ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Önce Çocuklar, Sonbahar 2007: Telafi Eğitimi

Çocuklar sıralarında not tutuyorlar

Fotoğraf Rana Mullan © UNICEF Türkiye 2006

Telafi Eğitimi, 10–14 yaş grubunda olup çeşitli sebeplerle okula hiç kaydolmamış, okula devamı sağlanamamış veya öğrenimlerini zamanında yaşıtlarıyla birlikte yapamamış çocuklara, ilköğretim okullarının uygun sınıflarına devam edebilecek yeterlilikleri kazandırıp bu çocukların ilköğretime devamlarına fırsat tanıyacaktır. Bu yanıyla Telafi Eğitimi, yoğunlaştırılmış bir müfredat sunarak, çocukların yaşlarına, öğrenme gereksinimlerine ve yeterliliklerine uygun bir sınıfa dâhil olarak, örgün eğitime dönmelerine yardımcı olmaktadır.

İbrahim Er

İbrahim Er,
İlköğretim Genel Müdürü
© UNICEF Türkiye 2007

Bu alandaki ihtiyaç, kız çocuklarının okullaşmasını hedefleyen Haydi Kızlar Okula! kampanyasının uygulanmasının yanında, 2005 yılında çıkarılan Çocuk Koruma Kanunu’nun yürürlüğe konulması sürecinde ortaya çıkmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bünyesinde Telafi Eğitimi Programı’nın hazırlanmasından sorumlu olan İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er, Telafi Eğitimi konusunda şöyle demektedir:

Telafi eğitim Programı Türkiye’de yeni bir uygulama modeli değildir. Farklı zaman dilimleri içerisinde ilköğretime erişimden yoksun kalmış çocukların okullulaşması için bu tür bir uygulamaya gereksinim duyulmuştur.

Telafi Eğitimi kapsamına alınacak öğrenci sayısına ilişkin somut bir rakam vermemekle birlikte Er Telafi Eğitimi’nin, okula erişimlerini ya da devamlarını sağlamada çeşitli sorunlar yaşadığımız 10–14 yaş çağ nüfusunun okullulaştırılmasına yeni bir şans tanıdığını ve bu şans aracılığı ile çocuklarımızın eğitime erişiminin sağlanmış olacağını belirtmektedir.

Sayın Er, yetiştirici sınıf uygulamalarının temel ilkelerini:

  • Yetiştirici sınıf uygulamasında öğrenciler, ilköğretim okullarının durumlarına uygun sınıflarına yerleştirilmek üzere hazırlanır. Bu uygulama kapsamındaki programlarla öğrenciye diploma verilmez, öğrenci ilköğretim sistemine dâhil edilir.
  • Yetiştirici sınıf uygulaması kapsamındaki öğrenciler, hazır bulunuşluk düzeyine bağlı olarak durumlarına ve yaşlarına uygun programları alabilirler.
  • Yetiştirici sınıflarda eğitim–öğretime farklı tarihlerde başlanabilir. Ancak bu sınıflardaki eğitim–öğretim, içinde bulunulan eğitim–öğretim yılında derslerin kesildiği tarihe kadar devam eder.
  • Yetiştirici sınıfa alınan öğrencilerin mümkün olduğunca uzun süre okul ortamında tutulmasına özen gösterilir.

Şeklinde tanımlayarak yetiştirici sınıfların hiçbir zaman alternatif olarak görülmemesi ve böylesi algılamalara fırsat verecek tutum ve davranışlardan özenle uzak durulması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Ayrıca, yetiştirici sınıfların programlarının ve ilköğretime geçişlere ilişkin kuralların, hedef kitleyi ilköğretime devama özendirecek ve hedef kitlenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yoğunlaştırılmış, toplumsal cinsiyete duyarlı ve esnek olarak yapılandırılmış olduğunu, uygulanacak eğitim programlarının, alan öğretmenleri ve akademisyenlerden oluşan bir ekip tarafından yürürlükteki ilköğretim programları esas alınarak hazırlandığını belirtmiştir.

Telafi Eğitimi Programı’nın etkin uygulanmasına ilişkin uygulama kılavuzu ile eğitim materyallerinin hazırlığı devam etmektedir. Bugün, Telafi Eğitimi Programı Talim ve Terbiye Kurulunda onay sürecindedir. Bu konuda Genel Müdür Er, Onayın kısa sürede gelmesini bekliyoruz; böylece, planımızı son hâline getirmeye yönelik çabaları hızlandırabileceğiz demektedir.

Telafi Eğitimi Programı’nın katılımcı bir yaklaşımla hazırlandığını ve kamuoyunda bu konuda duyarlılık oluşturmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Er, bu konunun sahiplenilmesini sağlamak zorunda olduğumuzu, MEB’nin ilgili paydaşlarla diyalog içinde olmasının nedenlerinden birinin de bu olduğunu çünkü sahiplenme ile başarı arasında güçlü bir ilişki olduğuna inandığını belirtti.

STK, yöneticiler, kamu görevlileri, öğretmen sendikaları gibi eğitim sektöründe yer alan daha birçok paydaşın konuyla ilgili bütün ortakların, sorumluluk aldıklarını ifade eden Er, bu süreçte, Programı fiilen uygulayacak olan öğretmen ve yöneticilerin Telafi Eğitimi Programı’na nasıl baktıklarını görmenin büyük önem taşıdığını belirtti.

Genel Müdür Er, sürecin başında eğitimin, belirli kesimler tarafından yanlış kullanılan alternatif bir program hâline gelmesi gibi bazı kaygılar yaşandığını ancak, zamanla bu tür kaygıların da giderildiğini ifade etmiş, artık kamuoyunun Telafi Eğitimi Programı’na hazır olduğunu ve bu eğitimden gerçekten önemli çıktılar beklendiğini belirtmiştir.Yine de uygulama aşamasında, yanlış anlamalarla karşılaşılırsa program konusunda yapıcı olmanın, sürekli bilgi aktarımı yapmanın bu konuda duyarlılık sağlama ve başarıya ulaşma açısından önemli olduğunu dile getirmiştir.

İlköğretimde okullaşmayla ilgili en son rakamların son derece olumlu olduğuna dikkat çeken İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er Telafi Eğitimi ile ilgili sözlerini şöyle tamamlamaktadır:

Hedefimiz, Telafi Eğitimi Programı’na yalnızca belirli bir süre ihtiyaç duyulmasını sağlamak. Okullaşma oranları arttıkça bu programa duyulan ihtiyaç da azalacaktır. Bu da ülkemiz için son derece memnuniyet verici bir durum olacaktır. Evet, hazırlamakta olduğumuz Telafi Eğitimi Programı, ilköğretimde % 100 okullaşma ve okul tamamlama hedefimize katkıda bulunacaktır.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa

ARŞİV
   

Önce Çocuklar Bülteni, Sonbahar 2007 sayısını, pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1.51MB]

RSS feed bağlantısı * RSS nasıl kullanılır …