ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Basın Merkezi 2005/06/17: Çocukların Korunması

Sokaklarda Yaşayan ve/veya Çalışan Çocukların Haklarının Korunması

Çocukların Korunmasında Yeni bir Model

Konferans delegeleri

Sokakta Yaşayan ve/veya Çalıştırılan Çocuklara Yönelik Hizmet Modelleri Tanıtım Toplantısı’nda katılımcılar. Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2005

İstanbul, 18 Haziran 2005 -- Sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocukların sayısı son on yıllık dönemde hızlı bir artış göstermiş olmasına karşın bu sorun Türkiye için yeni sayılamaz. İşsizliğin yaygınlaşması, yoğun iç göçler, ailelerin parçalanması ve kaliteli toplumsal hizmetlere erişememe gibi özünde yoksullukla ilgili etmenler, çocuklara yönelik güvenlik ağlarının yıpranmasına yol açmaktadır.

Medyanın sokaklarda işlenen suçlara yönelik ilgisinin yarattığı olumsuz hava sorunu daha da ağırlaştırmış, böylece kamuoyu sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocuklara daha olumsuz bir tutum takınmaya başlamıştır.

Çözüm için Büyük bir Adım

Aralarında beş ayrı bakanlığın temsilcileri, parlamenterler, valiler, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşların (STK)temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları ve çocukların da yer aldığı 225’i aşkın kişi bu konuya ilişkin kararlılıklarını bir kez daha teyit etmek ve çocukların haklarını daha iyi korumaya yönelik eylem planları geliştirmek üzere 16-17 Haziran tarihlerinde İstanbul’da Princess Otel’de bir araya gelmiştir. UNICEF ve AB desteğiyle düzenlenen bu konferansın konusu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) tarafından sokaklarda çalışan ve/veya yaşayan çocuklara yönelik olarak geliştirilen yeni hizmet modelinin yaşama geçirilmesiydi.

Konferans, gerekli önlemlerin hazırlanmasının, uygulanmasının ve izlenmesinin çocuklar ve aileleri için kalıcı çözümler sağlama açısından büyük önem taşıdığını belirlemiştir. UNICEF Türkiye Temsilcisi Edmond McLoughney konferansın başında yaptığı açış konuşmasında şöyle demiştir:

Çocukların korunmalarıyla ilgili yeni gündem önleme yönü üzerinde odaklanmalıdır. Eğitim, iyi ana–babalık ve ailelere destek, çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlamanın en iyi yoludur.

Konferansa katılıp söz alanlar arasında Kadın ve Çocuklardan Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da yer alıyordu:

Çocuklar için barınaklar açılması, beslenme yardımları, temel sağlık ve eğitim hizmetlerinin bu çocuklara iletilmesi sokaklarda yaşayan veya çalışan çocukların korunmalarına ve desteklenmelerine yönelik olarak uygulanan stratejilerdir. Bu çocukları toplumla yeniden bütünleştirmek, onları sokağın getirebileceği olumsuzluklardan korumak için yeni stratejiler geliştirmek zorundayız.

Türkiye’deki Durum

  • Çocuk ve Gençlik Merkezleri bugüne dek sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan 42 bin çocuğa ulaşmıştır. Söz konusu merkezler ulaşabildikleri çocuklara eğitim imkanları dahil bakım ve koruma sağlamaktadır. Bununla birlikte, sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuk sayısının 80 bine ulaştığı tahmin edilmektedir.
  • Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 1999 yılında yapılan Çocuk işçiliği Araştırması’na göre 6-17 yaş grubu çocuklar arasında ekonomik olarak faal olanların sayısı 1.6 milyonun üzerindedir. Bu çocukların 625 bini kız, 1 milyon 0 bini de erkektir.

Konferans şu çağrıda bulunmaktadır:

  • Sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocuk sayısının azaltılması için çocuklara yönelik önleyici ve koruyucu bir model geliştirilmesi ve sokak yaşamına sürüklenme riski olan çocukların engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması;
  • Konuya ilişkin düşünce (konuyu daha ayrıntılı ele alma) ve sosyal politikalarda gerekli değişikliklerin gerçekleştirilmesi;
  • Sivil toplum, akademisyenler, özel sektör ve medya ile işbirliği halinde il düzeyinde gerçekçi zaman ve bütçe çerçevelerine sahip eylem programları geliştirilmesi;
  • Bu eylem planlarının hazırlanmasına; etkili biçimde uygulanmasına ve izlenmesine çocukların ve ailelerin de katılmaları.

Gerçekleştirilen bu konferans, SHÇEK, UNICEF, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), AB, Destek Temel Eğitim Programı, STK’lar ve çocukların ortak çabalarının ürünüdür.

Çocuklar için koruyucu bir ortam oluşturulmasına yönelik olarak yapılması gerekenleri özetleyen bir Kararlılık Bildirgesi’nin hazırlanmasına ilgili bütün hükümet yetkilileri girdi sağlamıştır.

Çocukların Sesi

Konferansa katılan çocuk delegeler, genel görüşmelerle değişimli olarak kendi tartışma forumlarını gerçekleştirmişlerdir. Çocuk delegeler arasında bulunan 14 yaşındaki Seda şunları söylemiştir:

Sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuklar söz konusu olduğunda bu işte herkesin bir rolü vardır; çünkü bu çocuklar dışlanmaktadırlar. Toplum bu çocukları dışlamaktadır. Hiçbir çocuk kendi kendini böyle dışlamaya karar vermez. Çocukların kendi görüşlerini ifade etme fırsatları olması gerekir; çünkü bizim zihnimiz genç, yeni fikirlerimiz var ve sorunun çözülmesine bizim de katkımız olabilir.

Sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocukların durumuna ve böyle bir risk altında olanlara odaklanan konferans, etkili birçok stratejiye ve sağlanan ilerlemelere karşın Türkiye’de bu konuda daha yapacak çok iş olduğunu tespit etti. Çocuk delegelerden bir başkası, 17 yaşındaki Murat’ın sözleriyle:

Özel korunma gereksinimi olan çocuklar kendilerine yardımcı olmaya çalışan yetkililere güvenmelidirler. Bunu nasıl sağlayacakları bu yetkililere kalmış bir konudur, ama ellerini çabuk tutmaları gerekir; çünkü, yardım etmeye çalıştıkları çocukların güvenini kazanmadan gerçek anlamda yardımcı olmaları mümkün değildir.

Konferansa katılan çocuklar şu çağrıda bulunmuşlardır:

  • Anne babalar boşanmamalı, ancak gereğince bakabilecekleri sayıda çocuk yapmalıdırlar;
  • Medya bu çocukları sokak çocukları olarak tanımlamamalı, topluma yönelik bir tehdit olarak sunmamalıdır;
  • Öğretmenler bu çocukların okullarıyla yeniden bütünleşmelerine destek olmalıdırlar;
  • Meclis, çocukların korunması ile ilgili konulara daha duyarlı olmalıdır;
  • Hastanelerde çocuklara yönelik parasız sağlık hizmetleri verilmelidir;
  • Polis söz konusu çocuklara uygun davranmalıdır.

Kararlılık Bildirgesi

Katılımcılar, sokaklarda yaşayan ve çalışan çocukların sayısında son dönemde görülen artışın işsizlik, aile birliğinin parçalanması, kaliteli sosyal hizmetlere erişim yetersizliği, kontrolsüz göç ve hızlı kentleşme gibi yoksulluğun tetiklediği olgularla yakın ilişkili olduğunu belirtmişlerdir. Dolayısıyla, yapılan çağrıda, makro ölçekte ekonomik ve sosyal önlemler öngörülmektedir. Katılımcılar, bunun yanı sıra, çocukların korunmalarına yönelik bir izleme ve değerlendirme sistemi oluşturulması; risk altındaki çocukları hedef alan sosyal hizmet bütçelerinin artırılması; kaliteli okul öncesi eğitim imkanlarının sağlanması; okula gitmeyen kız ve erkek çocukların okullara yönlendirilmesine ilişkin çabaların sürdürülmesi; ana–babaların eğitimine yönelik programların kapsamının genişletilmesi ve alınan olumlu sonuçlar da gözetilerek Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) çerçevesinde uygulanan koşullu nakit transferi sisteminin 2006 yılına kadar sürdürülmesi çağrısında bulundular.

Katılıcılara göre, sokaklardaki çocuk sayısını azaltmak için her il kendi önlemlerini geliştirmelidir. Bu alanda öncelikli her ilde atılması gereken ilk adım, ile özgü çocuk yoksulluğu profilinin çıkartılmasıdır. Katılımcılar ayrıca şu konuların önemine özel vurgu yapmışlardır: yerel eylem planlarının her ilin kendi sosyal yapısı gözetilerek hazırlanması; risk altındaki çocuklar için önlemler ve alternatifler geliştirilmesi; sokaklardaki çocukların ailelerine gerekli desteği sağlayarak çocukların aileleriyle yeniden bütünleşmelerinin sağlanması; yerel bütçe tahsislerinin üstlenilen roller ve sorumluluklar gözetilerek artırılması ve çocukların ve ailelerin stratejilerin planlanmasında ve uygulanmasında her aşamaya dahil edilmeleri.

Yukarıda değinilenler, merkezi ve yerel ölçeklerde öncelikle yapılması gerekenlerdir. Bunlara ek olarak, toplumun harekete geçirilmesinin ve ilgili fiziksel altyapının iyileştirilmesinin gerekliliği de vurgulanmıştır. Hem halihazırda sokakta çalışan ve/veya yaşayanlar, hem de daha önce sokak yaşamı deneyimi olanlar risk altındadır. Dolayısıyla, bu çocukların durumunun izlenebilmesi için şunların yapılması gerekmektedir: hizmet modelinin etkili biçimde uygulanabilmesi için gerekli altyapının il düzeyinde yerel yetkililer ve STK’lar ile birlikte iyileştirilmesi; STK’lar, belediyeler, yerel öndenler ve medyanın katılımıyla konuya ilişkin bilinç ve duyarlılık düzeyinin yükseltilmesi; ilgili sektörler arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi; personel kapasitesinin gerek nicel gerekse nitel anlamda geliştirilmesi ve nihayet medyanın konuya yaklaşırken bu alandaki ulusal ve uluslar arası normlar doğrultusunda çocuğun yüksek yararını gözetmesi.

Daha fazla bilgi için:

Sema Hosta, İletişim Sorumlusu, UNICEF Türkiye:
Tel : (+ 90 312) 454 1000 Cep : (+ 90 533) 622 8346

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa