

İstatistikler, okur-yazar olamamanın ve düşük okullulaşma oranlarının sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir. Fotoğraf Çetin Akcan © UNICEF Türkiye 2003
Türkiye’de temel eğitimin Osmanlı döneminden beri yasa ve yönetmeliklerle destekleniyor olmasına karşılık, nüfusun eğitilmişlik durumu ve özellikle de kadınların eğitimi, ülke kalkınmasının önündeki en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra temel eğitim zorunlu kılınmıştır. Bu durum mevcut Anayasamızın 42. Maddesinde de yer almaktadır. Ancak, istatistikler, okur-yazar olamamanın ve düşük okullulaşma oranlarının sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir. Okuma oranlarında cinsiyet farkları (2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, kadınlarda %80.6 oranına karşılık, erkeklerde %93.9) ve mevcut okullulaşma oranları (temel eğitimde kızlarda %91.8 oranına karşılık erkeklerde %100) eğitime erişimdeki eşitsizlikleri göstermektedir.
Cinsiyete bağlı eşitsizlikler, kırsal alanlarda kentsel alanlara göre daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır. Okuma yazma oranlarına bakıldığında; okur yazar olmayan kadınların oranının kentsel alanlarda %16.6 olmasına karşılık, bu oranın kırsal alanlarda %30.8 oranına çıktığı görülmektedir. Erkekler için aynı oranlar kentsel alanlarda %3.9, kırsal alanlarda ise %9 düzeyindedir. Hala devam etmekte olan kırdan kente ve doğudan batıya göç nedeniyle okur yazar olmama ve düşük eğitim düzeyi sorunu kentlere taşınmıştır. Göç alan kentlerde ve metropoliten alanlarında, özellikle de gecekondu alanlarında kadınların okur yazar olmaması ve eğitime erişim olanaklarına sahip olamamaları ciddi sorunlar oluşturmaktadır (Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) 2003).
Kadın okumaz-yazmazlığının bölgesel dağılımı da dikkatle üzerinde durulması gereken diğer bir önemli noktadır. Okumaz-yazmazlık, Güneydoğu’dan Kuzeybatı’ya doğru gidildikçe azalmaktadır. En çarpıcı okumaz-yazmazlık oranı %39 ile Güneydoğu’da görülmekte, bunu %35 ve %21 ile Doğu ve Karadeniz Bölgeleri izlemektedir (MEB, 2003).
Bu göstergeler, kadınlara eşit eğitim imkanı sağlanmasını öngören İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW), Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS), Herkes için Eğitim (EFA) gibi uluslararası taahhütlerimizin yerine getirilemediğini göstermektedir.
1990’larda eğitim sorunlarının üstesinden gelebilmek amacıyla büyük adımlar atılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1997 Ağustos’unda, 4306 sayılı yeni ‘Temel Eğitim Kanunu’nu onaylamıştır. Bu kanunla temel eğitimin süresi beş yıldan sekiz yıla çıkarılmakta ve temel eğitimin daha kaliteli ve tutarlı hale getirilmesi öngörülmektedir. Bu proje, kamu kaynakları ve bağışların yanısıra Dünya Bankası’nın söz konusu projeye destek olarak sağladığı kredi ile yürütülmektedir. Temel Eğitim Programı’nın ana hedefleri şöylece özetlenebilir:
Programın yürürlüğe konmasından bu yana, net okullulaşma oranı kızlar için %75.6’den, %91.8’e çıkmıştır. Kırsal alanlardaki kızların eğitimi en önemli artışı gerçekleştirmiştir. Kırsal alanlarda, kesintisiz olarak geçilen temel eğitimin ikinci basamağının ilk yılı olan 6. sınıfa geçiş oranı, programın uygulandığı ilk yılda kızlar için %162 oranında bir artış göstermiş, ondan sonra da artmaya devam etmiştir (UNICEF 2002).
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yeni temel eğitim derslikleri inşa ederek, on biri kızlar için olmak üzere on üçü Yatılı Bölge Okulu ve pansiyonlu okullar yaptırarak, üç milyonun üzerinde öğrencinin yararlanabileceği bir ek kapasite yaratmıştır. Ayrıca otuz altı ilde ihtiyaç sahibi temel eğitim öğrencilerine ücretsiz ders kitapları sağlanmaktadır. Taşımalı eğitim kapsamındaki ve yatılı okullardaki temel eğitim öğrencilerine aynı zamanda Marmara depreminden etkilenen yörelerdeki öğrencilere ücretsiz öğle yemeği de verilmektedir. Bunlara ilaveten, okullarında 6-8. sınıfları bulunmayan köylerden, bu tür okulların bulunduğu merkezlere her gün 635,000 öğrenci taşınmaktadır.
Çocukların aileler tarafından okula gönderilmesini teşvik amacıyla 2002 yılından itibaren, altı ilde, en düşük %6’lık gelir dilimindeki öğrenci ailelerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan (SYDTF) maddi yardım yapılması uygulamasına da başlanmıştır.
Öte yandan, MEB okullarda bilgi teknolojilerinin kullanımını desteklemek amacıyla tüm temel öğretim okullarını bilgisayarlarla donatma çabalarına hız vermiştir. Sınırlı sayıda da olsa toplam kalite yönetimi uygulamaları başlatılmış, öğretmen ve yöneticilerin önemli bir oranı özellikle de öğretim metotları ve bilgi teknolojileri konularında hizmet içi eğitimden geçirilmişlerdir. Bu çalışmaların sonuçları, 2001-2002 ders yılı okullulaşma oranlarına Tablo 1 görüldüğü gibi yansımıştır.
|
Net Okullulaşma 2002-20031 |
Toplam | Kız | Erkek | Cinsiyet Farkı |
|---|---|---|---|---|
| Okul Öncesi | %7.6 | %7.3 | %7.8 | %0.5 |
| İlköğretim | %96.3 | %91.8 | %100 | %8.2 |
| Ortaöğretim | %66 | %57.2 | %74.3 | %17.1 |
| Yüksek Öğrenim | %34.9 | %29.7 | %39.9 | %10.2 |
1 MEB, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu, 2003.
Okul öncesi eğitim şimdilik kısıtlı sayıda öğrenciye erişebilmektedir. Temel Eğitim Programı çerçevesinde, çocukların eğitim için taşındıkları merkez okul uygulamasından sonra kullanım dışına çıkmış 1,900 köy okulu, şimdi okul öncesi eğitim amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca STK’larının da katkısıyla bir çok ana–baba eğitim programı başlatılmıştır.
Sayılar, çalışmaların okur yazarlık ve okullulaşma oranlarında belirgin bir gelişme sağladığını göstermektedir. Örneğin, okumaz yazmazlık oranı, 1990’da %17’den 2000 yılında %13.5’ye düşürülmüştür. DİE sayıları, ilköğretim okullarına kayıt olma açısından gerek kız gerekse erkek çocuklar açısından önemli gelişmeler olduğunu göstermektedir. Tablo 2 1997-1998 ve 1999-2000 yılları için DİE’nin verdiği oranlar aşağıdadır.
| Net Okullulaşma2 | Toplam | Kız | Erkek | Cinsiyet Farkı |
|---|---|---|---|---|
| 1997-1998 | %81 | %75.6 | %86.3 | %10.7 |
| 1998-1999 | %83.6 | %75.8 | %91 | %15.2 |
| 1999-2000 | %90.7 | %85.7 | %95.5 | %9.8 |
| 2000-20013 | %90.8 | %87.8 | %93.6 | %5.8 |
| 2001-20024 | %89.8 | %87 | %92.4 | %5.4 |
2 DİE 2003. Not: Milli Eğitim Bakanlığı 2002-2003 ders yılı için bu sayıları, toplamda %96.3, erkeklerde (sınıf tekrarı nedeniyle) %100 ve kızlarda %91.8 olarak vermektedir. Eğer sınıf tekrarı sayılmassa bu fark %4.5’tir.
3 Geçici veriler, DİE 2001.
4 ibidem
Eğitimin Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi, Türkiye 2003, 10. Bölümde Verilerin Analizi’nde devam ediyor.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
EĞİTİMİN TOPLUMSAL CİNSİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ, TÜRKİYE 2003
Eğitimin Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi, Türkiye 2003’ü pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 664KB]