En iyi durumlarda bile, bir çocuk kendi geleceğini merak edecektir.
Fotoğraf Rana Mullan
© UNICEF Türkiye 2004
Genel Bakış
Çocukluğun orta dönemi ile ergenlik dönemi, insan gelişiminde özel bir dikkat ve özen gerektiren kritik bir dönemdir. Bu yıllar, çocuklara özgü bağımlılıktan bağımsız ve sorumlu yetişkinliğe geçiş dönemidir. Çocuk bu dönemde gerek ailesi gerekse topluluğu içinde daha fazla sorumluluk üstlenmeye başlar, yetişkin olarak üstleneceği görevlere hazırlanır, yaşamı boyunca olumlu ya da olumsuz etkileri görülecek birtakım önemli adımlar atar.
Ülkede ergenlerin yaşadıkları sorunlar, destekleyici bir aile ve çevreden yoksunluk, örgün eğitim sisteminin dışına düşme, ihmal ve istismara maruz kalma, seslerini duyurup gereksinimlerini ifade etme ve bunun karşılığını alma imkanlarının bulunmayışı gibi geniş bir çeşitlilik göstermektedir.
Çocuk ve gençlerde dokuz ve onsekiz yaş grubuna yoğunlaşan, bu programın amacı, çocukların ve ergenlerin gelişiminin, korunmasının ve aktif katılımının sağlanarak bu kesimin sağlık, beslenme ve eğitim haklarının eksiksiz olarak yaşama geçmesine yardımcı olmaktır.
Türkiye’deki Durum
Türkiye’de çocuğun yasal tanımı durumlara göre farklılaşmaktadır:
- Reşit olma yaşı onsekiz’dir;
- Evlilik için ehil sayılma yaşı onsekiz’dir;
- Mahkeme önüne çıkarılmada onbir ve ondört yaş arası esastır;
- Yasalara göre yetişkin sayılma yaşı onbeş ve üzeridir;
- İstihdam için asgari yaş onbeştir;
- Çocuğun sağlığı ve eğitimi açısından engel oluşturmayacak hafif işlerde çalışma için asgari yaş onüçtür;
- Tarımda, ev içinde, üç kişiden az kişi çalıştıran işyerlerinde, çıraklık merkezlerinde ya da başka evlere hizmete gitmede aranan asgari yaş yoktur.
Beşer yıllık aralarla yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA), ergenlik dönemindekilerin gelişim özellikleri ve sorunları ile ilgili belirlemeleri de içermektedir. TNSA 1998 bu istatistiklerde, onbeş-ondokuz yaş grupları arasında kendileriyle görüşülen kişilerden edinilen bilgiler yer almaktadır:
- Kadınların %5.8’i hiç eğitim görmemiş, %4.8’i ilkokul eğitimini tamamlamamıştır.
- %15.2’si halen evlidir;
Bu kişilerin %5.5’inin evlilik deneyimi vardır, evli olanlar arasında ise, kırsal kesimde yaşayanların %11.4’ü, kentlerde yaşayanların ise %9.4’ü gebe kalmış ya da halen gebedir;
- Bunların %15.7’sini modern doğum kontrol yöntemleri oluşturmaktadır. Bu oran, %7.4 RİA, %6 kondom, %1.9 korunma hapları ve %0.5 korunma enjeksiyonu kullanımı olarak dağılmıştır. Geleneksel yöntemleri kullananların oranı % 17.3’ü geri çekme ve çok az sayıda gün sayma olarak belirlenmiştir. Geri kalan % 66.4’lük kesim ise herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamaktadır.
- Kendileriyle görüşülen kadınların %20’sinin aile planlamasıyla ilgili gereksinimleri karşılanmamaktadır.
- Evlilik geçirenler ve evli olanların %5.5’inin başından en az bir düşük olayı geçmiştir. 1993 yılı TNSA’da verilen ilgili oran ise %3.8’dir.
- Yirmi yaşından küçük gebe kadınların %35.5’i doğum öncesi bakım görmemiştir. %52.7’si tetanoz aşısı olmamıştır. %25.8 doğumunu evde yapmıştır. Doğum sırasında sağlık personelinden yardım almayanların oranı ise %19.5’tir.
Herkes için Eğitim (EFA) çalışmaları kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan 2000 yılı Değerlendirme Raporunda şu veriler yer almaktadır:
- Net okullulaşma oranı erkeklerde % 92.6, kızlarda ise % 82.3’tür;
- Tahminen 1.5 milyon çocuk 1999 yılında eğitim sisteminin dışında kalmıştır. İlk okula başlama yaşındaki çocuk nüfusu 10,300,000 olmakla birlikte 400,000 yada %4.3 oran farkla okula başlayan çocuk sayısı 9,900,000 olarak belirlenmiştir. Bir çok çocuk kayıt yaptırmakla birlikte okula başlamamaktadır. Bazıları nüfusa kayıtlı değildir (1995 yılı verilerine göre bir yaşın altı çocukların %40’ı nüfusa kayıtlı değildir) değerlendirmede bu veriler göz önüne alınmalıdı;
- Okula kayıtlı çocukların devamsızlık oranları ise kızlarda %31.9, erkeklerde %21.2’dir.
- Öğrenim başarısı arzu edilen düzeyin altındadır: ilkokullarda sınıf tekrarlama oranı ilk yıl için %8-9, altıncı yılda ise %12.7’dir.
Harekete Geçiş
UNICEF, özel olarak çocuklarla ergenlik dönemindekilerin gelişimini ve korunmasını amaçlayan dört proje yürütmektedir:
- Gençler Arasında HIV/AIDS’i Önleme Çalışmaları amacı gençler arasında HIV/AIDS’le ilgili bilinç ve duyarlılığı geliştirmek ve alınacak önlemler konusunda bu kesimi bilgilendirmektir.
- Ergenlik Dönemindekiler için Merkezler Kurulması projenin amacı, ergenlik dönemindeki gençlerin sorunlarını ve gereksinimlerini saptamak ve bunlara ilişkin bilinç ve duyarlılık düzeyini yükseltmektir. Proje ayrıca gençler arasında sağlıklı yaşam uygulamalarını da yaygınlaştıracak, danışmanlık, rehberlik ve diğer hizmetlerin sunulmasını sağlayacaktır.
- Sokaklarda Yaşayan ve/ya da Çalışan Çocukların Korunması Proje, sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuk sayısını azaltmayı, bu çocuklar için güvenli ortamlar sağlamayı ve onlara toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı olacak becerileri kazandırmayı hedeflemektedir. Proje ayrıca Türkiye’deki iş yasalarının Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS) ile tam uyumlu hale getirilmesi için tanıtım-savunu çalışmalarını da yürütecektir.
- Çocuk Ceza Adaleti Sisteminde Reform, yasalarla başı derde giren, istismar olaylarının kurbanı ve/ya da tanığı olan çocukların haklarının ve gereksinimlerinin gözetilmesini sağlamak amacıyla hükümetin yargı sisteminde yapacağı reformları desteklemekte bu konumdaki çocukların başarılı biçimde rehabilitasyonu ve toplumla yeniden bütünleştirilmeleri yönündeki çabalara katkıda bulunmaktadır.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa