

Joseph E. Stiglitz
Gelişmekte olan ülkelerde yoksulluk ve bununla nasıl mücadele edileceği son dönemlerde büyük ilgi çeken başlıklardan biridir. Bununla birlikte, çocuklar arasında yoksulluk sorunu daha az ele alınmıştır. Oysa bu olgu çok daha yaygındır ve uzun dönem sonuçları da daha iç karartıcıdır. Yoksulluk çocukların yaşamlarını tehdit etmektedir: En başta bu nedenledir ki, dünyanın en azgelişmiş coğrafi bölgesi olan Sahra Güneyi Afrika’da 5 yaş altı çocuk ölüm hızı dünya ortalamasının iki kat üzerindedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasıyla karşılaştırıldığında ise bu fark 30 kata çıkmaktadır. HIV/AIDS ve silahlı çatışmalarla birlikte yoksulluk ortalama yaşam sürelerini kısaltmaktadır: 2003 yılında Sahra Güneyi Afrika’da dünyaya gelen bir çocuk 46 yıllık bir ömür bekleyebilir; oysa en varlıklı ülkelere bakıldığında bu süre 78 yıldır. En yaygın biçimde Güney Asya’da görülen yetersiz beslenme yalnızca fiziksel gelişmeyi kösteklemekle kalmamakta, aynı zamanda beyin gelişimini de etkilemekte ve çocukların tam potansiyellerini gerçekleştirmelerini engellemektedir. Yetersiz beslenme ayrıca çocuk ölümleri ve özürlülükle sonuçlanabilen hastalıklara da davetiye çıkarmaktadır.
Eğitimsizlik de çocuklar açısından ağır ve uzun dönemli sonuçlara yol açmaktadır. Oysa, birbiri ardına yapılan araştırmalar, eğitime yapılan yatırımların gerek kişilere gerekse ekonomilere yüksek getiri sağladığını göstermektedir. Ancak burada maddi kazanımların çok ötesinde bir durum söz konusudur. Eğitim olmadan çocuklar potansiyellerini ortaya koymak, eğitimli olmaları halinde ulaşabilecekleri varlıklı ve anlamlı bir yaşam için çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalacaklardır. UNICEF’in tahminlerine göre 2003 yılında okul çağında olan 121 milyon çocuk okula gitmiyordu. Bu, 1990’dakinin üzerinde bir sayıdır. Gelişmekte olan ülkelerde her üç çocuktan biri temel okur yazarlık için zorunlu olan ilköğretimi bitirmemektedir. Bu çocuklar, okuma yazma bilmeyen ve sayıları 1 milyonu bulan yetişkinler ordusuna katılacaklardır. Yüksek gelir düzeyindeki OECD ülkelerinde çocuk başına yıllık eğitim harcamaları 7,372 dolardır ve bu rakam Sahra Güneyi Afrika için geçerli olan 38 doların 200 katıdır. Sanayileşmiş ülkeler ile azgelişmiş ülkeler arasında görülen ve zaten büyük olan eşitsizlikler, düşük gelirli ülkelerde eğitime yapılan yatırımlar önemli ölçüde artırılmadıkça daha da büyüyecektir.
Çocuklar arasındaki yoksulluğun genel olarak yoksulluktan daha ciddi bir sorun oluşturduğu gerçeği kimseye şaşırtıcı gelmemelidir: Dünyanın en yoksul bölgeleri aynı zamanda çocuk sayısının en fazla olduğu bölgelerdir. Azgelişmiş ülkelerde nüfusun neredeyse yarısını 18 yaşından küçükler oluşturmaktadır. Oysa bu oran yüksek gelirli OECD ülkelerinde yalnızca yüzde 22’dir.
Çocukların yaşadıkları yoksulluğu bu kadar ürkütücü kılan, durumu düzeltmenin maliyetinin çok düşük olmasıdır. Bir çocuğu eğitmenin maliyeti ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, gelişmekte olan ülkelerde bunun ortalama maliyeti 40 dolardır. 2015 yılında ilköğretimin evrensel kılınmasının -- 2000 yılı Eylül ayında 187 ülke tarafından benimsenen ikinci Binyıl Kalkınma Hedefi (BKH) -- ek maliyeti yılda 9.1 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir.a Bu hedefin gerçekleşe bilmesi için gelecek on yıl içinde yapılması gereken harcama 100 milyar doların altındadır. Bu rakamın anlamını kestirebilmek için, 2003 yılındaki küresel silahlanma harcamalarının 956 milyar dolar olduğunu anımsamak yeterlidir. Yıllık küresel askeri harcamalarda yüzde 1’lik bir kısıntı -- ki bu, yalnızca 2003 yılı içinde yapılan askeri harcamaların yüzde 11’inin kesilmesi anlamına gelmektedir dünyadaki bütün çocuklara ilköğretimi sağlayabilir. Tek bir yıl içinde yapılan askeri harcamaların yüzde 10 azaltılması ise bir sonraki on yıl içinde okumaz yazmazlığı tamamen ortadan kaldırmaya yetecektir.
Sağlık alanındaki eşitsizlikler de çarpıcıdır. Burada da, gerekli kararlılık gösterildiğinde azgelişmiş ülkelerin temel sağlık hizmetleri için gerekli kaynaklar sağlanabilir. Sahra Güneyi Afrika ülkelerinin dış borç ödemelerinin hane başına getirdiği yıllık yük kabaca 80 dolardır ve bu da bir ailenin sağlık ve eğitime yaptığı harcamaların (173 dolar) ortalama olarak yarısı kadardır. Sonuç açıkça ortadadır: en yoksul ülkelerin dış borç yüklerinin daha hızlı ve daha fazla hafifletilmesi sosyal alandaki harcamalar için ek kaynak yaratacak ve bu da yoksullukla mücadeleye önemli katkı sağlayacaktır. UNICEF’in 2004 yılının tamamında çocukların aşılanmalarının getireceği maliyetle ilgili tahmini 187 milyar dolardır. Bu rakam, küresel askeri harcamaların yüzde 0.02’sidir. Dolayısıyla, küresel askeri harcamaların yalnızca yüzde 0.5’inin bağışıklama çalışmalarına yönlendirilmesi durumunda bir sonraki on yıl bütün çocukların aşılarını eksiksiz olmaları mümkün hale gelecektir.
Çocukların yaşadıkları, sağlıklarını, eğitimlerini ve potansiyellerini tehdit eden yoksulluğu ortadan kaldırma sorumluluğu küresel bir sorumluluktur: Her ülke, bu sorumluluğunu yerine getirmek için daha fazlasını yapmalıdır. Elinizdeki Dünya Çocuklarının Durumu raporunun açıkça ortaya koyduğu gibi, her toplum, çocukların gündelik olarak katlandıkları yoksunlukları azaltmak için elindeki kaynakları harekete geçirmelidir. Ancak, ekonomilerin küresel olarak karşılıklı bağımlılığıyla belirlenen günümüzde daha varlıklı ekonomilerin sorumlulukları da daha kapsamlı olmak gerekir. Çünkü bu ülkelerin harcamalara ilişkin öncelikleri ve politikaları yalnızca kendi çocuklarını değil, başka yerlerdeki çocukları da etkilemektedir.
Topun ağzında olan kendi çıkarlarımızdır. Sosyal adaletsizliğin ve umutsuzluğun bu boyutlarda olduğu bir dünya terörizmi besleyecektir. Eğitim olmadan demokrasi çoğu kez tökezler. Bir iktisatçı olarak, elimizdeki kaynakları uzun erimli çıkarlarımızı azamiye çıkartacak biçimde tahsis etmediğimizi söyleyebilirim. Kaynak olmaması, mazeret değildir ve olmamalıdır. Ancak, çocuklar arasındaki yoksulluğun ortadan kaldırılmasını salt kendi çıkarımızla ilgili bir mesele olarak da göremeyiz. Bu, aynı zamanda, ahlaken neyin doğru olduğuyla ilgilidir.
Nobel ödüllü Joseph E. Stiglitz bir iktisat eğiticisi olarak tüm dünyada tanınan bir kişidir. Dünya Bankası’nın eski baş ekonomisti ve Başkan Yardımcısı Stiglitz, iktisat biliminin pek çok dalına önemli katkılarda bulunmuştur. Profesör Stiglitz ayrıca iktisatta ‘enformasyon ekonomisi’ adı verilen yeni bir dal yaratmış, bugün yalnızca kuramcıların değil politika analistlerinin de yaygın biçimde kullandıkları önemli kavramları gündeme getirmiştir. Günümüzün önde gelen iktisat dergilerinden The Journal of Economic Perspectives’in de kurucusu olan Stiglitz, 20 ayrı dile çevrilen bestseller ‘Küreselleşme ve Mağdurları’ adlı kitabın yazarıdır. Daha önceleri ABD’de Yale ve Stanford Üniversitelerinde, İngiltere’de ise Oxford All Souls College’de görev yapan Profesör Stiglitz şu anda New York’ta Columbia Üniversitesi’nde ders vermektedir.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
DÜNYA ÇOCUKLARININ DURUMU 2005, Çocukluk Tehdit Altında
Bu sayfada [Panel 5.4, Word 118KB] veya [5. Bölüm, PDF 319KB] tam metnini indirebilirsiniz.