

Web sitesindeki haritalar, herhangi bir ülkenin hukuki statüsü ya da herhangi bir sınır konusunda UNICEF’in konumunu yansıtmaz.
Ankara, 4 Mayıs 2003 -- 1 Mayıs 2003 günü sabaha karşı 3.20’de Türkiye’nin doğusundaki Bingöl ilinde Richter Ölçeği’ne (RÖ) göre 6.4 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir. Depremin etkilediği bölgede yaklaşık 250,000 kişi yaşamaktadır. Son deprem, Bingöl ilinde son otuz iki yıl içinde meydana gelen bu şiddetteki ikinci depremdir. Deprem bölgedeki beş ilde daha hissedilmiş, depremi izleyen birkaç saat içinde yetmiş’i aşkın artçı sarsıntı kaydedilmiştir. Elektrikler kesilmiş, insanların çoğu evlerinin yıkılacağı korkusu içinde geceyi sokaklarda geçirmiştir. Depremi izleyen birkaç saat içinde Sağlık Bakanlığı’nın (SB) gezici ekipleri ve ambulansları harekete geçerek kurtarma çalışmalarına başlamıştır.
5 Mayıs tarihi itibarıyla belirlenen ölü sayısı 177, yaralı sayısı ise 520’dir. Depremden en fazla zarar gören yapılardan biri, Bingöl il merkezinin 15 km doğusundaki Çeltiksuyu Yatılı Bölge İlköğretim Okulu’dur (YİBO). Bu okulda 85 öğrenci ve bir öğretmen ölmüş, 115 kişi de kurtarılmıştır.
On üç arama ve kurtarma ekibi, enkaz altından daha fazla çocuğu kurtarabilmek için yirmi dört saat boyunca aralıksız çalışmıştır. Enkaz altından en son 3 Mayıs günü sabah 9.30’da bir çocuk canlı olarak kurtarılmıştır. Arama ve kurtarma çalışmaları, yaşamını yitirenlerin de enkaz altından çıkartılmasıyla ertesi gün sona ermiştir.
1998 yılında inşa edilen Çeltiksuyu YİBO’nun yıkılması, Türkiye’de daha önce yaşanan depremlerin yol açtığı hasarı bir kez daha gündeme getirmiştir. Yaşanan son felaket ülkedeki kamu binalarının gerekli güvenlik koşullarına uyulmadan inşa edildiğini göstermektedir. Türkiye’de Çeltiksuyu’ndaki gibi 247 yatılı bölge okulu bulunduğu gözetildiğinde, bu hayli rahatsız edici bir durumdur. Yatılı bölge okullarının çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde olup bu okullarda %25’i kız olmak üzere toplam 130,000 kadar öğrenci okumaktadır. Türkiye’deki depremlerden en fazla zarar gören yapıların arasında okullar başta gelmektedir. 1999 yılında yaşanan Marmara depreminde yıkılan okul sayısı 131’dir.
Bu arada, jeofizik uzmanlarının görüşlerine göre İstanbul’daki binaların %70’i kaçak ya da gerekli kurallar gözetilmeden inşa edilmiştir.
Valilik ve Kızılay halen Bingöl’de hasar tespit çalışmalarını sürdürmektedir. İlk raporlar, depremde en fazla okulların hasar gördüğünü doğrulamaktadır. Çeltiksuyu’ndaki okul dışında üç okul daha bütünüyle çökmüş, diğerleri de kullanılamayacak ölçüde hasar görmüştür.
UNICEF Türkiye Ofisi, Irak’taki kriz nedeniyle hazırlıklı olduğundan, Türkiye’de yaşanan son felaketle ilgili yardım çalışmalarını süratle yürütebilecek durumdadır.
UNICEF’in Psiko-sosyal Hizmetler Koordinatörü bölgede hızlı değerlendirme gerçekleştirmek üzere depremi izleyen on beş saat içinde bölgeye ulaşmış, kendisini UNICEF Temsilcisi ile değerlendirme çalışmalarına yardımcı olacak iki Program Görevlisi daha izlemiştir. UNICEF heyeti, bölgede Vali ve Kızılay yetkililerinin yanısıra, sağlık, milli eğitim ve sosyal güvenlik görevlileri ile çeşitli toplantılar gerçekleştirmiştir.
UNICEF tarafından Sağlık Bakanlığı’na sağlanan doksan acil durum sağlık yardım paketi ilk sarsıntının hemen ardından Bingöl’e iletilmiştir. Paketlerden her birinde, 1,000 kişinin temel gereksinimlerini olağanüstü durum koşullarında üç ay boyunca karşılayacak yeterlilikte materyal ve temel ilaçlar bulunmaktadır. Başka bir deyişle, bölgeye ulaştırılan paketler 90,000 kişinin en temel gereksinimlerini üç ay boyunca karşılayacak yeterliliktedir. UNICEF’in Türkiye’deki depolarında bulunan ihtiyati yardım malzemeleri de 5 Mayıs’tan itibaren depremden etkilenen yörelere gönderilmeye başlanacaktır.
UNICEF’in deprem sonrası yardımları eğitim ve psiko-sosyal önlemler üzerinde yoğunlaşacaktır. Temel amaç, çocukların ve ailelerinin depremin yaralarını sarıp normal yaşama geçişlerini hızlandırmaktır.
UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney yardım çalışmalarına ilişkin olarak şunları söylemiştir:
Böylesi bir kriz durumunda eğitimin önemi ne denli vurgulansa yeridir. Eğitimde gündelik ders ve çalışma akışı, çocukların dikkatlerini çektikleri sıkıntılardan başka yönlere çevirir. Derslerin gerektirdiği yoğunlaşma, okul saatleri içinde çocukların bu sıkıntılar karşısında gevşemelerine ve ‘soluklanmalarına’ olanak sağlar. Bunca belirsizliğin yaşandığı dünyamızda okul bir istikrar noktası, başka güvence bulması güç olan çocuklar için tutunacak bir dal işlevi görür.
Valilik ve diğer kamu görevlileri de çocukların en kısa sürede okullarına dönmelerinin büyük önem taşıdığı inancındadırlar. Önümüzdeki haftalarda, bölgedeki öğretmenler evlerindeki onarımları gerçekleştirip kendilerini toparlarken, UNICEF de eğitimin 12 Mayıs günü yeniden başlayabilmesi için bölgeye yüz çadır gönderecektir. Bu çadırlardan doksan yedi’si öğrencilerin eğitimine ayrılacak, geri kalan üç çadır da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) tarafından okul öncesi yaşlardaki çocuklara gündüz bakımı sağlama amacıyla kullanılacaktır. Çadırların dağıtımında öncelik hiç kuşkusuz depremden en fazla etkilenen yerlere verilecektir.
Irak’tan Türkiye’ye yönelik bir göç olasılığı karşısında daha önceden elde bulundurulan ek acil yardım malzemeleri ise bu hafta içinde gene Bingöl’e sevk edilecektir. Bunun nedeni, gerek çadırların gerekse ‘çantada okul’ malzemelerinin deprem bölgesindeki geçici okullar için gerekli olmasıdır.
Bu çerçevede sağlanacak yardım malzemeleri arasında şunlar yer almaktadır:
UNICEF tarafından sağlanacak çadırlar ve diğer yardım malzemeleri, çocukların eğitimlerinin normal olarak sürmesine katkıda bulunacaktır. Bu girişim, çocukların temel haklarından olan eğitim hakkını güvence altına almanın yanısıra, aynı zamanda bir normalleşme
ortamının yaratılmasına da yardımcı olacaktır. Normalleşme ortamının yaratılması, insanların bu tür sarsıcı olayların ardından kendilerini toparlamaları açısından son derece önemli bir adımdır.
Orta vade söz konusu olduğunda, eğitimle ilgili müdahale, bölgedeki okullara devam etmekte olan öğrencilerin gereksinimlerini karşılamak durumundadır. Hükümetin kırsal kesime yönelik eğitim stratejisinin bir parçasını oluşturmaları nedeniyle yatılı okullar doğudaki illerde hayli yaygındır. Küçük köylerdeki okullar ekonomik olmadıkları için kapatılmıştır ve bu durumda küçük köylerdeki çocuklar masrafları devlet tarafından karşılanarak ya büyük okullara gönderilmekte ya da yatılı okullara yerleştirilmektedir.
Öğrencilerin pek çoğu kırsal yerleşimlerdeki yoksul ailelere mensup olduklarından, böyle bir doğal felaket ailelerin çocuklarını bu tür okuldan almaları ya da hiç göndermemeleri gibi bir sonuç da verebilir. Bu açıdan bakıldığında,yaşanan depremin sonuçları daha kapsamlı olabilir ve örneğin UNICEF’in kız çocukların okullulaşma oranlarını artırmaya yönelik girişimlerini ciddi ölçülerde etkileyebilir.
Yapılan değerlendirme, çocukların psiko-sosyal gereksinimleri üzerinde yoğunlaşma gereğini açıkça ortaya koymaktadır. Depremden etkilenen kesimin maruz kaldığı psiko-sosyal yıkımı hafifletme açısından, bir tedavi programı olan travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) mümkün olduğu kadar kısa sürede devreye sokulması gerekmektedir. UNICEF’in 1999 yılındaki Marmara depremi ardından bu alanda edinmiş olduğu deneyim, aynı çerçevedeki yeni çabalar için de değerli bir kaynak oluşturmaktadır.
UNICEF ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Marmara depremlerinin ardından danışman öğretmenleri kapsayan ülke ölçeğinde bir eğitim başlatarak bu kesime psiko-sosyal rehabilitasyon ve travma danışmanlığı gibi alanlarda gerekli eğitimi vermişti. UNICEF ve MEB benzer psiko-sosyal yardım çalışmalarını Bingöl’deki okullarda da gerçekleştirecektir.
Söz konusu yardımlar, belirli bir yöntem çerçevesinde evreler halinde gerçekleştirilecek ve aşağıdakileri öngörecektir:
Yaşanan kriz durumunun gerektirdiklerinin yapılabilmesi ve durumdan etkilenenler arasında yer alan kadınlarla çocukların gereksinimlerinin en iyi biçimde karşılanabilmesi için ilk planda US$450,000 bir kaynağa gerek duyulmaktadır. Döküm şöyledir:
UNICEF İtalya Milli Komitesi bu çerçevede €100,000 tutarında yardım sözü vermiştir. Böylece, geriye US$350,000 kalmaktadır.
UNICEF tarafından yapılan değerlendirme, en büyük gereksinimin eğitim alanında olduğunu ortaya koymuştur. Bunun nedeni, okullardan birçoğunun depremde ağır hasar görmüş olmasıdır. Ayrıca, fazladan 200 okula gerekli malzeme ve donanımın sağlanması için ek kaynaklara gerek vardır.
Bu sayfanın altındaki ‘Bizi Destekleyiniz’ bağlantısını kullanarak vergiden muaf bağışlarınızı UNICEF Türkiye Milli Komitesi’ne internet üzerinden gönderebilirsiniz. Alternatif olarak, Türkiye İş Bankası, Çankaya, Ankara, Şube No. 4238, Hesap No. 500 yoluyla kredi transferinde bulunabilirsiniz.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi E-mağaza’sından hediye alımı yoluylada bizi destekleyebilirsiniz.
Daha fazla bilgi için:
Edmond McLoughney
UNICEF Türkiye Temsilcisi:
+90 (0)312 454 1000
UNICEF Türkiye Olağanüstü Durumlar ve Afetlere Hazırlıklı Olma Programı ile ilgili daha fazla bilgiye 2001 -- 2005 Programları’nda ulaşabilirsiniz.
UNICEF oradaydı Evet Deyin Yaz 2003 sayısında ilgili makaleyi okuyabilirsiniz.
Daha Aktif Ol, Az Kork -- Türkiye’nin kuzeybatısında Marmara bölgesindeki 1999 depremlerini takiben MEB/UNICEF’in geliştirdiği Psikososyal Okul Projesi’ni sadece İngilizce olarak okuyabilirsiniz.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
ACİL DURUM VE DOĞAL AFETLER KONULU DİĞER BASIN AÇIKLAMALARI