ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Basın Merkezi 2004/12/10: Çocukların Korunması

Çocuklar Şiddet Tehtidi Altında (1)

Dünya Çocuklarının Durumu 2005 Çocuklar Tehdit Altında açılış etkinliği sırasında Cansu Aydın’nın ‘Çocuklar Şiddet Tehtidi Altında’ hakkındaki konuşması

Cansu Aydın Dedeman Oteli’nde, Ankara, 10 Aralık 2004

… kiminin evinde belki yiyecek ekmeği bile yok. Bu iki uçtaki çocuğun arasındaki dengeyi, bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmen anlatmalı ve sağlamalı.
Fotoğraf © UNICEF Türkiye 2004

Burada sizlere hitap etmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Bu fırsat için teşekkür ederim. Aklıma gelenleri kağıda döktüm. Şimdi bunları sizlerele paylaşmak istiyorum.

Biz çocuklar, sizlere yansıtmadığımız pek çok olay yaşıyoruz okulda. Bunların en sık rastlananlarından biri olan İsim Takma olayı, bizleri ne kadar etkiliyor bir bilseniz. Birazcık şişmanlasanız adınız Domuzcuk oluverir birden, çalışkansanız İnek gibi isimler takılır. Bu isimler sanki bizleri diğer arkadaşlarımızdan küçük yapar. İlk önce hafif bir karşı koyma olur. Sonra ise yavaş yavaş içimize kapanırız.

Okulla ilgili ne yapacak olsak aklımızdadır, o istemediğimiz isim. Ders çalışacakken rahatsız eder, çalıştırmaz. Okula gidecekken tüm okula gitme isteğini yalayıp yutar. Sonra belki yavaş yavaş okuldan kopma, saldırganlaşma, kötü arkadaşlar edinmeye kadar uzanır bu.

Bütün bunlara sadece küçük bir isim neden oluyorsa, neden hala aynı şeyi yapıyor ve yaptırıyoruz?

Başlı başına çok büyük bir sorun olan alay etmelerde bizi çok etkileyen olaylar arasında. Dış görünüşle, derslerdeki başarıyla, ailenin durumuyla, herşeyle alay ediliyor. Dış görünüşle alay edilmesi hem uzmanların dediği gibi ileriki yaşlarda ciddi problemlere yol açıyor, hem de çocuğun okula olan tüm sevgisini yok ediyor. Ailesiyle alay edilen çocuk bir yandan ailesine karşı Neden böylesiniz? der gibi bir tutum takınıyor hem de okuldaki çevresine karşı ailesini korumak için saldırganlaşıyor.

Okullarımızda yaşadığımız tanık olduğumuz olaylar bunlarla da sınırlı değil. Televizyonda izledikleri dizileri örnek alan güçlü çocuklar biraraya gelip çeteleri veya kimi okullarda dendiği gibi ağalık sistemini oluşturuyorlar. Okullarda öğrencilerinden haraç alıp, kurallarına uymayanları okulun kapısında bekleyip dövüyorlar. Okulun kapısında dövüyorlar çünkü okul kapıları sanıldığı kadar güvenli değil.

Bu tür çetelerde inanın, jiletten tabancaya yaralayıcı herşey var. Üstelik kendilerinden küçükler veya onların deyimiyle çömezlere nasıl onların yolunda ilerleneceğini anlatmak ve zararlı maddelere alıştırmak için sık sık okulların arka taraflarında sigara, içki partileri yapıyorlar. Bü tür maddelerin okullara sokulabilir olması da okul güvenliğinin ne kadar yetersiz olduğunu anlatıyor. Bu tür maddeler öğrencileri daha hırçın ve saldırgan yapıp derse odaklanmalarını da neredeyse imkansızlaştırıyor.

Bir de öğretmenlerimizle de yaşadığımız problemler var tabi. Anlamadığımız şeyi sormamıza kızıp, arkadaşlarımızın önünde küçük düşürüldüğümüzde neler hissedeceğimizi bir düşünmeye çalışın bakalım. Ya da arkadaşlarımızın yanında dayak yediğimizde acıyla utancın birleştiği o anda anlamaya çalışın.

Ayrıca öğretmenlerin çocukların hiperaktif, göz bozukluğu, dikkat eksikliği gibi sorunlarını farkedip ailelerine bildirmeleri de çok önemlidir. Anayasamıza göre fırsat eşitliği var. Ama kiminin evinde bilgisayarı var, kiminin evinde belki yiyecek ekmeği bile yok. Bu iki uçtaki çocuğun arasındaki dengeyi, bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmen anlatmalı ve sağlamalı. Gerekirse sorunların kaynağına eğilmeli.

Rehberlik öğretmenleriyle de pek çok sorun yaşıyoruz. Kimimiz onların bize yardım edeceğine inanıp gidiyoruz; öğretmenlerimizin yaptığından farklı olmayan bir aşağılanmayla geri dönüyoruz. Ya da anlattığımız şeyleri, ailemize, idarecilere veya öğretmenlerimize duyurduklarında onlara karşı bir parça bile güvenimiz kalmıyor. Çoğu çocuk güven duymayıp gitmiyor onlara. Ya birilerine anlatırlarsa?

Biz çocukların okuldaki aktivitelere pek katılmamamız da çok büyük bir sorun. Çünkü idarecilere ve öğretmenlere sesimizi ancak bu yolla duyurabiliriz. Mesela okul boyanacak, neden biz öğrencilere sorulmasın ki! Eğer bize kendimizin önemli olduğu hissettirilirse ve kendimizi ifade etme imkanı verilirse pek çok olumsuzluk ortadan kalkar.

Herkes tarafından biliniyor ki dengeli beslenme öneli ve okul başarısını etkiliyor. Devlet en azından ilköğretimdeki çocuklara süt gibi besin maddeleri dağıtabilir. Böylece okullardaki sağlıksız beslenme engellenebilir.

Okul kuralları okulun düzenini sağlamak için var ama pek bir işe yaramıyor -- Çünkü bu kurallar vazgeçirici değil rencide edici. Anlatıcı değil cezalandırıcı. Ee … durum böyle olunca, ceza alan öğrenci aynı şeyi bir daha yapmaktan çekinmiyor.

Zaman zaman da önümüzde bir çocuk pat diye düşüp ölüyor. Ailesinin haberdar olmadığı bir hastalığı varmış. Oysa kimi okullarda devlet tarafından sağlık kontrolü yapılıyor. Bu sağlık kontrolü daha da yaygınlaştırılsa bu tür olaylar büyk ölçüde azalır.

Alınabilecek önlemler

  • Bu tür olayların yol açabileceği şeyler ve çocuk haklarıyla ilgili öğrenci ve eğitimcilere konferans verilmelidir.
  • Okul çetelerine karşı önlem alınmalıdır.
  • Sorunların nasıl çözüleceği konusunda öğrenciler bilgilendirilmelidir.
  • Şiddete uğrayanlara destek olunmalıdır.
  • Zaralı maddeler konusunda öğrenciler daha çok bilgilendirilmelidir.
  • Rehberlik servisine daha çok önem verilmeli, daha etkin hale getirilmelidir.
  • Bunların başına eğitimli kişilerin gelmesi ve bunlardan eğitimcilerin de faydalanması sağlanmalıdır.
  • Okul kuralları yeniden gözden geçirilmelidir.
  • Konuyla ilgili bilgilendirici broşürler dağıtılmalıdır. Okullara süt vb. besin maddesi yardımı yapılmalıdır.
  • Okulların giriş çıkışları kontrol altına alınmalıdır.
  • Okullarda çocuklara birşey olmadan önce sağlık kontrolü yapılmalıdır.

Şimdi size anlattığım sorunlara bir de eğitim sisteminin bozukluğu eklenirse, haydi şimdi soralım, okullardaki eğitim-öğretim neden bozuk?

Dünya Çocuklarının Durumu 2005, Basın Özetini web sitesinde okuyabilirsiniz veya pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 394KB]

Raporun tamamını Basılı olarak UNICEF Türkiye Temsilciliği’nden isteyebilirsiniz.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …