ÇOCUKLAR İÇİN BİRLEŞİN-- UNICEF

Çocuklar için İlerleme, Sayı 2, Nisan 2005: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (2)

Hareketli Bir Hedef

İlköğretimde toplam net kayıt/devamlılık oranları (1980-2015)

Grafik: İlköğretimde toplam net kayıt/devamlılık oranları (1980-2015)

1980 ile 2001 yılları arasında kayıt/devamlılık oranlarındaki ortalama yıllık artış hızını ve 2015 yılı için belirlenen herkesin ilköğretim eğitimini tamamlaması hedefine ulaşılabilmesi için 2001 yılından başlayarak artışın ne kadar olması gerektiğini göstermektedir.

Kız çocukların ilköğretimde net kayıt/devamlılık oranları (1980-2015)

Grafik: Kız çocukların ilköğretimde net kayıt/devamlılık oranları (1980-2015)

Kız çocukların 1980 ile 2001 yılları arasında kayıt/devamlılık oranlarındaki ortalama yıllık artış hızını ve 2015 yılı için belirlenen herkesin ilköğretim eğitimini tamamlaması hedefine ulaşılabilmesi için 2001 yılından başlayarak artışın ne kadar olması gerektiğini göstermektedir.

Toplumsal Cinsiyetçi Kalıp Yargılar Hala Bir Engel

Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği BKH’ler açısından o kadar önemlidir ki, yalnızca bu konuda hedefe ulaşmak için daha erken bir tarih belirlenerek 2005 yılı seçilmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi, hiç kuşkusuz, herkes için eğitim biçiminde ifade edilen daha kapsamlı hedef açısından bir basamak oluşturmaktadır. Eşitlik sağlanmadan, bu genel hedefe ulaşılması da mümkün olmayacaktır. Daha da önemlisi, eğitimde cinsiyet eşitliği genel olarak cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi için bir platform niteliğindedir. Genel anlamda cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesi ise, çocuk ölümlerinin azaltılması, anne sağlığının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele gibi diğer BKH’lerin önkoşuludur.

UNICEF’in gelişmekte olan 81 ülkeyi kapsayan okul devamlılık verilerinden hareketle yaptığı tahminlere göre, 2005 yılındaki 0.96’lık küresel toplumsal cinsiyet eşitliği endeksi (TCEE)5 ilköğretimdeki her 100 çocuğa karşılık 96 kız çocuk olduğu anlamına gelmektedir. Bu da, dünyanın genel olarak ilkokul eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama yolunda olduğunu gösterir. Ancak, dünyadaki üç bölgenin kız çocukların eğitimi konusunda çok gerilerde kaldığı koşullarda henüz yapacak çok iş, alınacak çok yol vardır. Küresel olarak, ilkokul dışı toplam çocuk sayısının yüzde 54’ünü kız çocuklar oluşturmaktadır. Bunun anlamı, okul dışında kalan her 100 erkek çocuğa karşı 117 kız çocuğun olmasıdır (Ortaöğretimde cinsiyet farklılıkları için, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, 4. bölümüne bakınız).

Eldeki bu genel tablodan hareketle, bölgesel, ulusal ve hatta yerel öçlüklerdeki ayrıntılara inilmesi gerekmektedir. Çünkü, bugüne kadarki kazanımlar ve ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğinin 2005 yılına kadar sağlanması için yapılması gerekenler ancak böyle ortaya konabilecektir. Toplumsal cinsiyet açığı 1980 yılından bu yana sürekli biçimde kapanmaktadır. Bütün bölgelerde ve gelişmekte olan ülkelerin çoğunda, okullaşma açısından kız çocuklar erkeklere göre daha hızlı gelişme sağlamışlardır6. Bu dönemde, istisnasız bütün bölgelerde kız çocukların okullaşmasındaki OYAH erkek çocuklarından yüksek olmuştur. Bu durum, aradaki açığın kapanması için gerekli hamleleri de ortaya koymaktadır. Ancak, sağlanan bu ilerlemeye karşın, 2015 yılında herkesin ilköğretim eğitimi görmüş olması şeklindeki hedefin bir parçasını oluşturan toplumsal cinsiyet eşitliği için, kızlara ilişkin OYAH’ın önümüzdeki dönemde bütün bölgelerde erkeklere göre daha hızlı artması gerekmektedir.

İki bölge, durumun karmaşıklığını ortaya koymaktadır. Güney Asya ile Batı/Orta Afrika’da toplumsal cinsiyet açığı halen endişe konusu olmakla birlikte sorunun boyutları farklıdır. Çünkü bu iki bölge arasında eğitim hizmetlerinin mevcudiyeti bakımından önemli farklılıklar vardır. Güney Asya’da kız çocukların üçte ikisi okula giderken, Batı/Orta Afrika’da okula giden kızlar toplamın yarısından biraz fazlasını oluşturmaktadır. Buna karşılık, Güney Asya’da okula gitmeyen kızların mutlak sayısı 23.5 milyon gibi çarpıcı bir düzeydedir. Bu, söz konusu bölgede, okul dışı kız çocuk sayısının okul dışı erkek çocuk sayısından 5 milyon daha fazla olduğu anlamına gelmektedir. Demek ki, gelişmekte olan ülkelerdeki toplumsal cinsiyet açığı hala büyüktür. Yeniden Batı/Orta Afrika’ya dönersek, bu bölgedeki kızların eğitimin çeşitli imkanlarından yararlanma şansları başka bütün bölgelere göre daha düşüktür. Bu iki bölgede toplumsal cinsiyet açığının kapatılması (bunun yanı sıra herkese ilköğretim eğitimi sağlanması), yetkililerin ve kalkınma kuruluşlarının önümüzdeki on yıl yoğunlaşmaları gereken öncelikli konulardır.

Genel olarak alındığında toplumsal cinsiyet açığı Orta Doğu/Kuzey Afrika, Güney Asya ve Batı/Orta Afrika bölgelerinde diğerlerine göre genişliğini sürdürmektedir. Bu üç bölgenin her birinde ilköğretim devamlılığında TCEE 0.95’in altındadır (bu alanda tam eşitliği gösteren endeks değeri 1.00’dır). Orta Doğu/Kuzey Afrika’da son dönemde kız çocukların okullaşması açısından kayda değer ilerlemeler sağlanmıştır. Bu bölge, 1980’den 2001’e uzanan dönemde, hem erkek hem kız çocuklar açısından eğitim imkanlarındaki en büyük artışa tanıklık etmiştir. Ancak gene de bu bölgede halen okuldaki her 100 çocuğa karşılık 94 kız çocuk okuldadır ve bu da henüz ortada aşılması gereken önyargılar kalıp yargılar göstermektedir.

Tek tek ülkelere ilişkin koşullar genellikle bölgesel ortalamalara göre önemli farklılıklar göstermektedir. UNICEF’in 2005 yılı için tahmin yaptığı gelişmekte olan 81 ülkeden 26’sında TCEE 0.96’nın altındadır. Başka deyişle ilköğretimde her yüz çocuğa karşılık düşen kız çocuk sayısı 96’dan azdır. Bu bakımdan en geride yer alan ülkeler Yemen (61), Nijer (67), Çad (69), Burkina Faso (71), Mali (74), Fildişi Sahili ve Gine-Bissau (76), Benin (78) ve Gine (79)’dir.

Toplumsal cinsiyet açığının belki de en ilginç yönü, bu açığın erkekler değil de kızların lehine olduğu bölgeler ve ülkelerin varlığıdır. UNICEF’in 2005 yılı için ilköğretim net devamlılık oranı (NDO) tahminlerine göre Latin Amerika/Karayipler ve Doğu Asya/Pasifik olmak üzere iki bölgede ilköğretimdeki kız çocuk yüzdesi erkek çocuk yüzdesini biraz aşmaktadır. Ayrıca, 81 ülkeden 12’sinde TCEE 1.05 veya bunun üzerindedir ve bu durum okullarda kız çocukların erkeklerden daha fazla olduğunu göstermektedir.

Burada önemli olan husus, toplumsal cinsiyet açığının tersine olduğu ülkelerde ve bölgelerde bile kız çocukların eğitiminin öncelik taşımaya devam ettiğinin görülmesidir. Bunun iki nedeni vardır. Bir kere, belirli bir ülkedeki istatistikler, kız çocukların okul devamlılıklarının iyi düzeyde olduğu bölgeler için bile birtakım kaygıları ortaya çıkarabilir. Örneğin, genel olarak alındığında Latin Amerika/Karayipler bölgesinde ilköğretimdeki kız çocuk sayısı erkek çocuk sayısından fazladır; ancak, UNICEF’in Guatemala için yaptığı tahminlere göre 2005 yılında bu ülkede ilköğretime giden her 100 erkek çocuğa 97 kız çocuk düşmektedir. Benzer biçimde ülke istatistiklerinin okullu kız çocuk sayısını daha fazla gösterdiği durumlarda bile, aynı ülke içinde kız çocuklara karşı yoğun ayrımcılık uygulanan yöreler olabilir. Örneğin, yerli halka veya azınlıklara mensup çocuklara yapıldığı gibi.

Toplumsal cinsiyet açığının kızlar lehine olduğu ülkelerin bile kız çocukların eğitimine özel önem vermeleri gereğinin ikinci nedeni de şudur: BKH’nin açıkça ortaya koyduğu gibi, toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca herkesin ilköğretim eğitimini tamamlaması için bir temel olarak işlev görmenin ötesinde, aynı zamanda genel olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadının güçlendirilmesinin de platformunu oluşturmaktadır. Kız çocukların eğitimde ve eğitim yoluyla eşitliğe ulaşmalarına gerekli özen gösterilmelidir ki kadınlar daha geniş anlamda toplum içinde güçlenebilsinler.

Gelinen bu aşamada, dünyanın kız çocukların eğitimi konusundaki kararlılığının hiç sarsılmamasını sağlamak büyük önem taşımaktadır. Toplumsal cinsiyette anlamlı bir eşitlik düzeyine ulaşılmasını bir iki yıl ertelemenin maliyeti yüksek olacaktır. Bu maliyete katlanacak olan yalnızca tek tek kız çocuklar değil, aynı zamanda BKH’nin tamamıdır. Kız çocukların eğitimine yatırım, bütün çocukların kaliteli eğitim görme haklarını kollayan, toplumsal cinsiyet eşitliğinden kadının güçlendirilmesine kadar diğer bütün hedefler için sıçrama tahtası oluşturan bir stratejidir.

 ◀ Önceki sayfa  |   ▶ Sonraki sayfa