ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Basın Merkezi 2003/03/07: Sağlık

Her gün 1,400 genç kız ve kadın doğum yaparken ölüyor

UNICEF Dünya Kadın Günü’nde bu alanda ilerleme sağlanamamasını utanç verici olarak nitelendirdi

Cenevre/New York, 7 Mart 2003 -- UNICEF bugün yaptığı bir açıklamada, gelişmekte olan ülkelerde doğum komplikasyonları nedeniyle ölen genç kız ve kadın sayısının başka nedenler yüzünden ölenlerden daha fazla olduğunu belirtti ve eldeki rakamları kadınlara ve haklarına yönelik ayrımcılığın ve duyarsızlığın utanç verici bir kanıtı olarak nitelendirdi.

Dünya Kadın Günü arifesinde yaptığı açıklamada UNICEF doğumla ilgili nedenler yüzünden her gün 1,400 genç kız ve kadının öldüğünü, bu ölümlerin %99’unun ise gelişmekte olan ülkelerde meydana geldiğini belirtti.

UNICEF Genel Direktörü Carol Bellamy tarafından yapılan açıklamaya göre:

Söz konusu nedenle dün bu kadar insan ölüyordu ve yarın da gene aynı sessizlik içinde bir o kadar insan ölecektir. UNICEF, Dünya Kadın Günü dolayısıyla, öldükleri için kendi öykülerini anlatamayacak olan genç kızlar ve kadınlarla, onların geride bıraktıkları öksüzler adına konuşmaktadır; bugün kendi yaşamları için mücadele eden, eğitimden dışlanan, sömürülen ya da ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca genç kız ve kadın adına konuşmaktadır.

Burada belirtmek istiyoruz ki, bu çağda artık hiçbir kadın eşitlik ve saygı için mücadele etmek zorunda kalmasın; hiçbir kadın, eğitim imkanlarından yoksun bırakılmanın olumsuz sonuçlarına katlanmasın ve hiçbir genç kız ya da kadın doğum sırasında ölmesin.

UNICEF tarafından yapılan açıklamaya göre her yıl yarım milyonu aşkın genç kız ve kadın bu yüzden ölmektedir. Örneğin, Sahra Güneyi Afrika’da bir kadının ölüm sırasında ölme riski onüç’te birdir. Oysa sanayileşmiş ülkelerde aynı risk 4,085’te birdir.

Tek başına anne ölümleri yaşanan trajedinin boyutlarını yansıtmakta yetersiz kalmaktadır. Aslında, doğumla ilgili nedenler yüzünden ölen her kadının yanısıra yaklaşık otuz kadın daha genellikle tedavisi yapılmayan, hatta sözü bile edilmeyen sakatlanmalara, enfeksiyonlara ve özürlülüklere maruz kalmaktadır. Bugün üç yüz milyon kadın, başka bir deyişle gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların dörtte biri gebelik ve doğum sırasında yaşamlarının geri kalan bölümünü etkileyecek kalıcı sorunlarla karşılaşmaktadır.

Bellamy sözlerini şöyle sürdürmüştür:

Oysa, böyle olması kaçınılmaz değil. Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlarla sanayileşmiş ülkelerdeki kadınların durumları arasındaki farklılık olgusal bir veridir. Ancak aynı veri, bize bu ölümleri önlemek için ne yapılması gerektiğini de göstermektedir. O zaman,yapılması gereken yapılmalıdır.

UNICEF’e göre acil doğum bakımının yaygınlaştırılması anne ölümlerini önlemede en etkili yoldur.

Gelişmekte olan ülkelerden birkaçında, acil doğum hizmetleri alanında geniş temelli işbirlikleri ve siyasal kararlılık sayesinde birçok kadının yaşamı hiç de fazla sayılamayacak bir maliyetle kurtarılmıştır. Örneğin Honduras gebe kadınlara yönelik acil hizmetlere yatırım yaparak anne ölüm hızını %40 azaltmıştır. Mısır’da ise UNICEF ve işbirliği yaptığı kuruluşlar gene acil hizmetler sayesinde anne ölümlerini daha da çarpıcı oranlarda azaltabilmişlerdir.

Bellamy’nin dikkat çektiği bir başka gerçek de şudur:

Anne ölümleri, örneğin Afganistan’daki gibi daha çarpıcı bir durumla ilişkilenmediği sürece kamuoyunun dikkatlerinden kaçmaktadır; çünkü kadınlar bu sorunlarını dile getirecek kadar yaşamamaktadır ve ortada durumu görüntüleyecek kameralar da yoktur. en yoksul ülkelerde ise kadınların ölümüne pek az kişi tanıklık etmektedir ve kadınların sağlık hizmeti alma hakkını savunan kişi sayısı bundan da azdır.

UNICEF Genel Direktörü, kadın haklarının ihlal edildiği tek durumun doğumdan ibaret olmadığını da eklemiştir. Bellamy’ye göre her gün doğumla ilgili nedenler yüzünden 1,400 kadın ölürken, on binlerce kadın da başka hak ihlallerine maruz kalmaktadır.

  • Çatışmalar sırasında sömürülme: Dünyadaki 35 milyon mülteci ile yerinden yurdundan olan kişinin %80’inden fazlasını kadınlarla çocuklar oluşturmaktadır. Meydana gelen çatışmalar sırasında ve sonrasında kadınlar ve kızlar cinsel şiddet ve istismarın en uç biçimlerine maruz kalmakta, aralarından kimileri kendilerini ve ailelerini besleyebilme amacıyla bu yollara sürüklenmektedir. Ayrıca, çatışmaların AIDS’in daha da yayılmasına neden olduğunu da eklemek gerekir. Örneğin Ruanda’da çoğu tecavüze uğramış 2,000 kadın 1994 soykırımını izleyen beş yıl içinde teste tabi tutulmuş, sonuçta her beş kadından dördünde HIV virüsü saptanmıştır. Oysa bu kadınlardan çoğu, soykırım öncesi hiçbir cinsel etkinlikte bulunmamıştı.
  • Toplumsal Cinsiyet ve HIV/AIDS: Yerleşik ve köklü toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri hem HIV/AIDS’i körüklemekte, hem de HIV/AIDS yüzünden daha da pekişmektedir. Hastalara ve ölüm döşeğinde olanlara bakma yükü daha çok kadınların üzerine yıkılmakta, bura karşın evlerinden atılanlar, topluluklarından dışlananlar ve sağlık kuruluşlarından geri çevrilenler de gene kadınlar olmaktadır. İşlenecek toprak, kullanacak kredi gibi imkanlara erişimi çok sınırlı olan kadınların yaşamak için ellerinde kalan seçenekler çok sınırlıdır. AIDS’in yaygın olduğu topluluklarda ‘geçinmek için seks’ sıradan bir iş haline gelmekte, bu da hastalığın daha da yaygınlaşmasına yol açmaktadır.
  • Genç kızlar ve AIDS: UNICEF’e göre yirmibeş yaşın altındaki kadınlar HIV/AIDS söz konusu olduğunda daha da sorunlu durumdadırlar. Bu gruptaki kadınlar enfeksiyonu daha hızlı ve daha küçük yaşlarda kapmaktadır ve hastalıktan korunmaya ilişkin temel bilgilere sahip olanlar da çok sınırlıdır. Örneğin, onbeş ile yirmidört yaş grubunda enfeksiyonlu her erkeğe iki kadının düştüğü Sahra Güneyi Afrika’da, genç kız ve kadınların yarısı sağlıklı görünen bir kişide virüs olamayacağını sanmaktadır. HIV/AIDS’in en yaygın olduğu yörelerde, enfeksiyonlu her genç erkeğe karşılık beş ile altı enfeksiyonlu genç kız vardır. Dahası, kız çocuklar ailelerini desteklesinler diye okullarından daha erken yaşlarda alınmakta, böylece bu gençler, hem kendilerine yararlı olabilecek HIV/AIDS korunma bilgilerinden, hem de gelecekteki bağımsız yaşamları açısından gerekli bilgi ve becerilerden yoksun kalmaktadırlar.

Bellamy sözlerini şöyle sürdürmüştür:

Genç kızları ve kadınları çatışma dönemlerinde kollamak, onları HIV’a karşı korumak ve doğumla ilgili nedenler yüzünden ölmekten kurtarmak, UNICEF’in sımsıkı sahiplendiği amaçlardır. Gelgelelim, güçlü kesimler genç kızlarla kadınların bu haklarına saygı gösterip bunların yaşama geçirilmesini sağlamadıkları sürece, bu amaçlardan hiç biri gerçekleşemeyecektir.

Bellamy son olarak, dünyadaki ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni (BKH) belirlerken kadınların durumu ve sorunları konusunda özel taahhütlerde bulunduklarını anımsatmış, toplumsal cinsiyet eşitliği ve anne sağlığı alanlarındaki taahhütlerin belirlenen sekiz hedeften ikisini oluşturmasının konuya verilen önemin bir gösterdiği olduğunu belirtmiştir.

Bunun anlamı, kadınların, kararların alındığı masaya oturmalarıdır; bunun anlamı, ulusal yasalarda yapılacak değişikliklerle, risk altındaki kadınları suçlanan kişiler olmaktan çıkartıp korunup güçlendirilecek kişiler konumuna getirmektir; bunun anlamı, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti kalıcılaştıran zararlı normları ortadan kaldıracak uzun dönemli ve toplulukları temel alan çalışmalara başlanmasıdır ve nihayet bunun anlamı, bütün kız çocukların okula gitmelerini ve okullarına devam etmelerini sağlayacak çabaların dünya ölçeğinde sergilenmesidir.

Kadınlar ve kızlar anahtardır; eğer onları yarı yolda bırakırsak, çocuklarını ve topluluklarını da yarı yolda bırakmış, insanlığın ilerlemesi idealine yüz çevirmiş oluruz.

Daha fazla bilgi için başvurulabilecek adresler:

Sema Hosta, UNICEF Ankara:
(+90) 312 454 10 00

Jehane Sedky-Lavandero, UNICEF Medya, New York:
(1-212) 326-7269

Marixie Mercado, UNICEF Medya, New York:
(1-212) 326-7133

Lynn Geldof, UNICEF Medya, Cenevre:
(41-22) 909-5531

UNICEF’in toplumsal cinsiyetle ilgili çalışmaları hakkında daha fazla bilgi.

Yayıncılar için ön bilgi

Ms Bellamy 21-23 Mart tarihlerinde Afganistan’ı ziyaret ederek kızlarla kadınların halen karşı karşıya bulundukları sorunları öne çıkaran etkinliklere katılacaktır. Bu etkinlikler arasında kız çocukların eğitimine yönelik çalışmalar, kadınlarda üretim sağlığı, toplumsal cinsiyete dayalı gelir eşitsizlikleri ve kadın haklarıyla ilgili diğer konular yer almaktadır.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa