

Eğitim, tercihe bağlı bir ekstra değil insan hakkıdır.
Eğitim alanında çocuklar için sağlanan ilerleme çok katmanlı bir öykü oluşturmaktadır. Burada, kaydedilen ilerlemenin ne kadar kalıcı ve sağlıklı olduğunu iyi değerlendirmek, geçici veya yüzeysel kalabilecek kayıt/devamlılık/okul bitirme rakamlarının verebileceği temelsiz rehavet duygusundan kaçınmak önemlidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve yüksek düzeyde toplam okullaşma oranı sağlamış gibi görünen ülkeler vardır; ancak bu ülkelerde genel olarak toplumdaki eşitsizlikler derin olabilir ve eğitimin de örneğin toplumsal cinsiyet temelli şiddet gibi olumsuz tutumlar üzerinde fazla etkisi olmayabilir. Bunun gibi, kimi ülkelerde de yıllar süren çabalar sonucunda elde edilen kazanımlar bir doğal afet sonucunda veya iç savaş nedeniyle yok olabilmektedir.
Dahası, toplumsal cinsiyet eşitliği ve herkesin ilköğretimi tamamlaması, sabit duran birtakım rakamlara ulaşmanın ötesinde, hep hareket eden hedeflerdir. Genel olarak bakıldığında, bu hedeflere ne kadar yaklaşılırsa, daha ileri adımlar atmak daha güç hale gelmektedir. Gerçekten de, örneğin okul dışı çocukların yüzde 5’lik son bölümüne de ulaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğini tümüyle gidermek üzere geri kalan son küçük yüzdenin de katılması, zorlu uğraşlar olabilir. Bununla birlikte, bugüne dek sağlanan gelişmeler, eğitimle ilgili BKH’lere pekala ulaşılabileceğini göstermektedir. 2015 yılına gelindiğinde, dünyadaki bütün çocukların ilköğretime başlayıp bitirdikleri bir duruma gelinmesi mümkündür. Bu başarının sağlanıp sağlanamayacağının kanıtı, ilk ve ortaöğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin 2005 yılında veya bunu izleyen en kısa sürede ortadan kaldırılmasıdır.
Bugün özelikle Güney Asya ve Sahra Güneyi Afrika’da okul dışındaki çocuk sayısına bakıldığında başarı imkansız gibi görünebilir. Yıllık ortalama artış hızlarına bakıldığında, hedefe hemen on yıl sonra değil de ancak daha uzak bir gelecekte ulaşılacağı söylenebilir. Temel eğitime yönelik yardımların bugünkü düzeyine bakıldığında ve her yıl için gerekli 5.6 milyar dolarlık kaynak düşünüldüğünde23 2015 yılına kadar herkese eğitim sağlanması hedefi sorunlu görünebilir.
Ama bir de tablonun öteki yüzü vardır. Örneğin, her tür olumsuzluğa karşın, en azgelişmiş kimi ülkelerin son 20 yılda tutturdukları inanılmaz OYAH’lara bakıldığında da, bu kez her şey mümkün görünebilir. Okul harçlarını kaldırmada bu kadar kararlı davranabilen hükümetlere bakıldığında diğer görevlerin de pekala başarılabileceği söylenebilir. Savaşın ve olağanüstü durumların getirdiği yıkıntılardan kalkan ülkelerin elde ettikleri çarpıcı başarılara bakıldığında, aynı olumsuzluklarla karşılaşmayan diğer ülkelerin çok daha iyisini yapabilecekleri söylenebilir.
Ortadaki mesele, büyük ölçüde genel bakış ve önceliklerle ilgilidir. Bunların, sahiplenme, kararlılık ve kaynaklarla desteklenmesi gerekir. Asya’da yaşanan tsunami felaketini izleyen destek ve yardım dalgası, insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren konularda dostlar alışverişte görsün mantığının çok ötesine geçilebileceğini, hükümetlerin de Binyıl Zirvesi’nde verdikleri sözlerden sorumlu tutulabileceğini, bütün bunlar için yeni fırsatlar yaratıldığını göstermektedir.
Halen, eğitimdeki hedeflere ulaşılmasına yönelik belli başlı üç girişim vardır ve bunlar birbirlerini takviye edici niteliktedir. Herkese eğitim hareketi içinde yer alan ve 2002 yılında başlatılan Hızlı Yol Girişimi, Dünya Bankası öncülüğünde donörlerin ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ortaklığını öngörmektedir. Hedef, düşük gelir düzeyindeki ülkelerin herkesin ilköğretim görmesi hedefine doğru daha hızlı yol almalarının sağlanmasıdır. UNICEF’in ‘2005’e kadar 25’ girişimi ise bu alanda en riskli durumda olan 25 ülkeye odaklanarak, eğitimdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini gidermede bütün ülkelere yardımı öngörmektedir.
Bu arada, UNICEF’in öncülük ettiği Birleşmiş Milletler Kız Çocukların Eğitimi Girişimi, 2000 yılında Dakar’da yapılan Dünya Eğitim Zirvesi’nin ardından Herkes için Eğitim temel ortaklık çerçevesi olarak başlatılmıştır. Burada, belli başlı tarafların kız çocuklara kaliteli eğitim sağlanması için sürekli bir kampanya içinde olmaları öngörülmektedir. Ortaklık içinde BM sistemi, hükümetler, donör ülkeler, hükümet dışı kuruluşlar, sivil toplum, özel sektör, topluluklar ve aileler yer almaktadır. Böylece, söz konusu tarafların ortak hareket edebilecekleri, kız çocukları okullara yöneltip eğitimde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çabalarını artırabilecekleri bir platform oluşturulmaktadır.
Dahası, ulusal ve yerel düzeylerde, neyin işe yaradığı neyin ise yaramadığı konusunda şimdi zengin bir deneyim ve uzmanlık birikimi sağlanmıştır. Gerekli ivme ve kaynakların sağlanması halinde bu zengin birikimin sorun çözümünde kullanılması mümkündür. Aslında, eğitim alanında görülen her sorunun, başka yerde denenmiş ve sınanmış bir çözümü vardır.
Herkes için eğitime yönelik politikalar ve stratejiler arasında en önemlileri, okul ücretlerinin ve ilgili diğer ücretlerin kaldırılması; okullaşmayı ve okul bitirmeyi sağlayan, küçük ve yerel ölçeklerdeki başarılı müdahalelerde ölçeğin genişletilmesi ve toplumsal cinsiyete duyarlı ve kaliteli bir eğitim paketinin hızla ve eşitlikçi biçimde yaygınlaştırılmasıyla okullaşma oranlarında ileri bir hamle gerçekleştirilmesidir.
Bu tür politika ve stratejilere ek olarak, eğitim politikalarına ve yatırımlarına temel oluşturan ideolojinin de köklü biçimlerde değiştirilmesi gerekmektedir. Eğitim, ancak ekonomi düzelirse ve düzeldiği dönemlerde önem verilecek basit bir ek tercih değil, bir insan hakkıdır. Eğitim sistemleri bu ilkeyi temel aldıklarında, hemen hemen her durumda çoğunluğunu kızların oluşturduğu marjinal ve dezavantajlı kesimlere de eğitimi ulaştıracak ek hamleyi yapabileceklerdir.
Okul ücretlerinin kaldırılması, hiç kuşkusuz işin sonu değildir. Bu adımla yitirilen geliri ikame edecek finansman gereklidir. Kısa vadede, okul ücretlerinin kaldırılması sonucunda artan eğitim talebi sistem üzerinde büyük bir basınç oluşturacaktır; mevcut okullar küçük, öğretmen sayısı yetersiz kalacak, daha fazla derslik gereksinimi doğacaktır. Bu durumda bile henüz ulaşılması gereken çocuklar olacaktır. Bu çocuklara, yoksul ailelere karşılıksız yardımdan geçici binalarda topluluk okulları açılmasına kadar uzanan özel önlemler ve girişimlerle yaklaşılmalıdır. Ancak, bir hak olarak eğitimi parasız hale getirmek, herkesin ilköğretim eğitimi görmesini sağlayacak ulusal bir ortam yaratmanın önkoşuludur.
Kimi ülkelerde, karşılaşacakları güç koşullara ve dostça olmayan öğrenim ortamlarına karşın, edinecekleri olumlu deneyimler adına kız çocukların okullaşmaları için özel ve yoğun çaba harcamak gerekir. Bütün ülkeler söz konusu olduğunda, veri ve analizin kalitesini doğrudan sahada geliştirmek, kayıt örüntülerine ve eğilimlerine çok da bağımlı kalmamak gerekir. Çünkü bu örüntü ve eğilimler yanlış sonuçlara ve tavsiyelere yol açabilir.
Ara hedefler yakından ve titizlikle izlenmeli, taahhütlerini yerine getirememeleri durumunda liderler bu nedenle sorgulanabilmelidirler. Ancak, ara dönem göstergelerinin, herkese temel eğitim sağlama hedefinin çok uzaklarda olduğunu göstermek için kullanılmasına hiçbir zaman izin verilmemelidir. Bu hedef gerçekçidir, erişilebilir ve getireceği maliyetin altından kalkılabilir. Üstelik bu, çocuklarımızın en doğal hakkıdır.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
ÇOCUKLAR İÇİN İLERLEME,
SAYI 2, 2005
Çocuklar için İlerleme, Sayı 2, Nisan 2005’i pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1MB]