

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya Human Immunodeficiency Virus (HIV) pandemik oranda küresel bir yayılıma ulaşmıştır. 33 milyondan daha fazla insan virüse yakalanmış, 14 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
Fotoğraf © Geostock 1999
AIDS bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu HIV adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV’nin etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplarda hastalıklara neden olurlar.
Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.
HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 5-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar.
Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır.
Cinsel ilişki, kan ve anneden bebeğine olmak üzere üç yolla bulaşır.
Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85’i bu yolla olmaktadır. HIV kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vajina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir. AIDS’ten başka cinsel ilişki ile bulaşan en önemli hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), frengi (sifiliz) ve bulaşıcı sarılık(viral hepatit)’tır.
Tüm bulaşmaların %10-15’i bu yolla olmaktadır. AIDS hastasının ve taşıyıcısının kanında HIV bulunur. HIV’li kanla bulaşma çeşitli şekillerde olur:
Tüm bulaşmaların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. HIV pozifif kadının doğuracağı çocuğa HIV’nin geçme oranı %30 civarındadır. Gebe annenin tedavisi ile bu oran %7’ye düşmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakta birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmez. Gebelik ve HIV ile ilgili bilgiler için AIDS Danışma Merkezi’ne başvurunuz.
HIV/AIDS günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçmez.
Cinsel ilişki en önemli bulaşma yoludur. HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli yaşam kurallarına uyularak, cinsel yolla olabilecek bulaşmadan korunulur. Bu nedenle, cinsel ilişkide mutlaka koruyucu kılıf (kondom, prezervatif, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile, prezervatif kullanmayı ihmal etmeyin. Koruyucu kılıf, cinsel hayatınızda en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV’nin hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize bulaşmayacağını sanırız. Ancak, AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeden herkese bulaşabilir. HIV, kişinin ya da cinsel eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda, kişiye ve eşine rahatlıkla bulaşabilir. HIV pozitif olan kişi kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Kontrolsüz kan nakline ve kan bulaşmış aletlerin kullanılmasına izin vermeyin.
Cinsel Yaşamını güvence altına almak isteyenler için seçenekler:
Cinsel eş sayısının fazlalığının HIV bulaşma riskini artıran bir unsur olduğu bilinmelidir. Alkol ve uyuşturucular doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabilir.
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır.
Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinde ve özel laboratuvarlarda yaptırılabilir.
HIV bulaşması, AIDS hastalığı, hastalıktan korunma, test yaptırma, hastaların bakım ve tedavisi hakkındaki bilgileri, kişiler yüz yüze ya da telefonla başvurarak, danışmanlardan öğrenebilirler. Danışmanlık hizmeti, test yaptırmadan önce ve sonra mutlaka alınmalıdır.
HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Retrovirüs grubunda bulunan HIV virüsüne etkili olduklarından antiretroviral adı verilen ilaçlar elde edilmiştir. Bu ilaçlardan farklı etki mekanizmaları olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı: kandaki virüs miktarını gösteren viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesi hatta yok edilmesi, bağışıklık sisteminin korunması, HIV enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, AIDS’den ölüm oranının azaltılmasıdır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz sürdürülmelidir. Fırsatçı enfeksiyonların çoğunu tedavi etmek mümkündür. AIDS’e karşı bugüne kadar kullanılabilecek aşı bulunamadı.
Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda kısa zamanda ölür. Hastanın ya da seropozitif kişinin kanı, spermi veya vajina salgısının bulaştığı eşyadaki HIV’nin öldürülmesi:
Su ve sabunla iyice yıkama ile (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaştırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda, yara yeri önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.
Dökümanın orjinal versiyonu AIDS Savaşım Derneği’nin işbirliğiyle hazırlanmıştır. AIDS’le ilgili daha fazla bilgi edinmek yada AIDS’le yaşayan kişilere nasıl yardım edebileceğinizi öğrenmek için, AIDS Savaşım Derneği web sitesini ziyaret edebilir veya eposta yazabilirsiniz.
AIDS’e Kulak Verin -- broşürünün baskı versiyonunu indirebilirsiniz. [PDF 51KB]
Gençler Arasında HIV/AIDS’i Önleme Çalışmaları hakkında daha fazla bilgiyi Programlar bölümünde okuyabilirsiniz.
AIDS’i Anlamak -- UNICEF Türkiye üç aylık bülteni, Evet Deyin, Kış 2003 sayısında okuyabilirsiniz.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
SÜREKLİ KAYNAKLAR