

UNICEF ve Hükümet’in 2006–2010 dönemini kapsayan yeni Ülke Programı Eylem Planı (ÜPEP) çocuk koruma, eğitim ve erken dönem çocuk gelişimi alanlarına odaklanmakta, insani kalkınma göstergelerinin düşük olduğu noktaları ve genel olarak düşük gelirli aileleri hedeflemektedir. ÜPEP aşağıdaki hedefleri önüne koymuştur:
Bir çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişebilmesini sağlamanın en iyi yolu bebeği ilk altı ay içinde yalnızca anne sütüyle beslemektir. Ne var ki, Türkiye’de bebeklerin bu dönemde yalnızca anne sütüyle beslenmeleri uygulaması Avrupa’da ve dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Türkiye’de de çok sınırlı kalmaktadır. UNICEF, daha fazla sayıda bebeğin ilk dönemde yalnızca anne sütüyle beslenmelerini sağlamak üzere oluşturulacak bebek dostu hastaneler ve anne destek grupları için Sağlık Bakanlığı (SB) ve yerel STK’larla çalışmalar yürütmektedir.
Türkiye’nin genelinde yetersiz toprak kalitesi, ülkede üretilen sebze, meyve, et ve mandıra ürünlerinin örneğin iyot gibi kimi eser maddeler bakımından fakir olması anlamına gelmektedir. Bu yaşamsal nütriyenin biraz yetersiz alınması durumunda bile hormon üretimi zayıflamakta, bu da başta beyin olmak üzere birçok organın gelişimini ve işlevini olumsuz etkilemektedir. İyot Yetersizliği Bozuklukları (İYB) dünyada önlenebilir zihinsel geriliğin başlıca nedenidir. Yemeklerde kullanılan bütün tuzun, fazla masraflı olmayan donanımla iyotlanması, iyot yetersizliğine karşı mücadelede en iyi yoldur. Burada sofra tuzuna iyot katılmaktadır. UNICEF, Türkiye’deki tüketicilerin kural olarak iyotlu olduğu açık biçimde etikette belirtilen tuz kullanmalarını sağlamak için SB, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı (TKB) ve tuz üreticileri ile yakın mesai içindedir. İyotlanmamış tuzun tüketicilere doğrudan satışının 2005 yılında yasaklanmasıyla birlikte iyotlu tuz kullanımının yaygınlaşması bakımından büyük bir adım atılmıştır.
UNICEF’in 1980’li yıllarda ülkede ‘çocuk yaşatma ve geliştirme devrimini’ başlatmasıyla birlikte Türkiye’de kapsamlı bağışıklama kampanyaları bir gelenek olarak yerleşmiştir. Kampanyalardan önce her yıl 29 bin çocuk aşıyla önlenebilir hastalıklar yüzünden ölmekteydi. Bakanlıkların, sağlık çalışanlarının, okulların ve gönüllülerin yer aldıkları ilk büyük çaptaki ulusal bağışıklama kampanyası hemen ilk planda %84’lük bir kapsamaya ulaşarak dünya ölçeğinde bir standart ortaya koymuşlardır. Türkiye 2004 yılında çocuk felcinden arınmış ülke belgesi almıştır ve UNICEF halen SB ve diğer ortaklarla birlikte kızamığın 2010 yılına kadar ortadan kaldırılması için çalışmalar yürütmektedir.
UNICEF, aileleri, okul personelini ve yetkilileri Haydi Kızlar Okula! sloganı altında seferber ederek ilkokullaşmada cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik hamlenin başını çekmektedir. Haydi Kızlar Okula! 2003’ten 2006 yılına kadar okul çağında olup okula gitmeyen kız çocuk sayısını yaklaşık %35 oranında azaltmayı başarmıştır. Ne var ki, bu alandaki cinsiyet açığı, kampanyanın 2003–2005 dönemindeki beklentiler ölçüsünde kapanmamıştır. Ancak bu durumda, kız çocuklara yönelik kampanya sonucunda erkek çocukların okullaşma oranlarının da artmasının payı olduğunu unutmamak gerekir. Cinsiyet açığı kampanyalardan bu yana giderek kapanmaktadır; ancak gene de daha alınacak mesafe vardır. İlgi çekici olan, bu kampanya ve medya ilgisi sayesinde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusunun daha fazla gündeme gelmesidir.
Çocuk Dostu Okul (ÇDO) ölçütlerine göre bu kategorideki okullarda gelişkin tesisler vardır, müfredat çocuk dostudur ve cinsiyet yanlılığından arınmıştır ve şiddete sıfır tolerans gösterilir. Çocuk dostu okullar, çocukların, velilerin ve daha geniş anlamda toplulukların kendi yerel okullarının yönetimine katılmalarını özendirir. ÇDO sisteminin ikili amacı vardır. Çocuklara daha sağlıklı ve mutlu ortamlar sağlayarak öğrenip gelişmelerini güvence altına almak ve böylece okullaşma oranlarını artırmak ve okul terk oranlarını azaltıp uluslararası öğretim standartlarına ulaşmak. UNICEF ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), çocuk dostu okul ölçütlerinin kentsel alanlardaki okulların en az yüzde 30’unda benimsenip uygulanması için çaba göstermektedir.
Çocuklarda beyin gelişiminin yüzde 80’i ilk altı yıl içinde tamamlandığından, öğrenme ve sosyalleşme bakımından küçük yaşlarda uyarım alan çocukların ilerde örgün eğitime katıldıklarında başarılı olma ve kendi potansiyellerini tam gerçekleştirme şansları daha fazladır. UNICEF, okul öncesi eğitim alan çocuk sayısının artırılmasına çalışmaktadır. UNICEF, ayrıca, bir toplum seferberliği kampanyası yürütmektedir. Bu kampanyada hedef, aile içi iletişimin iyileştirilmesi, olumlu disiplin yöntemleri kullanılması, doğumların zamanında kaydettirilmesi ve daha gelişkin temel sağlık bakımı dahil olmak üzere çocuk yetiştirmede doğru yöntemlerin yaygınlaştırılmasıdır.
Türkiye’de sayıları yaklaşık 13 milyon kadar olan ergenler en büyük demografik grubu oluşturmaktadır. Şu anda 10 yaş civarında olan bir sonraki ergen kuşak sayıda ancak biraz daha az olacaktır. Türkiye’de doğum hızı yavaş azaldığından, ülkedeki çocuk ve ergen nüfus, 2015 olarak belirlenen Binyıl Kalkınma Hedeflerine (BKH) ulaşma yılına kadar başka herhangi bir yaş grubuna göre daha kalabalık olmayı sürdürecektir. Nüfusun bu önemli kesiminin esenliği, yalnızca kendi gelişimleri açısından değil, aynı zamanda ülkenin güncel ve gelecekteki kalkınma gündemi açısından da yaşamsal önem taşımaktadır. UNICEF, yasaların uygulanmasından sorumlu olanlar, yargı ve sosyal hizmetlerle birlikte, çocukları suiistimal ve sömürüden koruyup yaşam, sağlık ve esenliklerini güvence altına almaya yönelik sistemlerin güçlendirilmesi için çalışmaktadır. Burada özellikle hedeflenen, ana baba bakımından yokun olan çocuklar ve yasalarla sorun yaşama riski fazla olan çocuklardır. UNICEF’in nüfusun geniş bir kesimini oluşturan ergenlere yönelik diğer çalışmaları arasında bu kesime yaşam becerileri kazandırma, aile içi iletişimi güçlendirme, HIV/AIDS’ten korunma ve sağlıklı ve üretken bir yaşama hazırlama da bulunmaktadır.
UNICEF ülke ve il düzeyinde çeşitli ortaklarla birlikte, çocuk hakları konusundaki bilinç ve duyarlılığı artırmaya, çocuk haklarına yönelik ihlallerin izlenebilmesi için kurumsal kapasitelerin geliştirilmesine ve sonunda politika reformlarının çocuklar için somut bir gerçeklik haline gelmesine çalışmaktadır. BM’nin DevInfo sisteminin uyarlanmış bir versiyonu olan DevInfoTürk İçişleri Bakanlığı önderliğinde AB finansmanı ve UNICEF’in teknik desteğiyle geliştirilmiştir.Bu sistem 2008 yılında tüm ülke ölçeğinde yaygınlaştırılacaktır. DevInfoTürk, BKH ve AB’nin sosyal içerme göstergeleri çerçevesinde 25 Yaşam Kalitesi Göstergesi’ni (25YKG) izleyecektir. Böylece 25YKG Türkiye’de çocukların durumuna ilişkin sağlıklı veri toplanmasına katkıda bulunacak, ülkenin 81 ilinde kadınların, çocukların ve ailelerin gelişimine yönelik politika geliştirme ve planlama süreçlerine bilgi sağlayacaktır.
■ Kaliteli Eğitim
■ Erken Çocukluk Bakımı ve Öğrenme
■ Çocukların ve Ergenlerin Korunması ve Katılımı
■ Savunu, Bilgilendirme ve Sosyal Politika
■ Sektörler arası
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa