

Kız çocukların eğitimi tüm dünyada yaygınlaşıyor, ama yeterince hızlı biçimde değil.
Hedefe yaklaşıyor: Toplumsal cinsiyet eşitliği endeksi (TCEE) 0.96 ile 1.04 arasında olan ülkeler.
Ek çaba gerekiyor: TCEE 0.85 ile 0.95 arasında.
Hedefe çok uzak: TCEE 0.8’ten az.
Açık kızlardan yana: TCEE 1.05 ve bunun üzerinde.
Veri yok.
Bu harita stilize edilmiş olup gerçek ölçekte değildir. Harita, herhangi bir ülkenin veya bölgenin hukuki statüsü veya sınırları ile ilgili UNICEF’in herhangi bir görüşünü yansıtmamaktadır. Haritada görülen noktalı çizgi, Hindistan ve Pakistan’ın üzerinde anlaşmaya vardıkları Jammu ve Keşmir kontrollü hattını göstermektedir. Jammu ve Keşmir’in nihai statüsü henüz bu iki ülke arasında belirlenmemiştir.
125 kadar ülke (gelişmekte olan 91 ülke ve 34 sanayileşmiş ülke) ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını öngören BKH’ye ulaşma yolundadır. Böylece okullarda erkek çocuk kadar kız çocuk okuyacaktır. Ülkelerin bu hedefe ilişkin olarak hangi konumda yer aldıkları 2001 yılına ait ilköğretim kayıt/okullaşma oranlarına dayanmaktadır. Verilerin tamamı için 28-30 sayfalardaki tablolara bakınız.
Aşağıdaki ülkelerde toplam ilköğretim kayıt/devamlılık oranları yüzde 85’in altındadır:
Afganistan, Angola, Azerbaycan, Bangladeş, Benin, Bhutan, Botswana, Burkina Faso, Burundi, Kamboçya, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Komoros, Fildişi Sahili, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Eritre, Etiyopya, Gabon, Gambiya, Gana, Gine, Gine-Bissau, Haiti, Hindistan, Irak, Kenya, Lao Demokratik Halk Cumhuriyeti, Lesotho, Liberya, Madagaskar, Malawi, Mali, Moritanya, Mozambik, Myanmar, Namibya, Nauru, Nepal, Nijerya, Umman, Pakistan, Papua Yeni Gine, Moldova, Ruanda, Suudi Arabistan, Senegal, Sırbistan ve Karadağ, Sierra Leone, Somali, Sudan, Swaziland, Togo, Türkmenistan, Uganda, Birleşik Arap Emirlikleri, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti, Özbekistan, Yemen, Zambiya, Zimbabwe.
Binyıl Kalkınma Hedeflerinden (BKH) 2’incisi bütün çocukların ilköğretim eğitimi görmelerini öngörmektedir. Başka bir deyişle, 2015 yılına kadar ilköğretim eğitimini tamamlamamış çocuk kalmayacaktır. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını ve kadınların güçlendirilmesini öngören 3’üncü hedef de eğitim açısından yaşamsal önemde bir boyut taşımaktadır. Çünkü, eğitim hedefinde ne kadar yol alındığı, ilk ve ortaöğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tercihen 2005, ama her durumda 2015 yılına kadar ortadan kaldırılmasıyla belirlenecektir.
2’inci ve 3’üncü BKH’leri ayrılmaz biçimde birbirlerine bağlıdır. Herkesin ilköğretim görmesi, tanım gereği, cinsiyet eşitliği sağlanmadan ulaşılamayacak bir hedeftir. Aynı şekilde, gerek erkek gerekse kız çocukların okullaşmaları sınırlı kaldıkça, ilköğretimde cinsiyet eşitliğinin sağlanmış olması da fazla değer taşımayacaktır.
UNICEF’in tahminlerine ve projeksiyonlarına göre, Orta Doğu/Kuzey Afrika, Güney Asya ve Batı/Orta Afrika olmak üzere üç bölge ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğini 2005 yılına kadar sağlayamayacaktır. 125 kadar ülkenin (gelişmekte olan 91 ülke ve 34 sanayileşmiş ülke) ilköğretim eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama yolunda olmasının verdiği iyimserliğe karşın, bu ülkelerden kimilerinde toplam okullaşma o kadar düşük düzeydedir ki, sağlanan toplumsal cinsiyet eşitliğinin istatistik rakamlar dışında bir değeri olmayacaktır. Dahası, toplumsal cinsiyet eşitliğini yüksek düzeyde okullaşma oranlarıyla birlikte sağlamış ülkelerde bile, bu başarının genel olarak toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların güçlendirilmesine (ki bu da 3’üncü BKH’dir) ne ölçüde katkıda bulunduğu da tartışmalıdır.
Ancak gene de, önemli mesafeler kaydedildiği açıktır. Kız çocukların okullaşması bütün dünyada yaygınlaşmaktadır; ancak süreç yeterince hızlı ve halen okul dışı olan milyonlarca kız çocuğa temel eğitim verilmesini sağlayacak ya da geride kalan ülkelerin ilerlemesini sağlayacak nitelikle değildir.
Başta sözü edilen iki BKH’ye doğru alınan yolun değerlendirilmesinde, esas olan okula kaydolan ve okulu bitiren çocuk sayısının ötesine geçilmesi gereğidir. Örneğin, herkesin ilköğretim eğitimi görmesi, bütün çocukların okula zamanında başlamalarını ve hemen hemen hiç sınıf tekrarlamadan üst sınıflara geçmelerini gerektirir. Bu ise, eğitimin kalitesinin artırılmasıyla ilgili bir konudur; ayrıca, çocuğun ev yaşamından okul yaşamına sorunsuz bir geçiş yapabilmesini sağlayacak erken çocukluk dönemi bakımı ve eğitimini gerektirir. Eğitimin bu yönlerinin ölçülmesi daha güçtür. Bununla birlikte, daha gelişkin verilerin toplanması ve analizi, gelecekteki çabalara yardımcı olacağından öncelik taşımaktadır. Bugün için, toplumsal cinsiyet eşitliği ve herkesin ilköğretim eğitimini tamamlaması yolunda ne kadar mesafe alındığı, en başta, kayıt/devamlılık gibi öne çıkan göstergelerle ölçülmektedir.
Dünya, kayıt/devamlılık açısından önemli bir ilerleme sağlamaktadır. UNICEF ile UNESCO İstatistik Enstitüsü tarafından ortaklaşa yapılan çalışmaya göre, 2001 yılında küresel net kayıt/devamlılık oranı (NK/DO)1 yüzde 82’dir. Bu da, ilköğretim çağındaki toplam 115 milyon çocuğun okul dışı olduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca, UNICEF’in gelişmekte olan 81 ülkeden oluşan örneklemindeki net ilköğretim devamlılığı üzerinden yaptığı tahminler, ilköğretim çağında olup da okula giden çocukların oranının 2005 yılında yüzde 85 olacağını göstermektedir.
Bu ilerleme önemlidir. İlerleme göstermektedir ki, BM tahminleri2 doğrultusunda eğer dünyadaki ilköğretim çağı çocuk nüfusu 2000 ile 2005 yılları arasında aynı kalırsa veya azalırsa, verilerin kayda geçtiği tarihten bu yana ilk kez ilköğretim dışı çocuk sayısının 100 milyonun altına düşeceği söylenebilir.
Ne var ki, bu ilerleme, 2015 yılına kadar her çocuğun ilköğretimi tamamlamasını sağlamaya yetmeyecektir. Hızın artırılması gerekmektedir. Enerjinin ve kaynakların, ivedilikle, yalnızca eğitim hizmetleri sağlamanın ve okul dışındakileri okula çekmenin ötesinde, çocukları ilköğrenimlerini tamamlamaktan alıkoyan gerek evlerdeki gerekse toplumdaki bir dizi etmene yöneltilmesi zorunluluğu vardır.
1980’den 2001’e kadar uzanan hanehalkı araştırmalarının analizi, NK/DO’daki ortalama yıllık artış hızının (OYAH) bölgelere göre büyük farklılıklar sergilediğine işaret etmektedir3. Örneğin bölgesel OYAH Orta Doğu/Kuzey Afrika’da yüzde 1.4 iken Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda (ODA/BDT) yüzde 0.35’tir. Genel olarak, halen yüksek katılım düzeylerine ulaşmış bulunan bölgelerde OYAH en düşük düzeydedir. Bu da, hem bu bölgelerin esasen yüksek bir düzeyden yola çıktıklarını, hem de geri kalan düşük yüzdenin ilköğretime yöneltilmesinin özel güçlüklerini göstermektedir. Bu arada, okullaşma düzeylerinin en düşük olduğu bölgeler (Güney Asya, Doğu/Güney Afrika ve Batı/Orta Afrika) OYAH’da yüksek düzeylere ulaşmışlardır. Bu da göstermektedir ki, eğitimi yaygınlaştırma alanındaki çabalar ve yatırımlar, önemli engellere karşın sonuç verebilmektedir. Bununla birlikte, kayıt/devam düzeylerindeki düşüklüğün sürdüğü ve eğitimin önünde dikilen çeşitli engeller göz önüne alındığında, söz konusu bölgelerde sağlanan ilerlemelerin pamuk ipliğine bağlı olduğunu da görmek gerekir.
İlerleme konusunda daha hassas göstergelere gerek varsa, bunu 2015 yılına kadar herkese temel eğitim sağlanmasına ilişkin hedef için gerekli OYAH’tan çıkarabiliriz4. Dünya, bu hedefin gerçekleşmesi için önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 1.3’lük bir OYAH tutturmak zorundadır. Bu, Orta Doğu/Kuzey Afrika’nın yaklaşık olarak son 20 yılda tutturdukları düzeye yakındır. Halen hedefe en uzak durumdaki bölgelerin ise bu rakamın çok üzerine çıkmaları gerektiği açıktır. Bu bölgelerin ulaşmaları gereken OYAH Batı/Orta Afrika için yüzde 3.2, Doğu/Güney Afrika için yüzde 2.8, Güney Asya için de yüzde 1.9’dur.
Sevindirici olan, Orta Doğu/Kuzey Afrika, Doğu Asya/Pasifik ve Latin Amerika/Karayipler bölgelerinde yer alan birçok ülkenin bugünkü OYAH düzeyini korumaları halinde 2015 yılı hedefine ulaşabilecek durumda olmalarıdır. Bunun için, çocuk işçiliği, çocuk kaçakçılığı, HIV/AIDS gibi sorunların yanı sıra, iç savaş ve doğal felaketler gibi olağanüstü durumların geçmişteki kazanımları erozyona uğratmasına izin vermemek gerekmektedir. ODA/BDT’de ise, OYAH’ı yükseltme gereğine karşın hedef tamamen ulaşılabilir bir hedeftir. Bütün bu bölgelerde, kayıt/devamlılık göstergelerindeki iyileşmenin okul tamamlama ile eşleşmesi gerekmektedir.
Diğer uçta ise, Sahra-Güneyi Afrika ülkelerinin çoğu ve daha az ölçüde olmak üzere Güney Asya ülkeleri, 2015 yılı hedefine ulaşmak için OYAH’larını önemli ölçüde yükseltmek durumundadır. Örneğin Batı/Orta Afrika Söz konusu olduğunda, OYAH’ın bugünkü düzeyinin dört katına çıkması gerekmektedir. Ayrıca, çoğu Sahra Güneyi Afrika’da olmak üzere, 2015 yılı hedefine ulaşmak için OYAH’ın yüzde 2’nin üzerine çıkması gereken 37 ülke vardır.
Şurası açık ki, son 20 yıl içinde OYAH açısından en büyük ilerlemeyi kaydeden bölgeler, 2015 yılı hedefi için bunun da ötesine geçmek zorundadır Bu da, hiç kuşkusuz, zorlu bir görevdir.
En dezavantajlı ülkeler ve bölgeler söz konusu olduğunda ‘dostlar alışverişte görsün’ türü yaklaşımların herhangi bir yararı olmayacaktır. Bu konumdaki ülkelerin, büyük bir atılım yaparak OYAH’larını yükseltmelerine yardım için küresel politikalar ve stratejiler gerekmektedir.
Önceki sayfa
|
Sonraki sayfa
Yardımcı menü’ye atlayınız yada listeden bir seçeneği seçiniz ▼
ÇOCUKLAR İÇİN İLERLEME,
SAYI 2, 2005
Çocuklar için İlerleme, Sayı 2, Nisan 2005’i pdf formatında indirebilirsiniz. [PDF 1MB]