ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Önce Çocuklar, Yaz 2006: Çocuklar için Adalet (1)

Çocuklar ve Adalet

Çizim Ray Mullan
© UNICEF Türkiye 2006

Önce Çocuklar, yasalarla sorunlu durumda olan çocukların korunma haklarının tam olarak gerçekleşmesini, bu konumdaki çocuklara onurlu ve saygılı biçimde davranılmasını ve özgürlükten yoksun bırakma gibi yollara yalnızca alternatif sorun çözme yöntemleri sonuçsuz kaldığında başvurulmasını hedeflemektedir. Bu hedefin gerçekleşebilmesi için, önce, çocuk mahkemesi yargıçlarını, avukatları, sosyal hizmet uzmanları, çocuk mahkemelerindeki görevlileri, bu arada çocukları ve ana babalarını bekleyen belli başlı sorunların kavranması gerekmektedir.

Mart ve Nisan aylarında, çocuk mahkemelerinde görev yapan yargıçlara ve diğer profesyonellere yönelik olarak dört bölgesel toplantı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılara katılan 240 kişi arasında ayrıca savcılar, sosyal hizmet uzmanları ve psikologlar ile SHÇEK, MEB, adli tıp, polis, jandarma, üniversiteler, STK’lar ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu gibi kurum ve kuruluşların temsilcileri de yer almıştır. Toplantılarda, Fransa’daki çocuk mahkemeleri yargıçları olarak Laurent Gebler ve Benedicte Cazanave de deneyimlerini katılımcılarla paylaşmışlardır.

Fransa’da çocuk mahkemelerinin, daha doğrusu çocuk yargıcının iki şapkası vardır. Bu kişi bir yanıyla çocuk suçlular karşısında yasa uygulayıcısı ve yargıçtır. Ama aynı kişi aynı zamanda korunma gereksinimi olan çocuklar için de bir karar vericidir.

Laurent Gebler,
Çocuk Mahkemesi Hakimi, Fransa

Katılımcılar bu toplantılar sırasında yeni çocuk koruma yasasının nasıl yorumlanıp uygulanacağını tartışmışlar, uyuşmazlık çözümünün alternatif yöntemlerine yakınlaşmışlar ve çocuk mahkemelerinin, MEB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SHÇEK, STK’lar, üniversiteler, ana babalar ve çocuklarla birlikte çocuk adaleti sistemini nasıl iyileştirilebileceği üzerinde durmuşlardır.

Yasalarla sorunlu çocukların korunmasında izlenecek yollarla ilgili tartışmalar büyük ölçüde 37 ve 40. maddeleri dahil olmak üzere Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi (ÇHS) ve çocukların ve gençlerin hakları ile ilgili Avrupa Konseyi tavsiyeleri dahil diğer uluslararası insan hakları belgelerini temel almıştır.

Katılımcılar, en başta toplantıdan beklentilerini ifade etmeye çağrıldıklarında verilen yanıtlar arasında şunlar da yer almaktadır:

Kusur yeteneğinin araştırılmasında, bir defa 0–12 yaş dönemindeki çocuklarda zaten söyledik, ceza sorumlulukları yok, 12–15 yaş arası çocukların doğal gelişimleri içerisinde belirli bir olgunluğa; akli, ruhi ve ahlaki olgunluğa erişmiş olması aranıyor. Ve eğer bu yeterince gelişmişse tabii ki bu hiçbir zaman yetişkinler gibi olmadığı için de yeterince gelişmiş olsa dahi, yetişkinlerinki gibi olmadığı için cezalarını indirerek veriyoruz. Ama, kendi emsallerine, doğal gelişimine uygun bir süreç izleyip izlemediğinin, yani kusur yeteneğine sahip olup olmadığının da tespit edilmesi gerekiyor.

Dr. Hamide Zafer,
Marmara Üniversitesi,
Hukuk Fakültesi

  • uyuşmazlıkların çözüme bağlanmasında alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesini kolaylaştıracak ortak kuruluşların belirlenmesi;
  • yeni çocuk koruma yasasının etkili biçimde uygulanması açısından gerekli adımların belirlenmesi;
  • çocuklar ve ana babalarla nasıl daha iyi iletişim kurulabileceğinin araştırılması;
  • ana babaların çocuklarına karşı sorumluluklarını daha iyi kavramalarının sağlanması;
  • çocuğun yüksek yararı kavramının daha iyi anlaşılması (ÇHS).

Her toplantı beş oturumla gerçekleştirilmiştir. İlk oturum, çocuğun yüksek yararıyla ilgili temel ilkelere ve yeni çocuk koruma yasasının tanıtımına ayrılmıştır. Başlarken, katılımcılardan yeni yasanın getirdiği değişiklikleri, yasanın yorumu ve uygulanmasındaki olası sorunları belirlemeleri istenmiştir. Alınan yanıtlardan, yeni yasanın, çocuk koruma ve genel olarak çocuk hakları alanında ileriye doğru olumlu bir adım oluşturduğu konusunda görüş birliği bulunduğu anlaşılmıştır.

Cezai Sorumluluğun Belirlenmesi

Her toplantıda ikinci oturumun üzerinde durduğu konu, bir çocuğun, kendine isnat edilen bir suçu işlediği sırada yaptığı işin ciddi bir yanlış olduğunu anlayıp anlamadığının belirlenmesi şeklindeki yargısal zorunluluktu. Başka bir deyişle burada söz konusu olan çocuğun kendi fiilinin hukuksal sonuçlarını bilmesi ve mahkemenin verdiği kararı anlamasıdır. Bu konuda çocuğun bilişsel ve sosyal gelişme düzeyi ve etkenleri üzerinde önemle durulması gereken başlıklardır. Katılımcılar, suç oluşturan fiilin mahiyetinin bu bağlamda kanıtsal ağırlığı olamayacağını dikkate alarak, mahkeme raporları, çocuk gelişim uzmanları ve sosyal hizmet uzmanlarının değerlendirmeleri vb. ışığında çocuğun cezai sorumluluğu olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolları üzerinde durmuşlardır.

Peki, böyle ağır bir baskıyla birlikte mahkeme önünde dinlenmek durumunda kalan mağdur, ne gibi hasara uğrayabilir? İlk aklımıza gelen, en belirleyici olan, ikinci mağduriyet, biz sekonder imitizasyon diyoruz; eğer bir suçun mağduru olmuşsa şahıs, mağduru olduğu anda bir kere bir mağduriyet yaşıyor. Sonra bu mağduriyetini anlatmak durumunda kaldığından, adeta aynı ağırlıkta, aynı yükse ikinci bir mağduriyeti yaşıyor ki, onun üzerinde çok ciddi psikolojik hasar oluşturuyor.

Yard. Doç. Dr. Neylan Ziyalar

Bu arada, cezai ehliyet yaşının nasıl yorumlanacağı konusunda ciddi kaygılar dile getirilmiştir. ÇHS cezai ehliyet yaşını, “asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü” olarak tanımlamaktadır. Türkiye’deki yeni ceza yasası cezai ehliyet yaşını 12 olarak belirlemekle birlikte, 12 ile 15 yaşlar arasındaki çocukların cezai ehliyete sahip sayılıp sayılmayacakları halen tartışmalı bir konudur. Bu durum çocuk mahkemelerinin yükünü daha da artırmaktadır. Çünkü, mahkemelerde görev yapanların, yeni yasa uyarınca çocuğun cezai ehliyet durumunun belirlenmesi açısından ne yeterli personeli ne de eğitimi vardır. Katılımcılar, çocuk mahkemelerinde görev yapan kişilerin bu alandaki bir eğitimden yararlanacakları konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Çocuğun yüksek yararının gözetilmesi açısından, yasalarla sorun yaşayan çocuklara korunma gereksinimi olan çocuklar olarak yaklaşılması gerektiği konusunda genel olarak anlaşmaya varılmıştır. Bu, ilgili çocuğun cezai sorumluluğundan veya masumiyetinden bağımsız biçimde böyle olmalıdır. Bu arada, en başta yapılması gereken, çocukların yasalarla sorunlu duruma düşmelerinin önlenmesidir. Gene üzerinde anlaşmaya varılan bir başka nokta da, önleyici tedbirlerin, yalnızca çocuklar, aileleri ve toplulukları açısından en iyi yol olmakla kalmayıp aynı zamanda toplum açısından da en maliyet etkin çözüm olduğudur.

Yasalarla sorun yaşayan çocuklar özellikle kendileriyle ilk kez görüşüldüğünde,

  • kendi yasal haklarını anlayamayabilirler;
  • kendileriyle görüşen kişinin duymak istediği şeyleri söyleyebilirler;
  • mahkemede görevli kişiler ve avukatlarla iletişimde zorlanabilirler.

Katılımcılar, çocuğun ana babasının veya bakıcısı konumundaki kişilerin yargı sürecinin her aşamasında hazır bulunmalarının iletişim açısından önemli bir yarar sağlayacağı konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bu, bir yandan, çocuğa çok gereksindiği güven ve güvenlik duygusunu verecektir. Diğer yandan ise, böyle durumlarda, en başta çocuğun yasalarla sorun yaşamasına yol açabilecek aile içi gerilimlerin ve uyuşmazlıkların kanıtları da ortaya çıkabilir ve böylece çocuğun aynı şeyi tekrarlamaması için ailede ne tip arabuluculuklara gidilebileceği üzerinde düşünme fırsatı doğar.

Çocuklar için Adalet (2) devam ediyor: Sosyal Hizmetler, Alternatif Önlemlere Başvurulması ve Mağdurların ve Tanıkların Korunması dahil olmak üzere.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa