

Ergen bir kız, ‘Hıristiyan Kardeşler’ tarafından yönetilen bir mesleki eğitim okulunun kapısında duruyor. ‘Hıristiyan Kardeşler’, Sierra Leone’nin güneyindeki Bo kasabasında yanlarında kimsesi bulunmayan ve istismara uğrayan, sokaklarda yaşayan ya da çalışan ve eskiden askerlik yapan çocuklarla ilgilenen bir hükümet dışı kuruluştur.
© UNICEF/HQ98-0572/Giacomo Pirozzi
Çocukların savaşlarda kullanılmaları gerçeği, uluslararası planda büyük ölçüde görmezden gelinmekteydi. Ta ki Çocuk Asker Kullanımının Önlenmesi Uluslararası Koalisyonu, silahlı çatışmaların sürmekte olduğu ülkelerde savaşmakta olan güçlerde yer alan kız ve erkek çocukların belirlenmesi yönünde sistematik bir çalışma başlatana kadar. Bugün, bu durumdaki çocuklara ilişkin daha fazla duyarlılık vardır. Ancak, uluslararası raporlar ve girişimlerde kullanılan ‘çocuk askerler’ ya da ‘çocuklar’ şeklindeki genel tanımlarda sıklıkla erkeklere atıfta bulunulmaktadır. Oysa, 1990 ile 2003 yılları arasında 55 kadar ülkede hükümete bağlı güçlerde, milislerde ve/ya da muhalif silahlı güçlerde kız çocuklar da yer almışlar ve bu ülkelerden 38’inde çatışmalara fiilen katılmışlardır.
Odak noktasını erkek çocuklar oluşturmuştur; çünkü, kız çocuklara yetişkin silahlı kişilerin ‘eşleri’ ya da cinsel köleleri olarak bakılmıştır. Kız çocukların bu bağlamdaki konumunun çok karmaşık yönler içerdiği ancak yeni yeni anlaşılmaktadır. Kız çocuklar bu çatışmalarda aktif savaşçı, istihbarat elemanı, casus, hamal, hastabakıcı ve köle işçi olarak kullanılmaktadır.
Erkeklerden ayrı olarak kız savaşçılar üzerinde durmak neden önemlidir? Bunun nedeni, bu konumdaki kız çocukların deneyimlerinin erkeklerinkinden hayli farklı olmasıdır. Halen, kız çocukların gereksinimlerini karşılamaya yönelik uluslararası programlar -- elbette böyle programların olduğu durumlarda -- bilgilenme açısından yetersizdir. Çatışmalar sırasında, ayrıca silahsızlandırma ve toplumla yeniden bütünleştirme gibi çatışma sonrası girişimlerde daha iyi tepkiler geliştirilebilmesi için, kız savaşçıların deneyimlerinin belgelenmesi ve kavranması büyük önem taşımaktadır.
Yapılan araştırmalar, silahlı çatışmalar sırasında kız çocukların belirli amaçlarla özel olarak hedef seçildiklerini göstermektedir. Kız çocukların savaşçı ya da cinsel anlamda ve çeşitli işlerde ‘eş’ olarak kullanılması amaçlanmaktadır. Elde kesin rakamlar olmamakla birlikte, bu tür yönelimlerin tüm dünyada yaygın olduğu bilinmektedir. Son on yıl içinde kız çocuklar en az 20 ülkede kaçırılarak savaş sırasında çeşitli görevlere zorlanmıştır. Bu ülkeler arasında Sahra Güneyi Afrika’da Angola, Burundi, Liberya, Mozambik, Rwanda, Sierra Leone ve Uganda; Latin Amerika’da Kolombiya, El Salvador ve Peru; Asya’da Kamboçya, Myanmar, Filipinler, Siri Lanka ve Timor-Leste; Avrupa’da ise Eski Yugoslav Cumhuriyeti ve Türkiye yer almaktadır.
Yoldan çıkarma, kız çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarının teknedeni değildir. Kolombiya ve Kamboçya’da olduğu gibi bazı örneklerde aileler kız çocuklarını bir tür ‘vergi’ olarak silahlı güçlere vermekte ya da başka nedenler devreye girmektedir. Örneğin Kosovalı Arnavut bir mülteci, tecavüze uğrayan 13 yaşındaki kızını bu olaydan sonra Kosova Kurtuluş Ordusu’na vermiştir:
Böylece Sırplar bize ne yaptıysa kızım da onlara aynısını yapacak. Belki de ölecek, ama böylesi en iyisi. Başına gelenlerden sonra zaten bir geleceği olmayacaktı.
Bazı kızlar da silahlı bir gruba girmeyi isteyebilirler. Ancak bu istek çoğu kez bir hayatta kalma kaygısından kaynaklanmaktadır. Günümüzde cereyan eden silahlı çatışmaların pek çoğunda görülen fiziksel ve cinsel istismar olayları düşünüldüğünde, elde silah savaşmak, tecavüzü, yaralanmayı ve ölümü beklemekten daha cazip olabilir. Bu arada, çatışan tarafların ikmal sistemlerinin, çatışmaların etkilediği bölgelerde yaşayan çocuklar için tek yiyecek, barınak ve güvenlik kaynağı olabileceğini de unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla, bu çocukların silahlı çatışmalarda gönüllü olarak yer aldıkları sonucuna varmak hem yanlış hem de yanıltıcı olacaktır.
Kız çocukların yoldan çıkarılıp zorla silahlı gruplara katılmaları ile kendilerine yönelik sistematik cinsel sömürü ve istismar arasında önemli bir ilişki vardır. Kızların genel anlamdaki düşük statüleri onları saldırıya erkeklere göre daha açık hale getirmektedir. Bu ortamda, tecavüz sık sık görülen bir olay olup cinsel ilişki yoluyla geçen enfeksiyonlara yol açmaktadır. Örneğin, sağlık görevlilerinin tahminlerine göre Sierra Leone’de tecavüzün ardından hayatta kalan kızların yüzde 70 ila 90’ında cinsel ilişkiyle geçen enfeksiyon tespit edilmiştir. Zorla silahlı gruplara katılan kızlar, cinsel şiddet olaylarının sık sık tekrarlanması nedeniyle özellikle risk altındadırlar.
Çatışmalar sona erdikten sonra da kız çocuklar her düzeydeki toplumla yeniden bütünleştirme ve silahsızlandırma programlarının dışında kalıp bu kez yeni güçlüklerle karşılaşabilirler. Bu tür programlardan görece daha az sayıda kız çocuk yararlanabilmektedir. Kız çocuklar kendiliğinden eski toplumlarına dönmekte, genellikle herhangi bir yardım görmediklerinden çözülmeyen psikososyal ve psikolojik sorunlarla baş başa kalmaktadırlar. Kız çocukların bu süreçlerdeki özel gereksinimleri genellikle karşılanmamaktadır. Bu eksikliğin nedenleri ise şunlardır:
Ayrıca, silahlı güçlere katıldıklarında ya da zorla alındıklarında henüz kız olan ve geriye ‘savaş bebekleriyle’ dönen genç kadınlar, tecavüze uğramış ya da kendilerini tutan erkeklere çocuk doğurduklarından aileleri ve toplumları tarafından damgalanarak dışlanmaktadır. Çok az sayıda kızın cinsel ilişki yoluyla geçen hastalıklar açısından muayene edilmeleri sonucunda HIV enfeksiyonunun başkalarına da bulaşması önlenememektedir.
Halen mevcut uluslararası hukuksal çerçeve -- Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) ve BM Güvenlik Konseyi’nin kadınlar, barış ve güvenlikle ilgili 1325 sayılı kararı dahil -- devletleri kadınlara yönelik şiddeti kınama ve önleme çağrısı yapmaktadır. Bu belgelere ek olarak Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS) ile silahlı çatışmalara katılan çocuklarla ilgili İsteğe Bağlı Protokol, kız ve erkek çocukların silahlı çatışmalara çekilmelerini önlemeye yönelik önde gelen uluslararası hukuk standartlarını ortaya koymaktadır. Buna karşın, genel olarak çatışma durumlarında, özel olarak da kız askerlere yönelik şiddetin mağduru olan kişilere sağlanan koruma ve destek son derece yetersizdir.
Atılması gereken ilk adım, kız askerlerin büyük çoğunluğunun insan hakları açısından ağır darbelere maruz kaldıkları, aşırı şiddet olaylarına tanık oldukları, hatta bazı durumlarda bu olaylarda bizzat yer aldıkları gerçeğinin kabul edilmesidir. Bu kızların yaşadıkları bunca deneyime karşı gene de ayakta kalabilmeleri güçlü oldukları biçiminde yorumlanmamalıdır. Bu kızların daha iyi ve parlak bir gelecek kurabilecekleri eğitime, kendilerini güçlendirip ailelerini desteklemelerini sağlayacak becerilere gereksinimi vardır. Toplum önderlerini, ana–babaları, akrabaları ve komşuları işin içine katan bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir. Kendi toplumlarına dönen kadınlar ve genç kızların, çevrelerindeki yetişkinlerin desteğini alabilmeleri gerekir. Öyle ki, bu insanlar geçirdikleri değişime karşın kendi toplumlarında bir yere ve geleceğe sahip olduklarını, kendilerinin de toplumlarına olumlu katkılar yapabileceklerini görüp anlasınlar.
Bakınız Referanslar, Panel 3.1.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
DÜNYA ÇOCUKLARININ DURUMU 2005, Çocukluk Tehdit Altında
Bu sayfada [Panel 3.1, Word 115KB] veya [3. Bölüm, PDF 991KB] tam metnini indirebilirsiniz.