ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

DÇD 2005: 2. Bölüm, Yoksulluk İçinde Yaşayan Çocuklar (3)

Afrika’da yemek için bekleyen bir grup çocuk

© UNICEF/HQ02-0298/Giacomo Pirozzi

İleri derecede bir yoksunluk olarak çocuk yoksulluğu

Yoksunluk kavramı, dikkatleri çocukları çevreleyen koşullara yöneltir ve yoksulluğu çocukların yaşayıp büyüdükleri çevrenin bir uzantısı olarak değerlendirir. 1990’lı yılların ortalarından sonlarına kadar olan dönemde yapılan hanehalkı istatistik araştırmaları, çocukların hangi ülkelerde temel mal ve hizmetlerden ne derecede yoksun olduklarıyla ilgili karşılaştırmalar yapılmasını artık mümkün kılmaktadır.7 Söz konusu araştırmaların ardındaki itici gücü, bir insan hakları sorunu olarak yoksullukla mücadele amacıyla 1995 yılında yapılan Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi’ne katılan 117 ülkenin bu yöndeki kararlılığı oluşturmuştur.

Bristol Üniversitesi ile Londra İktisat Okulu tarafından UNICEF için yakınlarda gerçekleştirilen bir ampirik araştırma, gelişmekte olan ülkelerdeki çocukları etkileyen ileri derecede yoksunluğu yedi ayrı alanda incelemiştir: yeterli beslenme, temiz içme suyu, uygun sanitasyon imkanları, sağlık, barınma, eğitim ve enformasyon.8 Bu araştırma, ileri derecede yoksunluk için, bu tür çalışmalarda genel olarak kullanılandan daha katı bir yoruma başvurmuştur. Örneğin, eğitimden ileri derecede yoksun bir çocuk, burada, daha sık başvurulan bir ölçüt olarak ilköğretim eğitimini tamamlamamış olma yerine hiç okula gitmemiş çocuk olarak tanımlanmaktadır. Araştırmacıların bu hayli sınırlayıcı tanımlara başvurmalarının nedeni, yoksunluğu, çocuk haklarının ihlali durumunu su götürmeyecek biçimde ortaya koyma kaygısıdır.

Bakınız, Panel 2.2, Çocuk yoksunluğunun pratik tanımları.

Bir milyar çocuk ileri derecede yoksunluğun bir ya da daha fazla biçiminden etkileniyor

Araştırma, 1 milyardan fazla çocuğun -- gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yarısından fazlası -- ileri derecede yoksunluğun en az bir biçimine maruz kaldığı sonucuna varmıştır. Her iki çocuktan birinin yaşamda asgari fırsatlardan bile yoksun olması gerçekten kaygı verici bir durumdur. Dahası, araştırma aynı ölçütleri kullanarak 700 milyon kadar çocuğun da ileri derecede yoksunluğun iki ya da daha fazla biçimine maruz kaldığını göstermektedir.

Beslenmede yoksunluk: Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan 5 yaşından küçük çocukların yüzde 16’sı ileri derecede yetersiz beslenmeye maruzdur. Bu 90 milyon çocuğun hemen hemen yarısı Güney Asya’dadır. Gene bu çocukların çoğu anemiktir, güçsüzdür ve hastalıklara açıktır; çoğunluğu düşük kilolu doğmuştur; okula gittikleri taktirde, aralarından bazılarının öğrenme sorunları olacaktır. Büyük olasılıkla bu çocuklar yaşamları boyunca yoksulun da yoksulu olarak kalacaklardır.

Su yoksunluğu: Yaklaşık 400 milyon çocuk -- ortalama olarak, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan her 5 çocuktan biri -- temiz içme suyu imkanlarından yoksundur. Bu sorun, Sahra Güneyi Afrika’da özellikle ağırdır. Bu bölgede Etiyopya, Rwanda ve Uganda gibi ülkelerde her beş çocuktan dördü ya korumasız yüzey suyu kullanmaktadır ya da korumalı bir su kaynağına ulaşabilmek için 15 dakikadan fazla yürümek zorundadır. Su imkanlarından ileri derecede yoksunluk kırsal alanlarda daha da yaygın bir sorundur (kentsel yerleşimlerde bu oran yüzde 7 iken kırsal yörelerde yüzde 27’ye çıkmaktadır). Temiz içme suyu bulunmaması önemli bir hastalık nedeni olduğu gibi çocukların okullarındaki durumunu ve okul devamını da etkilemektedir. Başta kızlar olmak üzere çocuklar suya ulaşmak için uzun süre harcadıklarından okul devamlılıkları fiilen aksamaktadır.

Sanitasyon yoksunluğu: Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan her üç çocuktan biri -- 500 milyondan fazla çocuk -- sanitasyon anlamında herhangi bir imkandan yoksundur. Bir kez daha burada da sorun kırsal alanlarda daha ağırdır. Sanitasyon imkanları olmayınca çocukların hastalanma riskleri çok artmakta, böylece yaşama şansları tehlikeye düştüğü gibi eğitimden gerektiği gibi yararlanmaları da riske girmektedir. Örneğin, okul çağındaki milyonlarca çocuk bağırsak kurdu enfeksiyonuna maruzdur ve bu durumun öğrenme kabiliyetini olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Sağlık yoksunluğu: Yaklaşık 270 milyon çocuk ya da gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocukların yüzde 14’ünden biraz fazlası sağlık hizmetlerine ulaşamamaktadır. Güney Aysa ve Sahra Güneyi Afrika’da her dört çocuktan biri ya altı temel aşıdan birini bile olmamıştır ya da ishal halinde kendisini tedavi edecek bir hizmetten yoksundur.

Barınak yoksunluğu: Gelişmekte olan ülkelerde 640 milyon kadar çocuk barınacak yer anlamında ciddi yoksunluk içindedir ve bu açıdan durumu en kötü olanlar Sahra Güneyi Afrika’daki çocuklardır. Bununla birlikte bu sorun Güney Asya ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da da ciddi boyutlardadır. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da kırsal kesimdeki çocukların barınak yoksunluğu çekme riskleri kentlerde yaşayanlardan dört kat daha fazladır.

Eğitim Yoksunluğu: Gelişmekte olan ülkelerde 140 milyon çocuk -- 7-18 yaşlarındakilerin yüzde 13’ü -- hiç okula gitmemiştir. Çocukların yüzde 27’sinin okul imkanlarından yoksun olduğu Sahra Güneyi Afrika’da bu oran yüzde 32’dir ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın kırsal alanlarına bakıldığında oran yüzde 33’tür. Bu son bölgede ayrıca cinsiyet açığı da büyüktür: Kız çocukların yüzde 34’ü, erkeklerin ise yüzde 12’si hiç okula gitmemiştir. Güney Asya’da bu oranlar sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 14’tür ve bütün bunlar kız çocukların aleyhindeki açığı küresel olarak daha da büyütmektedir. Tüm dünyaya bakıldığında hiç okula gidemeyen erkeklerin oranı yüzde 10, kızların oranı ise yüzde 16’dır.

Enformasyon yoksunluğu: Gelişmekte olan ülkelerde 300 milyondan fazla çocuk enformasyondan yoksundur; televizyon, radyo, telefon ya da gazete yoktur. Böylece çocuklar enformasyona ulaşamadıklarından daha genel anlamdaki eğitimden de yoksun kalmaktadır. Örneğin, kendilerini hakları ve önlerindeki fırsatlar konusunda bilgilendirecek, toplumlarına etkin biçimde katılmalarını sağlayacak herhangi bir mekanizma yoktur.

Bakınız, Şekil 2.2, Bölgelere göre gelişmekte olan ülkelerde çocuk yoksunluğunun boyutları.

Bir alandaki yoksunluk genellikle diğer yoksunlukları da pekiştirmektedir

Yapılan araştırma, dezavantajların üst üste gelip birbirlerini pekiştirdiklerini de göstermektedir. Örneğin sanitasyon olmayışı çocukların kullandıkları suyu kirletmekte, yetersiz beslenme çocukları hastalıklara ve ishale açık hale getirmektedir. İshal tedavi edilmediğinde çocuğun beden direnci azalmakta, hastalıklara daha kolay yakalanmaktadır. Yeterince beslenemeyen, sık sık hastalanan ya da temiz suya, yeterli konuta ve uygun sanitasyona ulaşamayan çocukların okulda daha fazla sorunla karşılaşma olasılıkları yüksektir. Uygun barınaktan yoksun olan, yoksullarla dolu bir mahallede aşırı kalabalık bir evde oturan çocuk, hemen yakınında okul olsa bile eğitimin getirilerini özümseyemeyecektir.

Kırsal alanlardaki çocuklar yoksunluğun bu aşırı biçimlerine daha fazla maruzdur

Gelişmekte olan ülkelerin kırsal alanlarında yaşayan çocukların temel mal ve hizmetlerden yoksun kalma riski kentlilere göre iki kat daha yüksektir. Ayrıca bu çocukların beslenme yetersizliği çekme riskleri diğerlerine göre iki, hiç okula gidememe riskleri de üç kat daha fazladır. Kuşkusuz, bütün kentli çocukların her tür imkandan yararlanabildikleri söylenemez. Örneğin, gecekondularda yaşayan çocukların durumu kırsal alandakilerden bile daha kötü olabilir.9

Çocuklar arasında ciddi boyutlarda yoksunluk yalnızca düşük gelirli ülkelerin sorunu değildir

Bristol Üniversitesi ile Londra İktisat Okulu tarafından yapılan araştırma, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocukların temel mal ve hizmetlerden yoksunlukları üzerinde odaklanmıştı. Rahatsız edici bulgulardan biri de, aşırı yoksulluk içindeki çocuklardan önemli bir bölümünün ulusal geliri yüksek denebilecek ülkelerde yaşamasıdır. Ulusal gelirin bu açıdan önemli bir etmen olduğu açıktır. Ortalama olarak alındığında, düşük gelirli ülkelerin yoksunluk düzeyleri orta gelir düzeyindeki ülkelere göre daha yüksektir. Ancak, orta gelir düzeyindeki ülkelerde bile ileri derecede yoksunluk içindeki çocuk sayısı küçümsenemeyecek kadar fazladır. Örneğin Çin ve Kolombiya’daki yoksunluk düzeyleri birbirinin aynı iken, Kolombiya’nın kişi başına GUG’u Çin’den çok daha yüksektir. Bunun tersine bir durum ise, Kolombiya ve Namibya’nın benzer kişi başına gelir düzeyinde olmalarına karşın, yoksunluk düzeyleri arasında önemli bir farklılık vardır. Namibya’daki yoksunluk düzeyi, çok daha yoksul bir ülke olan Togo’nunki gibidir.

Bakınız Şekil 2.3, Ülke gelir gruplarına göre gelişmekte olan ülkelerde çocuk yoksunluğunun boyutları.

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı aşırı yoksunluğu belirleyen önemli bir etmendir

Eğitime, gıdaya ve sağlık hizmetlerine yetersiz erişim, kadınlar ve çocukları açısından özellikle ağır sonuçlar doğurmaktadır. Birçok bölgede, hiç okula gitmemiş kız ve erkek çocuk sayıları arasındaki önemli farklılıklar, kadınların ve kızların maruz kaldığı ayrımcılığın kanıtıdır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, çocukların yoksulluk içinde yaşamalarına yol açan önemli bir etmen olduğu artık pek çok kesim tarafından kabul edilmektedir. Kaynakların nasıl sağlandığı, bu kaynaklara nasıl değer biçildiği ve paylaştırıldığı, gerek aile, gerekse toplum içinde kadın ile erkek arasındaki güç ilişkileri tarafından belirlenmektedir.10

Bakınız Panel 2.3, Çocukların esenliği ve annenin mülkü.

2. Bölüm, Yoksulluk İçinde Yaşayan Çocuklar devam ediyor.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa