alışkanlıklar, tanım gereği, değiştirilmesi güç alışkanlıklardır ve bunlar ihmalden fiziksel cezaya ve açık istismara kadar geniş bir alanda görülebilmektedir.

Ailelere çocuklarına daha iyi bakmaları için yardımcı olunmadığında ve çocuğun gelişmesiyle ilgili gereksinimler karşılanmadığında, bu kez sorunun boyutları evin dışına taşarak toplumun sorumluluk alanına girmektedir: Özel korumaya muhtaç çocuklar bu durumda ortaya çıkmaktadır. Kendi başının çaresine bakma durumunda kalan çocuk, bir yerde, yasalarla karşı karşıya geldiği bir noktaya sürüklenebilir.

Sokaklarda yaşayan ya da çalışan çocukların potansiyel bir tehlike oluşturdukları inancı yaygındır; oysa, yasalarla sorunu olan çocukların çoğu aileleriyle kalan çocuklardır. Sokaklarda yaşayan çocuklar, bir tehlike oluşturmak şöyle dursun, genellikle kendileri tehlike içindedir.

Sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuk sayısı her yerde gözle görünür biçimde artmaktadır. İstikrarlı ve müşfik bir ortamdan yoksun bu çocuklar, toplumun başka kesimlerinde hiçbir biçimde hoş görülemeyecek düzeyde bir şiddete ve olumsuz yaşam koşullarına maruzdur. Kimileriyle yıllarca hiç ilgilenen olmamıştır. Koruyucu bir ortamın yokluğunda, bu çocuklar, daha en başta kaçıp kurtulmak istedikleri sömürü ve istismarın daha beteri için av haline gelmektedir. Sonuçta, bu çocuklar bir noktada yasalarla karşı karşıya gelebilmektedir. Okullardaki şiddet, öğrencileri iki yönden esir almaktadır. Bir yanda bu şiddet tehdidi çocuğun eğitimine zarar verebilmektedir; diğer yanda ve daha uç örneklerde ise, şiddetin kendini kabul ettirmenin toplumca da kabul gören bir yolu olduğunu örnekleriyle gören çocuk, bu kez kendini bu yönde ‘eğitmektedir’.

İlistrasyon gözetim altının bilinçlendirmeyi nasıl etkilediğini anlatıyor.

Eğer çocukların işledikleri suçlara tepki gerçekten cezayı değil de rehabilitasyonu temel alacaksa, bu durumdaki çocukların yeniden suça yönelmelerini önlemek üzere toplum temelli ve aile odaklı hizmetlerin de devrede olması gerekir.
Gözetim Altında Tutulan Çocuklarla ilgili UNICEF İlkeleri

Çocuklara sistematik biçimde şiddet uygulandığını gösteren pek az kanıt vardır. Bununla birlikte güvenlik güçlerinin bu yöndeki uygulamalarıyla ya da çocukların bulundukları kurumlardaki kimi olaylarla ilgili haberler çıkmaktadır. Bu tür olaylar, çocuklara olumlu ve koruyucu bir yaklaşıma sahip olması gereken kurumlara zarar vermektedir. Suça itilen çocukların gözetim altında tutulmalarını düzene bağlayan bir sistemin işleyebilmesi için, bu sistemin en başta çocukların güvenini kazanması gerekir.

Kanunla ihtilafa düşen çocuklarla ilgili somut verilerin olmayışı, Türkiye’de bu olguya yol açan etmenlerle ilgili istatistiklerin ayrıştırılmasının da güç olduğu anlamına gelir. Ancak her ne olursa olsun, böyle bir sorunun olduğu apaçık ortadadır.

Geçtiğimiz yıl 50,000 kadar çocuk belirli bir suç isnadıyla kolluk tarafından alıkonulmuştur. 40 bin kadar çocuk da ihmal ya da istismar mağduru olarak gene kolluğun karşısına çıkmıştır. Halen Adalet Bakanlığı’na bağlı kurumlarda (tutukevi, ıslahevi ve sübyan koğuşları) 2,300 kadar çocuk vardır ve devlet koruması altında olup yurt ve yuvalarda barındırılan çocuk sayısı da 19,000 kadardır.

UNICEF’in çocuk adaleti sistemindeki başlıca hedefleri arasında, özgürlükten yoksun bırakma yoluna daha az başvurulması ve çocukların şiddet istismar ve sömürü gibi olaylardan daha iyi korunması yer almaktadır. Yerleştirilmeye çalışılan, cezalandırıcı değil telafi edicı adalet sistemi ve buna ilişkin anlayıştır. Bu sistemde mağdurun hakları dikkate alınacak; diğer durumlarda ise normal yargı usullerinin izlenmesi yerine, zanlıya hareketlerinin sonuçlarını kavrama ve doğacak sonuçların sorumluluğunu da buna göre üstlenme fırsatı tanınacaktır.

Çocuk adaletiyle ilgili hangi yaklaşım söz konusu olursa olsun, bir dizi temel ilkenin gözetilmesi gerekir. Bunlardan bir çoğu, kanunla ihtilafa düşen giren herkes için geçerli temel insan hakları standartlarıdır. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocuklar içinse şu ilkeler geçerlidir:

  • yasal koruma ve yasal yollara başvurma güvencesi;
  • çocuk yaştaki bir kişinin tutuklanması durumunda ana–baba ya da vasinin hemen haberdar edilmesi ve çocuğa ailesiyle temas hakkı tanınması;
  • özgürlüğü bağlayıcı önlemler her durumda başvurulacak son çare olmalı ve bu süre mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır;
  • sağlığın ve insanlık onurunun gerekli kıldığı bütün tesis ve hizmetlere erişme, bu arada gerek önleyici gerekse tedavi edici tıbbi bakımı yeterince alma hakkı;
  • ziyaret, özel yaşam, dış dünyayla iletişim ve gündelik egzersiz dahil olmak üzere adil ve insanca muamele görme hakkı;
  • kişisel gelişme fırsatlarının azamiye çıkarılması;
  • çocuğun gereksinimlerine uygun ve toplumla yeniden bütünleşmeyi gözeten bir eğitimin verilmesi (gözetim kurumu dışından, vasıflı öğretmenler tarafından).

Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocuklar haklarından da yoksun bırakılmamalıdırlar. Daha önemlisi, hakları konusunda kendilerine gerekli bilgiler verilmeli, bu haklardan yararlanma olanakları sağlanmalıdır.Yapılması gereken, çocukların görev ve sorumluluklarının bilincine varmalarını ve böylece bir daha kanunla ihtilafa düşen yollarını bulmalarını sağlamaktır.

ÇOCUK KORUMA ALANINDA UNICEF’İN ÇALIŞMA ORTAKLARI
  • Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK);
  • İçişleri Bakanlığı;
  • Adalet Bakanlığı;
  • Türkiye Barolar Birliği;
  • Milli Eğitim Bakanlığı (MEB);
  • STK’lar ve diğer kuruluşlar.

Özgürlüklerini Kaybeden Çocuklar ve Çocuk Ceza Adaleti üzerine UNICEF Gerçekleri pdf formatında İngilizce olarak bulunmaktadır. [PDF 823KB]

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

Bu sayıyı pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1.52MB]

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …