ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Basın Merkezi 2005/04/26: Kız Çocuklarının Eğitimi

Bir gün üzerlerine gitmeye gerek kalmayacak …

Lynn Levine

Haydi Kızlar Okula! logosu

2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve UNICEF tarafından başlatılan Haydi Kızlar Okula! Kız çocukların eğitimi kampanyası, kız çocukların eğitimini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini ön plana çıkaran Herkes için Eğitim (EFA) ve Binyılın Kalkınma Hedeflerinin (BKH) ortak amaçları doğrultusunda yürütülmektedir.

On yıl önce Ağrı’dan Aydın’a gelen ve gündelik işlerde çalışan Feyat, karısını ve 7 çocuğunu geçindirmeye çalışıyor. En büyük çocuğu olan 14 yaşındaki Feray okuluna giden kız çocuklardan yalnızca biri. Ama Feray zorunlu eğitim süresinin son yılında olduğundan gelecek yıl gideceği bir okul yok. Feyat’ın çocuklarından yalnızca biri ilkokulu bitirmiş, diğeri ise 3 yıl aradan sonra muhtemelen okula hiç dönmeyecek

Feyat’a göre, çocukların genellikle pamuk toplayarak kazandıkları para ailenin geçimi açısından çok önemli.

Feyat’ın kaygıları, okul müdürüne danıştığında daha da pekişmiş: Feyat, kazandığı parayla ailesini bile zor geçindirirken okul bir lüks olurdu. Anlaşılan okul müdürünün Şartlı Nakit Transferi (ŞNT) adı verilen özendiriciden habersizdi. Oysa hükümetin uygulaması çerçevesinde, çocuklarını okula göndermeye özendirme amacıyla en yoksul ailelere her ay belirli bir miktar ödeme yapılıyordu.

Sabihe Hanım’ın ailesi, Aydın’daki en yoksul mahallelerden biri olan Ovaeymir’de ’s, beyaz badanalı, derme çatma küçük bir evde oturuyor. Kadına beş kız çocuğundan hiçbirinin okula gitmediği sorulduğunda verdiği tepkiler ilginç; çünkü, güneydoğudaki Bitlis’ten gelen Sabihe Hanım Türkçe bilmiyor!

Sabihe’ye göre, inşaat işlerinde çalışan (iş bulduğunda) kocası okul masraflarını karşılayabilecek durumda değil. Kendisine hükümet tarafından uygulanan ŞNT anlatıldığında, ailesinin resmi görevlilerle temas etmek istemediğini söylüyor.

Muş’tan gelip şimdi Manisa’da yaşayan bir ailenin çocuğu olan Özlem de hiç okula gitmemiş.

UNICEF’in bir saha gezisi sırasında okul müdürünün isteği üzerine kızıyla birlikte okula gelen annesi Özlem’in yaşının henüz okul için küçük olduğunu söylüyor. Ancak, zorunlu eğitime başlama yaşının 6 olduğu hatırlatıldığında kadın çocuklarını okula gönderemeyecek kadar yoksul olduklarını kabul ediyor.

Bu tür kişisel durumlardan hareketle okullaşmanın önündeki başlıca sorunun para olduğu izlenimi edinilebilir. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık.

Gerçi parasızlık bu aileler için kuşkusuz bir sorundur; ne var ki, örneğin Feyat’ın evinin misafir odasında üzerinde güzel örtüler bulunan, gazla gösterişli olmayan ama rahat üç koltukla bir televizyon var. Sabihe’nin ortalıkta pek görünmek istememesinin nedeni de anlaşılabilir; çünkü PKK’nin (Kürdistan İşçi Partisi) silahlı ayaklanmaya kalkıştığı yılların güçlükleri içinde yaşamıştır. Ev de okulun tam önündedir. Ancak, Sabihe’nin bütün erkek çocuklarının okula gidiyor olması, söylediklerine ters düşmektedir. Özlem’in durumuna gelince; annesi, sonunda eşinin çocukların okula gitmelerine izin vermediğini, kendisi de küçükken ailesinin onu daha ikinci sınıftan aldığını kabul etti.

O zaman soru ortada duruyor: Bu aileler neden çocuklarını, ama en başta kızlarını okula göndermiyorlar?

Türkiye’de kız çocukların eğitiminin önündeki engeller çok sayıda ve karmaşıkken, bunlardan geleneklerle ilgili olanlar göründüğü kadarıyla ortak payda durumundadır. Geleneksel Türk ailelerinde ana–babalarla birlikte ailenin üzerinde söz sahibi olan daha büyükler, çocuğu okula getirmenin herhangi bir getiri sağlayacağını düşünmemektedirler. Eğitimin genel olarak çocuklara yararı olmadığını düşünenlerin, özellikle kız çocuklar söz konusu olduğunda daha da katı davranacakları açıktır.

Benzer biçimde, kişinin statüsünün ana–baba veya ailenin büyüğüne itaatle edinildiği bir kültürde okul da gereksiz bir lüks, kişiyi aile ve topluluktaki daha önemli süreçlerden alıkoyan bir faaliyet olarak görülmektedir.

Kız çocukların eğitimine ikinci bir engel de erken yaşta evlilik dayatmasıdır. Türkiye’de geleneklerin ağır bastığı topluluklarda evli bir kızın başlıca sorumlulukları eşine bağlılık, ev işlerine bakmak, çocuk yapmak ve büyütmektir. Evli kadının ayrıca aile bütçesi için çalışması da gerekir.

Bu geleneksel öncelikler nedeniyle, bir kız çocuğun okulu tamamlaması şöyle dursun başlaması bile büsbütün imkansız olmasa bile güçtür.

Son derece yanlış bir uygulama olarak çocuk yaştaki evlilikler, kız çocuklara ve kadınlara verilen yerleşik rolleri daha da ağırlaştırmakta, bu da kadınlar arası okumaz yazmazlık sorununun büyümesine yol açmaktadır.

Kadınların aile şerefinin kritik noktaları olarak görülmeleri, Türkiye’de kız çocukların eğitimi önündeki en zorlu engellerden biridir. Bu yaklaşım sonucunda kızlar evlerine kapalı tutulmaktadırlar. Bu kültürel olgunun görece daya yumuşak bir biçimi de kızların dışardan kişilerle temasına ancak denetim, evden fazla uzaklaşmama ve üstüne başına dikkat etme gibi koşullarda izin verilmesidir.

Kız çocuk okul servis otobüsü veya karışık sınıflar gibi diğer cinsle bir arada olduğu ortamlarda “tehlikede” sayıldıklarından, muhafazakar aileler kız çocuklarının okula gitmesine ancak okul belirli bir denetim uygulayabilecekleri ölçüde eve yakın bir yerdeyse izin vermektedirler. Dolayısıyla, bu konumdaki aileler okula gidip gelmek için bir miktar mesafe kat edilmesi gereken durumlarda kızlarını okula göndermede çok daha isteksiz davranmaktadırlar. Ailelerin kız çocukları konusundaki kaygıları, yatılı okul söz konusu olduğunda daha da artmaktadır. Ancak, mahallelerdeki okullar bile, örneğin ayrı sınıfların, yeterli denetimin ve tuvaletlerin olmadığı durumlarda birçok aile için sakıncalı sayılabilmektedir.

Gelenekle ilgili olup Türkiye’de hassasiyetle yaklaşılan bir konuda baş örtüsü meselesidir. Kız çocuklarının okula gitmesini isteyen muhafazakar aileler için bu gerçekten işin bam telini oluşturabilir: Baş örtülmezse, oluk da yok!

Ne var ki, Türkiye’de tam anlamda laik olan toplumsal yaşamda, okullar dahil kamusal kurumlarda başörtüsü yasaktır. Bu durumda, kız çocuklar, başlarını örtmemeleri durumunda aile şerefine leke sürüyor sayılacakları yaşlara geldiklerinde okullarından ayrılmak zorunda kalmaktadırlar.

2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve UNICEF tarafından başlatılan Haydi Kızlar Okula! Kız çocukların eğitimi kampanyası, kız çocukların eğitimini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini ön plana çıkaran Herkes için Eğitim (EFA) ve Binyılın Kalkınma Hedeflerinin (BKH) ortak amaçları doğrultusunda yürütülmektedir.

Genellikle ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerindeki en güç ulaşılabilir aileleri hedef alan Haydi Kızlar Okula! Kampanyasında ilköğretimdeki toplumsal cinsiyet açığının 2005 yılı Eylül ayına kadar kapatılması amaçlanmaktadır.

Kampanyanın 2004-2005 evresi “tabandan” yaklaşımı öne çıkarmaktadır. Bu çerçevede gönüllüler ailelerin özel kaygılarını gidermek amacıyla ev ev dolaşmakta ve çocuklarını okula göndermenin sağlayacağı yararlar konusunda onları ikna etmeye çalışmaktadırlar. 2004 yılı Ağustos ayında UNICEF, hastabakıcıları, ebeleri, sosyal çalışmacıları ve diğer gönüllüleri eğiterek bu kişileri ikna çalışmaları için seferber etmiştir. Saha çıkan gönüllülerin ellerine, kız çocukların okula gönderilmesine karşı çıkan geleneksel düşüncelere karşı savlar ileri süren “mavi kitaplar” verilmiştir. Evleri ziyaret eden gönüllüler aileleri ŞNT konusunda ve daha iyi beslenme, bebek ölüm oranlarında azalma, gelecekteki aile gelirinin daha yüksek olması, eğitilmiş kişilerin ailelerine ve topluluklarına daha yararlı olmaları dahil kız çocukları eğitmenin yararları gibi konularda bilgilendirmişlerdir.

Şanlıurfa ve diğer illerde başvurulan yöntemler arasında en doğrudan olanı, 8 yıllık eğitimin zorunlu olduğunun ve buna uyulmaması halinde uymayanların yasaları ihlal etme durumuna düşeceklerinin bildirilmesidir.

2003 yılının ikinci yarısında benzer çalışmalar sayesinde 40 bin kızın okula kaydedilmesi sağlanmıştır. MEB ve UNICEF, kampanyanın bitiminde 600 bin kadar kız çocuğun okullaşmış olmasını, böylece ilköğretimdeki cinsiyet açığının kapanmasını beklemektedir.

Gerçi kampanyadaki başarı düzeyi hakkında istatistik sonuçlara varmak için henüz erkendir, ama MEB-UNICEF ortak girişimi daha şimdiden çok önemli ileri adımlar atmış bulunmaktadır. Bingöl ilinde 25 öğretmen yaz tatillerini feda edip Valiliğin sağladığı araçlarla 72 köyü ziyaret etmiştir. Bu çaba gerçekten başarılı olmuştur. Dörtte üçü kız olmak üzere 400 çocuk, önlüklerini giyip çantalarını almış ve Eylül ayında okula başlamıştır.

Buna karşılık tanıtım-savunu çalışmalarındaki başarının ölçülmesi daha güçtür. 2004 yılı Ağustos ayında İzmir’de yapılan Kız Çocukların Eğitimi Kampanyası Forumu’nda Vali Yusuf Ziya Göksü kendi ilinde okula gitmeyen çocukların saptanım okula gönderilmesi konusunda “olağanüstü durum” ilan etmekten söz etmiştir. Vali Göksü, ayrıca, İzmir ilinde okul dışında tek bir çocuk bile bırakmama” sözü vermiştir.

UNICEF ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kampanyaya desteğini sağlamada da başarılı olmuştur. İmamlar verdikleri vaazlarda, ana–babalara İslam dini mensupları olarak hem erkek hem kız çocuklarını okula gönderme yükümlülüğü altında olduklarını hatırlatmaktadırlar.

UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney şöyle demektedir:

Bir kız çocuğun okula gönderilmesi, toplumu dönüştürmenin ve ülkenin en yoksul, en marjinal ve toplumsal olarak dışlanmış kesimleri arasında ilerleme sağlamanın bir yoludur. Ailelerin her sabah kızlarını okula gönderme alışkanlığı edinmelerinin sağlanması bile kuşaklar boyu sürdürülen kimi uygulamaları kırmada yeterli olabilir. Kız çocuklarının eğitim görmelerinin sağlanması durumunda, bugünkü ana–baba kuşağının temel davranışlarını değiştirmek o kadar da güç bir iş olmayabilir. Bugün okula gidenler,yarın kendi kız çocuklarını okula göndereceklerdir. Bu konuda üzerlerine gitmeye gerek de kalmayacaktır.

Lynn Levine, Haydi Kızlar Okula! Kampanyasında 2004 yılı yaz aylarında UNICEF Türkiye Ofisi çalışmalarında yer almıştır.

Haydi Kızlar Okula! kampanyasını pdf formatında günceleştirilmiş olarak indirebilirsiniz. [PDF 403KB]

Haydi Kızlar Okula! kampanyası hakkında daha fazla bilgiyi Programlar bölümünde okuyabilirsiniz. 33 İl Valisince Hazırlanan “Haydi Kızlar Okula! Kız Çocuklarının Okullulaşmasına Destek Kampanyası” ile ilgili Ankara Sonuç Bildirgesi’nin tam metnine UNICEF Türkiye Basın Merkezi’nde ulaşabilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa