ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Basın Merkezi 2004/12/10: Çocukların Korunması

Çocuklar Şiddet Tehtidi Altında (3)

Dünya Çocuklarının Durumu 2005 Çocuklar Tehdit Altında açılış etkinliği sırasında Ramazan Etyemez’in ‘Çocuklar Şiddet Tehtidi Altında’ hakkındaki konuşması

Ramazan Etyemez Dedeman Oteli’nde, Ankara, 10 Aralık 2004

Ülkemizde son zamanlarda sokakta yaşanan şiddet ön plana çıkmasına karşın aile içi şiddet daha yaygın olan ve gözardı edilmemesi gereken bir konu.
Fotoğraf © UNICEF Türkiye 2004

Öncelikle hepinize hoşgeldiniz diyorum.

Şiddet bilindiği gibi kişinin fiziken ya da ruhen yani duygusal olarak zarar görmesidir. Yaptığımız tanımdan da anlaşılacağı gibi şiddet fiziksel ya da duygusal olarak ikiye ayrılır.

Ülkemizde son zamanlarda sokakta yaşanan şiddet ön plana çıkmasına karşın aile içi şiddet daha yaygın olan ve gözardı edilmemesi gereken bir konu. Bilindiği üzere herşey aile ortamında başlar. Eğer aile düzenimiz bozuk ise toplum düzeninde ilerleyen dönemlerde ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalınabilir.

Ülkemizde aile içi şiddet denince ilk önce fiziksel şiddet gelmektedir. Ancak diğer bir şiddet türü olan duygusal şiddet de uygulanmaktadır. Bunu göz ardı etmeyelim, karne dönemlerini unutmayalım.

Şiddetin nedenlerini düşündüğümüzde ilk olarak aklımıza eğitim ve ekonomik nedenler geliyor. Bunların dışında kişisel rahatsızlıklar, sosyal olaylar etken oluyor.

Eğitimin şiddet üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu bir düşünelim. Eğitim oranı yüksek olan bir ailede çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimi üzerine ayrıntılı düşünülüp özen gösteriliyor. Diğer ailede ise sadece çocuğun fiziksel gelişimi göz önünde bulundurulur. Çocuk ailede sürekli ikinci planda tutulur, ruhsal durumu göz önünde bulundurulmaz.

Ekonomik nedenleri düşündüğümüzde ise ailenin ekonomik durumu yüksek ise şiddet oranı düşerken az olduğunda bu oaran çok fazla artmakta... Nedeni ise ailenin sürekli bir geçim derdinden dolayı stres ve sıkıntı içinde olması.Geçim derdine düşen bir ailede çocuğun sağlıklı yetişmesi mümkün olabilir mi?

Diğer neden olarak gördüğümüz kişisel bozuklukları aile içindeki bir bireyin ruhsal problemleri ve sinir hastalıkları olarak görüyoruz. Bunlara günlük yaşamda karşılaşılan karşılaştığımız stresler de eklenince sorun daha da büyür.

Ülkemizde görülen şiddetin uygulama türleri:

  • Çocuğa aile içinde dayak atılması (en yaygın olanıdır);
  • Küçük olduğu için azarlanması;
  • İtilip sarsılması, göz dağı verilmesi;
  • Çocuk olduğu için ikinci planda tutularak duygusal şiddete başvurulması;
  • Küçük olduğu için zorla iş yaptırılması;
  • Yurtlar ve yuvalarda ve aile içinde çocuklar arasında ön plana çıkma mücadelesi -- bunun sonucunda özellikle fiziksel şiddet olmak üzere duygusal şiddetin uygulanması -- yurtlarda büyüklük-küçüklük kavramlarından doğan şiddet uygulaması.

Belirttiğimiz gibi ülkemizde karne dönemlerinde duygusal şiddet başta olmak üzere fiziksel şiddetin yaygın uygulandığı görülmektedir. Örneğin, okula giden iki çocuğun başarı durumlarına göre mukayese edilmesi veya komşu çocuğuyla mukayese edilmesi ciddi derecede kırgınlık etkisi yaratır. Çocuk kendini ailede dışlanmış hisseder ve kendini sorgular. Bunu yanlış bir değerlendirme olduğunu uzmanlar söylese de her dönemde aynı şeylerin olduğunu görürüz. Karne sonucuna göre çocuğa fiziksel şiddet uygulanması üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Bizlerin görevi de sanırım bu aşamadan sonra başlıyor. Çünkü aile içindeki bu şiddet uygulamaları çocuk üzerinde çok kalıcı etkiler yaratabiliyor. Bu etkilerin farkına vardığımızda iş işten geçmiş oluyor.

Peki bunlar hangi sonuçlara yol açıyor diye düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak:

  • Sosyal uyumsuzluk yani okul, arkadaşlık olumsuz davranışlar sergilemek, çocuğun fiziki olarak zayıf yetişmesi;
  • Ruhsal olarak eksik yetişme, psikolojik rahatsızlıklar;
  • Aileden kaçıp eve geç gelmesi ve aile içinde şiddet uygulanması;
  • Faaliyet alanlarında başarısızlık.

Bunlar gibi pek çok sorun gelebilir aklımıza, önemli olan bunlara sebebiyet vermemek. Peki bunları önlemek için neler yapabiliriz. Bizim aklımıza ilk olarak gelenler:

  • Aile bireyleri şiddet hakkında bilgilendirilmeli, eğitim verilmeli;
  • Aile kendini şiddet içeren yayınlardan uzak tutmalı, seyretmemeli -- çünkü bu da şiddet uygulamaya özendirici olabiliyor;
  • Devletin psikolojik danışmanlık merkezlerini kurup yaygınlaştırılmalı, ücretsiz servislerini devreye sokmalı;
  • Şiddete maruz kalındığında başvurma merkezleri, reklam propagandaları ile yaygınlaştırılmalı;
  • Alo 183 yaygınlaştırılıp alt yapısı yenilenmeli;
  • Aileye ekonomik destek ile refahı sağlanmalı, sosyal devlet ilkesi hayata geçirilmelidir;
  • Anne-baba uyum sağlayabilmeli ki sonuçları çocuğa yansımasın;
  • Yurtlarda büyük-küçük kavramı ortadan kaldırılmalı, şiddet hakkında öğrenciler bilinçlendirilmeli, şiddete meydan vermemk için idari bütün önlemler alınmalı.

Bunlar aklımıza gelen çözüm yolları -- bunlara göre yüzlerce çözüm yolu bulunabilir. Başta belirttiğimiz gibi son zamanlarda aile içi şiddet göze çarpmamaktadır. Bu bizi aldatmasın, gereken önlemleri alalım.

Unutmayalım ki aile toplumun temelidir.

Dünya Çocuklarının Durumu 2005, Basın Özetini web sitesinde okuyabilirsiniz veya pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 394KB]

Raporun tamamını Basılı olarak UNICEF Türkiye Temsilciliği’nden isteyebilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …