ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Çocuklar için İlerleme, Sayı 2, Nisan 2005: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (3)

Hareketli Bir Hedef

Beşte birlik dilimlere göre hane refah düzeyi itibarıyla ilköğretime gitmeyen çocuklar

Grafik: Beşte birlik dilimlere göre hane refah düzeyi itibarıyla ilköğretime gitmeyen çocuklar

Engeller, Tehditler ve Fırsatlar

Eğitim ve toplumsal cinsiyetle ilgili BKH’nin gerçekleşmesi yolunda kaydedilen mesafe, salt eğitim sağlanmasının ötesinde, kimi çocukların okula başlamalarını veya tamamlamalarını önleyen engellerin aşılmasına da bağlıdır. Bu alandaki eşitsizlikler, politikaları belirleyenler ve kalkınma kuruluşlarına önemli görevler yüklemektedir. Bunların önemi ne kadar tanınırsa, önümüzdeki 10 yılda ilerleme fırsatları da o kadar iyi yakalanacaktır.

Önemli engeller arasında yoksulluk, çocuk işçiliği, çocuk kaçakçılığı, HIV/AIDS, kimi yerleşimlerin uzak ve ücra yerlerde olması, altyapı yetersizliği, etnik köken, kadının düşük sosyal statüsü, annenin eğitimsizliği, iç çatışmalar, doğal felaketler ve şiddet yer almaktadır. Bu engeller çoğu kez üst üste geldiğinden, aralarındaki etkileşimin eğitimde ne gibi sonuçlara yol açtığını belirlemek güçtür. Dolayısıyla, bu alanda ayrıştırılmış istatistiklerin derlenmesi, gelecekteki politika ve uygulamaların sağlam temele oturması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu şekilde ayrıştırılmış istatistikler, örneğin, cinsiyetlerinin, cinsel sömürüye açıklıklarının ve HIV/AIDS’in bir araya gelmesinin kız çocukları nasıl etkilediğini, kız çocukların yoksul hane veya kırsal alan kökenlerinin bu durumlarda ne ölçüde payı olduğunu ortaya koyabilir7.

Yoksulluk

Gelişmekte olan bütün bölgelerden derlenen hanehalkı araştırma verileri, en yoksul yüzde 20’lik dilime mensup çocukların ilköğretim eğitimi alamama olasılıklarının en varlıklı yüzde 20’lik dilime mensup çocuklara göre 3.2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Ancak, bu oran, bölgeler ve ülkeler arasındaki büyük farklılıkları örtmektedir. Örneğin ODA/BDT bölgesinde en yoksul kesimden çocukların ilköğretim eğitimi alamama olasılıkları diğerlerinden 1.6 kat daha fazla iken, bu oran hem Orta Doğu/Kuzey Afrika, hem de Latin Amerika/Karayipler bölgelerinde 4.5’e çıkmaktadır. Dahası, ODA/BDT’de bile ülkeler arasında önemli farklılıklar vardır. Örneğin Kazakistan ve Moldova söz konusu olduğunda bu ülkelerdeki en yoksul yüzde 20’lik nüfus kesimine mensup çocukların ilköğretim eğitimi alamama olasılıkları diğerlerine göre 5 kat daha fazladır.

Her bölgede, bu anlamdaki farklılığın ileri düzeylerde olduğu ülkeler bulunmaktadır. Örneğin Doğu Asya/Pasifik’te Endonezya (5.6); Doğu/Güney Afrika’da Eritre, Madagaskar ve Zambiya (4.9 ve daha üzeri); Orta Doğu/Kuzey Afrika’da Cezayir ve Bahreyn (4.9 ve daha üzeri); Güney Asya’da Hindistan (3.4); Latin Amerika/Karayipler’de Nikaragua, Peru, Surinam ve Venezüela (6 ve daha üzeri); ve Batı/Orta Afrika’da Kamerun (5) gibi. Dahası, ilköğretime gitmeyen çocukların yüzde 77’si gelişmekte olan ülkelerdeki hanelerin en yoksul yüzde 60’lık bölümüne mensuptur. Bu oran Latin Amerika/Karayipler (yüzde 84) ve Doğu/Güney Afrika’da (yüzde 80) daha yukarıya çıkmaktadır.

İlköğretim çağındaki bütün çocukların 2015 yılına kadar okula gitmelerinin sağlanması, her ülkenin kendi koşullarına göre titizlikle uyarlanmış programları ve müdahaleleri gerektirmektedir. Örneğin gerek Eritre’de ve gerek Venezüela’da okula gitmeyen çocukların en az yüzde 90’ı nüfusun en yoksul yüzde 60’lık kesimine mensupken, Venezüela’da bütün çocuklar arasında okula gitmeyenlerin oranı yalnızca yüzde 7, Eritre’de ise yüzde 37’dir.

Bunun gibi, yoksul ailelerden kız çocuklara ulaşmak için farklı stratejiler gerekebilir. Bir kız çocuk ne kadar çeşitli dezavantajlarla kuşatılmışsa, eğitim sisteminin de bu kızın genel okullaşma dalgası içinde nasıl olsa okullu olacağını varsaymak yerine bu çocuğa ulaşmak için o kadar özel önlemler geliştirmesi gerekir.

Annenin eğitimi

Bir çocuğun okul devamlılığını belirleyen bir diğer önemli etmen de çocuğun annesinin eğitim görüp görmediğidir. Nitekim, anneleri hiç eğitim görmemiş çocukların okul dışı kalma olasılıkları, anneleri belirli bir düzeyde eğitim almış çocuklara göre iki kattan daha fazladır. Latin Amerika/Karayipler söz konusu olduğunda bu farklılık 2.5 katla ifade edilmektedir. 8 ülkede, anneleri hiç eğitim görmemiş çocukların okula gitmeme olasılıkları, diğerlerine göre en az üç kat daha fazladır: Venezüela (4.8), Surinam (4.4), Kamerun (3.9), Fildişi Sahili (3.7), Guyana (3.4), Eritre (3.4), Hindistan (3.3) ve Gine-Bissau (3.0).

Gelişmekte olan ülkelerde okula gitmeyen çocukların yüzde 75’inin anneleri hiç eğitim görmemiştir. Ancak, bu ortalamanın gizlediği bölgesel eşitsizliklere de bakmak gerekir. Örneğin, Batı/Orta Afrika, Güney Asya, Orta Doğu /Kuzey Afrika bölgelerinde ilkokula gitmeyen çocukların yüzde 80’inin anneleri de hiç eğitim görmemişken, bu oran Doğu Asya/Pasifik bölgesinde yüzde 28’e, ODA/BDT bölgesinde de 1’e inmektedir. Bu durumun başlıca nedeni, son iki bölgede kız çocukların eğitiminin geçmişte de daha yüksek düzeylerde olmasıdır. Latin Amerika/Karayipler bölgesinde ise ilköğretim çağındaki çocukların yalnızca yüzde 20’sinin anneleri eğitimsizdir; ancak, bu annelerin çocukları, okula gitmeyen çocukların yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Bu da, bölge içindeki büyük ekonomik eşitsizliklerin bir göstergesidir.

Annenin eğitim düzeyi, bir çocuğun okula gidip gitmeyeceğini belirleme açısından kuşkusuz önemli bir etmendir. Mümkün olduğu kadar çok sayıda kız çocuğunu, başka bir deyişle geleceğin annelerini okullaştırma, eğitimlerini tamamlamaları bu nedenle önemlidir.

Coğrafi yerleşim

Çocukların okula gitme şansı, kısmen, nerede yaşadıklarına da bağlıdır. Gelişmekte olan ülkelerde kırsal kesimdeki çocukların yüzde 30’u okul dışındayken, bu oran aynı ülkelerin kentsel yerleşimlerinde yüzde 18’dir. Kırsal alandaki okul dışı çocuk oranının yüksekliğine birkaç etmen birlikte yol açıyor olabilir: Bu çocukların en yakın okula ulaşmak için uzun mesafe yol gitmek zorunda olmaları; kırsal kesimdeki çocukların anne-babalarının eğitimli olmaları ve eğitime değer vermeleri olasılığının görece düşük olması; iyi öğretmenleri kırsal kesime çekmenin genellikle daha güç olması gibi.

Küresel olarak bakıldığında, ilköğretime gitmeyen bütün çocukların yüzde 82’si kırsal alanlardaki çocuklardır. Ancak burada da bölgelere göre farklılaşmalar görülmektedir. Örneğin ilköğretim dışı çocuklar arasında kırsal kesimde olanların payı Latin Amerika/Karayipler bölgesinde en düşükken (yüzde 60), Doğu/Güney Afrika’da en yüksektir (yüzde 87). Hindistan’da okula gitmeyen çocukların yüzde 87’si kırsal kesimdeki çocuklardır ve Hindistan büyük bir çocuk nüfusa sahip olduğundan bu durum dünya ortalamasını da etkilemektedir.

Okula gitmeyen ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar arasında en yoksun durumda olanlar genellikle kızlardır. Örneğin Etiyopya’da kentsel yerleşimlerde okuldaki her 100 erkek çocuğa karşılık 97 kız çocuk varken, bu durum kırsal alanlarda 100’e 76’dır. Burkina Faso’da ise okula giden her 100 erkek çocuğa kentsel alanlarda 91, kırsal alanlarda ise 57 kız çocuk düşmektedir.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa